« Hürriyet.com.tr

Medeniyetten uzaklaştım, doğayla bütünleştim

Kemal Kaya, yaklaşık iki yıl süren Okyanusya ve Güneydoğu Asya seyahatinden yeni döndü. İzmir’de ailesinin yanında dinleniyor. Birkaç ay sonra yeniden yollara düşecek. Nepal, Hindistan rotasından başlayarak yolculuğunu sürdürecek. Kaya, dünya gezisi sırasında Güney Pasifik’teki Fiji Adaları Cumhuriyeti’ne uğradı. Naboro Köyü’nde yerlilerin misafiri oldu.

Esra ERDOĞAN / eerdogan@hurriyet.com.tr
X

Kemal Kaya (41) aslında veteriner hekim, fakat 14 yıl ilaç sektöründe satış ve pazarlama alanında çalıştı. Ayrıca bilgi yönetimi okudu, marka yönetimi üzerine master yaptı. İki yıl önce İzmir’deki evini eşyalarıyla kiraya verdi. O zamandan beri neredeyse hep seyahatte. İzlenimlerini web sitesinde (yoldaolmak.com) yayımlıyor. Diğer sitelere yazıyor, fotoğraf çekiyor, dalıyor, web tasarımı yapıyor. Kaya, birkaç hafta önce 685 gün süren Okyanusya ve Güney Doğu Asya seyahatinden döndü. Şu sıralar dinleniyor ve yazı yazıyor, fakat birkaç ay sonra Nepal ve Hindistan rotasından başlayarak keşif yolculuğunu sürdürecek. Seyahat virüsünün 15 yıl önce vücuduna girdiğini söylüyor.
“Türkiye’nin neredeyse tüm şehirlerini gezdim. İlk yurtdışı gezimi 1997’de New York ve Florida’ya yapmıştım. Şirket sponsorluğundaki yolculukta sanırım gezi virüsü kapmış olmalıyım ki sonrasında her fırsatta yurtdışına çıkmaya başladım. Avrupa’da da birçok ülkeye seyahat ettim.”

2 YILDA, 11 ÜLKEDE 70 BİN KİLOMETRE

Son gezisi için 3 Ağustos 2010’da İstanbul‘dan yola çıkmış. “11 ülke gördüm, 70 bin kilometre’den fazla yol yaptım. Tayland’dan başladım, Okyanusya’dan Yeni Zelanda’ya geçip yedi ay kaldım. Orada hem İngilizce öğrendim hem de gezdim. Sonra Fiji’nin büyüleyici atmosferinde iki hafta kaldım. Ardından Sydney’den başlayarak üç ayda Avustralya’yı gezdim. Otomobil kiralayıp dört günde 1300 kilometre yaparak Tazmanya Adası’nı gördüm; sırtçantamı Melbourne’de bırakıp birkaç günlüğüne adaya gelmiştim, tam üç hafta kaldım. Avustralya sonrası Güneydoğu Asya’ya geçtim. İlk durağım Bali oldu. Sonrasında Endonezya’nın Lombok, Java ve Sumatra adalarını gezip Malezya’ya ve devamında Singapur’a geçtim. Borneo Adası ve Filipinler gezilerinin herbiri 40 gün sürdü. Süresi biten pasaportumu değiştirmek için Singapur’a döndüm. İki ay Tayland’da, bir ay Laos’da kaldım. 20 günlüğüne Kamboçya’ya geçtim. Kuala Lumpur’dan Tahran’a uçtum. 20 gün İran’da gezip, Tebriz’den Van’a karayoluyla geçtim. Bu gezimde dört kez Tayland, beş kez Malezya, üç kez Singapur’a girdim.”

YERLİLERİN EVİNDE KALDIM

Kaya, toplam 15 gün kaldığı Fiji Cumhuriyeti’nden çok etkilendiğini anlatıyor: “333 adasından en büyüğü Viti Levu. Başkent Suva da bu adada. Kuzeyden güneye uzanan Mamanuca ve Yasawa Grup Adaları beyaz kumlu plajları, yağmur ormanlarıyla kaplı doğası, inanılmaz çeşitlilikte ve güzellikte denizaltı yaşamıyla binlerce turisti kendisine çekiyor.”
Kaya, bu adada birkaç gün kaldıktan sonra Kuata’ya geçti.
“Kanoya atlayıp adanın çevresini turladım. Sonra hemen karşıdaki Waya Lailai Adası’na gitmeye karar verdim. Kanoyla geçtiğim Waya Lailai çok büyüktü. Üzerindeki resort’ta çok sayıda yerli çalışıyordu. Onlarla tanışıp sohbet ettikten sonra köyleri Naboro’da kalmak için izin istedim. Kabul ettiler.”

TATİLDEN ÇOK KEŞİF MEKANI

Başka bir yerde rezervasyonu olduğu için Naboro’da birkaç gün kalan Kaya, izlenimlerini şöyle anlatıyor: “Köyün doğası inanılmayacak kadar güzel. İki yanı plaj olan bir boğazda. Sigara, elektrik, telefon ve TV yok. Yaşamları çok sade. Köylüler bana çok dostça davrandı. Sanki ortak misafirleriydim. Beni gören yanıma geliyor, elimi sıkıyor, klasik soruları sıralıyordu. İlginç olan herkesin ikinci sorusu aynıydı: Tekrar ne zaman geleceksin?”
Kaya, Fiji adalarının bir sualtı cenneti olduğunu anlatıyor:
“Su sporlarını sevenlerin arayıp bulamayacağı güzelliklere sahip. Şnorkelle yüzme, dalış, rüzgâr sörfü hemen her adada yapılabiliyor. Kanoyla adanın etkileyici manzarasının keyfi çıkarılabilir hem de pırıl pırıl denizde mercanların arasında yüzülebilir. Kanodan denize bakmak bile etkileyici.
Adadaki ormanlarda yürüyüşe çıkabilirsiniz. Yüksek noktalara yapılan günbatımı izleme yürüyüşlerini de kaçırmayın.”

ÜÇ ÖĞÜN YEMEK DAHİL OTELİN GÜNLÜĞÜ 25 TL

Konaklama seçeneklerine gelince: “Fiji’de sırtçantalılar ve dar bütçeli gezginler için ucuz konaklama seçenekleri olduğu gibi, özel plajı, iskelesi ve hizmetçileri olan, geceliği 5 bin doların üzerinde ultra lüks oteller var. Kuata Adası’nda Kuata Natural Resort’ta kaldım. Bungalovlarda ya da ucuz paylaşımlı odada kalmak mümkündü. Saat 18.00-23.00 arası jeneratörden elektrik sağlanıyor. Waya Lailai Adası’nda daha lüks bungalovlar var. Naboro Köyü ise Fiji yerel yaşamını yakından tanımak için ilginç bir fırsat. Fiji Doları ve Türk Lirası kur olarak birbirine hemen hemen eşit. Bu köyde 3 öğün yemek dâhil 25 TL’ye kaldım. Yalnız köy, tatilcilerden çok kaşif ruhlu gezginlere uygun.”
Yemeklerle ilgili ise şunları söylüyor: “Fiji mutfağı Polinezya, Hint, Malay, Çin ve Batı mutfağının karışımı. En çok kullanılanlar yerel sebzeler, sığır eti, kümes hayvanları, domuz eti, deniz ürünleri. Salata, meze, çorba ya da içecek guava, mango, muz ve ananas gibi yaygın olarak bulunan meyvelerle hazırlanıyor.”
Kaya’nın Fiji’ye gitmek isteyenlere önerileri şöyle: “Böyle ada cennetlerinde sağlığa dikkat etmek gerekiyor. Yanınızda lazım olabilecek ilaçları götürün. Mutlaka şnorkel deniz dibini seyredin. Dünyada denizaltı hayatının en zengin olduğu güzellikleri görmeden dönmeyin. Köpekbalığı izleme dalışlarına katılın. Yanınıza sualtı kamerası almayı unutmayın. Bu adaların çoğunda elektrik, GSM istasyonu, internet yok. Buna hazırlıklı olun. Gündoğumu ve günbatımını kaçırmayın. Tropikal meyveleri tatmadan dönmeyin. Mayıstan ekime Fiji’nin en güzel dönemi. Yağmur, nem az. Sıcaklık bunaltmıyor. Deniz suyu sıcaklığı 26 derece civarında. Temmuz en kalabalık dönemi, fiyatlar da yüksek.”

SULARA DİKKAT

Fiji’de önce couchsurfing web sitesi aracılığıyla ulaştığım ailede kaldım. Kapı, penceresi hep açıktı. Herkes düştüğü yerde uyuyordu. 11 kişiyle kaldım. Yerel içkileri “kava” içerek çok keyifli vakit geçirdim. Kuata Adası’na vardığımızda musluk suyunun içilebileceği söylenmişti. İki gün sonra içinden ağaç kabukları çıkınca bunun biriktirilmiş yağmur suyu olduğunu öğrendim. Ve hasta oldum. Meğer içme suyu başka musluktan akıyormuş. Sırtçantamı ana karada bırakıp içinde sadece ikişer tişört, şort ve sandaletimle adaya gelmiştim. Yakında doktor yoktu. Bulduğum ağrı kesicilerle idare ettim. Neyse ki hastanelik olmadım. Birkaç gün acı çekerek iyileştim.

En sevdiği beş şehir: Hobart (Tazmanya), Ubud (Bali), Queenstown (Yeni Zelanda), Kopenhag (Danimarka), New York (ABD)
Seyahate hangi ulaşım aracıyla gider? Uçak, otobüs, tren
Seyahatte ne yer ne içer? Kaldırım restoranlarından yerel lezzetler
Seyahatte nerede kalır? Hostel, ucuz oteller, couchsurfing aileleri
Kiminle seyahat eder? Yalnız
Seyahatten ne alır? Özgün el yapımı objeler
Seyahatte ne okur? Elektronik kitap şeklinde roman, gezi yazıları
Seyahat çantasının vazgeçilmezleri? Cep telefonu, dizüstü bilgisayar, kulaklık, fotoğraf makinesi, sandalet

Kaynak: Esra ERDOĞAN / eerdogan@hurriyet.com.tr

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
36 saatte Aarhus
GezginGezgin
Lego’nun başkenti Bıllund
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Kapadokya’ya gitmek için 10 neden
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
15 günde bisikletle İzlanda
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Uçaktaki kulaklıklar neden çift girişli?
Yeme&İçmeYeme&İçme
Türkiye’nin en lezzetli 10 şehri