Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Medyadan : MUHTELİF

    Hürriyet Haber
    13 Şubat 2005 - 22:44Son Güncelleme : 13 Şubat 2005 - 22:44

    Suç işlediyse ödüllendir – Fakir fukara yine süründü – O park sorunu değil, bencillik sorunu – Devlet Bahçeli’nin ‘komple’ teorileri – Öldürülmek isteyen kadını nasın koruyacaksın – Üste para verip gözümü kör edecek değilim – DYP Siyaset Okulu üzerine güzel bir yazı – Türk milleti ne ‘pazarlamacı’ imiş yahu – DYP iktidar olursa türbanı serbest bırakacakmış – Karslıları milletvekili yapmıyorlar mı – Tsunamiye karşı yüksek yerlere tırman demiş başbakan – Orhan Pamuk için herşey söylendi de, bu kimsenin aklına gelmemişti... vs alıntılar

    Ne güzel ve adil bir memlekette yaşıyoruz.

     

    Osmaniye’nin Bahçe ilçesi kaymakamı Gülihsan Yiğit’in sevgilisi olan bir üniversite öğrencisinin notunu yükseltmedi diye bir öğretim görevlisini dövdürttüğü iddia edildi. İçişleri Bakanlığı da bu kaymakamın yerini değiştirdi. Nereye atadı? Kırklareli Vali Yardımcılığına!

    Demek ki ödüllendirilecek bir iş yapmış!

     

    <ı>Posta, 8 Şubat

     

     

    *

     

    SÜRÜNEN YİNE SÜRÜNDÜ

     

    Önce meteoroloji, sonra Valilik ve Belediye uyardı İstanbullular’ı, kar geliyor, zincirsiz çıkmayın, mümkünse toplu taşıma araçlarını kullanın, hatta hiç sokağa çıkmayın diye. İstanbullular da bu sefer akıllı davrandılar ve yollarda kalmadılar. (Allah için Belediye de iyi çalıştı!)

     

    Hemen bütün gazetelerimiz “İşte bak, isteyince oluyormuş!” diye mutlu (!) oldular!

    İyi de... (1) İstanbullular’ın sefil olmamak için evde oturmayı tercih etmesi, İstanbul’u sorunlarını aşmış, medeni bir şehir yapmaz ki... (2) Gazeteleri yapan meslektaşlarımın kaçı acaba karlı günlerde otobüsle, minibüsle işine geldi? İstanbul’un bir azınlığı otomobilini almayabildi, yahut evde kalabildi ama... çilekeş çoğunluk yine otobüslerde, trenlerde, hatta yaya yollarda sersefil oldu!

     

    <ı>Gazeteler, 8 Şubat



    *

     

    O PARK SORUNU DEĞİL, BENCİLLİK SORUNU

     

    Park yapmasını bile bilmeyen bu milletin hali ne olacak? diye soruyor Şemsi Yücel.

     

    Büyük marketlerin otoparkında insanların kapıya en yakın park etmek için arabalarını olmadık yerlere bırakmasından yakınıyor. Sürekli yapılan ‘Arabanızı bulunduğu yerden kaldırın’ anonsları yüzünden yüzünden ‘sessiz bir ortamda (?) alışveriş yapamamaktan’ yakınıyor.

     

    Bana öyle geliyor ki, bu park yapmasını bilmemekten ziyade, insanımızın bencil, başkalarına saygısız oluşundan, herkesi enayi kendini uyanık zannetmesinden, hasılı ilkelliğinden kaynaklanıyor.

     

    Ve belki de bütün sorunlarımızın temelinde bu yatıyor!

     

    <ı>Takvim, 8 Şubat

     

     

    *

     

    YENİ BİR DİLİMİZ OLDU: AMERİKAN FİLMİ TÜRKÇESİ

     

    Mehmet Barlas ‘dil yaresini andıracak yare bulunmaz’ başlığı altında Türkçe yanlışlarından bahsetti. Bu arada Türk televizyonlarında yayınlanan Amerikan filmlerinin korkunç Türkçeleştirmesinden dert yandı.

     

    Birkaç da örnek verdi:

     

    Bir filmde adam saçını sarıya boyayıp dümdüz akıtan sevgilisine ‘Virginia Lake gibi olmuşsun’ deyince, bizimkiler bunu ‘Virginia Gölü’ne benzemişsin’ diye çevirmiş mesela. (Bir köşe yazarı Virginia Lake adında bir oyuncu olmadığını yazdı sonradan galiba...)

     

    Bir diğer filmde, erkek ‘Viskini nasıl istersin?’ diye sorunca, kadın ‘On the rocks’ diyormuş, tercümesi: ‘Kayaların üzerinde içelim!’

    Muhteşem...

     

    <ı>Sabah, 8 Şubat

     

     

    *

     

    DEVLET BAHÇELİ’NİN ‘KOMPLE’ TEORİSİni kaçırmayın istedim, mutlaka duyun.

     

    Karşı olduğu Avrupa Birliği niye Türkiye ile görüşmeleri başlatmak için 3 Ekim tarihini seçmiş biliyor musunuz?

     

    Çünkü 3 Ekim, Osmanlı Devleti’nin 8 bin askerini Meriç Nehri’nin berisine çektiği Mudanya Mütarekesi’nin yıldönümüymüş de ondan...

     

    Peki AB Komiseri Verheugen’in neden Diyarbakır’a gitmek için 6-7 Eylül’ü seçtiğini?

     

    Çünkü 6-7 Eylül Sıvas Kongresi’nde mandacılığın reddedilmesinin yıldönümüymüş de ondan...

     

    Vah vaaah!

     

    <ı>HO Tercüman, 8 Şubat

     

     

    *

     

    İYİ ŞEYLER DE OLUYOR

     

    Laiklik tartışmaları sebebiyle kaynadı ama Yargıtay önemli ve tarihî bir karar verdi bu arada.

     

    Malatya’da genç bir kızın hala oğlundan doğan bebeği, aile kararıyla boğularak (ağzını kola bandıyla kapamıştı canavarlar 5-6 saatlik bebeğin) öldürülmüştü. Üç kişiye verilen müebbed cezasınde mahkeme indirim vermişti.

     

    Yargıtay bu kararı bozdu ve müebbed hapis cezasını kabul etti. Yani ‘yasak aşk’ indirim sebebi olarak kabul edilmedi.

     

    Nihayet!

     

    <ı>HO Tercüman, 8 Şubat

     


    *

     

    AMA DAHA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR!

     

    Güneydoğu Anadolu’da yapılan bir araştırmada yöre halkına sormuşlar:

    - Namussuzluk nedir?

    % 48.5’in verdiği ortak cevap: KADININ ZİNA YAPMASI
    % 10.6’nın verdiği cevap: BEKARETİ KAYBETMEK

    Ankete katılan kadınların:

    % 76’sı ZİNA YAPAN KADIN CEZALANDIRILMALI diyor
    % 18’iyse ÖLDÜRÜLMELİ...

     

    Ve bu kadınların % 18’i lise mezunu, % 19’u yüksek okul.

     

    Yani eğitim de kafanın içindeki örümcek ağlarını temizlemeye yetmiyor.

     

    Soruyorlar: Zina işleyen ablanız, anneniz olsa?

    % 76’nın cevabı aynı CEZALANDIRILMALI

     

    Bu Güneydoğu Anadolu’da işimiz gerçekten çok zor!

     

    <ı>HO Tercüman, 8 Şubat

     

     

    *

     

    ÜSTE PARA VERİP GÖZÜMÜ KÖR EDECEK DEĞİLİM YA


    Hakkı Devrim geçenlerde ilaç prospektüslerinin (özellikle bu ilaçlara muhtaç yaşlılar tarafından) okunamayacak kadar küçük yazılmasından şikayet ediyordu.

     

    Haydi ilaç prospektüsleri, sigorta poliçeleri, kredi anlaşmaları ‘OKUNMASIN’ diye yazılır, ya sinema ilanlarına, gazetelere milyarlarca lira ödeyerek verilen film ilanlarına ne demeli?

     

    Haluk Bilginer’in Hırsız Var filmini bir fırsatını bulup görebilir miyim diye gazetedeki ¼ sayfalık ilanın altındaki sinemaları okumaya çalıştım, sonra ‘Niye kendime eziyet ve terbiyesizlik edilmesine katlanayım kı?’ ... gitmeyeceğim filme!

     

    Mecbur muyum ben gazeteye verilen ilanı okumak için gözümü kör etmeye, olmadı bir büyüteç aramaya...

     

    <ı>Milliyet, 8 Şubat

     

     

    *

     

    KARADENİZ BÖLGESİ’NE BİR HALLER OLUYOR

     

    Karadeniz bölgesinde bir uğursuzluk mu var nedir, yanlış profesörü, ardından yanlış bir çocuğu öldüren katiller, tuhaf tuhaf ölümler...

     

    Şu son habere bir bakın: Trabzon’da köprünün altından geçmekte olan kamyonun damperi kendiliğinden kalkmış ve köprünün betonuna çarpınca, tabii araç zınk diye durmuş. Garip şoför de ön camdan fırlayarak yere çakılmış ve ölmüş.

     

    Ölüme bakar mısınız!

     

    <ı>Takvim, 9 Şubat

     

     

    *

     

    DYP SİYASET OKULU ÜZERİNE GÜZEL BİR YAZI

     

    Vatan’da Nihat Sırdar “Beklenen Okul Açıldı” diye yazdı. Şöyle diyordu:

     

    <ı>DYP Siyaset Okulu açılmış. Geçen gün DYP Ankara İl Başkanlığı binasında açılışı yapılan okulun öğretmenlerinin kim olacağını merak ettim. Mesela Süleyman Demirel ders verecek mi acaba? Ya Tansu Çiller?

    <ı> 

    <ı>Bence kesinlikle eski DYP'liler ders vermeli bu okulda. O zaman eminim çok ilgi görecektir. Hatta belli bir zaman sonra DYP bu okuldan alacağı ücretlerle ciddi miktarda para kazanmaya başlayabilir.

    <ı> 

    <ı>Peki bu siyaset okulunda ders verecek eski DYP'liler hangi derslere girecekler acaba? Biraz düşünüp hafızamızı yoklarsak sanırım zorlanmadan bulabiliriz bu sorunun cevabını. Örneğin Süleyman Demirel'in gireceği dersler şunlar olabilir:

    <ı> 

    <ı>* Verdimse ben verdim dersi

    <ı>* Dün dündür, bugün bugündür dersi

    <ı>* Akrabalar için hayali ihracat dersi

    <ı>* Yeğenler için özel etüt

    <ı>* Uzun uzun konuşup bir şey anlatmama dersi

    <ı>* Cevap verir gibi yapıp kafa karıştırma taktikleri

    <ı>* Namus sözü verip üstüne yatma dersi

    <ı>* Görev süresini uzatma yolları

    <ı>* Zorunlu gidiş ve gelişlerde alınacak önlemler dersi

    <ı>* Hediye edilecek silahlarda dikkat edilecek hususlar dersi.

     

    <ı>Süleyman Demirel'in ders vermekle yetinmeyeceğini, en kısa zamanda bu okulu özel üniversite haline getirip rektörü olacağını tahmin ediyorum. Ama bu arada Tansu Çiller'i es geçmek olmaz. Tansu Hanım da "uzmanı" olduğu ekonominin yanı sıra birçok ders verebilir DYP Siyaset Okulu'nun öğrencilerine. Bu dersler şunlar olmalıdır:

    <ı> 

    <ı>* Siyasete giriş

    <ı>* Yabancı devlet adamlarına götürülecek hediyeler dersi

    <ı>* Koalisyon kurar gibi yaparak aklama yapma metotları

    <ı>* Seçmenle kafa bulup ters bir partiyle koalisyon kurma dersi

    <ı>* Her icraata bir bahane bulma dersi

    <ı>* Enişte ve komisyon taktikleri

    <ı>* Balans ayarı karşısında alınacak önlemler

    <ı>* Türkçe (Temel bilgiler ve telaffuz)

    <ı>* Siyasetten çıkış

    <ı> 

    <ı>Şayet bu derslerin verileceği bir okul olacaksa DYP Siyaset Okulu, ben hemen kaydımı yaptırmak istiyorum. Buradan öğreneceklerimle "Siyasette mizah" dersleri vermeye rahat rahat başlarım artık.

     

    <ı>Vatan, 9 Şubat

     

     

    *

     

    EVDEN KAÇAN GENÇ KIZI PAZARLADILAR, diyen belki bir ayda dördüncü, beşinci haber.

     

    Bu işlerle şaka olmaz, ama... bizim millet ne pazarlamacı oldu yahu. Anasını pazarlayan, kızını pazarlayan, sokakta gördüğünü pazarlayan, Türkiye’ye turist gelmiş Ruslar’ı, Ukraynalılar’ı bıcak zoruyla pazarlayan...

     

    Bizimkileri doğru yöne yönlendirsek, dünya ticaretini ele geçiririz!

     

    <ı>Vatan, 8 Şubat

     

     

    *

     

    ALINTI

     

    “Bir günlüğüne bile olsa... ‘Bugün söylemeyeceğim, gerçeği içimden gelen duygulara göre çarpıtmayacağım, eğip bükmeyeceğim’ deseler... Çok şey mi istiyorum?”

     

    Zülfü Livaneli

     

    <ı>Vatan, 8 Şubat

     

     

    *

     

    İSTANBUL BİR GÜNDE 50 MİLYON $ KAYBETTİ, diyordu sayfanın manşeti.

     

    İstanbul Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım vermiş bu rakamı, normal bir günde İstanbul’da 100 milyon dolarlık alışveriş yapılırmış, kar sebebiyle bu rakam 50’ye düşmüş.

     

    Esnafa, tüccara yazık, sıkıntılarını anlıyorum, ama İTO Başkanı’nın hesabını anlamıyorum: 100 milyon $ yerine İstanbul’da 50 milyonluk ticaret yapılmışsa, niye İstanbul para kaybetmiş olsun ki, 50 milyon $ İstanbullular’ın cebinde kalmış! J

     

    <ı>Vatan, 8 Şubat

     

     

    *

     

    BELKİ “BİZDEN DE BETERİ VARMIŞ” DİYE FERAHLARSINIZ

     

    Pakistan’da her yıl baharı karşılamak için yapılan uçurtma festivalinde bu sene ... 13 kişi ölmüş, 500 kişi de yaralanmış!

     

    <ı>(Bu arada baharı da biraz erken karşılamamışlar mı?)

     

    <ı>Vatan, 8 Şubat

     

     

    *

     

    İSLAMİ TERÖRÜN YENİ HEDEFİ BERBERLER

     

    Irak’ta dinci katillerin son hedefi kimmiş biliyor musunuz?

     

    Berberler...

     

    Sakalın kesilmesi, düzeltilmesi ya da batılılar gibi şekillendirilmesini” Şeriat’a yakırı buldukları için... sakalını kestirenin yanısıra berberleri de boğazlıyorlar.

     

    Tıpkı bir zamanlar Afganistan’da olduğu gibi...

     

    Bu Amerikalılar’ın yatacak yeri yok. Önce Afganistan’a bulaştılar, Taliban ve El Kaide dünyanın başına bela oldu. Şimdi de Irak’ta aynı şeyi yapıyorlar...

     

    <ı>Hürriyet, 8 Şubat

     

     

    *

     

    BİZİM GAZETEDEN BİR CÜMLE

     

    Size, İstanbul’da basılan ve Türk dilinde yayımlanan Hürriyet gazetesinden bir haber cümlesi:

     

    Polis, cinayetten sonra kayıplara karışan Parisa’nın mail adresini ‘hack’leyip kişisel bilgilerine... ulaştı.”

     

    <ı>Hürriyet, 8 Şubat

     

     

    *

     

    DYP Başkanı Mehmet Ağar; “İKTİDAR OLURSAK TÜRBANI SERBEST BIRAKACAĞIZ

     

    MHP bu vaatle iktidara geldi, sözünü tutamadı, geldiği gibi gitti. <ı>(DSP’nin ardından 2.parti olarak çıktığı seçimden önce MHP halka, seçim meydanlarında değil, gizli kapaklı olarak, iki söz verdi: Bir, Apo’yu asacağız, iki, türban zulmüne son vereceğiz. Ne birini yaptı ne diğerini ve geldiği gibi gitti...)

     

    Ardından AKP de bu vaatle iktidara geldi, türban konusunda epey zorlanıyor.

     

    Bakalım halk üçüncü kez aynı palavrayı yiyecek mi?

     

    <ı>Hürriyet, 8 Şubat

     

     

    *

     

    SAPTIRMACA

     

    <ı>Gazeteler, 10 Şubat

     

    Danıştay, 8 yıllık eğitimini tamamlamamış çocukların haftada 3 yerine 5 gün Kuran kursuna gönderilmesine izin veren yasanın Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırı olduğunu iddia etti.

     

    Laik gazeteler bu kararı sevinçle karşılarken, kimi dinciler bakın nasıl çarpıttılar:

     

    Nazlı Ilıcak: Laiklik dinsizlik mi? Danıştay, 8 yıllık eğitim bitmeden çocuklara din eğitimi verilemeyeceğini iddia ediyor. Evladının 14 yaşına kadar dinsiz kalması için uğraşan devlet laik olur mu?

     

    Danıştay (1) din dersi verilmesin demiyor (2) din dersi vermek için Kuran kursuna göndermek tek çare değil (3) Kuran kursuna gönderilmeyen çocuklar ‘dinsiz’ kalmıyor çok şükür!.. Ama Nazlı Hanım’ın konuyu saptırması gerekiyor.

     

    Daha güzeli de var. Bakın bu haberi Yeni Şafak nasıl verdi:

     

    Danıştay, Kur’ân okumanın üç günden fazlasına karşı!

     

    <ı>DB Tercüman ve Yeni Şafak, 10 Şubat



    *

     

    MİLLETVEKİLİ OLURKEN İYİYDİ DE...

     

    AKP’den istifa eden (ve DYP’ye katılan) Afyon Milletvekili Reyhan Balandı hanım “Yaşadığım olaylar AKP’nin kadına bakış açısına çok güzel bir örnek. İstendiği yerde görüneceksin ya da konuşacaksın. Onun dışında yoksun. Yani dekor muamelesi...” demiş.

     

    E günaydın!

     

    AKP’nin kadına nasıl baktığını anlamak için içine girmek yahut da hakkında dedikodu çıkarılması mı gerekiyor?

     

    Başbakanın, bakanların karılarına kızlarına bakmak yeterli değil mi?

     

    <ı>Hürriyet, 10 Şubat

     

     

    *

     

    YORUMSUZ İKİ ALINTI:

     

    (1) Cumhurbaşkanı Sezer tarafından iki kere veto edilmesine rağmen Elektrik Üretim AŞ’ye vekâleten müdür tayin edilen Önder Piyale, Enerji Bakanlığı’ndaki yolsuzluk operasyonunda gözaltına alındı. Habere göre, Enerji Bakanı’nın elinden Yılın Bürokratı şilti de alan Piyale’nin telefonları daha o günlerde dinleniyormuş.

    (2) 2001’da akaryakıt kaçakçılığından tutuklanan Süleyman Bölünmez, 2002’de Mardin’den yolsuz Türk milleti tarafından milletvekili seçildi, dokunulmaz oldu, yargılama durdu. İddiaya göre, şirketi 2003’te yine vurgun yapmış.
     

    <ı>Milliyet, 11 Şubat


    *

     

    KARS’TAN MİLLETVEKİLİ ÇIKMAZ MI?

    Eski bakanlardan Gürcan Dağdaş, MHP’ye katılmış. HO Tercüman Türk siyasi tarihini sarsacak (!) bu habere bir sayfanın üçte birini ayırmış. Bu arada Dağdaş’ın biyografisine “KARS’TAN TBMM’YE” diye başlık atmış.

     

    Niye? Kars’ta doğanları Meclis’e almıyorlar mı?

     

    <ı>HO Tercüman, 11 Şubat

     

     

    *

     

    BAK BU KİMSENİN AKLINA GELMEMİŞTİ...

     

    Başbakan RTE, Mavdiv Adaları Cumhurbaşkanı tavsiyede bulunmuş: Tsunamiye karşı, evinizi yüksek yerlere yapın!

     

    Adamcağız ne düşünmüştür acaba?

     

    <ı>DB Tercüman, 11 Şubat

     

     

    *

     

    İNŞALLAH MAŞALLAH MAAZALLAH ALİMALLAN

     

    Bizi kimin yönettiğini bilesiniz, daha doğrusu yönetici diye başımıza kimi getirdiğinizi bilesiniz diye söylerim.

     

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kentte su sıkıntısı ihtimali var mı diye soran gazetecilere “Allah dağına göre kar verir. İstanbul’da inşallah su problemi yaşanmaz. Rabbimin bu konuda nimeti bol” cevabı verdi.

     

    Memleketin inşallahla maşallanla yönetilip, işlerin Rabbimize bırakılmasını istiyorsak, başımıza imamları getirerek gerçekten isabet etmişiz.

     

    <ı>Hürriyet, 12 Şubat

     

     

    *

     

    FRANSA UĞRUNA ARSA SATIYOR, diyor haber.

     

    83 yaşındaki emekli öğretmen, Karabüklü Sacide Cömert hanımın en büyük hayali Fransa’ya gitmekmiş. Ortaokulda öğrendiklerini unuttuğu için, 70 yaşında tekrar kursa gidip Fransızca öğrenmiş. Şimdi tek hayali, Paris’e gidip Eyfel Kulesi’nde çay içmekmiş.

     

    Epey oldu ben Eyfel’e çıkmayalı, belki de sene, yanılıyor olabilirim ama... bence birileri Sacide Öğretmen’e Eyfel Kulesi’nde oturup çay içecek bir çay bahçesi olmadığını söylese...

     

    Bir ömür hayal kurduktan sonra, hayal kırıklığına uğramasın...

     

    <ı>Posta, 12 Şubat

     

     

    *

     

    KÖMÜRDEN DEĞİL CAHİLLİKTEN

     

    İnanın biz, trafikten, töre cinayetinden, soba yahut şofben zehirlenmesinden değil... CAHİLLİKTEN ölüyoruz patır patır!

     

    15 yaşındaki Rukiye rahatsızlanmış, hastaneye götürmüşler, ‘zehirlenme’ teşhisi koymuş doktorlar, ayakta tedavi edip eve göndermişler.

     

    Aynı gece, Rukiye’nin annesi, babası ve iki abisi soba zehirlenmesinden ölmüş, komşu çocuğunun hastaneye koşturduğu genç kız da komada.

     

    İnanılır gibi değil!

    <ı> 

    <ı>Posta, 12 Şubat

     

     

    *

     

    ŞÖHRETİ KENDİNDEN MENKUL... ORHAN PAMUK

     

    Ermeni diasporası, PKK ve yandaşları hariç herkes Orhan Pamuk’a kızdı, yurtdışında bir yerde “Türkler 1 milyon Ermeni’yi ve 30 bin Kürt’ü öldürdü” deyince.

     

    Genel tepki “Hah, işte şimdi Nobel Edebiyat Ödülünü hak ettin!” şeklindeydi.

     

    Ülkücüler Pamuk’u hedef gösterip, öldürülmesini istemeye kadar götürdüler işi.

     

    Ama hiç kimsenin aklına şu cümle gelmemişti:

     

    Şöhreti kendinden menkul isimler vardır ya, onlardan biri Orhan Pamuk da...!”

     

    Ruhat Mengi, Orhan Pamuk’u küçümsüyor!

     

    <ı>Vatan, 12 Şubat

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı