Mavramoloz

Mümtaz SOYSAL
Haberin Devamı

Moloz malum. Ciddi sözlüklerde bulunmayan ‘‘mavra’’ sözü ise, argoda ‘‘boş laf’’ demektir.

Onbirinci Dünya Ormancılık Kongresi, ‘‘Türkiye'nin gururu’’ sayılan Antalya Piramidi'nde sürerken, cam üçgenlerde yansıyanlar arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyüklerinin sözleri de var.

Cumhurbaşkanı, Mehmet Emin'in ‘‘Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el onmaz’’ diye başlayan dizelerini okumadan önce, ‘‘Amacımız, ekolojik açıdan sağlıklı yeni yaşam alanları yaratmaktır’’ diyor. Orman Bakanı da, ‘‘Ormanları sivil toplum örgütleri ve halkla birlikte korumak’’tan dem vurarak, ormanların ‘‘köylülerle birlikte korunup işletilmesi’’nden söz ediyor.

Bu güzel sözleri dinleyen biri, ağzını bozup ‘‘Hepsi mavra!’’ dese, kızarsınız.

Ama aynı kişi, kelime oyununu açıklayıp İstanbul yakınlarındaki Mavramoloz Ormanı'nın öyküsünü anlatınca, ağzınız açık kalır ve olup bitenleri nitelendirecek sözcük bulamazsınız.

İsterseniz, o hikâyeyi kızgın insanların dilinden değil de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ‘‘Bülten’’inden özetlenmiş, hem de siyasal dokundurmalar ayıklanarak özetlenmiş satırlardan öğrenin:

‘‘...Vehbi Koç Vakfı'nın özel üniversite kurmak amacıyla Sarıyer Rumeli Feneri Köyü sınırları içinde kalan Mavramoloz Ormanı'nda yer tahsisi için yaptığı başvuru sonucu, Bakanlar Kurulu'nun 1992 Nisanı'nda aldığı bir kararla 193 hektarlık devlet orman alanı Vakfa tahsis edilmiştir. O zamanki Büyükşehir Belediyesi, alanın orman niteliğini dikkate alarak, 3 no'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun görüşüne başvurmuş, Kurul da tahsis edilen alanın ‘hiçbir şekilde yapılaşmaya açılmaması gerektiğini' belirlemiştir. Tutum değişikliği için merkezi yönetim nezdindeki ısrarlar sürerken, bir ara Sarıyer İlçe Belediyesi'ne başvurularak tahsis edilecek arazide ‘plaza yapımına da yer veren' yeni bir öneri sunulmuş, İlçe Belediye Meclisi ‘sadece üniversiteyle sınırlı kalmak ve plaza önerisi reddedilmek kaydıyla' öneriyi kabul etmiş. Ancak karar, Büyükşehir Belediye Meclisi'nce ‘1980, 1984 ve 1995 onaylı Nazım Plana aykırı'lıktan reddedilmiştir.’’

Gerisi çok ilginç: ‘‘Son iktidar değişikliğinin ardından, yeni hükümetin bir kararıyla, ‘Koç Üniversitesi'ni kapsayan orman alanı, Büyükşehir Belediyesi'nin yetkili olduğu mücavir alandan çıkarılarak, alan dışındaki Bahçeköy Belde Belediyesi'ne bağlanmıştır.’’

İşin nasıl yapıldığına ilişkin olarak Büyükşehir Belediyesi'nin bülteninde anlatılanlar daha da ilginçtir:

İktidar değişince, Bahçeköy Belediye Başkanı, hızla DYP'den ANAP'a transfer ettirilmiş, Başkan 5 gün sonra Sarıyer Kaymakamlığı'na başvurarak, orman kuşağındaki başka değerli araziyle ve köyle birlikte Mavramoloz Ormanı'nın bulunduğu Rumeli Feneri Köyü'nün de kendi beldesine bağlanmasını istemiş, kaymakamlık konuyu valiliğe, valilik İl Özel İdaresine iletmiş, İl Özel İdaresi uygun bulup Bayındırlık Bakanlığı'na havale etmiş, Bakanlık da İmar Kanunu'nun 45'inci maddesine dayanarak bu sınır değişikliğini onaylamış ve bütün bu işler yeni hükümetin güvenoyu aldığı 12 Temmuz'dan 23 Ağustos'a kadar yıldırım süratiyle tamamlanıvermiş!

Görüldüğü gibi, Bekir Coşkun'un ‘‘tarlalarında otomobil üretilen’’ dediği ülkemiz, artık ‘‘ormanlarında plazalı kampüs yetiştirme’’ aşamasına gelmiş ve hızla ‘‘üniversitelerinde odun üretme’’ aşamasına yaklaşmaktadır.

Yazarın Tüm Yazıları