Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Medyadan – MUHTELİF ALINTILAR

    Hürriyet Haber
    25 Eylül 2005 - 21:10Son Güncelleme : 25 Eylül 2005 - 21:10

    (YANDA) “Hükümet 'Karşı Deklarasyon'u sindirmeye çalışıyor... AB Karşı Deklarasyon'unun ardından, Dışişleri Bakanlığı yazılı bir açıklamayla yalnızca 'üzüntü duyulduğunu' açıklamakla yetindi. Hükümetin 'karşı' tavrı bu hafta netleşecek...” www.acikgazete.com adresindeki AÇIK GAZETE'dendi...

    *

    ZAVALLI BULVAR

    Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde bir bulvar varmış:

    - ANAP döneminde adı Mustafa Taşar Bulvarı imiş
    - 1999’da (DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde) adı Alparslan Türkeş’e çevrilmiş (Mustafa Taşar’ın hâlâ Gaziantep Milletvekili, üstelik Turizm Bakanı olmasına rağmen)
    - Bugün adı Kürşad Tüzmen olarak değiştirilmiş.

    Bulvara kızmanın anlamı yok, aksine acımak lazım, bu ayıp ona yeter zaten!

    (Yaşayan insanların adı, mesela TBMM kararı olmaksızın, meydan ve caddelere verilemez, diye bir karar çıkarmak çok zor mudur? Niyetim olsa yaparım, diyeceksiniz... Bir insan - üstelik hak etmediğini ve sadece yalakalık olduğunu ve ilk fırsatta değiştirileceğini bile bile - adının bir sokağa, bir caddeye verilmesini nasıl kabul edebilir? Etmeyecek kadar haysiyetli bir insan olsa politikacı olmaz, diyeceksiniz... Yahu size de bir şey söylenmiyor!)

    Hürriyet, 19 eylül


    *

    NİKAH ŞAHİTLİĞİNİN DE SUYUNU ÇIKARDIK

    Bir yazımı hatırlıyorum “Her şeyin b.kunu çıkarmakta üstümüze yoktur” mealinde: Bir adet oluşmuş, nikahta iki şahit olur, biri gelinin biri damadın. Bakıyorum yeni bir adet çıkıyor, üç şahitli, dört şahitli nikahlar... Önünü kesmezsek arkası gelir, tıpkı sidik yarışına dönen ‘kim daha büyük ve daha çok sayfa cenaze ilanı verecek’ görgüsüzlüğü gibi... dediğimi hatırlıyorum.

    Hürriyet’te bir haber:

    AKP Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin’in kızı Emine Şahin ile Engin Tarhan adlı delikanlının nikah töreninde, masada ... ON ÜÇ ŞAHİT yer almış!

    Daha durun, neler göreceksiniz...

    Hürriyet, 19 eylül

    *

    DUL EŞE DUBLE DESTEK, diyor haber.

    Aslında sevindirici bir haber: SSK’dan dul ya da yetim maaşı alan kadınların dul aylığının kesilmesinin tek şartı, evlilikmiş. Dul maaşı alırken evlendiği için maaşı kesilen kadın, boşanır ya da evliliğin son bulursa, eski maaşına yeniden hak kazanırmış.

    Hele Türkiye’de kanun çıkarmak çok zor bir iştir, neleri dikkate almak gerekir neleri...

    Mesela, bu yukarıdaki uygulamanın bir olumsuz sonucunu söyleyeyim mi size: Dul veya yetim maaşı alan kadınlar evlenmek isterlerse, bundan böyle (bu yeni bir uygulamaysa yani) yeni kocalarıyla resmî nikansız, sadece imam eklemesiyle oturacaklar demektir... ki, dul/yetim aylığını haksız olarak almaya devam etsinler. Bu da, sonuçta (miras meselesinde) kadınların aleyhine olacaktır.

    Tercüman, 19 eylül

    *

    ZEKİ SEZER, VAR MISIN İDDİAYA?

    Türkiye yeniden sola yöneliyor. Sol partiler yükseliyor. Sola dönüş var...” demiş DSP Genel Başkanı Zeki Sezer

    Zeki Bey, benimle iddiaya var mısınız?

    Sol gelecek seçimde de bir halt edemeyecek! NESİNE?

    Takvim, 19 eylül

    *

    SOKAKTA NİYE TRAFİK POLİSİ YOK DİYENLERE...


    Sigorta vurguncuları trafik polisi çıktı, diyor başlık.

    Bursa’da, araçları trafik kazası yapmış gibi gösterip, sigorta şirketlerinden binlerce YTL’lik vurgun yaptığı iddia edilen 6’sı trafik polisi 28 kişi yakalandı, diyor spot. (Gözcü, 19 eylül)

    ‘Trafik kördüğüm, millet kurallara uymuyor, kemer takmıyor, kırmızı ışıkta durmuyor, emniyet şeridini işgal ediyor, ters yola giriyor... NEREDE BU TRAFİK POLİSLERİ?’ diyenlere duyrulur.

    Polislerimiz meşgul!

    Şaka bir yana, klasik iddiamı tekrarlayalım: Bireysel değil ama (çeteler, çek-senet işi, uyuşturucu, hap, otomobil hırsızlığı, gümrük kaçakçılığı, akaryakıt kaçakçılığı vb) organize suçlarda MUTLAKA güvenlik güçlerinin parmağı, suç ortaklığı vardır! Türkiye’de aksi mümkün değildir...

    *

    TÜRKÇE ZOR BİR DİL Mİ?

    ‘Nazi avcısı’ diye tanınan Simon Wiesenthal 96 yaşında öldü. (Pardon ölmemiş, hayata veda etmiş...)

    Hürriyet’in haberi şöyle başlıyordu:

    SADECE Yahudi düşmanlığına karşı değil, bütün insanlığa karşı önyargılarla mücadele eden Simon Wiesenthal...”

    Bu kadar zordur mudur Türkçe cümle kurmak?

    Hürriyet, 21 eylül

    *

    ALLAH KORKUSU-1

    Denizli Babadağ İlçesi’nin AKP’li Belediye Başkanı, ilköğretim okulunda okuyan kendi kızıyla yardımcısının yeğenine Kızılay’dan burs bağlatmış. Fakir fukaraya verilmesi gereken burs...

    AKP’ye verdiği oyu, ‘Hiç olmazsa bunlarda ALLAH KORKUSU VAR!’ diye izah edenler vardı...

    Vatan, 21 eylül

    *

    NEREDE KALMIŞTIK?

    Birgün manşet yaptı:

    Evrim Teorisi’ne sansür

    Milli Eğitim Bakanlığı, 8.sınıf Fen Bilgisi kitabının Darwin’le ilgili bölümünü makasladı

    İlime bilime ve fenne saygılı bir yobaz iktidar yani...

    Birgün, 21 eylül


    *

    HANGİ RÜYAYI SİZE KİM GÖSTERİR?

    Adı Sonsuz Hayat’a çevrilen benim muhteşem Huzur İklimi sayfamın bugünkü manşeti HER RÜYA ANLATILIR MI? diye soruyordu. Cevap:

    Kötü rüya görünce acele etmemeli. Öyle rüyalar vardır ki, görüntüsü çirkin olsa da yorumu güzel çıkar. Peygamberimiz güzel rüyanın Allah’tan olduğunu söyler.

    Rüya üç çeşittir.

    Birisi: Korkulu rüyalar yani kâbus. Bu şeytandandır. Bu tür rüyaları insana şeytan gösterir.

    İkincisi: Gündüz vakti önem verdiğimiz bazı olayların rüyamıza girmesidir.

    Üçüncüsü: Sâdık rüyalar. Buna Rahmânî rüya da denir. Bu çeşit rüya Allah’tandır.

    Birinci rüyayı kimseye anlatmamak lazım. Böyle rüyaların şerrinden Allah’a sığınmalı.

    İkinci tip rüya, yorum yapmaya değmeyecek kadar karmaşık rüyalardır. Az bir manası olsa da önemi yoktur.

    Sadık rüyalarda birçok müjdeler vardır. Bizi sevindirecek, içimizi serinletecek güzellikler bulunur... (Bugün, 22 eylül)

    İnanın, böyle şöylere inananları kıskanıyorum. Ne güzel şey böyle masal dünyasında yaşamak!

    *

    BANA NE, BANA NE, ÖNCE BEN BULDUM...

    Vatan gazetesi, 22 eylül perşembe...

    Başyazar Güngör Mengi: Şehit değil kurban - (Bir otel odasında uyuşturucudan ölmüş bulunan) Ata'nın şehit değil olsa olsa bir kurban sayılabileceğini herkes biliyor. Bayrağa sarılmasının yanlışlığını da...

    Güngör Mengi’nin hemen arka sayfasında yazan, internette de adı başyazardan hemen sonra gelen başaltı yazar Ruhat Mengi: ATA şehit değil, uyuşturucu kurbanı!

    Aynı şeyi, aynı cümlelerle yazmışlar karı koca. Ama aslında bu fikir Ruhat Hanım’ın aklına kocasından bir gün önce gelmiş de, evde elektrikler kesikmiş, yazamamış. Şöyle diyordu:

    Annesi meşhur Semranım'ın "Hiç üzgün değilim, bir şehit de ben verdim, ATA şehit oldu" sözlerini duyduğum anda, cenaze töreninden önce yazmış olacaktım bu yazıyı ama elde olmayan teknik nedenlerle dün buluşamadık.

    Vatan, 22 eylül

    *

    AMİP-SOL!

    Solda bir yeni parti hazır, diğeri yolda” diyor Radikal’in manşeti.

    Eski Antep Belediye Başkanı Celal Doğan bir parti kuruyormuş, DİSK Başkanı Çelebi de alternatif bir çalışma yapıyormuş.

    Hepiniz bir araya gelseniz bir bok yapamıyorsunuz zaten, olmayan Türk solunu daha da bölmenin ne anlamı var?

    Doğarken bölünmek yahut da bölünerek çoğalabileceğini zannetmek bizim sola mahsus...

    Radikal, 22 eylül

    *

    POPÜLER GAZETE

    Hürriyet gazetesinden bir alıntı. Aktör Tanju Korel’in ölüm haberinden.

    Tanju Korel bugün öğlenleyin Teşvikiye Camii’nde kılınan...”

    Bundan sonra haberlerimizi, öğlenleyin - akşamleyin - gelirkene - Kız Ayşegiller şeklinde yazacağız demek ki...

    Hürriyet, 22 eylül

    *

    BOYNER’İN FOTOĞRAF SERGİSİNE TÜRK BASININDAN BÜYÜK İLGİ

    Cem Boyner ‘Yakındaki Uzak Uzaktaki Yakın’ adını verdiği bir kişisel fotoğraf sergisi açtı. Basında gördüğüm kadarıyla fotoğrafları küçük çapta birer sanat eseri. Bu arada mesela Kelebek’in bu sergiyi manşet yapmasına, diğer birçok gazetenin de haber yapmasına çok sevindim.

    Tamam, olsun, bu serginin haber olmasında Türkiye’nin en büyük reklamverenlerinden biri olan Cem Boyner adının payı (!) büyük ama, olsun, bizimkiler belki de böyle böyle fotoğrafa önem vermeyi, değer vermeyi ve gazetelerde yer vermeyi öğrenirler ağır ağır, hani elleri alışır...

    Kelebek vd, 23 eylül

    *

    İNŞALLAH HER KARARI BÖYLE ALMIYORDUR BAŞBAKAN

    Başbakan Erdoğan yine bilgi sahibi olmadan fikir beyan etti. Göztepe Parkı’nın betonlaştırılarak cami yapılmasına karşı çıkanlara “En yakın cami 4.5 km uzakta” diyerek haddini bildirdi. (Vatan, 23 eylül)

    Oysa aynı gün Hürriyet gazetesi bir plan yayınladı. Göztepe Parkı’nın 2-3 km çapı içindeki alanda sayamadım belki 20-25 cami var. (Hürriyet, 23 eylül)

    Ayrıca ertesi gün Milliyet de bir krokiye yer verdi... Göztepe Parkı ile Selamiçeşme Camii’nin arası 400 m imiş. (Milliyet, 24 eylül)

    İnşallah,Sayın Başbakanımız Türkiye’yi yönetirken aldığı kararları daha sağlam bilgilere bina ediyordur...

    *

    (K)ALINTI

    Ben tabiri amiyane ile sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgiliyim. Kimse bana maydanoz olmasın, ben de kimseye maydanoz olmayayım.” (Hürriyet, 23 eylül)

    Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç

    *

    TAKİYETÜL İKTİSADİ

    Bekir Coşkun soruyor:

    Başbakan önce niye ‘Başbakanlık dahil Ofer hiçbir yerde görüşmedim’ dedi de akşam televizyonda ‘Görüştüm’ dedi?..

    Bir başbakan elbette yatırımcılarla görüşebilir.

    Zaten kimsenin ‘görüşmelere’ bir şey dediği yok.

    Sorun bu değil...

    Sorun; bu görüşmelerden sonra Ofer’in Kuşadası’nda özelleştirmeden aldığı yerdeki kaçak 56 işyeri için af kanunu çıktı, bir...

    TÜPRAŞ’ın yüzde 14.7’lik hissesi mevzuata aykırı ve gizli olarak bu görüşmelerden sonra Ofer’e satıldı, iki...

    Galataport’un imar planı bir gecede çıkartılan yasa ile İstanbul Belediyesi’nden alınıp özelleştirmeye verildi (Rahmi Koç’a ‘Haberimiz olsaydı ben alırdım’ dedirten işlem) yine bu görüşmelerden sonra, üç...

    Ve dört:

    Başbakan görüştüğünü önce niye sakladı?

    Hürriyet, 24 eylül

    *

    AH İNSANLARIMIZ, AH!

    Hakkı Devrim’in anlattığı, benim çok sevdiğim türden bir anekdottu:

    Bizim İsviçreli Yahudilere dair

    Bir imparatorluk ahalisinin bakiyesiyiz biz. Söze bizim diye girdik mi, bilin ki çeşidimizi işaret edeceğiz.

    Bizim Yahudiler, Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Bizim Arnavutlar... diye. Bin yıldır öyle bir kavşak noktasındayız ki dünyanın...

    Bugün size biraz da İsviçre vatandaşı olmuş Bizim Yahudilerden söz edeceğim. Çetin Gabay'-dan başlayalım. İstanbullu eczacı. Benim Aydın Kazancı'mın çok yakın arkadaşı. 1961'den beri Cenevre'de.

    1999 Marmara depremine çok dertlendi. Oradaki Yahudiler kafa kafaya verdiler. Ne yapabiliriz? Yemek dağıtma, para yardımı, çadır vb... Kalıcı bir şey yapalım, diye Çetin diretti. Mesela bir ilkokul.

    Aralarında para topladılar önce. Yeterli değil. İlişkili oldukları kuruluşlar, bankalar derken ilkokula yetecek parayı buldular.

    Çetin Gabay, Ankara'daki dostlar aracılığıyla Süleyman Demirel'e ulaştı. Onun tavsiyesi Yalova'nın Altınova İlçesi'nde ihtiyaç duyulan liseyi yaptırmalarıydı.

    İyi de, daha çok para lazım. İsviçre-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası'nı devreye soktular. Gene İsviçre'deki bir Saadet Zinciri merkeziyle işbirliği yaptılar. Olmadı. Daha doğrusu yetmedi.

    Ve bizim Çetin Yahudi, İnebolu'da onun isteğiyle ve vaktiyle bir ilkokul yaptırmış olan eski arkadaşı Bülent Özyürük'ün kapısını çaldı. Okula da onun adını vereceklerdi. Teklif eder etmez:

    - Benden 300 000 dolar diyen bağışçıya başka nasıl teşekkür edeceksiniz?

    Okul inşaatı 530 000 dolara mal oldu. Bilgisayarlarla donatıldı. Öğretime açıldı ve iki yıl önce ilk mezunlarını da verdi.

    Çetin en çok, tören günü İl Eğitim Müdürü'ne yaptığı şakadan söz etmeyi seviyor. Bize üç beş satır Fransızca bir şeyler yaz da, İsviçre'den kalkıp gelenlere teşekkür edelim, demişler.

    Yazmadan cevap vermiş:

    - Bunların hepsi Türk, demiş. Yalnız bunlar sekiz günlükken sünnet edilmiş Türklerdir. Farkları bundan ibaret.

    - Jeton otuz-kırk saniye sonra düştü, diyor. Çok güldük. Hep beraber...

    Radikal, 24 eylül

    *

    ANADİLİ TÜRKÇE DİYENLER...

    Eurobarometre adlı kamuoyu araştırması sırasında Türk vatandaşlarına sormuşlar: Ana diliniz nedir? diye.

    Cevap: % 93 TÜRKÇE

    Ben bu anketleri iyi bilirim, size bu % 93 rakamını açıklayayım:

    - Ya soru yanlış soruldu / anlaşıldı
    - Ya da cevap veren Kürtler’in korkup ‘Türkçe’ demesinin bilemediğimiz bir sebebi vardı... (Mesela anket yapmaya gelenlerin elindeki, Valilikten veya Emniyet Müdürlüğü’nden alınmış bir izin belgesi gibi...)


    Yoksa böyle bir sualin cevabı % 93 Türkçe çık(a)maz!

    Hürriyet, 24 eylül


    *

    YAZGÜLÜ AYDOĞAN’DAN BİR ALINTI

    Artık medyada laikler out, ılımlı islamcılar in! Cumhuriyetçiler out, 2.ciler in... Hürriyet ve CNN gibi etkili iki medyada gün geçmiyor ki bir Fethullah Gülen övgüsü sokuştur(ul)masın...

    Posta, 24 eylül

    *

    ALLAH KORKUSU-2

    Göztepe Parkı’nın yerine beton dökülerek cami yapılması haberine Tercüman bir ilave yaptı. İyi gazetecilikti Allah için...

    Göztepe’de acil cami ihtiyacı olduğuna kanaat getiren İstanbul Belediyesi meğer, daha önce Diyanet’in görüşü alınarak camii inşa edilmesine karar verilen, Acıbadem’deki 1500 m2 arsayı ‘İBADETHANEYE İHTİYAÇ YOK’ diye yeşil alana çevirmiş, ardından da satmış.

    1 trilyon liralık arsa... 140 milyara gitmiş. (2004 rakamlarıyla üstelik)

    Üzerinde inşaat yapılan bu arsayı değerinin % 15’ine alan kim mi?

    Hasan Yeşilyurt adlı bir işadamı. Yeşilyurt’un Recep Tayyip Erdoğan ile aynı dönemde Pinarhisar Cezaevi’nde yatmış olması tabii ki bir TESADÜF’ten ibaret...

    Oy verirken diyordunuz ya ‘Bunlarda Allah korkusu var!’ diye...

    Tercüman, 24 eylül

    *

    KEŞKE TÜRKİYE GERÇEKTEN ‘BU’ OLSA..

    Hürriyet ‘Türkiye budur’ diyordu.

    Keşke Türkiye bu olsa gerçekten. Bir anket yapın, 100 kişiye sorun ‘Kızınız bir Ermeni delikanlıyla evlenmek istese ne dersiniz?’ diye, bakın Türkiye neymiş...

    Neyse, benim diyeceğim başka.

    Konyalı bir işadamının kızı Hülya Özsandıkçı ile Ermeni asıllı Dikran Avakyan aşık olmuş. Önce resmi nikâh kıymışlar, sonra, haberden aktaralım: “Daha önce resmi ve gelinin Müslüman olması nedeniyle imam nikahı kıydıran çift, dün de Beyoğlu’ndaki Üç Horon Ermeni Kilisesi’nde dünya evine girdi.”

    Emin değilim ama, benim bildiğim, bir gayrimüslime imam nikâhı kıyılmaz. İmam nikâhı ancak iki Müslüman arasında kıyılır. Bu bir. Aynı şekilde bir Müslüman gelin kilisede dini törenle evlenemez.

    Bu haberde bir yanlışlık var. Sakın imam ve papaz bu çifte bir dua okumuş olmasın sakın?

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı