"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Medya açıklarında bir lezbiyen akıntı

Yazıyı yazmadan az evvel, seksi bir hanım arkadaş (kadınlar hangisinin kullanılmasını tercih eder acaba? Kız/kadın/hanım?) telefonda soruyordu:

"Karar verdim, lezbiyen olcam, moda bugünlerde!"

Hanım arkadaş haklı, çünkü son günlerde bir lezbiyen akıntı var medya açıklarında.

Bir ara erkek starlara sorulurdu, adettendi, "Hakkınızda gay iddiaları dolanıyor, var mı bir numaranız" diye... Dalga geçiyorum ama, zamanında bende sordum maalesef böyle sorular (Özcan Deniz fiksti bu konuda mesela).

Nedeni malum: Mesele iç gıcıklayıcı, direkt başlık yapılabilir, ayrıca karşıdaki atlarsa sazan gibi, hani değmeyin keyfinize.

Şimdilerde işte lezbiyen manşetleri görüyoruz sık sık. Eyşan Özhim konunun baş aktristi oldu. Daha önce konuyla ilgili vermiş olduğu lezbiyenlik demeçleri malum. Şimdi bir tık öteye gitmiş, daha cesur açıklamalarda bulunmuş.

Şenay Akay’a magazin muhabirleri neredeyse "Bugün sizi pek lezbiyen gördük Şenay Hanım" diyecekler. Akay gıcık oldukça üstüne gidiyorlar tabii (O da hiç bilmiyor mu raconu. Özhim’den ders alsın biraz).

Nurgül Yeşilçay, oynadığı filmdeki lezbiyen öpüşme sahnesi dolayısıyla ucundan mevzunun topuna girmişti yakın zamanda.

Hatta çok tıklanınca öpüşme sahnesinin videosu rahatsız oldu ve "Lezbiyeni değil, zorluk içindeki bir kadını oynadım arkadaşlar" filan dedi.

Şenay Düdek ise lezbiyenlik iddialarını reddedip kendisini aseksüel olarak tanımladı. Röportaj akıntısına kaptırmadı yani kendini Düdek, direkt koca bir baraj (aseksüel baraj) çekip akıntının yönünü değiştirdi.

Neyse işte, medya denizinde esen rüzgar şimdilik lezbiyen. Yarın ne olur bilinmez...

Hanım arkadaşa söyleyeyim de hazırlıklı olsun.

Sıcak pidenin tadı kaçtı

Herhalde hiçbir Ramazan’a bu kadar gereksiz korkular hakim olmamıştı.

En azından benim şahit oldiklarımda...

Bu koca bir ay, inanan/inanmayan herkes için bir şey ifade eder ya. Benim de ilk aklıma gelen, ta çocukluktan tabii, sıcak pideler.

Fırında kuyruğa girip aldıktan sonra eve getirdiğiniz o sıcak pidelere, iftar masasına oturuncaya kadar el sürmemeyi başarmak (ya da başaramamak); cidden bir zevkti.

Ama bu (sardı) korkular (gelecek yıllar?), sıcak pide zevkini bile unutturdu ya.

O yüzden, tırsan herkese tavsiye: Hálá okumadıysanız, Ahmet Altan’ın Hürriyet Pazar’da yayınlanan yazısını okuyun. O kadar güzel özetlemiş ki Altan durumu, bir kuple aktarmamak olmaz:

"<ı>Burası yaramaz çocuklardan oluşan bir toplum. Allah’ı seviyoruz, bu sevgiden vazgeçmeyiz. Hayatın zevklerini de seviyoruz, bu zevklerden de vazgeçmeyiz.

Korkacaksınız, korkmanız gerekenlerden korkun. Biri, Malezya’ya benzeyeceğiz diye bağırdığı için...

Birbirinizi çiğneyerek kaçmaya başlarsanız... Hep beraber yeniliriz. Siz, her bağırtıya inanmayın..."

Altın Portakal başlamadan ilk polemik

Malum, Altın Portakal demek biraz da polemik demek. Artık bu duruma alışıldı neredeyse.

Lakin bu kez erken başladı polemikler. Hadise şu: Yönetmen Ümit Ünal yeni filmi "Ara"nın Ulusal Film Yarışması’na alınmamasına itiraz ediyor.

Diyor ki Ünal, "Kim olduklarını bilmediğim bir festival ön jürisi var. Onlar başvuran filmleri eliyomuş. Oysa böyle bir lüksümüz yok. Altın Portakal üretilen her filme destek olmak zorunda".

Peki neden eliyor filmleri festival ön jürisi?

Çünkü yarışmaya başvuran film çokmuş ve film sayısını 12’ye indirmek için (her yıl yarışan film sayısı o kadar) böyle bir ön jüri oluşturulmuş.

İyi de Altın Portakal, Cannes ya da Berlin değil ki?

Oraya yüzlerce film başvuruyor, elemekte haklılar. Ki eledikleri halde en az yirmi film yarışıyor o festivallerde.

Peki Altın Portakal niye 12 filmle sınırlı?

Madem başvuran film 30’un üzerinde, o zaman yarışacak film sayısı neden artırılmıyor? Kanun mu var bu konuda?

Öte yandan hakikaten bu ön jüri neden gizli? "Birbirlerinden haberdar olmasınlar" demek nasıl bir mantık?

Bu camia üç aşağı beş yukarı aynı isimlerden ibaret, herkes eminim haberdar birbirinden. Ki Atilla Dorsay ön jüride olduğunu söyledi NTV’de, "Bir sinema yazarı arkadaşım da var, gerisini bilmiyorum" dedi üstelik.

Altın Portakal yine çok tartışmalı başladı kısacası...
X