Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Meclis içi darbe’

“SİZ çok konuşuyorsunuz, yeter artık, bir kişi konuşsun, az konuşsun.”

Nerede bu kısıtlama? Meclis’te. Yeri geldiğinde, bol bol egemenlik ve millet edebiyatının yapıldığı Meclis’te.

AKP Meclis içtüzüğünü muhalefetin sesini kesmek için değiştiriyor. İki gündür Meclis birbirine giriyor, haklı olarak.

Ses kesmeye dönük maddelerden biri, yukarıda vurguladığım konu. Bir milletvekili öneri getirecek. Bu öneriye iktidar sıcak bakmıyor, olabilir.

Halen yürürlükteki içtüzük maddesine göre, öneri üzerinde iki kişi lehte, iki kişi aleyhte, onar dakikadan toplam kırk dakika konuşuyor.

Bu muhalefetin Meclis’te etkinliğini gösterebileceği fırsatlardan biri. Şimdi değişecek, dört kişi yerine bir kişi konuşacak, süre beş dakika.  Muhalefetin konuşmasına ne gerek var?

BAŞKAN VEKİLLERİ

İçtüzük değişikliği AKP’nin gurup başkan vekilleri imzasıyla geliyor.

Oysa, bu değişikliği ancak milletvekilleri önerebilir, gurup başkan vekilleri değil. Gurup başkan vekili milletvekili değil mi, evet öyle, o zaman?

CHP Konya milletvekili Atilla Kart muhalefetin itirazını şöyle dile getiriyor:

“Gurup başkan vekillerinin getirmesi şekle, usule aykırı, hukukta usul esastan önce gelir, yani hukuka aykırı. Bu çoğunluk dayatmasıdır.”

GÜN KISITLAMASI

Muhalefetin Meclis’te sesini kısma harekatında bir başka nokta şu.

Bir muhalif milletvekili yasa önerisi veriyor. Öneri 45 gün içinde komisyonlarda görüşülmez ise, genel kurula iniyor. Bu her gün mümkün.

Şimdi ancak haftada bir gün indirebilecek.

EN VAHİM SINIRLAMA


Muhalefetin Meclis’te en önemli silahı usul tartışması açmak.

Bir görüşmede usul tartışması açıldığında, ikişer kişi lehte ve aleyhte,onar dakika konuşuyor. Usul üzerinden muhalefet düşüncesini söylüyor. Muhalefetin en önemli silahı bu.

Şimdi yapılmak istenen değişiklikle, Meclis’i yöneten başkan vekili, “gerek görmüyorum” derse,  usul tartışması kalkıyor. Muhalefetin sesi bir kez daha kesiliyor.

KAMER GENÇ MADDESİ

Milletvekilleri zaman zaman kürsüye ellerinde simge ile çıkıyor. Kamer Genç’in elinde fenerle çıkması gibi. Deniz Feneri davasına gönderme yapmak üzere.

AKP içtüzüğe bir madde koyarak, simgelerle kürsüye çıkmayı önlemek çabasında. Aslında, bu kürsü dokunulmazlığı ihlali.

ÇEVRE KOMİSYONU KALKIYOR
Malum, AKP çevre korumanın aşığı. Hatta birkaç yıl önce üç bakanla bunun şovunu bile yapıyor. Nutuklar öyle, çevre aşkı hiç kaçmaz.

Acele etmeyin, içtüzük değişikliği ile Çevre Komisyonu kalkıyor. Meclis’in çevre denetimi elinden alıyor. Çevre bütünüyle artık AKP’nin hizmetinde.

ATİLLA KART ÖZETLEDİ

Değişikliklerin özünü Atilla Kart özetliyor:

“Bu Meclis içinde bir darbedir.”

Üniversitelerde sesini yükselten öğrenci ya okuldan atılıyor ya hapse giriyor. Gazetecilerin işine son veriliyor. İktidarın hoşuna gitmeyen herkes, değişik ceza yöntemleriyle susturuluyor, hapse atılıyor. Son numara, Meclis’te muhalefetin elini, kolunu bağlamak.

AKP’de aklı başında birileri “biz ne yapıyoruz” diye ne zaman soracak acaba?

İşte gizli plan: Robot nesil ve ayet

NE yorum, ne tahmin, söz doğrudan Başbakan Erdoğan’a ait:

“Dindar ve muhafazakar nesiller yetiştirmek istiyoruz.”

Her fırsatta “bizim gizli planımız yok” diyen Başbakan büyük planı açıklamış oluyor. Onlara oy vermeyen halkın yüzde ellisine rağmen, dindar nesil.

Siyasi iktidarlar ne zamandan beri çocukların nasıl yetiştirileceğine karar veriyor? Ne zamandan beri tek tip insan yetiştirmek hevesi var? Hangi demokraside?

Tek tip insan yetiştirmek ancak faşist ve komünist rejimlerde var. Demokrasinin olmadığı rejimlerde. Orada iktidarlar kendi dünya görüşlerine göre insan dizayn ediyor. Daha beşikte ona göre yetiştirilen robotlar. Filmleri bile var.

Planı AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik tamamlıyor:

“Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ayet mi? Neyi ideolojik hale getirirseniz, onu dogmatik hale getirirsiniz.”

Nesilleri dindar yetiştirme planı ideolojik değil, ama Atatürk’ün hitabesi ideolojik. Zaten 19 Mayıs, 23 Nisan, Cumhuriyetin kuruluşu hepsi ideolojik. Hüseyin Çelik’in ifadesiyle, “Atatürk’ü kimsenin tartışmasına izin vermezseniz, bu Atatürk’e kötülüktür”. Siz çocukları tek tip yetiştirme planınızı kimlerle tartıştınız? Bu çocuklara kötülük değil mi? Dogmatik değil mi?

“Yetmez ama evet” takımı, AKP’nin demokratlığını yere göğe koyamayanlar, o liberaller, o iş dünyası, mutlu olun, çocuklarınız aynı tornadan çıkacak, dindar ve muhafazakar olacak. Hani nerede desteğiniz, hadi neredesiniz?

X