Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Medyadan – MAGAZİNİMSİLER

    Hürriyet Haber
    11.09.2005 - 20:03 | Son Güncelleme: 11.09.2005 - 20:03

    Fener Milan’ı nasıl ezdi – Yorgunluktan başını yastığa koyarken uyuyormuş – Takvim’e Rock’n Coke davetiyesi göndermediler galiba – En seksi kadını bevliyeciler mi seçmeli – Reha Muntar ya da ‘Gündüz insan gece enkırmen’ – Bir şey yapmamışsa çocuğunun annesini niye vurdursun ki – Ailenizin sırdaşı Okşan’dan haftanın rüya tabiri – Ebru Çapa’dan evlilik tarifi – Hülya Avşar’a bir saatte işleyen adalet – Sanki bizde yeteri kadar Hoppe yoktu... vs alıntılar.

    FENER MİLAN’I EZDİ!

     

    Fener Milan’ı ezdi, başlığını görünce gözlerim doldu. EUFA Kupası’nda aynı grupta olduğumuz İtalyan şampiyonunu bir yerlerde yendik diye yüreğim kabardı.

     

    Meğer, UEFA’nın internet sitesinde bir anket yapılmış, ‘Gruptan kim çıkar?’ diye sorulmuş, sonuçta % 90.3 Fenerbahçe, % 6.8 Milan, % 1.7 PSV Eindhoven ve % 1.1 Shalke 04 çıkmış.

     

    Belli ki sadece Fener taraftarları oy kullanmış...

     

    <ı>Takvim, 6 eylül

     

    *

     

    11’İNCİ EVDE, 12’NCİ BEBEK YOLDA GELDİ, diyor manşet.

     

    Spot: Hamile olduğunu fark etmeyen 10 çocuk annesi Nilay Doğan, aniden sancılanınca ikizlerin birini kendi kendine, diğerini de 112 Acil Servis ekiplerinin yardımıyla doğurdu.

     

    10 çocuk doğurmuş ‘tecrübeli’ kadın, nasıl (hele hele ikiz beklediği halde) hamile olduğunu fark etmemiş, inanılır gibi değil. Ama asıl güzellik, Şok’un bu haberi yazarken üzerine döktüğü salça:

     

    ... 10 çocuk annesi Nilay Doğan, çocuklarının bakımı, evinin işleri derken bir an olsun kendine zaman ayıramıyordu. Sadece gece başını yastığa koyduğunda dinlenmeye zaman bulabilen genç anne, hemen yorgunluktan uyuyup kalıyordu...

     

    Bu kadar dandik bir haber girişi olabilir...

     

    Nilay Hanım (fotoğrafına bakıyorum, taş çatlasa 25-26 yaşında) ON İKİ ÇOCUK yaptığına göre, öyle pek de “yastığa başını koyunca yorgunluktan hemen uyuyup kaldığı” söylenemez, yahut da ‘uyurken başına bir şeyler geliyor’ bu kadının... J

     

    <ı>Şok, 6 eylül

     

    *

     

    Meral Tamer Salı günü ‘ROCK’N COKE’DA GÖZLERİM SİZİ ARADI’ diye yazdı.

     

    Gözlük takmaktan hoşlanmadığı için etrafı zor gören Meral Tamer’in bu başlığı çok sevimliydi, onun için kendimi savunacağım:

     

    Rock’n Coke’a gittim gitmesine de, baba olarak gittim, izleyici değil. Cuma akşamı kızımı götürdüm, pazar gecesi de almaya gittim. Ve gece karanlığında parkta kızımı beklerken, izleyici ya da basın mensubu olarak gitmemekle ne kadar iyi ettiğimi anladım: Gençler bana resmen aralarına karışmış bir DİNOZOR gözüyle bakıyorlardı.

    Cuma akşamı, konserden önce, hani evde arkadaşlarına bir parti verirsin de, annenle baban bir an önce ikilesin diye beklersin ya... öyle bir halleri vardı. Pazar akşamı, festival bitmiş, eve dönmenin yolunu arayan gençlerse bana, minibüs şoförü muamelesi yaptılar, her önümden geçen ‘Burada görevli misiniz? Taksim’a araba var mı? Kadıköy nereden kalkıyor?’ diye sordu.

    Bu arada Serdar (Kalaycı) uyardı, Takvim festival hakkında şöyle yazmış:

     

    <ı>Eğlenceye bak!

    <ı> 

    <ı>Rock'n Coke müzik festivali'nde, zombiye benzeyen müzisyenlerle eğlenen gençler, kendilerinden geçti.

    <ı> 

    <ı>İstanbul'daki hezarfen havaalanı'na kurulan çadır kasaba, üç gün boyunca rockseverler ve onların efsane müzisyenlerini ağırladı. Dün son bulan rock'n coke müzik festivali'nin ikinci gününde, dünyaca ünlü iki rockçının konseri vardı. Müziği kadar dövmeleriyle de ünlü Korn, şarkılarına başladığı anda gençler adeta transa geçtiler. Çığlıklar atan, kendini yerden yere vuran, garip sesler çıkaran rockseverler, yıllardır büyük sabırsızlıkla bekledikleri the Cure'nin sahneye çıkmasıyla ise, kelimenin tam anlamıyla kendilerinden geçtiler. Cure, korkunç makyajı ve saçlarıyla şarkılarını seslendirirken, eğlenen gençlerden bazıları sara krizine tutulmuşçasına garip davranışlarda bulunmaya başladılar. Gençlerin gözlerinden okunan duygu ise, eğlenmenin verdiği keyiften çok, isyan ve nefretti. Elvis Presley'in de rock müzik yaptığını söyleyen vatandaşlar, "ancak onun müziği kimseyi böyle korkunç hale getirmiyordu. ya bunların yaptığı rock değil ya da bu işte bir gariplik var. Gençlerin bu halini görünce gerçekten üzüldük" yorumunda bulundular. (Takvim, 6 eylül)

    <ı> 

    Aynı gazete, geçen yılki festivale de şöyle bir ‘renkli yorum’ getirmiş:

     

    <ı>Korkmayın

    <ı> 

    <ı>Bu bir Vampir değil bizim Türk gençliği!.

    <ı> 

    <ı>Fotoğrafa bakıp da 'İstanbul'u satanistler bastı' diye panik yapmayın. Resimdeki kızımız, Sarıyer'deki Rock'n Coke Festivali'ne katılan ilginç ötesi tiplerden sadece birisi. O, sabaha kadar süren partinin ve su gibi akan içkinin mağduru! Sevgililerin sere serpe meydanlarda seviştiği, içkinin su gibi tüketildiği, garip kılıklı gençlerin ortalıkta dolaştığı festivale gidenler , "Bunlar mı Türkiye'nin geleceğine imza atacak gençler?" diye sormadan edemedi.

    <ı> 

    <ı>Ey Türk gençliği bizi korkutuyorsun

    <ı> 

    <ı>Alternatif rock konserleri amacını yine aştı. Alkol su gibi aktı, çiftler ortalıkta sevişti, gençlerin makyajları dehşet saçtı....

    <ı> 

    <ı>Bu yıl ikincisi düzenlenen Rock'n Coke Festivali'nde yine herkesi dehşete düşürecek kareler vardı. Hard müzik dinledikleri için kendilerini şekilden şekile sokmayı "görev" edinmiş gençlerin içkiyi su gibi tüketmeleri ve korku filmlerinden çıkmış gibi makyaj yapmaları dikkat çekti. Yaş ortalamasının 18-23 olduğu rock köyüne gençlerin büyük bir bölümü sevgilileriyle katıldı. "Aşırı rahat" hareketleriyle dikkat çeken gençler, adeta bir ev rahatlığında, öpüşüp, sevişti...

    <ı> 

    <ı>18 yaşından küçük çocukların ebeveynleriyle katıldığı festivalde anneler ve babalar bu görüntüler karşısında dehşete kapıldı. Çocuklarının dünyaca ünlü müzik gruplarını yakından görüp dinleyebilmeleri için festivale gelen ailelerin bir kısmı rock köyünü terk etti. Gençlerin rock müziğin felsefesindeki isyanı "yanlış anladıklarını" söyleyen müzikseverler, "Sanki konser izlemeye değil, sarhoş olup sevişmeye geliyorlar" yorumunu yaptılar.

     

    Festivalin organizatörleri Takvim’de çalışanlara bedava giriş bileti vermeyi reddettiler galiba!

     

    *

     

    EN SEKSİ KADINI BEVLİYECİYE SORMAK KİMİN AKLINA GELMİŞ?

     

    Tempo dergisi 11 uzmana sormuş, Türkiye’nin en seksi kadını Deniz Akkaya imiş.

     

    Tempo dergisi kime sormuş ‘Türkiye’nin en seksi kadını kimdir?’ diye ?

     

    Seksolog ve aile terapistlerinden oluşan uzman doktorlara...”

     

    Kimin seksi olduğuna seksologlar ve aile terapistleri ki karar veriyor?

     

    <ı>Posta, 6 eylül

     

    <ı>(Not: Ben, 12 eylülde yayına koymak üzere, 6 eylülde bu alıntıyı yaptım. Ama bu arada Emre Aköz, 9 eylül tarihli Sabah’ta ‘Dişleri en güzel kadını dişçilere sorsalar anlarım. Peki ya ürolog? En güzel kadını ürologların belirlediği nerede görülmüş?’ diye yazdı.)

     

    *

     

    GÜNDÜZ İNSAN GECE ENKIRMEN

     

    Tecrübeli enkırmen Reha Muhtar, toy enkırmenlere hitaben bir tavsiye yazısı kaleme aldı.

     

    Gerçi davulun sesi meseliyle söylediklerinin ne alakası vardı, anlamadım ama, özellikle bir cümlesine bayıldığım için alıntı yaptım:

     

    <ı>Televizyonda davulun sesi...

    <ı> 

    <ı>Hani derler ya, "Davulun sesi uzaktan hoş gelir..." Yaklaştıkça gümbür gümbür inletir...

    <ı>Bugünlerde yine televizyonlarda haber rekabeti kızıştı...

    <ı>Ben birkaç tavsiyede bulunayım da, kim isterse, alsın uygulasın...

    <ı>Ey bazı muhteremler...

    <ı>Televizyon haberlerini kendi zevklerinizin tatmin aracı olarak sakın görmeyin...

    <ı>O haber bültenini, evde oturan karınıza, ananıza babanıza ve meçhul yerlerde sizleri izleyen metreslerinize değil, millete yapıyorsunuz.

    <ı>Haberde "Aman o politikacı ne der, aman bu güç odağı kızar mı, aman bizim patronun karısı olay yapar mı" diye kafanıza takmayın.

    <ı>Onları kafanıza takarsanız, millet de sizi kafasına takar, silkeler atar.

    <ı>Sabahtan akşama, İkitelli, Çiftetelli ve Babıali dedikoduları yapıp, akşamları ciddi uzman edasıyla palavra sıkmayın. Akşam ekranda gün içinde olduğunuz gibi olun..

    <ı>Gündüz insan gece hırt olmayın.

    <ı>Birinci olmasanız bile, halk sizi içten, samimi ve dürüst bulur...

    <ı>Sakın kendinizi fazla zeki sanıp, rol yapmayın... Ağlamazken ağlıyor, üzülmezken üzülüyor gibi surat eğip büğmeyin ... Bu millet sahtekarları, çok fena çarpar...

    <ı> 

    <ı>Sabah, 8 eylül

     

    *

     

    BİR ŞEY YAPMADIKÇA ÇOCUĞUNUN ANNESİNİ VURMAYACAKSIN!

     

    Bugün gazetesinde İrem Barutçu, İbrahim Tatlıses’le röportaj yapmış. Türkücü-imparator muhteşem laflar ediyor yine:

     

    - Mafya dediğiniz, aslında yeraltı dünyasından kalbi, yüreği güzel olan insanlar... Bunlar arasında benim bir takım dostlarım da vardır. Arkadaşlarım, "Ağabey" dediğimiz, "Kardeş" dediğimiz insanlar var. Mafya kelimesi, biraz kaba düşüyor.

    - Kimse bizim namusumuzla, haysiyetimizle oynamasın. Ekmeğimle oynayanı, üç defa ikaz ederim. Namusumla oynayanı ikaz etmem. Bu da bizim Türk örf ve âdetlerinde olan bir duygudur.

    - Ben çocuğumun annesini vurduracak adam mıyım? Kadın bir şey yapmamış ki...
    <ı>(Yani ‘bir şey’ yapsa... vurduracak, demek ki!)

    <ı>Bugün, 8 eylül

    *

     

    İCLAL’İN RÜYASI

     

    6’ınc His köşesine gelen mektupları <ı>Ailenizin Sırdaşı OKŞAN cevaplıyor, rüyaları yorumluyor.

     

    İclal’in itiraf ettiği rüyası: Ben rüyamda bir arkadaşımla cinsel olarak çok yakınlaşıyordum. Kendimi durduramıyordum. Aslında ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Senelerdir her şeyimi paylaştığım bir arkadaşım zaten. Benim erkek arkadaşım da var zaten. Sizce neden böyle bir rüya görmüş olabilirim.

     

    Okşan Abla’nın cevabı: Bu rüyanın seni kaygıya düşürecek bastırılmış duygularla ilgili bir açıklaması yok. <ı>(Okşan değil Sigmund Abla !) Bu ara duyguların karışık ve arkadaşınla dertleşmeye ve rahatlamaya ihtiyacın olduğunu gösteriyor. <ı>(İnsan her dertleşmek istediği arkadaşıyla rüyasında düzüşür mü?) Ayrınca arkadaşınla bir konuda el birliği yapıp sorunun üstesinden geleceksiniz.

     

    İlahi kız Okşan!

     

    <ı>Şok, 9 eylül

     

    *

     

    EBRU çAPA’DAN EVLİLİK TARİFİ:

    <ı> 

    <ı>... Yeni bir başlangıcın arefesindesiniz. Yeni bir eve taşınacaksınız. Bundan sonra hayatınızı sevdiğiniz adamla / kadınla paylaşacaksınız. Her sabah, icazetli belediyeden onaylı birinin yanında uyanacaksınız.

     

    Olsun, bunlar da olsun... ‘ÇEŞİT’ zenginliktir!

     

    <ı>Kelebek, 9 eylül

     

    *

     

    AVŞAR’A AYRI ADALET

     

    Hülya Avşar – Kaya Çilingiroğlu çifti ‘sonunda’ boşandı.

     

    Hürriyet bu haberi sürmanşetten iki sütun, içeride de 1/5 sayfa vererek yazık etti. Bence manşet yapmalı hatta ayrı bir ilave çıkarmalıydı! J

     

    Şaka bir yana Türk Adaleti’nin bu kadar hızlı işlemesi gözlerimizi yaşarttı.

     

    Akşam 4’te boşanmak için dilekçe ver, 5’te boşan!

     

    Darısı HÜLYA AVŞAR OLMAYAN Türk vatandaşlarının da başına!

     

    <ı>Hürriyet, 10 eylül

     

    *

     

    SANKİ BİZİM HOPPE’LER YETMİYORDU BİZE

    Ateşle barut yanyana, diyor haber iğrenç magazin deyimiyle.

     

    Danimarka’nın Ankara Büyükelçisi’nin manken kızı Eliza Hoppe oyuncu oldu. Eliza pazartesi gecesi Kanal D’de yeni bölümüyle ekrana gelecek olan Haziran Gecesi’nde rol alacak...’

     

    Hasılı Özcan Deniz’le aynı dizide oynayacakmış da bu Eliza Hoppe, onun içinmiş ‘ateşle barut’ benzetmesi...

     

    Allah’ım Yarabbim, bir bu Danimarka elçisinin kızı Eliza Hoppe eksikti, sanki Türkiye’de yeteri kadar ‘hoppe’ yokmuş gibi!

    <ı> 

    <ı>Posta, 10 eylül

     

    *

     

    SOSYAL DARWİNİZM

     

    Güngör Bayrak’ın Bağlarbaşı’ndaki Gönül Tuna Müzik Kültür ve Sanat Merkezi’nde ‘zarafet dersleri’ vereceği haberini Günaydın şöyle yaptı:

     

    Zarafet Kraliçesi’ olarak tanınan ünlü oyuncu ‘Lady’ Güngör Bayrak, artık Paris sosyetesinden öğrendiği zarafet kurallarını Üsküdarlı gençlere aktaracak.

     

    Okurum Nezaket Hanım kızmış bu habere. Bence haksız, bunlar Türk toplumunun dinamizmini ve ‘sosyal darwinizmini’ gösterir: Kasımpaşalı ‘topçu’ Tayyip başbakan olur, Konyalı ‘Lary’ Şerife zarafet ve adabı muaşeret hocası olur... ne güzel işte, daha ne istiyorsunuz!

     

    <ı>Sabah’la Günaydın, 10 eylül

     

    *

     

    HOLLYWOOD HAZIR OLMAYABİLİR!

     

    Deniz Akkaya ‘Bendeniz Aysel’ adlı dizideki komedi performansıyla görenleri şaşırtıyormuş. Dostları (!) ‘Senden beklemiyorduk’ diyorlarmış.

     

    Günaydın, Deniz Akkaya artık Hollywood’a hazır, diye başlık atmış.

     

    Akkaya hazır olabilir de, Hollywood hazır olmayabilir, bence alıştıra alıştıra söyleyin!..

     

    <ı>Sabah’la Günaydın, 10 eylül

     

    *

     

    BU KONUDA HADİS Mİ VAR?

     

    Bolu Müftüsü ‘Ameliyatla gelen güzelliği dinimiz tasvip etmez’ demiş ‘Allah’ın yarattığı biçimi beğenmeyip bazı organların şeklini ve boyutunu ameliyatla değiştirerek doğal güzelliğin üzerinde güzellik aramanın dinde tasvip görmediğini buyurmuş. <ı>(Hürriyet, 10 eylül)

    Bana e-posta gönderen A.L. Hanım’ın tepkisine çok güldüm: “Ne yani Hz.Muhammed zamanında liposuction yahut yüz gerdirme ameliyatı vardı da, müftü efendi ona dayanarak mı ‘dinimiz tasvip etmez’ diyor?”

     

    *

     

    KANATLI SAZAN

     

    Kelebek, 9 eylül Cuma günü misssssler gibi haber yaptı <ı>(Bknz. Fotoğraf yukarıda) :

     

    <ı>Arkadaşım George Clooney

    <ı> 

    <ı>Süper lüks malikanede verilen partide Roberto Cavalli, Paris Hilton ve Pamela Anderson gibi ünlü isimler de vardı. Acar, Clooney’ye 60 bin Euro değerinde Frank Muller marka bir de saat hediye etti.

    <ı> 

    <ı>Como gölü’ndeki evinde buluştular

    <ı> 

    <ı>Erdal-Emel Acar çifti, geçtiğimiz pazar günü dünyaca ünlü aktör George Clooney’nin Milano’ya 45 km. mesafede bulunan Como Gölü kıyısındaki malikanesinde verdiği davete katıldı. 

     

    İşadamı olduğu söylenen bu Erdal Acar’ın George Cloony’nin yanında bir fotoğrafı, üstünde <ı>ARKADAŞIM GEOGRE CLOONEY, resimaltında da <ı>“Erdal Acar, ünlü aktör George Clooney’in davetinde birlikte çektirdiğini söylediği bu fotoğraf, Acar tarafından Hürriyet’e ulaştırıldı.” (Kelebek, 9 eylül)

     

    Ertesi gün Vatan çaktıi:

     

    <ı>Yılın Foto Yalanı

    <ı> 

    <ı>... <ı>Ancak fotoğrafa dikkatlice bakıldığında fotomontaj olduğu, yani Acar'la Clooney'nin ayrı yerlerde çekilmiş iki fotoğrafının yanyana getirildiği açıkça ortadaydı. "Şaka mı yapıyorsunuz?" diyerek tekrar aradığım Öztürk'ün verdiği yanıt ilginçti, "Müge Hanım birçok gazeteye aynı resmi gönderdik. Bir tek siz kuşkulanıyorsunuz." Ertesi sabah gerçekten sadece bizim kuşkulandığımız ortaya çıktı. Fotoğrafın hileli olduğunu farkederek, işadamının reklamını yapmak istemeyen VATAN'ın aksine, aralarında Hürriyet, Akşam, Star ve Posta'nın da bulunduğu birçok gazete haber ve fotoğrafa geniş yer ayırdı. Sadece Hürriyet, "Fotoğraf Erdal Acar tarafından ulaştırılmıştır" ibaresine yer verdi. Evet, Erdal Acar maalesef bazı yayın organlarını kandırmayı başarmıştı... (Vatan, 10 eylül)

     

    Benim gazetem, bir palavracı tarafından sazan durumuna düşürüldüğü için fena kızdı. İntikamını almak için Bu adam bunu hep yapıyor başlıklı bir sayfa yaptı:

     

    <ı>Erdal Acar’ın geçtiğimiz hafta Como Gölü’ndeki George Clooney’nin malikanesinde gerçekleşen davete katıldığını gösteren fotoğraflar sahte çıktı. Acar, medyada daha fazla yer alabilmek için daha önce de benzer hilelere başvurmuştu.

     

    Ve Erdal Acar’ın vukuatlarına ayrılmış bir tam sayfa, Türkiye’nin en büyük gazetesinin ikinci sayfasında... <ı>(Hürriyet, 10 eylül)

     

    Ayrıca “Hürriyet fotoğrafların Acar tarafından gönderildiğini belirterek fotomontajı ima etmişti...” diye bir çevir-kazı-yanmasın.

     

    Bu ‘sazan kazası’ vesilesiyle bir kez daha düşünsek diyorum:

     

    - ‘Ünlü’ diye daha doğrusu biz ‘ünlü’ yaptık diye, <ı>önüne gelen Hürriyet’e haber olmalı mı? ‘Bu kadın/adam/haber, Hürriyet’e haber olmaya layık mıdır?’ diye hiç sormamalı mı?

     

    - Eskiden olduğu gibi, gelen haberler ‘çek edilmeli’ mi (doğruluğu kontrol edilmeli mi) yoksa ‘yalan çıkarsa bir şekilde kıvırtırız’ zihniyeti sürmeli mi?

    - Fotomontaj yalanını Vatan gazetesi ortaya çıkardığına göre, ertesi gün Vatan’dan alıp haber yaparken, Vatan’ın adı hiç zikredilmemeli mi?

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı