Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mecenas olarak ağa portresi

<B>AUGUSTUS </B>döneminde Roma konsüllüğü yapmış olan <B>Caius Mecenas</B>, başta şair <B>Virgilius </B>ve <B>Horatius</B>, servetini sanatçılara adamakla ün kazanmıştı.

Daha sonra kelimenin ne vakit Batı lûgatine girdiğini ise tam kestiremiyorum.

Ancak, antik devlet adamının soyadına atfen ve özellikle İtalya rönesansından itibaren, ‘mecenas’ sözcüğü sanatı himaye eden tüm zenginler için kullanılır oldu. Bunların en başında da Floransa’nın o pek meşhur Medici familyası gelir.

Fakat hemen dikkatinizi çekeyim ki, Türkçede tam karşılığı bulunmayan bu tanımlama bizim ‘hayırsever’ ya da ‘hamiyetperver’ deyimlerimizden farklıdır.

Burjuvaziyle özdeşleşen terimde ‘modernite’ ve ‘seküler’ boyut vardır.

Diğer bir deyişle, ‘mecenas’, cami ya da sebil inşa eden kişinin ötesine taşar.

‘Kamu’ veya ‘amme’ olmaktan ziyade ‘bireylik’ olgusu ağır basar.

* * *

NEYSE malum, kah zaman, git zaman sermaye birikimi yaratan burjuvazi tacirliği ve merkantilizmi aşarak 19. asır başlarına doğru kapitalist sanayiciye dönüştü.

Söz konusu dönüşüm ‘mecenas’lıkta da ciddi bir nitelik sıçraması getirdi.

Tarihin en devrimci sınıfı tabii ki ressamdan heykeltıraşa sanatçıyı kollamak misyonunu sürdürdü ama, biraz daha ‘laikleşerek’, biraz daha ‘aydınlıklaşarak’, biraz daha ‘pozitivistleşerek’, bilime ve ‘alim’e kol kanat germeyi de vazife edindi.

Buhar makinası mucidi James Watt’tan rasyonalist hekim Erasmus Darwin’e, İngiliz sanayi devriminin pratik ve teorik öncülerini Birmingham’da bir araya getiren ünlü ‘Lunar Society’ üyeleri kent ‘mecenas’ların maddi desteğine sahipti.

Bu olmasaydı, belki de Ada’daki tarihi atılım daha geç ve zor hayata geçecekti.

Sonra, İsveçli kimyager Nobel’den Belçikalı mühendis Solvay’e, servetlerini insanlığın ilerlemesine adayan; bunun gerçekleşebilmesi için de dört dörtlük üniversite açan veya oluk oluk burs akıtan diğer ‘burjuva mecenas’lar ise saymakla bitmez.

* * *

OYSA, dediğim gibi ‘hayırseverlik’ ve ‘hamiyetperverlik’ farklı kavramlar çağrıştırdığından, bu tür ‘mecenas’ları biz ne son dönem İmparatorluğumuzda, ne ilk dönem Cumhuriyetimizde görebildik.

Buna belki eleştiri getirilebilir ama yine de öyle ‘suçlu’ (!) falan aranamaz.

Çünkü, gerçek anlamda burjuvazinin maddi temelde doğmadığı; yani sermaye birikiminin yaratılamadığı bir mekanda onun ‘kol kanat kültürü’ de doğamazdı.

‘Sebep’ nüve vermeden ‘sonuç’u beklemek abesle iştigal ederdi.

* * *

İŞTE, Cumartesi günü Hakk’ın rahmetine kavuşan ve hiç şüphesiz bir misyon adamı olan Sakıp Sabancı ülkemizde, ‘mecenas’lığın gerçek öncülüğünü üstlendi.

Ve, köylülük simgeleyen ‘sapan’ kökenli soyadına; kullandığı ‘ağa’ lakabına; konuştuğu toprak şivesine rağmen öncü oldu ki, söz konusu özellikler onu, adı üzerinde ‘kentsoylu’, sınıfını hazmetmiş bir Birmingham burjuvasından da dev kıldı.

Bu sonsuz iyilikler ve öngörüler insanı sırf sayısız ‘kollayıcı’ faaliyetleriyle değil, burjuvazinin tarihi ‘özgürlükçülüğü’nde başı çekti.

Nitekim, bugün arkasından timsah gözyaşları döken riyakárların daha dün Türkiye’nin ‘liberal mecenas’ı tarafından hazırlattırılan ‘Güneydoğu Raporu’na küfrettiği hatırlandıkça; veya, son veda mektubundaki AB bütünleşmesi ve Kıbrıs çözümlemesi vasiyeti okundukça, Sabancı’nın tarihsel kimliği daha çok ortaya çıkar.

Rabb’ın mağfireti üzerinde olsun, büyük iyiliklerin büyük ‘mecenas ağa’sı!
X