Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Maya ile aramıza kara kedi girdi

Üç gündür aç dolaşıyorum. Midem sırtıma yapıştı resmen. Hayır hayır, ölümcül ve mevsimsel bikini diyetinde değilim. İştahtan filan da kesilmedim.

Bilakis, nerede bir tabak yemek, yemek fotoğrafı veya ekmek fırını görsem hasretle gözlerim doluyor. Ben York Testi mağduruyum...

Kendimi kobay olarak kullanma saplantım bir gün başıma iş açacak ama ne zaman? Bu sefer de York Testi’ne kobay ettim kendimi.
Bu test bizde yeni yeni duyulan bir şey. Hangi gıdaları vücudunuzun tolere edemediğini öğreniyorsunuz. Parmak ucundan azıcık kan örneği alınarak yapılıyor. Diyetisyenler, çıkan sonuca göre size özel bir beslenme planı hazırlıyor. Söylendiğine göre sonuçların isabet oranı yüzde 98.
Şahsen üç gün öncesine kadar gıdalarla aramızda karşılıklı tolerasyona, iyi niyete, sevgi ve saygıya dayalı bir ilişki vardı. Birbirimizi çekememezliğimiz yoktu.
Sonra bu test insanları ile karşılaştım. Tutturdular size de yapalım diye. İstemem dedim, benim midem deve kuşununkine eş değerdir (deve kuşlarının midesi var mıydı?), taş yutsam sindirir, hem hiç bir şikayetim yok, dedim. Azıcık şişkinliğim var ama anneden genetik yadigar.
Gözlerini kısıp kaşlarını çattılar ve önüme gıda intoleransı nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarının listesini koydular. Baktım üç tanesi bende var ama ciddiye almadım. Liste aşağıda, göreceksiniz, herkeste bu şikayetlerden bir kaçı vardır. Fakat yine de testi yaptırdım. O kadar eminim ki, herhangi bir şey çıkmayacağına...
Bir hafta sonra, yani üç gün önce sonuçlar geldi. Üç ayrı renkte üç sütun var sonuç kağıdında: Kırmızı, sarı ve yeşil. Aynı trafik ışıkları gibi. Kırmızı gruptakilerden kesinlikle uzak durulacak, sarılar azaltılacak, yeşillere ağırlık verilecek. Ayrıca aynı sütundaki besinler arasında da bir derecelendirme var. 1 ile 4 arasında. 1 en düşük, 4 en yüksek. Yani kırmızı sütundaki 4. dereceden gıda çok fena bir şey demek oluyor.
Peki benim raporda, kırmızı sütunun 3. derecesinde ne var? Mayalılar! Yani ekmek, pizza, bira, şarap, sirkeli her şey, turşu, peynir, yoğurt, poğaça...
Bu arada mercimek, havuç, mısır, buğday, patlıcan ve biber de benim raporun kırmızı sütununda.
Rica ederim elinizi vicdanınıza koyun, bunlar olmadan beden sağlığını korusa da akıl sağlığını koruyabilir mi insan?
Diyeceksiniz ki, madem bir şikayetin yok, ne takıyorsun York testiymiş mork testiymiş... Haklısınız, ben de öyle yapacaktım. Ama konuştuğum beslenme uzmanı, bir deneyin, örneğin cildiniz o kadar düzelecek ki, kullandığınız kremlere bile gerek kalmayabilir dedi. Eh haliyle bir şans vermeye karar verdim.
Bu kararın üzerinden üç gün geçti, zafiyet geçirme noktasındayım.
İlk gün gazetede yemeğe indim, mönüde mercimek çorbası, peynirli börek, havuç ve buğday salatası var. Buyrunuz buradan yakınız. Çaresiz yeşil salataya talim ettim.
Akşam arkadaşlarla bir kafede buluştuk, ağzıma atacak tek lokma yok: Havuçlu kek, cheesecake çeşitleri (bunlar adı üzerinde peynirden yapılan şeyler), kruvasanlar...
Ertesi gün yemeğe anneme gittim, biber dolması yanına patlıcan salatası yapmış.
O gün bugündür kahvaltı da edemiyorum. Ekmek ve peynirsiz kahvaltı olur mu? Zaten zeytini de sınırda tolere ediyormuş benim bünye. Daha dün, marketteki ekmek reyonunda 15 dakikamı harcadım, mayasız tek bir hamurlu mahsul bulamadım. Lavaş ekmekleri bile mayalı. Birkaç gün sonra tatile gideceğim, ama biraya dokunmak yok! Hiç gitmem daha iyi.
Tek bir tesellim var, maya intoleransı 3 ay diyet yapınca geçiyormuş.
Yaktın beni York Test, duyuyor musun yaktın beni...

Gıda intoleransı neden olur

Besinler, yenmeleri ile vücuttan atılmaları arasındaki süreçte sürekli bir parçalanmadan geçer. Önce ağızda parçalanırlar. Sonra mide asitleri ve hareketleri ile belli bir kıvama gelir ve bağırsağa geçerler. Bağırsaktaki çeşitli enzimlerin etkisiyle bu besinler en küçük parçalara kadar ayrıştırılır. Yediğiniz şeyin içindeki proteinler de bu ayrışma esnasında daha küçük parçalara, yani amino asitlere bölünür ve kana karışarak vücutta gerekli yerlerde kullanılmak üzere yolculuğa çıkar.
Ama vücutta bazı enzimler yoksa, bağırsak florasında bozukluklar veya geçici bağırsak sendromu gibi hastalıklar varsa, besinler bağırsakta düzgün aminoasitleri oluşturacak şekilde parçalanmaz. Gıdalar kana parçalanamadan geçer. Savunma sistemi de bunlara yabancı madde muamelesi yapar ve aynı bir bakteriye veya virüse saldırdığı gibi savunma sistemini harekete geçirir.
Bu saldırının neticesinde vücutta yan etkiler belirmeye başlar. Yükselen CRP değerleri en başta halsizlik, metabolizma yavaşlaması, bağırsak problemleri gibi semptomlara yol açar. Hastanın aynı gıdayı, farkında olmadan düzenli tüketmesi durumunda daha birçok kronik hastalık gelişmeye başlar.

Gıda intoleransı nelere yol açar:

Şişmanlık, kilo verememe, migren, akne, nedeni bilinmeyen ödem, gaz, şişkinlik, kronik yorgunluk, kabızlık, cilt problemleri (sivilceler, kaşıntı nörodermatit, kronik egzema vs.), romatizmal hastalıklar, astım, ishal, mide krampları, depresyon, uyku bozuklukları, solunum yolu hastalıkları, kronik farenjit, sürekli nezle olma, ağızda yara, epigastrik ağrılar, crohn hastalığı, huzursuz bağırsak sendromu, sık gribe yakalanma, kronik burun akıntısı, OSB (otistik spektrum bozukluğu), sedef hastalığı, nörodermatit ve ürtiker.

Alerji ile aynı şey değilmiş

Dediğim gibi, testi yaptırmadan önce, yediklerimle ilgili en ufak bir şikayetim olmadığı konusunda epey ısrar ettim. Şişkinlik anneden kalma, solunum yolu hastalıkları alerjik sinüzit kaynaklı, kronik yorgunluk da kaçınılmaz plaza şikayeti, sivilceler aşırı stresten...
Testi yapan uzmanlar, metabolizmam böyle diye kabul ettiğim pek çok şeyin aslında gıda intoleransından kaynaklanıyor olabileceğini söyledi. Yani benim bünye normali kabul ettiğim şeyler, aslında bir sonuç olabilirmiş. Ya da bugün hiç şikayetimin olmaması, bundan 5 yıl sonra da olmayacak anlamına gelmezmiş.
Ben bir de tabii bunun alerji gibi bir şey olduğunu düşünüyordum. Yani vücut bir reaksiyon verirse, gözden kaçmayacak kadar şiddetli verir. Ama öyle değil.
Gıda alerjisi daha az rastlanan bir şey. Kısa sürede öldürücü etkilere kadar varan sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin fındığa veya deniz mahsullerine alerjisi olan biri yedikten sonra en fazla 1 saat içinde şoka girerek nefes alamaz hale gelebiliyorlar.
Gıda intoleransında ise yediğimiz yiyeceklerin olumsuz etkisi 3-24 saat arasında çıkmaya başlıyor. Dolayısıyla yaşadığınız sorunun hangi yemekten kaynaklandığını bile anlamanız mümkün değil. Diyelim çikolatayı tolere edemiyorsunuz. Haberiniz yok, sabah bir tane attınız ağzınıza. Sonra üzerine öğle yemeği, 5 çayı, akşam yemeği yendi. Yatmadan evvel de süt içtiniz. Gece ortaya çıkan bağırsak sorununu siz muhtemelen süte yoracaksınız.
X