Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Meclis’te elbiseli bir kadın mı? Hem de çiçekli! Ne hakla?

Fransa parlamentosu da olsa fark etmiyor; erkekler profesyonel hayatta kadınların ancak kendilerinin izin verdiği kadar varolmasını istiyor.

Ya buna uyacaksın ya da erkekleşeceksin. Üçüncü bir seçenek daha var tabii; her gün savaşmayı göze almak.

Geçen hafta Fransız Eşitlik Bakanı Cecile Duflot, Meclis’teki bir oturuma üzerinde mavi beyaz, çiçekli elbiseyle gidince ortalık karıştı. Kadın bakan konuşma yapmak için ayağa kalktığı sırada muhalif partiden bazı vekiller ıslık çalıp, köpek ulumasına benzer sesler çıkarmaya başladı. Meclis başkanı dahi susturamadı uluyan vekilleri.

PROTESTO DEĞİL HAYRANLIK

Kameraya yakalanan vekiller utanmak yerine arsızca kendini savundu. Hatta biri, “Bakan Duflot’yu protesto etmedik. Ona olan hayranlığımızı gösterdik. Dış görünümünü tamamen değiştirmiş. Dikkatimizi çekmek istemiyorsa değiştirmemeliydi. Belki de onun söylediklerini dinlemememiz için o elbiseyi giydi” dedi. ıronik bir durum da var ki, bu olay ‘eşitlikten’ sorumlu bakanın başına geliyor.
Duflot’nun o gün giydiği elbiseyi sayfada görüyorsunuz. Sanki kadın femme fatale olmuş da öyle gitmiş oturuma. Her kadının dolabında bulunabilecek, sıradan bir elbise. Koskoca vekilleri ulutacak kadar cazibeli ne tarafı var anlamadım.

KADIN DEDİĞİN ERKEĞİN EKSİK ORGANLISIDIR

Ha tabii şu da tartışılabilir, kadınlar sizinle aynı ortamı paylaşmak istiyorsa dikkat radarınızın altında mı uçmalıdır? Dikkatinize yakalanan kadınlara her türlü neandertal tepkiyi gösterme hakkınız her daim mahfuz mudur? Ulumak nedir Allah aşkına, ergen misiniz?
ıngiltere Başbakanı David Cameron da bir süre önce kendisine eleştiri yönelten bir kadın vekile, “Sakin ol hayatım” demişti.
Hepsinin altında yatan zihniyet aynı; kadının cinsiyetini kendisine karşı kullanmak. Kadına kadın olduğunu hatırlatınca otomatikman küçük düşürmüş olacaklarını sanıyorlar. Çünkü büyük Türk düşünürü Engin Ardıç’ın da kısa süre önce buyurduğu gibi, ‘kadın erkeğin eksik organlı olanıdır.’ Eh eksik olana eksikliğini hatırlatıp durursan utanır elbet.  
Fransız vekillerin mesela miyavlamak yerine ulumalarının nedeni, erkeklerin işyerinde gerçek birer kurt sürüsü gibi davranıyor olması olabilir mi acaba? Malum, kurtlar küçük sürüler halinde yaşar, birlikte avlanır, beslenir. Dışarıdan geleni de aralarına almazlar.

EV KADINLARI NEDEN ÇOĞALIYOR

Türkiye’den örnek vermek isterdim ama basına yansıyan bir vaka hatırlamıyorum. Olamaz da zaten, biz de vekillerin ne giyeceği katı kurallarla belirlenmiştir. Son zamanlarda yaşanan en büyük gelişme, döpiyese mahkum kadınların pantolon giymesine izin verilmesi. Nesli tükenmesin diye koruma altına alınmış kelaynak misali kadın vekillerimiz de seçilir seçilmez etek boylarını yönetmeliğin dahi ötesinde uzatırlar zaten.
Meclis’ten örnek veremiyor oluşumuz, Türkiye’de çalışan kadınların rahat olduğu anlamına gelmiyor elbette. Daha iki hafta evvel bir rapor yayınlandı, ev kadınlarının sayısı Türkiye’de hızla artıyor. Sormak lazım; bu kadınlar neden iş hayatından çıkıyor ya da hiç girmiyor? Başbakan üç çocuk dedi diye, folluk arayan tavuklar gibi hepsi derhal koşa koşa eve gitmedi herhalde.

YA ERKEKLEŞECEKSİN YA DA GÖRÜNMEZ OLACAKSIN

Fransa veya İngiltere parlamentosu da olsa fark etmiyor; erkekler, profesyonel hayatta kadınların ancak kendilerinin izin verdiği kadar varolmasını istiyor. Ya buna uyacak ve görünmez olacaksın ya da erkekleşeceksin. Üçüncü bir seçenek daha var tabii; her gün savaşmayı göze almak. O zaman da çelik gibi sinirlere sahip olacaksın. Gerekirse işi gücü kenara bırakıp asıl mesaiyi buna ayıracaksın.
Sorun değil, bilim bile kabul ediyor; erkek beyni değil ama kadın beyni multitasking (birden fazla işi aynı anda yapabilme) becerisine sahip. Onu da hallederiz yani.

X