Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Meğer ne yürekli vekillerimiz varmış…

CHP’li Haşim Oral holigan olduğunu ilan ettikten sonra meclis’ten destek verenler çıkıverdi. Meğer biz vekil değil holigan seçiyormuşuz. Birde birşey olmamış gibi övünüyorlar.

Toplumumuzun bir bölümü, iki konuda garip bir kıskançlık içinde... Birincisi, zengin olan insan sevilmiyor. Yolsuzluk filan değil, eğer namusunuzlaçalışmış, emek vermiş, ekmeğinizi taştan çıkartıp zengin olmuş olsanız dahi, bir kesim var ki sizden nefret eder. Dikkat edin, zenginleşmiş kişiler için “aferin diyene” zor rastlanır. Tam aksine hep işin içinde bir iş aranır. Dedikodusu yapılır, kuşkulu gözlerle bakılır. Diğeri de, başarılı olmuş, şöhret kazanmış insanlara yönelik kıskançlıktır.

 

Son örneklerinden biri de Orhan Pamuk.

 

Sosyetik hanım, Avrupa veya Amerika’da uyduruk bir dergi veya gazetede resmi çıkarsa şöhret olur... Bir gazetecikimselerin adını bilmediğibir Avrupalı derneğin konferansına  katılır ve başarı öyküleri anlatılır... Bir iş adamı veya bir siyasetçi tanınmış birkaç kişinin bulunduğu bir toplantıya girer ve kahramanlar gibi muamele görür... Bunca pespayelik içinde, Orhan Pamuk dünya’nın en prestijli gazetelerinde görünür, söyleşiler verir, ancak yerden yere vurulur.

 

Nedenini anlamaya çalışmayın. Orhan Pamuk’un başarısını bir türlü kabullenemiyoruz: “Nasıl oluyor da, o başarıyor ve biz başaramıyoruz”. İşte işin özü bu kadar basit...

 

Ne güzel bir deyişimiz vardır: Kedi uzanamadığıciğere mındar (kötü-pis) dermiş...

 

İşte bizi en iyi anlatan, bu cümlenin içinde saklı duran derin kıskançlıktır...

                                             *                    *                    *

YİNE, IRAK’I  UNUTUVERDİK, OYSA...

 

Irak’ta referandum yapıldı ve tahminlerin ötesinde sakin geçti. Amerikan ve Irak güvenlik kuvvetleri durumu kontrol altında tutmasını bildiler. Seçim sandıklarını korumayı başardılar.

 

Daha da önemlisi, şu ana kadar gelen sonuçlara bakılacak olursa, anayasa onaylanmış gibi görülüyor. Bu da, kendi başına son derece önemli.

 

Bizler sürekli Kuzey ırak’a baktığımızdan dolayı, resmin tamamını göremiyoruz. Oysa asıl tehlike  Kuzey Irak’ta değil, asıl tehlike ülkenin orta ve güney bölgelerinde yaşanıyor.

 

Direniş hareketi sürüyor, ancak Sunni’ler yavaş yavaş devreye girmeye başladılar. Irak’taki sağ duyulu çevreler, adam öldürüp, kafa kesip bir yere varılamayacağını anlıyorlar. Tutumlar değişiyor. Belkidaha çok gidilecek yol var, ancak ülkeyi bölmemek fikri ağırlık kazanıyor.

 

Bu anlamda en önemlisi de, insanların sandığa gidip oy kullanmaları. Oy vermenin insanlara getirdiği heyecan ve sorumluluğu Irak’ta açıkça görüyoruz.

 

Irak’ta istikrarın kurulması en çokbizler içinönemli. Bundan dolayı da, olumlu yöndeki gelişmeler hepimizi memnun etmeli.

 

Şimdi diğer önemli adım, Aralık ayındaki seçimlerde atılacak. Seçim sonrasında ortaya çıkacak mecliste en geniş şekilde yer tutabilmek için, en radikalSunni’ler ve Şiiler kolları sıvamış durumdalar.Zira biliyorlar ki, parlamontoda kim söz sahibi olursa,geleceğin Irak’ı onun sözünü dinleyecek.

 

İşte demokrasinin güzelliği de bu değil mi?

 

                                                         *                    *                    *

 

MAŞALLAHINIZ VARMIŞ...

 

Meğer milletvekillerimizin içinde Holigan sayısı epey yüksekmiş. Baksanıza, CHP’li Haşim Oral’a destek mesajları yağıyor.

 

AKP’li YüksektepeDayanılacak şey değil. (futbolcu Yılmaz’ı kastederek) Yakınında olsam boğazını sıkardım. Klüp yöneticisiyim, yapamadım” demiş.

 

Vah vah... Hani sanki klüp yöneticisi olmanın dezavantajlarından söz ediyormuş gibi bir hali var.

 

Hele bağımsız milletvekili Süleyman Bölünmez’e ne demeli?

 

Mardinspor- Antalya maçında sahaya inip hakemi tokatlamış, küfür etmiş.

 

Bravo doğrusu...

 

Hepsinin gerekçesi aynı.

 

CHP’li Haşim Oral gibi, onlarda “Tahrik olduk. Kendimizi tutamadık” diye yaptıkları çirkinlikten kurtulmaya çalışıyorlar.

 

Beyefendiler yanlışsınız. Uygar insan tahrik olmaz... Ardından şişe atmaz veya futbolcuyu boğazlamaya kalkmaz, hakem tokatlamaz.

 

Eğer kendinizi bu kadar da olsa kontrol edemiyorsanız, evinize kapanın dışarı çıkmayın. Hiç değilse çocuklarımıza kötü örnek olmayın...

 

                                 *                    *                    *

 

KÜRTÇE BROŞÜRE  JANDARMA MÜDAHELESİ(!)

 

Okuduğum zamanönce şaka sandım.

 

Sonra baktım ki SABAH’taki haberdoğru.

 

TEDAŞ’ın kullandığı, SET Elektrik isimli bir özel firma, Diyarbakır’daki kaçak elektrik kullanımını önlemek amacıyla kürtçe broşür bastırmış. Amacı son derece basit: Kürtçe’den başka bir dil bilmeyenlere ulaşmak ve kaçak elektrik kullanmanın sakıncalarını anlatmak.

 

Sanki, ülke’nin toprak bütünlüğüne tehdit yaratıyorlarmış gibi, Jandarma müdahelesi ile karşılaşmışlar. Broşürler toplatılmış, soruşturma açılmış.

 

Neden Kürtçe’ye alışamıyoruz acaba?

 

Hemen müdahele... Hemen soruşturma...

 

Acaba bu ne oranda etkili bir yöntem? Bu yaklaşımla insanlarımızı fazla bir baskı altına almıyor muyuz? İşin bu yanlarını hiç düşünüyor musunuz?

X