Gündem Haberleri

    Medyadan : ÇEŞİTLİ ALINTILAR

    Hürriyet Haber
    09.10.2005 - 22:28 | Son Güncelleme:


    “İngilizler Başsavcıyı ayarladı mı? Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, İngilizlerin Avusturya'nın isteği HürriyetHırvatistan'a yeşil ışığı sağlamak için olumsuz raporu olumluya çeviren BM Başsavcısı Carla del Ponte'yi ayarlamış olabileceğini ima etti...” www.acikgazete.com adresindeki AÇIK GAZETE'dendi...

    O HASSS NE OLUYOR?

    Lüksemburg’da gergin saatler yaşanırken, Yunan TA NEA gazetesinin yazarı Anna Damiani, “Aynı zorluklar bize çıkarılsaydı acaba ne yapardık? Herhalde küçük düşürüldüğümüz için fena tepki gösterir, Türkçe’de si.. ile başlayan bir küfürle rest çekerdik” demiş. <ı>(Sabah, 4 ekim)

    Karşılaştırmalı Türk-Yunan Tarihi uzmanı Yunanlı Prof. Dimitri Kitsikis’i hatırladım. İyi Türkçe bilen Dimitri “Dilinizdeki bu küfrün ‘s..tir’ kısmını anlıyorum da, başındaki ‘hasss’ ne demek oluyor?” diye soruyordu.

    *

    MHP ÜZERİNDEN MESAJ

    Akşam’da Şakir Süter “AKP Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan dün Kızılcahamam'da bir basın toplantısı düzenledi. Ne söyleyeceği merakla beklenirken, sözlerini dolaştırıp bir gün önce Ankara'da MHP'nin düzenlediği mitinge getirdi! Hayret ettik... Usta bir siyasetçi olduğunu bildiğimiz Tayyip Erdoğan, böyle bir hatayı nasıl yapardı? Çünkü Erdoğan, MHP'yi eleştirirken, aynı zamanda bu partiyi önemli bir rakip yerine koymuştu...” diyor ve böylece Başbakan, MHP’yi bir ‘iktidar alternatifi’ haline getirdi, diye düşünüyordu. <ı>(Akşam, 4 ekim)

    Bence yanılıyor. Ben de önce “Başbakan, dünyanın gözü Lüksemburg’daki AB dışişleri bakanları toplantısını çevrilmişken, niye basın toplantısı yapıp MHP’ye yüklendi” diye yadırgadım önce. Ama sonra Fransız televizyonlarında ve Le Monde’da verilen MHP haberlerini görünce anladım.

    Başbakan, Lüksemburg’da Türkiye’yi tartışan AB bakanlarına bir mesaj gönderdi:

    “AB’nin tutumuna Türk kamuoyunda büyük tepki var. Türkiye’ye tarih vermezseniz bu popülist tepkilere hizmet edersiniz ve yarın karşınızda AB karşıtı MHP’yi bulursunuz...” demek istedi gibi geldi bana.

    *

    TO DROW BUTTER MESELA

    Anahtar Deliğinden köşesi Başbakan Erdoğan’a az buçuk yağ çekmiş. Diyor ki “Başbakan Erdoğan başbakanlık koltuğuna oturmadan önce İngilizce bilmiyordu. Ancak Erdoğan 3 yılda İngilizce’yi bir hayli ilerletti.”

    Neymiş? Başbakan, Meclis açılışına gelen büyükelçilerle tek tek ilgilenip ‘How are you?’ diye sormuş.

    <ı>Tercüman, 4 ekim

    *

    AĞIR OL, EZDİN ADAMİ

    Bizim Erdal (Güven) nedense pek bir haşin ‘millici’ kesildi. Lüksemburg’da pazarlıklar sürerken kaleme aldığı HAYDİ TÜRK BİRLİĞİ’NE (HÖDÖ HÖDÖ) başlıklı yazısının giriş cümlesi şöyleydi:

    AB macerası tökezledi. Artık kendimize dönmemiz gerekli.

    Bir saat daha bekleseymiş keşke...

    <ı>

    Tercüman, 4 ekim

    *

    HINCAL ULUÇ’TAN ALINTI

    <ı>

    Morgıç!..

    “AVUKAT Serdar Şahin bir mektup göndermiş.. Diyor ki..

    Bu aralar müvekkillerimden epeyce yoğun olarak mortgage (morgıç) sistemine ve işleyişine ilişkin sorular alıyorum. Baktım bu konuda eşi dostu bilgilendirmekte yarar var, tüm tanıdıklarıma sistemin özünü kısaca açıklama gereği duydum.

    Bu sistem Türkiye'de yeni uygulamaya konulacak olduğundan benzeri pek mevcut değil. Örneklemek de bayağı zor. Ben en pratik ve kolay anlaşılanını şöyle özetleyebildim.

    Almayı düşündüğünüz ve beğendiğiniz bir evi beğenip bankanıza da beğendirdikten sonra satın alıyorsunuz. Ancak geri öderken 'gıç'ınızı bir hayli zorlamanız gerekeceğinden haliyle gıçınızda bir 'mor'arma oluyor. İşte bu morluktan ötürü sisteme 'Morgıç' adı verilmiş."

    Avukat üstad diyor ki.. "Artık bu açıklamadan sonra morgıçla ev alıp almamak size kalmış.”

    Hıncal Uluç - Sabah, 4 ekim

    *

    MUASIR MEDENİYETSİZLİK

    AB, Türkiye ile müzakerelere başlama kararı alınca, Posta ‘ATAM RAHAT UYU - Türkiye 46 yıldır kapısında beklediği Avrupa Birliği’ne ilk adımını attı... Böylece Atatürk’ün yıllarca önce hedef koyduğu ‘muasır medeniyetler seviyesi’ne ulaşmanın önü açıldı...”

    Atatürk’ün çağdaş medeniyet hedefini manşet yapan Atatürkçü gazetenin ‘RUHLAR VE CİNLER DÜNYASINDAN MÜTHİŞ ÖYKÜLER’ sayfasında (1) Ölüsüyle bağlantı kuranlar (2) Haberci rüya - Rüyam kızlarımı kurtardı (3) Hayalet öyküleri - Lanet, ev yapmamızı engelledi (4) Rüya tabirleri... gibi ‘MUASIR MEDENİYETSİZLİK’ örneği batıl yazılar yer alıyordu!

    <ı>

    Posta, 4 ekim

    *

    İYİLİK TİMİ, diyor Posta.

    Tarsus’ta 15 kadın, 15 erkek polis memuru ‘İyilik Devriyesi’ oluşturmuş, sokaklarda gezip, bankadan para çekmek isteyen, karşıdan karşıya geçemeyen ihtiyarlara, sakatlara yardım ediyormuş.

    Bence polis önce suçluları yakalasa...

    <ı>

    Posta, 4 ekim

    *

    ABDULLAH GÜL’ÜN METAMORFOZU

    CHP Milletvekili Onur Öymen gündeme getirdi, Vatan manşet yaptı:

    <ı>

    Bugün Dışişleri Bakanı sıfatıyla AB ile başlayan müzakereleri kürsüden savunun Abdullah Gül'ün, 8 Mart 1995'de Gümrük Birliği Anlaşması'nın imzalanması nedeniyle RP Grubu adına Meclis'te yaptığı konuşma özetle şöyle:

    * ... Şurada, 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' yazıyor. Bunun anlamı nedir? Bu kadar önemli bir karar alınırken, milletin bu konuda bilgisi olması ve milletinin bunu bilmesi gerekir. Şimdi soruyorum: Türkiye Gümrük Birliği'ne girdi-daha doğrusu girmedi, bunun ilk anlaşmasını yaptı. Avrupa Parlamentosu'nda görüşülecek. Şimdi Türk Halkı, bu Gümrük Birliği nedir? Peki şimdi, Dışişleri Bakanımıza sormak istiyorum: Niçin Türk halkına, bu millete sorma ihtiyacı duymadınız? Bu demokratik bir olay mıdır?... Bu tavır bilinendir; aslında, tek parti devrinin tavrıdır.

    * Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği kesindir, bunu Avrupalılar söylemektedir. Avrupa'nın önde gelen bütün politikacıları söylemektedir. Avrupa filozoflarının hepsi söylemektedir.

    * Çünkü Avrupa Birliği bir Hıristiyan Birliği'dir. Bunu biz söylemiyoruz, bunu Avrupa'da herkes söylüyor, herkes biliyor.

    * Avrupa Parlamentosu'nda, Türkiye'de bölücülüğün, otonom idarelerin nasıl istendiğini, Türkiye'de Ermeni davasının nasıl savunulduğunu göreceksiniz veya Türkiye'de, Salman Rüştilere hürriyet istenecek. Fakat Türkiye'de, bu milletin, bu devletin, bu ülkenin gerçek sahiplerinin, Müslümanca yaşaması söz konusu olduğunda 'köktendincilik' denilecek; Avrupa budur.

    * Kıbrıs meselesi Türkiye için dolaylı olarak bitmiştir, iddia ediyorum burada 40 yıllık Kıbrıs meselesi, çünkü siz imza atmışsınız ve demişsiniz ki; '6 ay sonra Kıbrıs'la Avrupa Birliği arasındaki üyelik anlaşması başlayacaktır.' Bu ne demektir? Avrupa'yı bilen herkes biliyor ki, altı ay sonra, bir sene sonra Rum kesimi- ki Avrupa'nın gözünde, Kıbrıs'ı Rum kesimi temsil etmektedir- Avrupa Birliği'ne tam üye olarak girecektir.

    * Ne üzücüdür ki, dün Brüksel'den dönen heyet, burada, sözüm ona göstermelik, neşeli şeylerle karşılandı. Ben kendi adıma utandım bundan. Davul zurnayla karşılandı. Türkiye, içinde bitmiş, tükenmiş, ekonomiyi berbat etmiş, halkı yaşamıyor gibi yaşamaya mahkum etmiş, evet halkı yaşamıyor gibi yaşamaya mahkum etmiş bir Hükümet, kendi halkına karşı başarılarıyla övünemiyor, gitmiş dışarıda yaptığı...

    * Siz o profesörün dediği gibi, Avrupa'nın zenginler kulübünün köşkünde, bahçedeki bir barakaya girdik diye sevinerek geldiniz. Osmanlı, Avrupa'ya nasıl gitmişti? Avrupa'ya siz böyle gittiniz ama bizim Atalarımız Avrupa'ya nasıl gitti, ben bunu karşılaştırarak doğrusu çok üzüldüm. (Vatan, 6 ekim)

    Genel Yayın Yönetmenim değişmenin ve dönmenin faziletlerini anlatır hep bize. AKP’ninki iyi bir örnek!

    *

    İNTiHARIM GELDİ

    MHP yandaşı Ortadoğu gazetesinin 6 ekim tarihli nüshanının 1.sayfasında yer alan başlıklar:

    AB’den çiftçiye darbe - Türkmenler’e molla zulmü - Ermeniler AB’den umutlu - En düşük maaş Türk öğretmenine - Halk aldatılıyor - Türkiye’ye Rum tehdidi - Gece yarısı infazı - Aldanma millet, aldatma AKP - Lanet halkası - Ürküten açıklama - 388 milyon insan ölecek...

    Ve bu kadar ‘iç açıcı’ haber ve başlık yetmiyormuş gibi, iki baş da fotoğraf:

    Mümtaz Soysal ve Altemur Kılıç!

    İnsanlara intihara sevk etmek suç değil mi!
    J

    <ı>

    Ortadoğu, 6 ekim

    *

    MEDENİYETİNE...

    Necmettin Erbakan’ın himmetiyle Refah Partisi’nden milletvekili olan, Merve Kavakçı’nın koruyucusu, konuyla ilgisi yok ama olsun, Mehmet Ali Ilıcak’ın sevgili annesi Nazlı Ilıcak, ‘BARBIE VE FULLA = MEDENİYETLER KUCAKLAŞMASI’ diye yazdı.

    Neymiş? Barbie’nin ‘tesettürlü rakibi’ Fulla piyasaya çıkmış. Siyah saçlı, esmer ve türbanlı Fulla bebeğin yanında aksesuar olarak bir tane de seccade veriliyormuş. Bu da ‘medeniyetler kucaklaşmasının oyuncak sektörüne yansıması imiş... Ama öyle taklit ve teslimiyet değilmiş, Fulla bebeğin kendi kültür ve değerlerine bağlı kalmasına özen gösterilmişmiş...

    Medeniyete gel!

    <ı>

    Bugün, 6 ekim

    *

    SEN SUS-1 !

    Papa 16.Berediktus eski bir nazizmus, Türkiye’nin AB görüşmelerine başlamasına bozulmuş. Gerekçesi: “Türkiye’de Hıristiyanlar ikinci sınıf vatandaş!” mış.

    Türkiye’de Hıristiyan olmanın ne kadar zor olduğu ortada, ama bu lafı edecek en son insan Papa Hazretleri:

    (1) Yahudiler’e karşı engizisyon mahkemelerini babam kurmadı
    (2) Avrupa’daki Müslümanlar kaçıncı sınıf diye sorarlar adama...
    <ı>
    Tercüman, 6 ekim

    *

    EĞRİ OTURALIM

    Melih Aşık övünerek yazdı: Türk Silahlı Kuvvetleri Turgut Özakman’ın çok satan kitabı ‘Şu Çılgın Türkler’den toplu alımlar yapıyor. En büyük toplu alımı ise 3.700 adet kitapla 3.Ordu komutanlığı yaptı.

    Melih Aşık’a sorsam, desem ki mesela Emniyet Müdürlüğü, mesela dinci bir yazarın bir kitabından ‘toplu alımlar yapsa’ idi, mesela en büyük toplu alımı da 3.700 adet kitapla İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapsa idi ... bu köşe yazısının şekli nasıl olurdu acaba?

    <ı>

    Milliyet, 6 ekim

    *

    DAMARDAN VEYA ŞİRDENDEN...

    Kızına usulsüz şekilde burs alan AKP’li Belediye Başkanı hakkında kanuni işlem başlatar Babadağ Kaymakamı... sürgün edildi.

    Başbakan’ın ‘yolsuzluklara damardan girdik’ dediği bu olsa gerek.

    <ı>

    Takvim, 8 ekim

    *

    SANKİ İHTİYACIMIZ VAR

    46 yaşındaki Alman Harald, dil öğrenmek için geldiği Antalya’da Müslüman olup adını Haydar almış. Resmini görseniz inanamazsınız, bıyıklı, kıçında siyah şalvar, ayaklarında sandalet... en büyük zevki mangal yapmakmış.

    Yahu biz maganlarımızı adam ederiz diye AB’ye yüz sürüyoruz, AB’den maganda ithaline ihtiyacımız mı var!

    <ı>

    Takvim, 8 ekim

    *

    SEVİMLİ İTİRAF

    Takvim itiraf.com’dan almış, çok sevimliydi:

    Adahanım; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 30; İl:Ankara 07.10.2005 - İngilizcemi ilerletmeye çalışıyorum. Ara sıra İngilizce yayın yapan kanalları izliyorum. Geçen gün dört yaşındaki oğlumla yine bu kanallardan birinde, komedi filmi izliyorduk. Komik bir sahnede gülmeye başladım. Oğlum neden güldüğümü anlamadı ama bana eşlik etmek istediği için o da kahkahalara boğuldu. Eşim odaya gelip neden güldüğümüzü sorunca, oğlum, "Baba biz İngilizce gülüyoruz, sen anlamazsın!" dedi!

    <ı>

    Takvim, 8 ekim

    *

    ÖZGÜR BASIN

    Gerçekten ilginçti, bir gazetenin kendini boykotunu haber yaptığı nadirdir.

    Birgün gazetesi, birinci sayfadan “Birgün’de eylem : Ankara Büro iş bıraktı” diye haber yaptı.

    Birgün’ün Ankara bürosu çalışanları ücretlerini alamadıkları için iş bırakma eylemi yapmış, İstanbul merkez bu haberi çatır çatır kullanıyor gazetede.

    Vallahi helâl olsun!

    <ı>

    Birgün, 8 ekim

    *

    DELİ DOKTOR

    New Statesman adlı haftalık yayında makalesi çıkan 24 yaşındaki İngiliz doktor Mark Jopling, “Birmingham kentindeki bir hastanenin en az kalifiye, en az yetenekli ve en az kazanan hekimlerinden biri olduğu halde” yılda 37 bin sterlin (yaklaşık 92.5 bin YTL) geliri olduğunu açıklamış ve “Hastanede günlerimi hasta kayıtlarını, kan tahlili raporlarını incelemek ve sağa sola koşuşturmakla geçiriyorum" demiş. Jopling, kariyerinde yükselince maaşının 90 bin sterline çıkacağını belirterek, “çok kazanan doktorların lüks otolar kullanıp şehir dışında villalarda yaşadığını ve hastanenin çevresinden uzaklaştığını” savunarak, doktorların maaşlarından kesinti yapılarak hemşirelere ve diğer sağlık görevlilerine zam yapılmasını istemiş.

    İngiltere’de bile, herhalde, tıbbi gözlem altına almışlardır, delirdi diye! J

    <ı>

    Radikal, 8 ekim

    (Radikal tabii ki İngiltere demez, ben Britanya’ları çevirdim!)

    *

    SEN SUS-2 !

    Avusturya’da yayımlanan Der Standard gazetesi Türkiye’nin adaylığını ‘müthiş bir yanlışlık’ olarak yorumlarken “Türkiye 1.Dünya Savaşı’nda 1.5 milyon Ermeni’yi öldürdü. 2.Dünya Savaşı’ndan sonra da bir iç savaşta 30 bin Kürt’ü öldürdü” diye yazmış. <ı>(Radikal, 8 ekim)

    Orhan Pamuk’u saygıyla anarken, Avusturyalılar’a ‘hastirin ordan!’ diyorum.

    Özgür iradesiyle ve ne olduğunu bile bile Nazi Almanyası’na vatanını satarak katılan, savaş suçlusu olarak ipe çekilmesi gerekirken ‘Stalin’in eline düşmesin’ diye Batı tarafından elinden tutulan, ama uslanmayıp başbakan diye başına Haider denilen ırkçı faşisti getiren Hitler’in anatavatı Avusturya önce kendi pisliğini temizlesin!

    *

    SEYAHAT NEDENİ, İŞGÜZARLIK

    Hep anlatılır ya, Azeri uçaklarında ‘Bakü için inişe geçiyoruz’ yerine ‘Bakü’ye düşüyoruz’ anons yapıldığı için Türkler’in ödü kopmuş da, anons ‘Bakü’ye çatmışık’ (varıyoruz) diye değiştirilmiş.

    Funda Özkan yazdı. Çok güzeldi. Vize verirken (demek ki dost ve gardaş, ‘bir millet iki dövlet’ Azerbaycan bile vize istiyor bizden) pasaporta “Seyahat nedeni: İŞGÜZARLIK” diye yazıyorlarmış!

    <ı>

    Radikal, 8 ekim

    *

    MELİH AŞIK SORUYORDU:

    <ı>

    Zoraki oruç - Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü, önümüzdeki hafta elektrik alışverişi ve sistem bağlantıları ile ilgili olarak Gürcistan ve Romanya'dan gelen konukları ağırlayacak. Bu konuklar için en uygun konaklama yeri TEDAŞ'ın Ankara'daki konukevi... TEİAŞ yöneticileri bu konuklar için TEDAŞ yönetimindeki konukevinde yer ayırtıyor... Aldıkları yanıt:
    - Ramazan dolaysıyla kahvaltılar iptal edildi, bu durumu konuklarınıza anlatmanız gerekir...
    Bu ülkenin gerçekten AB yolunda olduğuna emin misiniz?

    Milliyet, 8 ekim

    *

    EDEBİ FELAKET

    Pakistan’da korkunç bir deprem meydana geldi. Hürriyet’in Dünya sayfası bu habere şöyle girdi:

    Sahura kalkıp yattıklarında, yaklaşmakta olan felaketin farkında değillerdi. Saatler 08.50’yi gösterdiğinde yer gürledi, kuşların çığlıkları insanların feryatlarına karıştı. Depremi izleyen toprak kaymaları ve yangınlar adeta cehennemi yaşattı. Son 100 yılın en büyük depremini yaşayan Pakistan’ın yanısıra, Hindistan ve Afganistan’ı da vuran 7.6’lık felakette can kaybı 2300’ü geçti.

    Felaket haberi değil, edebi eser mübarek!

    <ı>

    Hürriyet, 9 ekim

    *

    BULUNAN YAŞAM İNGİLİZCE ÇIKTI

    Çarpıcı, güzel bir ilandı: DÜNYADA YAŞAM BULUNDU diyordu.

    Bu reklamın, Toplu Konut İdaresi’nin İstanbul’da yaptırdığı ve yaşam kalitesi yüksek (olma iddiasında) bir site olduğu anlaşıldı.

    Yani DÜNYA’da değil İSTANBUL’da bulunmuştu YAŞAM...

    Ama keşke adı “gavurca” olmasaydı: MY WORLD

    Türkiye’de bulunan bir yaşam alanının adının İngilizce olması ne kadar haysiyet kırıcı değil mi?

    Aynı gazetede birkaç sayfa arayla birçok benzer reklam:

    Başbakanlık TOKİ’ninkiler MY WORLD - OLYMPİAKENT

    Özel şirketinkiler: INCITY - ISTANBLUE - BURJ EL TURCO - PELICAN HILL -ALICE VILLAGE

    Yani, soysuzuz, soysuzsunuz, soysuzlar...

    Yine aynı gazetede benzer ilanlar: GİZLİ BAHÇE - SELVİCE EVLER - MAVİ KENT

    Oh be!

    <ı>

    Hürriyet, 9 ekim

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı