Medya

Serdar TURGUT
Haberin Devamı

Sibel Can neden olmasın?

İnsanların kendi mesleklerini önemsemeleri son derece normal, olması gereken bir tavırdır.

Ancak özellikle bizim medyadaki meslekdaşların önemlice bir bölümü bu önemseme işini oldukça yanlış anlarlar.

Şunu biliniz ki aslında onlar temelde kendileri dışında kimsenin yazar, muhabir, müdür olamayacağını düşünürler.

Kendileri dışında başka gazetecilerin, yazarların da kendi düzeylerinin altında hem de çok altında olduğunu ‘kesin olarak’ bilirler.

Bu bilgileri ışığında da başkalarınca yapılan hiç bir işi beğenmezler.

*

Bu son derece elitist, sağlıksız tavır nedeniyle özellikle Babıali eskilerinin yazarlık, gazetecilik ve müdürlük kaliteleri gün geçtikçe düşmektedir.

Hiç bir yeni fikre, hiç bir yeni insana önem veremediklerinden dolayı yeniliklerden de öğrenme şansını kaçırmış bir bölüm insan vardır bizim medya içinde.

Yeni çıkan her imzaya, her parlayan genç gazeteciye küçümseyerek, arkasından laf ederek bakarlar bu tür insanlar.

Özellikle bizim sektörde dedikodu da inanılmayacak kadar yoğun olduğundan bu tavırlarını da etrafa yayarlar, bunu hakim ideoloji haline getirtirler.

Azınlıkta bir bölüm insan ne yaparsa yapsın bu tavırların hakimiyetini kırmak işte bu nedenle çok zordur.

*

Doğal olarak stresli bir hayattır bu.

Hiç bir şeyi beğenmemek, yeniliğe hemen dudak bükmek üzerine kurulu bu yaşamın sürekli tetikte durması ve her fırsat çıktığında da yeniliği ezmeye çalışması gerektiğinden bu tür bireylerde stres sürekli artar.

Örneğin ben gazetelerde son 10 yıl içinde çıkan bütün yazarların aslında yazar olmadığını düşünen insanları bile tanıyorum.

Bir çoğu da gazetelerde son 10 yılda yapılan bütün değişikliklerin medeniyetin sonuna doğru giden bir süreç olduğunu düşünürler.

*

Tabii ki eleştiri düzeyini bu kadar genel ve kapsayıcı tuttuğunuz zaman eleştirilerin bazı durumlarda haklı olmaması mantıken mümkün değil.

Gazetelerde olan bütün değişiklikler illa da modernleşmeyi temsil etmiyor doğal olarak.

Ayrıca bir çok yazarın yazı yazmayı beceremediği de görülüyor. Doğal olarak bu özellik sadece genç yazar diye adlandırılan kuşağa özgü değil.

Maşallah yıllardır yazı yazdığı halde hala daha okunmayacak durumda kalmayı beceren eskiler de mevcut.

Ancak bazı durumlarda haklı olabilen bu eleştiri her durumda uygulanınca ortaya sağlıksız ve hatta faşistçe bir görünüm de çıkıyor.

*

Anlamadığım nokta şu. Bir insan diyelim yazı yazmaya başlıyor.

Mesleği de marangozluk aslında.

Ama bir de bakıyorsunuz yazılar da harika okunuyor.

Bu kişiyi gazetede yazdırdığınız mı ilk gelen hakim tepki ‘Marangoza da yazı yazdırılır mı?’ oluyor.

İlk önce bu tür tavırda çok derin bir analiz yattığını zannediyorsunuz.

Ancak içi fos bir düşünce bu.

Yazı kendi içinde değerlendirilecek bir olaydır.

Yazı sayfaya girdiği an, yazarından tamamen bağımsız bir yaşama kavuşur.

Bu yaşamı değerlendirme kriterleri yazanın kişiliğinden, eğitiminden, geçmişinden bağımsız olmalıdır.

Yazıyı kendi içinde yazıya özgü kriterlerle değerlendirmek doğru olan tavırdır.

*

Pakize Suda yazmaya başlayınca elitist tavırcılar, ‘Şarkıcı da yazı yazar mı?’ lafının dedikodusunu çıkardılar.

Açıkça söyliyeyim ben de kötümserdim bir ara ama bunun onun şarkıcı olmasıyla filan bağlantısı yoktu.

Her yeni yazı yazan insana kötümser bakmak adet olmalı bence. Olmalı ki sonuçta sağlıklı değerlendirelim o ürünü.

Açıkça söylüyorum bugün Hürriyet gazetesinde en çok beğenerek okuduğum yazar Pakize Suda'dır.

Bazı günler yazılarının performansı gazetede ve belki de o gün medyada bir numara bile oluyor diyebilirim.

Kimseyi beğenmeyenler boşu boşuna zamanlarını harcadılar yine anlıyacağınız.

*

Şimdi de Sibel Can'a aynı tavrı koymaya çalışıyorlar.

Haber sunamazmış bu bayan.

Hani bilmesem bugün ekranda haber okuyan onlarca kişiden sadece iki veya üçünün okumak dışında gerçekten haberci olduğunu.

Diğerlerinin tek işinin de önlerine getirilen malzemeyi karşıdaki ekranda okumaktan başka bir şey yapamadıklarını...

Bilmesem bunu tavırda belki de haklı bir yan vardır diyeceğim.

Sadece haber okumak mı?

Vallahi bence Sibel Can bence herkesten de iyi yapar bunu.

Ha şu da var. Sibel Can'ın hayatının bundan sonraki bölümünde gazeteci olamayacağını söyleyen bir kural da yok.

Eğitim, bilgi, genel kültür gerekliliği gibi laflar etmeye başlarsak o zaman biri de çıkıp acaba gazetecilerin bu vasıflara ne kadar sahip oldukları sorusunu sorabilir.

Bunu yaparsa da sonucun öyle hiç de parlak olmadığını, bu vasıflara sahip insanların meslekte azınlığı oluşturduklarını görüp, mahçup olabiliriz.

O olamaz, o yapamaz, bu katiyen olmamalı gibi huysuzca itirazları bir yana bırakıp insanı sadece ortaya koyduğu emek ürünü ile değerlendirmeye çalışmakta büyük yarar var.

Yazarın Tüm Yazıları