"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Mazi kalbimde yaradır

DÜŞÜNELİM:Tayyip Erdoğan, "Demokrasi tramvay gibidir" demeseydi...

Ya da...

Siirt Meydanı’nda o şiiri okumasaydı...

Bugün Erdoğan hakkında bazı çevrelerin bir türlü terk edemediği kuşkular, biraz daha azalmaz mıydı?

"Erdoğan değişmiştir" önermesinin karşısına son tahlilde bu talihsiz sözün ve talihsiz şiirin çıkarılması, "Geçmişi Erdoğan’ın peşindedir" yargısını güçlendirmiyor mu?

Peki kuşkulu zihinlerin dikkatli takipleri ne zamana kadar sürecek?

Geçmiş hataların kefaretini ödemek için neye ihtiyaç var?

Düşman sayısının azalmasına mı?

Yoksa zamanla düzelir mi her şey?

***

Artık şunu anlamış bulunmaktayız: Geçmiş adamın peşini bırakmaz.

Mesela Doğu Perinçek, o meşum Bekaa Vadisi gezisini düzenleyip Apo’nun adamları karşısında selam durmasaydı...

Bugün kendisinde ortaya çıkan Mustafa Kemalci ve atılımcı ruha daha inandırıcı bir gözle bakmayacak mıydık?

Devam edelim:

Bedri Baykam kadın güreştirmeseydi...

Altemur Kılıç, "Babam az bile yapmış, daha fazla adam asmalıydı" demeseydi...

Yaşar Nuri Hoca, kendisini "çıplak uyarıcı" ilan etmeseydi...

Zekeriya Beyaz’ın beş yıldızlı bir otelde porno film seyrettiği ortaya çıkarılmasaydı...

Bütün bu isimlerin, gayri ciddi figürler haline gelmeleri zorlaşmayacak mıydı?

İsimleri geçtiğinde yüzümüzde hain bir tebessümün, dudaklarımızda ironik bir kıvrımın belirmesi anlamsızlaşmayacak mıydı?

Ya da...

Nilüfer’in geçmişinde talihsiz bir "Reha Muhtar aşkı" bulunması, neden hepimizin içinde "kekremsi" bir tat bırakıyor?

Neden bu aşkı, Nilüfer açısından bir "yol kazası" olarak değerlendirmek arzusu içinde çırpınırken unutmayı bir türlü beceremiyoruz?

***

Diyeceğim o ki:

Geçmiş peşimizdedir.

Artık geçmişte kaldığına inandığımız ne kadar hatamız varsa...

"Ben aştım onları" dediğimiz ne varsa...

Bir gaflet anında razı olduklarımız...

Ya da...

O günün koşullarında pek bir şık kaçacağını düşündüğümüz ama bugün için bizi "utandırmaktan" başka bir işe yaramayan geçmiş hatalarımız...

Hepsi ama hepsi peşimizdedir.

"Mazi kalbimizde bir yaradır" ve maalesef bu günahların kefareti pek yok gibidir.

Su İşleri Müdürü

Veysel Bey’e


YARIN Hasankeyf’i sular altında bırakacak projenin temelini atacaksınız.

Memleketimizin elektrik açığını karşılamak üzere sizden öncekilerin başlattığı projeyi hızlandırdınız. Yani Hasankeyf, sizin de katkınızla elden gidiyor.

Sizin gibi "vicdan sahibi ihlaslı bir mümin"e şu soruları sormak isterim:

Söyler misiniz?

Duvarlarına altından şiirler işlenerek yapılan "Küçük Saray", kaç günlük elektrik enerjisi için feda edilebilir?

Kaç günlük elektrik karşısında Dicle’ye inen merdivenleri ve o güzelim yeraltı yollarını gözden çıkardınız?

728 yılında yapılan o muhteşem "Ulu Cami" karşılığında, elde edeceğimiz enerji miktarı ne kadar olabilir?

Cami-el Rızk’a ya da Zeynel Bey Türbesi’ne biçtiğiniz paha nedir?

Eski Roma Kalesi’ne ne verirdiniz?

Mesaj çetesi acayip güçlendi

YENİ Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın erken atanması, kimin eseri olursa olsun iyi olmuştur.

Ancak...

Bu olay, "cep telefonlarından isimsiz mesaj gönderme" prensibine dayalı bir çete faaliyetinin, devletin tepesindeki gelişmeleri etkileyecek ve teamülleri altüst edecek oranda etkili bir faaliyet olduğunu da göstermiştir.

Umarım bu olaydan cesaret bulan mesaj çeteleri, benzer gelişmeleri etkileyecek türden organizasyonlara girişerek bu işi "yol" yapmazlar.
X