Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Medyadan - MAGAZİNİMTRAKLAR

    Hürriyet Haber
    12.02.2006 - 19:48 | Son Güncelleme: 12.02.2006 - 20:36

    /images/100/0x0/55ea8cf7f018fbb8f8875561Medyadan - MAGAZİNİMTRAKLAR

     

    MİDEMİZ BULANDI ARTIK…

     

    Kelebek’in ‘Kurtlar Vadisi diyalogları’ diye bir kez daha manşet yapması yetmiyormuş gibi, Hürriyet de (Kelebek’in manşetini) sürmanşet yaptı. <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(7 şubat)

     

    Bu B sınıfı filmi biraz abartmadık mı dersiniz? Filme akın eden, müziğini cep telefonuna yükleyen, uyduruk diyalogları vecize zanneden, sokakta Polat Alemdar gibi yürüyüp Polat Alemdar gibi giyinen kahveci çırağı çocuklardan ne farkı kaldı gazetecilerin?

     

    *

     

    HAFTANIN SÖZÜ

     

    … dedim ama Başbakan aynı hafta kendini aştı!

     

    “Bizde % 30 meslek lisesi, % 3 imam hatip... Büyütüyorlar ya hani. Sanki hepsi imam hatip ANASINI SATİİM!”

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">Recep Tayyip Erdoğan TC Başbakanı

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Hürriyet, 7 şubat)

     

    *

     

    HAFTANIN SÖZ(CÜK)Ü

     

    Terörizm ve şiddet rezil bir şeydir... Rezil olduğu gibi yapanı da rezil eden bir şeydir... Ama, hayatın her alanına, sadece ‘kahrolsun terörizm’ diye yaklaşmak mümkün değildir...

    Hayat ancak olması gerektiği gibi devam ederse, terörizm olmaz...”

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">Reha Muhtar, Konfüçyüz

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Sabah, 7 şubat)

     

    *

     

    DÜZELTTİKLERİ MUHAKKAK DA…

     

    Manken Nilay Dorsa, albüm çıkaran bazı mankenlerin seslerini bilgisayarda düzeltiyorlar, diye iddia etmiş. <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Bugün, 7 şubat)

     

    İma ettiği mankenden bozma şarkıcıları dinledim, sesleri hiç de ‘düzelmiş’ gibi değildi...

     

    *

     

    İNGİLİZCE BİLMEYEN ŞU HAKEMLER…

     

    Erman Toroğlu, Hürriyet’teki köşesinde bazı hakemlerin İngilizce bilmemelerini eleştiriyor, bunun özellikle uluslararası sempozyumlarda Türkiye açısından bir dezavantaj olduğunu söylüyordu: (8 şubat)

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal"> 

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">“ULUSLARARASI seminere hakem gönderiyoruz, İngilizce'den çakıyor. Peki bu hakem buradaki barajı nasıl geçiyor. Anlamak mümkün değil. Hem çocuğu rezil ediyorsunuz, hem de kendinizi. Ama bizde FIFA listeleri zaten anında yapılıyor. Gelen baskılara göre, keyfe göre, esen rüzgara göre.”<ı style="mso-bidi-font-style: normal">

     

    Aynı yazının başka bir yerindeyse kar dolayısıyla yaşanan sıkıntılardan bahsediyor ve gerekli önlem alınmazsa arabaların ‘airback’lerinin patlayabileceğinden söz ediyordu:

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">“Arabanızla 20 kilometre süratle girin, ya lastiğiniz patlar, ya lastiğiniz yarılır, ya düşme şiddetiyle Airback patlar, ya da ön takımlar darmadağın olur.”

     

    Böylece, hakemlerin İngilizce bilmediklerini de bir örnekle bize göstermiş oluyordu, çünkü airback dediği airbag idi tabii ki… J

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Hakan Dilsiz sağ olsun, o yakalamış da geçmiş bu küçük hatayı…)

    *

    YANAR DÖNER İLİŞKİ

     

    Zerrin Özer, kendisini Kerim Tekin’in üzerinden prim yapmakla suçlayan Meral Konrad’a cevap vermiş: “Kerim’le aramızda mevlevî bir ilişki var!”

     

    İlişki zenginliğine işarettir: mevlevî ilişki olur, bektaşî ilişki olur, haydarî ilişki olur…

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">Kelebek, 8 şubat

     

    *

     

    İLGİSİ YOK…

     

    Hayır, hayır, hayır...

     

    Bir İtalyan papazın öldürülmesi olayını izlemek üzere Milliyet’in Trabzon’a magazin müdürünü göndermesinin altında, kimi okurların bana sorduğu gibi, derin bir mana aramanın anlamı yok.

     

    Gazeteci önce gazetecidir, sonra magazin – spor – ekonomi – polis/adliye filan diye uzmanlık kollarına ayrılır. Ali (Eyüboğlu) uygundu, o gitti demek ki...

     

    *

     

    ÇAĞIMIZIN JÜLYET’İ KONUŞMUŞ

     

    Eski Türkiye güzellerinden Manolya Onur, 12 yıldır bir tekstilciyle birlikteymiş. Çok güzel bir ilişki yaşadıklarını ifade etmek için “Biz çağımızın Romeo ve Jülyet’iyiz” diyormuş. <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Kelebek, 9 şubat)

     

    Romeo ve Jülyet’in hikayesini bilmiyor harhalde! J

     

    *

     

    DEKOLTE ŞART MIDIR?

     

    Sosyetik güzel’ Derin Mermerci ‘dekoltesini kremle ısıtıyor’ muş, diyor haber.

     

    Kış ortasında, gece yarısında, karın ayazında ‘sosyetik güzellerden’ Derin Mermerci’nin nasıl böyle ‘dekolte’ gezdiği merak konusu imiş ve müthiş sırrı sonunda keşfedilmiş: ‘açık yerlerine’ ısıtıcı bir krem sürüyormuş. Bu krem, Hollywood tarafından özel çekimlerde kullanılmak üzere geliştirilmişmiş.<ı style="mso-bidi-font-style: normal"> (Akşam, 9 şubat)

     

    Nasıl sualinin cevabını aldık, neden ise hââ cevapsız: yani bu hanım kızın illa ‘dekolke’ giyinmesi şart mıdır?

     

    *

     

    (M)ALINTI

     

    Hakkı Devrim’in 9 şubat tarihli Dil Yâresi <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Radikal)

     

    Türkçe'nin üniversitelerimizde ne hal aldığına dair, Dekan-Prof. Ali Atıf Bir'den örnekler:


    «Bu hafta sonu Bursa'ya yolumuz düşünce haydi geceyi Uludağ'da geçirelim olduk».

    «İğne düşse yer yok. Bu lafa da kılımdır, iğne durup dururken niye yere düşsün ki?» (Lafın doğrusu «İğne atsan yere düşmez» de sana kıldır herhalde.)

    «Ortalık ayaz ama kar mar yok. Yüzümüz haliyle düştü biraz. O düşüklükle bir bara kendimizi dar attık» (Hürriyet-Kelebek, 7 şubat).

     

    *

     

    GAZETECİLİK DETAYLARDA SAKLIDIR. Gazeteci farkı detayda yakalar.

     

    Mesela… Sabah’la Günaydın’daki Karagöz-Hacivat filminin galası haberini yapan meslektaşım gibi… <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(10 şubat)

     

    Beyazıt Öztürk, galaya anacığıyla gelmiş. Magazinci meslektaşım ekliyor:

     

    Öztürk, film öncesinde İskender Kebabı yedi.”

     

    Çok önemli bir detaymış hakikaten, haberle de doğrudan bağlantılı! J

     

    *

     

    GİZLİ GİZLİ VERENLER…

     

    Benim son 10-15 senedir şarkı söylerken ne duyduğum, ne gördüğüm Bülent Ersoy mal varlığını açıklamış<ı style="mso-bidi-font-style: normal"> (Hürriyet, 10 şubat) :

     

    Marmaris’te bir koy

    Marmaris’te bir malikane

    Bodrum Yalıkavak’ta denize sıfır bir daire

    Türkiye’nin çeşitli illerinde her ay kira aldığı 25 daire

    İstanbul Kalamış’ta bir sauna

    Belediyelere ve çeşitli şirketlere kiraladığı bir iş makinesi

    2003 model ultra lüks bir Mercedes

    27 metre uzunluğunda lüks bir yat

    Ve paha biçilmez mücevherler.

     

    Bülent Ersoy bu kadar büyük bir servet elde ederken, kimbilir Maliye’ye ne kadar çok vergi ödemiştir, yıllarca vergi rekortmeni olmuştur! J

     

    *

     

    İKİNCİ ÇUVALA DİKKAT…

     

    Aykut Abi (Işıklar) nedense Okan Baygülgen’e düşman kesildi. Bilmediğim bir gerekçesi vardır herhalde. Mesela geçenlerde, Televizyon Makinası programında, masada bulunan Lego oyuncakları yapan filma Hz.Muhammed’e hakaret eden gazeteyle aynı ülkenden yani Danimarkalı diye, Bayülgen’i RTÜK’e ve asıl Müslümanlar’a ihbar ediyordu ‘gereğini yapsınlar’ diye:

     

    Bu programı hazırlayanlar ne düşünüyor? Dolaylı yoldan lego reklamı yapıp para kazanmak mı yoksa Müslümanlar ile dalga geçmek için mi? RTÜK bu işin sırrını çözmek zorunda. Farkında değilse buradan uyarıyorum. Hani o koca kulaklı adamın konuklarına hakaret ederken binlerce YTL'yi götürdüğü program.” <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Bugün, 6 şubat)

     

    O masadakiler yap-boz ama pek Lego marka değil gibi geliyor bana. Çin malı filan olabilir. Aykut Abi bir araştırsa iyi olur, daha doğrusu yazmadan araştırsa işi ederdi, yoksa Tetra Pak işinde olduğu gibi bir kere daha şişiverir…

     

    Biliyorsunuz, Aykut Abi, 6 şubatta ‘Danimarka’yı boykot edersek çocuklarımız sütsüz kalır’ başlıklı yazısında, Türkiye’deki bütün süt ambalajlarının Danimarka menşeli Tetra Pak şirketinden temin edildiğini, aynı şekilde meyve sularının da, birçok gıda maddesinin de bu marka ambalaja koyulduğunu yazdı ve bizlere akıl verdi <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Bugün, 7 şubat) :

     

    Danimarka mallarını boykot edelim’ diyenleri duyuyorum. İşkembeden atmayalım.
    Bilmeden boş konuşmayalım.”

     

    Neyse ki 3 gün sonra düzeltti: “MEĞER TATRA PAK İSVEÇLİYMİŞ!” <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(10 şubat)

     

    *

     

    SEVİYELİ BİR BASIN KAVGASI

     

    Hürriyet’in yazarı Ahmet Hakan, Lerzan Mutlu’ya sataşmıştı, cevabını aldı.

     

    Şarkıcı kendisinden nefret ettiğini söyleyen ve bunları madde madde sıralayan Hakan'a aynı üslupla cevap verdi.

    MADDE MADDE SIRALADI
    * Hiç önemli olmadığı halde kendini çok önemliymiş gibi hissetmesi.
    * Gündemdeki medyatik insanlara köşesinde sataşarak kendinden ve köşesinden bahsettirme çabaları.

    * Durup dururken bana sataşarak kaşındığı için.
    * O'nun nefret etmeyeceği kadın tarzını yanlış ülke Türkiye'de araması. Çünkü onun nefret etmeyeceği kadınlar ancak İran'da bulunur.
    * TV'de izlerken yakın plan çekimde sakalında bit gördüğüm için. “ <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Takvim, 11 şubat)

     

    Hâlâ Mehmet Y.Yılmaz’ın bu ‘medya kavgası’ hakkındaki fikirlerini bekliyoruz!

     

    *

     

    HAFTANIN ÖZ-SÖZÜ

     

    “İki senedir anamız ağlıyor” diyen bir çiftçiye cevaben:

     

    HADİ ANANI AL GİT BURDAN!

     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">Recep Tayyip Erdoğan, TC Başbakanı

     

    Başbakan’ın yanına çağırtığı bir çiftçiyle arasında geçen bu diyaloğun tamamını da kayıtlara geçirelim:

     

    Başbakan: Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
    Kemal Öncel: Terbiyesizlik yapmıyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.
    Başbakan: Artistlik yapma

    Kemal Öncel: Artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
    Başbakan: İyi bir sanatçısın

    Kemal Öncel: Tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
    Başbakan: Lan terbiyesizlik yapma

    Kemal Öncel: Lan mı?
    Başbakan: Evet

    Kemal Öncel: Lan mı? Canın sağ olsun.
    Başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
    Kemal Öncel: Ne zaman?
    Başbakan : Şimdi.

    Kemal Öncel: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? 2 senedir anamız ağlıyor.
    Başbakan : Hadi ananı al git buradan.
     

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal"> 

    <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Hürriyetim, 11 şubat)

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı