Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mazhar’dan Ferhat’a ince ayar

Mazhar Alanson yine arıza çıkardı. Olay mahalli Ferhat Göçer’in sunduğu “Biri Bana Gelsin” programıydı.

Göçer her programda yaptığı gibi şarkı öncelerinde beste ve sözün kime ait olduğunu açıklayınca Alanson’un kimyası bozuldu ve “Biz konser sırasında söylerken şarkıların kime ait olduğuna bakmayız. O şarkılar hepimizin olur. Bunları sıralamak yerine keyifli sohbet etsek daha iyi” diye Göçer’e çıkıştı.

Bu sözlerin üzerine Göçer de her zamanki gibi ünlü gülüşünü atıp ‘ultra efendi’ pozisyonuna geçti.

Sonuç?

Alanson için yapılacak bir şey yok, nevi şahsına münhasır biri.

Ancak Göçer için yapılacak çok şey var. Mesela ultra efendi imajından acilen kurtulması gerekiyor.

Futbol Federasyonu köşeyi döndü

Türkiye Futbol Federasyonu’nu (TFF) tam anlamıyla özerkleştiren yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçti. Bu yasayla birlikte FIFA’ya bağlı diğer 206 ülkede olduğu gibi Türkiye’de de siyaset futboldan tamamen elini eteğini çekti. Çekti mi acaba!

Benim naçizane fikrim istediğiniz kadar yasa çıkarın Türk futbolunun siyasetle olan derin bağlarını koparamazsınız. Çünkü başta bunu kulüp başkanları istemez.

Neyse bunlar spor yazarlarımızın yazması gereken (umarım yazarlar) derin konular! Benim asıl dikkati çekmek istediğim konu, yeni yasadaki gelirlerle ilgili kararlar.

Yeni yasaya göre TFF, kulüplerin bahis payından yüzde 15, televizyon yayın gelirinden yüzde 10 pay alacak. Milli takım sponsorluk ve maç yayın gelirleri TFF’ye aktarılacak.

TFF’nin organize edeceği maçların geliri vergiden muaf olacak. Ve en önemlisi TFF ticari şirket kurabilecek. Bu yüzde 10 diye bahsedilen paylar size az gelmesin. TFF’nin milli takım dolayısıyla sponsor gelirinin futbol kulüplerinden daha fazla olduğunu hatırlatayım. Biliyorsunuz maç yayınlarından sonra kulüpler en çok geliri sponsorlardan elde ediyorlar. Durum buyken TFF’ye ticari şirket kurma hakkı niye veriliyor?
Ben sade bir vatandaş olarak TFF’nin bütçesinin ne kadar olduğu ve bu bütçeyle ne yapıldığını bilmiyorum.

Bildiklerim ise basına yansıyanlar, Avrupa Şampiyonası’nda sıfır çeken milli takım futbolcularının her birine son model cip alınması, Haluk Ulusoy döneminde federasyon üyelerini ailece dünya turu atması gibi...

Durum buyken maçların yeni naklen yayın ihalesine cep telefonu ve internet yayınları da dahil edilecek. Pasta muazzam büyüyecek. Haliyle TFF bu paralarla ne yapıyor merak etmemiz hakkımız değil mi?

Eyşan Özhim’in yanlışı

Eyşan Özhim, Sema Eren’e verdiği röportajda hem yürütücü yapımcı hem de oyuncu olarak yer aldığı “Başka Semtin Çocukları” filminin 25 bin gişe yaptığını ve zarar etmemek için 250 bin kişiye ulaşmalarının gerektiğini söyleyip suçu dağıtımcı firmaya atmış: “Filmin tanıtımı doğru düzgün yapılamadı, her şeyle tek başıma uğraştığım için kızgınım. Dağıtımcımızın da mücadele etmesi gerekiyordu. Hiçbir şeyle ilgilenmedi.”

Özhim’in bu açıklamasına bazı köşe yazarları da destek verince yazmak zorunda kaldım.

Dağıtımcı firma adı üstünde film kopyalarını dağıtır ve filmin sinema salonlarında gösterimini ve bilet satışlarını denetler. Yani PR dağıtımcı firmanın görevi değildir.

Ben de yazdım, “Başka Semtin Çocukları” çok kaliteli bir film. Ancak Özhim, suçluyu yanlış yerde arıyor. Suçlu ekonomik krizdir, suçlu Türk insanının sadece komedi izleme ve bahar gelince kendini parka, deniz kenarına atma alışkanlığıdır. Suçlu sayısını artırmak mümkün çünkü film çekmek aynı zamanda büyük bir kumardır.

Bir de şu “Bu kadar para harcadık, izlenmezse batarız” edebiyatının gişeye hiçbir etkisi olmadığını hatta daha da kötü etkilediğini Özhim gibi “Devrim Arabaları”nın yönetmeni Tolga Örnek de iyi bilmeli.

Kimse yapımcıyı kurtarmak için film izlemez.  

X