Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mayıs ortasına kadar hava sıcak

Bu haftasonuna girişte orta ve batı bölgelerde güneş görülebiliyor. Cumartesi ise yağış yurdun büyük kısmından ayrılacak, doğu bölgeler ile iç Ege yağış alacak.

Ege’de yaşayıp pazar günü için plan-program yapanlara yağış ihtimali bulunduğunu hatırlatıyoruz. Sıcaklıklar ise bugünden itibaren artıyor, hem de hissedilir değerlerde.

Nisan ayı, cıvıl cıvıl kuş seslerini, yeşilin binbir tonunu çağrıştırır değil mi? Ama bu yıl birçoğumuzu adeta bunalıma soktu. Evet yağışsız bir dönemin ardından belki toprağın çok ihtiyacı vardı bu yağışlara ama yağışın ardından gri gökyüzünden kurtulamadık. Fakat sonunda güneşi görebiliyoruz. Bu haftasonuna girişte orta ve batı bölgelerde güneş görülebiliyor. Cumartesi günü ise yağış yurdun büyük kısmından ayrılacak, doğu bölgeler ile İç Ege yağış alacak. Gelelim pazar gününe... Ege’de yaşayan ve pazar günü için plan-program yapanlara yağış ihtimali bulunduğunu hatırlatıyoruz. Sıcaklıklar ise bugünden itibaren artıyor, hem de hissedilir değerlerde. Yakın bir zamanda düşüş görülmüyor, en azından mayısın ilk yarısında.

*

Acaba yıllar önce yaşanmış sıcak ve soğuk dönemlerde de insanoğlunun etkisi bu kadar fazla mıydı? Hep bahsediyoruz küresel ısınma-soğuma dünyanın genel yaşantısında var. Dünyanın hereketlerinin uzun vadede değişiminden kaynaklanan soğuma ve ısınma dönemleri astronomik hareketler nedeniyle zaten olmak zorunda. Sakın ‘Bu işte bizim suçumuz ne? Demek dünya kendi kendine bu etkiyi oluşturuyormuş’ demeyin. Aradaki fark şu; son birkaç 10 yıl içerisinde gerçekleşen sıcaklık artışı, dünyanın en son yaşanan küçük soğuk dönemden çıkışında yaşanan sıcaklık artışı değerlerine yakın. Buradan anlıyoruz ki şu anda yaşadığımız küresel ısınma sorunu sadece astronomik değil, insani etkilerle de. Bilim adamları bu gidişi durdurmanın yolunu bulabilmek için sürekli çalışıyor. Geçtiğimiz yıllarda Amerikalı oşinograf John Martin, küresel ısınmayı durdurmak, daha doğrusu sera etkisini ortadan kaldırmak için, basit ama etkili bir yöntem geliştirmişti. Okyanus bilimci Martin’in yola çıkış noktasında, deniz canlıları planktonların, karbondioksit ile besleniyor olmaları vardı. Martin’in iddiasına göre okyanuslara bırakılacak tonlarca demir küresel ısınmayı durduracaktı. Demir eksikliği ile oluşamayan planktonların sayısı, okyanuslara bırakılacak demir etkisi ile artırılacak ve planktonlar da beslenmeleri için okyanus suyundaki karbondioksiti tüketecekti. Sonuçta da okyanuslardan atmosfere yayılan ve sera etkisini artıran karbondioksit oranı azaltılmış olacaktı. Okyanusa demir bırakılması önerisinin küçük çaplı deneyleri yapıldı ve başarı sağlandı da. Ama burada ortaya çıkan sorun şuydu; yan etkileri tahmin edilemiyordu. Gerçekten de öyle, bugüne kadar insanoğlunun ekosisteme yaptığı her müdahale, dönüşü mümkün olmayan yaralar açmıştır. Okyanuslardaki sistem çok kompleks, suya bırakılacak demirin zincirleme bir reaksiyonla ne tür değişime neden olacağı kestirilemiyor. Belki kontrolü sağlanamayacak birtakım deniz hayvanları oluşabilir. Bu nedenle geleceğimizi kurtarmak için yaklaşık 15 yıl önce ortaya atılan iyi niyetli dünyayı kurtarma operasyonu da böylelikle rafa kaldırılmış oldu.
X