Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mekanomiks

BAŞLIKTAKİ bu kelimeyi hiç duymadım diyorsanız, haklısınız. Bu kelimeyi biraz önce uyduruncaya kadar ben de duymamıştım. Çünkü böyle bir kelime yoktu; şimdi var.

Anlamı “mekanik ekonomi”dir. Aynı kavram “ekono-mekaniks” sözcüğü ile de karşılanabilir. Pek tabii bu da yapma bir birleşik kelimedir.

* * *

Önce mekanomiks kapsamına giren iki kural söyleyeyim.

1. Her arz, kendi talebini yaratır.

2. Faiz yükselince ekonomi soğur, düşünce canlanır.

Bu kuralları zaten biliyorsunuz. Bu kurallar, “hacmi küçültülen gazın, basıncı artar” diyen fizik kanunu gibi bir “sebep-sonuç” ilişkisinden bahseder. Şimdi sorulması gereken soru şudur. Yukarıda yer alan iki mekanomiks kuralı yanlış mıdır? Yanlışsa, doğrusu tersi midir? Doğruysa, niçin kriz çıktığından beri üretilen bütün mallar satılamıyor ve niçin faizler bu kadar düştüğü halde ekonomi canlanamıyor, yani bir türlü ısınmıyor? Cevap: Kurallar doğrudur. Ama sonsuza kadar doğru değildir. Yani belli bir aralıkta, belli bir süre için doğrudur. Varolan koşullarda azami değerine ulaştığı noktadan sonra sebep sonuç ilişkisi terse döner. Ama daha da önemlisi bu kuralların işlemesi için insanların beklentilerinin bu sebep-sonuç ilişkisini desteklemesi gerekir. Beklentiler olumsuzsa, yani şartlar uygun değilse, bu kurallar çalışmaz.

Büyük düşünür Keynes’e gelinceye kadar, bir ulusal ekonominin kendi iç dinamikleriyle, “tam istihdama” ulaşıncaya kadar devinip duracağı ve ancak tam istihdama ulaşınca “denkliğe” kavuşup sakinleşeceği öngörülmüştü. Keynes bize, tek bir denklik noktası olmadığını, denklik noktasının herhangi bir eksik istihdam seviyesinde de oluşabileceğini söylemiştir. Buna kötü denklik, isterseniz kötü denge hali diyebiliriz. Mesela bir ulusal ekonomi yüzde 15 işsizlik düzeyinde istikrara kavuşabilir. Yani ekonominin kendi iç dinamikleri veya günümüzde küresel ekonominin dış dinamikleri bu denkliği bozmayabilir. AB üyesi zengin İspanya yüzde 19’a varan yüksek işsizliği ile buna çok güzel bir örnektir. Pekiyi, o zaman o ülkenin ekonomisini yönetenler ne yapacak, muhalefet hangi alternatif politikayı savunacak veya o ülkenin iktisadi yol göstericileri (eğer varsa) topluma ne tavsiye edecektir? Benim anladığıma göre Keynes, bu gibi hallerde devletin “bütçe açığı” vererek kötü dengeyi bozmasını önermektedir. Ancak, kötü denkliğin bozulması, oraya çıkacak istikrarsızlığın mutlaka “iyi denklikle” yani tam veya ona yakın istihdamla sonuçlanacağını garanti etmemektedir. Yani kötüden kaçarken daha kötü bir noktaya sürüklenme ihtimali vardır. İşte bu yüzden, bizim gibi “parası döviz olmayan” ülkeler, krizden bir an önce ve ne pahasına olursa olsun çıkmak gibi bir yol izlememektedir. Çünkü finansal krizden çok korkmaktadır.

Son Söz: Her karar bir bela tercihi içerir.

X