"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Meğer Gülçin'in koltuğumda gözü varmış

Doğan HIZLAN

Sevgili Gülçin Telci, Amerika'dan bir faks çekti. Kültür sanat sayfasında yer açmamı istiyor. Edebî Yazılar yazacakmış.

Gülçin'le dostluğumuz çok eskilere dayanır. Birbirimizi çok severiz ama evine az giderim. Çünkü ziyarete gittiğimde 2 kişiyle mi, 22 kişiyle mi karşılaşacağımı tahmin edemem.

Neyse ki, benim gittiğim geceler, herkesi püskürtüp, perdeleri kapatıp, her çeşit peynir ikmalini yapıp beni ağırlar.

Çok iyi bir ev sahibesidir. Evinin kalabalığından yakındığımda, burası open house şekerim, cevabını verir. Gerçekten de gönlü de, kapısı da dostlarına açıktır.

Bilir misiniz, Gülçin hayatında peynir yemez. Ben ilk duyduğumda çok şaşırdım. Ona rağmen, beni yemeğe çağırdığında Dünya Peynir Atlası'ndaki lezzetli peynirlerin hemen hemen hepsini tedarik eder. Anlayacağınız, peynir sevmemesine, hatta nefret etmesine rağmen, tahammül ettiğim, sevdiğim tek dostumdur.

Gelelim şimdi konunun esasına, özüne. Sanat sayfasında yazmak arzusuna .

***

KAMUOYUNUN önünde, önerine evet diyorum Gülçin'cim. Kültür sanat sayfasında yerin hazır, şimdiden Amerika'da çalışmalarına, alıştırmalarına başlayabilirsin.

İlk olarak, tablo müzayedelerine git. Sözgelimi bir Van Gogh tablosu müzayedesinde bulun, dünya sanat sosyetesinin durumunu incele.

Unutmadan bir uyarıda bulunayım: Sen bu tablo alıcıları arasında, sosyetenin -sanat sosyetesinden olmasalar da- Türk alıcılarının para akımlarını hemen incelemeye alırsın. Tablo ve antika meraklıları Türk hanımlarının ve beylerinin kimliğini öğrenmek için araştırmaya başlarsın, bu tabloyu hangi renk para -kara mı, ak mı, gri mi- ile aldıklarını öğrenmek istersin, kırk kişiyi arar, kırk kapının mandalını çeker, kırk söylentiyi kendinden geçerek dinlersin.

Sonunda, Van Gogh'un tablosu güme gider. Ortada uluslararası bir kaçakçılık ve kaçakçılar üzerine bir yazı çıkar.

Bilmediğim, tanımadığım çevrenin insanlarına düşman edersin beni. Fincancı katırlarını ürkütüp, ortalığı Murano avizeleri ile Bohemya kristallerinin cam kırıklarıyla doldurursun. (Gülçin'cim senin ürküttüğün fincancı katırları Murano avizesiyle Bohemya kristali taşıyordur.)

***

GÜLÇİN, okurlarımız artık seni sanat sayfasında da okuyacaklar. Onlar memnun olur da, ben ne yapacağımı şimdiden kara kara düşünmeğe başladım.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI