"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Mavi sıcak mıdır soğuk mu

Le Monde haberine “Nereden başlamalı” diye giriyor.

Mavi sıcak mıdır soğuk mu


En iyisi şuradan:
“Bir genç kız, sokakta gördüğü bir başka kıza âşık oluyor...”
Aynı cinsiyetten insanlar arasındaki aşk ilişkilerini “marjinal”, “sıra dışı” görenler için “ürkütücü”, hatta tiksindirici bir cümle.
İlişkileri normal görenler için de çok “sıradan” bir “lezbiyenlik” olayı...
Oysa ne biri, ne öteki..
Evet liseli bir genç kız yolda gördüğü bir başka kıza âşık oluyor.
Ama gördüğü kız farklı.
Saçlarını maviye boyamış bir kız...
Eee ne var bunda...
Öyleyse “mavi” renkten başlayalım.
Klasik psikoloji bize şunu öğretir:
“Mavi soğuk bir renktir...”
Oysa bu filmin tezi tam aksi:
“Mavi sıcak bir renktir.”

ERDEM GERÇEKTEN MATAH BİR ŞEY MİDİR

Önceki çarşamba sabahı Paris’ten Washington’a uçarken 24 saat farkla bir filmi kaçırdım.
Ertesi gün Paris sinema salonlarında “La Vie d’Adele” (Adele’in hayatı) isimli film gösterime çıkıyordu.
Film bu yıl Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü aldı.
Hayatımda çok az filmi seyretmeden üstüne bu kadar yazı okudum.
Bu yazıyı da henüz filmi seyretmeden yazıyorum.
Çünkü yazacak kadar fikir sahibi oldum.
Aslında film, edebiyat üzerine kurulu.
Filmin liseli kahramanı Marivaux hayranı bir lise öğrencisi.
Edebiyat dersinde Marivaux’nun “Marianne’in Hayatı” adlı romanını incelemektedirler.
Adele, onun şu cümlesini alın yazısı gibi ruhuna yazmıştır:
“Erdem, dünya denilen bu yere çok yabancı bir kavram olmalı. Çünkü insana sadece acı çektiriyor...”
“Acı çekme” yanıyla, çok Hıristiyan, çok dindar bir cümle...
Öğretmen çocuklara, “ilk görüşte çarpılma” ile “kader” arasındaki ilişkiyi sorgulatmaktadır.
İşte bu cümle, edebiyat sayfalarından çıkıp şu sahne ile onun gerçek hayatına giriyor.
Yolda yürürken, bir kızın bakışları
ile karşılaşır.
İlk bakışta çarpılır.

SARTRE’DAN BOB MARLEY’E DOĞRU SALINAN BİR YELPAZE

Henüz 15 yaşındadır ve kısa hayatının bagajında, sadece bir erkek çocukla başarısız ilişki girişimi vardır.
Yolda rastladığı kızın adı Emma’dır...
Saçları mavidir...
Ve o an “Mavinin aslında sıcak bir renk olduğunu” hisseder.
Renklerin psikolojik anlamlarının insana göre değişebileceğini de o an öğrenir.
Ve bir gece gay bara gidip Emma’yı bulur ve ona aşkını açar.
Aralarındaki aşk böyle başlar.
15 yaşında bir kız için eşcinselliğini sınıf arkadaşlarına anlatmak zordur. Hatta imkânsızdır.
Dolayısıyla inkâr eder.
Ama inkâr nereye kadar gidebilir? Bir aşk nereye kadar saklanabilir?
Emma Güzel Sanatlar’ın dördüncü sınıfındadır. İyi bir ressamdır. Sergisine hazırlanmaktadır.
İlk defa Adele’in ailesinin kırmızı tuğlalı evinde öpüşürler.
O gece mavi bir elbise giymiştir.
O sahne Le Monde yazarı Frank Nourchi’nin deyişiyle bir Vermeer tablosu gibidir.
Hayatları Sartre’ın egzistansiyalizminden Bob Marley’e giden bir yelpaze gibidir.
O yelpazenin her salınımı, hayatın bir başka hafif rüzgarına dönüşmekte ve hayat böylece geçip gitmektedir.

Adı Abdüllatif soyadı Keşiş olan biri lezbiyen filmi çeker mi

“ADELE’in hayatı” filmi büyük bir gürültü kopardı.
Her zamanki gibi muhafazakârlar saldırdı, yenilikçiler savundu.
Amerika’da Ohio eyaleti filmin gösterimini yasakladı.
Ama bütün bunlar filmin arkasındaki şu gerçekleri de saklayamadı.
Cannes’da ona oybirliğiyle büyük ödülü veren jürinin başında, hem Amerikan değerlerinin, hem Yahudi ahlakının dışına çok fazla çıkmayan, büyük bir sinemacı vardı:
Steven Spielberg...
Yani bize, dünyanın dışından gelen bir “yaratıkla” bile sevgi ilişkisi kurabileceğimizi anlatan bir yönetmen.
Filmin yönetmeni ise Abdellatif Kechiche.
O da adında, hem Abdüllatif hem de Keşiş olan bir insan.
1960’ta Tunus’ta doğmuş bir Müslüman yani...
Müslüman dünyasının aynı cins arasındaki en güzel ilişkileri anlatan yönetmenlerinden biri Ferzan Özpetek değil mi?
Geriye şu soru kalıyor:
Mavinin “sıcak bir renk” olduğunu keşfeden ilk sinemacıların Müslüman olması sizce bir tesadüf olabilir mi...

NOT: Film, Julie Maroh’un “Bleu est une couleur chaude” (Mavi sıcak bir renktir) adlı çizgi romanından uyarlanmış.

Morfinman bir trompetçi bir gazetenin altın tarihini yazdı

HERALD Tribune gazetesi, önceki gün adına veda etti.
Gazete salı gününden itibaren “International New York Times” adıyla yayın hayatına devam ediyor.
Mavi sıcak mıdır soğuk muBöylece bir şehir ismi, uluslararası medya adı haline geldi.
“Olduğun gibi kalarak herkesi kucaklamanın” da mümkün olabileceğini gösteren iyi bir deneme.
Gazete, geçen pazartesi günü çok güzel bir “Veda hatırası eki” yayınladı.
Hatıra sayısının en güzel yazılarından biri, üçüncü sayfanın üst kısmında yayınlandı.
Gazete, geçmişinin en büyük gazetecilik örneklerinden biri olarak, trompetçi Chet Baker’ın ölüm haberini veriş biçimlerini gösteriyor.
Gazetenin caz müziği uzmanı ve yazarı Mike Zwerin, ertesi gün sanatçının bir otel odasının penceresinden sokağa düşerek öldüğü Amsterdam’a gitmiş ve oradan yazmaya başlamış.
SONUÇ: Gazetecilik siyasetten ibaret değildir. İyi ve önemli gazeteciler sadece siyaset yazanlar değildir.
Ekte yer alan öteki sanatçılar ise şöyle...

Kimlerin gazeteyi okurken çekilen fotoğrafları hatıra albümüne girer

HATIRA sayısında birçok sanatçı ve
siyasetçinin Herald Tribune okurken veya elinde taşırken çekilen fotoğraflarına yer verilmiş.
George Clooney
Andy Warhol
Martin Luther King
Sinema oyuncusu Kirsten Dunst
Armani ve Charles de Castelbajac koleksiyonlarının mankenleri ? Godard’ın “Au bout du souffle” filminde bir sahnede, Jean Paul Belmondo’nun karşısında koltuğunun altında Herald Tribune gazetesi ile görünen Jean Seberg.
Hatıra sayısında bol bol moda tasarımcısına da yer verilmiş. Mesela Coco Chanel.
Yazar ve sanatçılar arasında en büyük fotoğraf iki sinema yönetmenine ait:
Federico Fellini ve Ingmar Bergman.
Ötekiler ise şunlar:
Simone de Beauvoir, Beatles, Greta Garbo.
SONUÇ: Bir gazete sadece siyasi haberleriyle, siyasilerin onu okumasıyla övünmez.
Magazin dahil, gerçek hayatın bütün alanları onun için övünç kaynağıdır.

Tarihin en önemli anlarından biri AB ile tam üyelik müzakereleri

GAZETENİN, tarihinden seçtiği önemli olaylardan biri de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakerelerinin başlaması.
Bunun için uzman gazeteci Tom Fuller’i, Türkiye’nin Irak, İran, Suriye sınırına göndermiş.
Amaç şu: AB sınırlarının yeni komşuları kimdir?
SONUÇ: Aradan sadece 10 yıl geçti.
Şimdi sınırlarımızın haline bir bakın.
Tabii bir de bizim halimize...

Tatil günlerinde hangi bedenler önce biter

ÜÇ gün boyunca New York’ta tüketici gözlemleri yaptım.
Müslümanlar için bayram dönemiydi.
New York için ise “Columbus weekend” denilen üç günlük bir tatil.
Beşinci Cadde’de şunları gördüm:
ABERCROMBIE Dünyanın şu sıralar en ilgi çekici hazır giyim markalarından biri.
Üç gün boyunca sabah mağaza açılmadan önce önünde uzun kuyruklar oluşuyor.
İçeride ise, satın aldığınız bir ürünü ödemek için yarım saat ile 50 dakika arasında kuyruk beklemek zorundasınız.
İlk Abercrombie gömleğimi 1988 yılında aldım. Aradan 25 yıl geçmiş.
Marka aslında 25 yaş altı gençlere yönelik ürünler satıyordu.
Mağaza önündeki kuyruğa dikkat ettim, yaş ortalaması 40-50’ydi.
Demek ki, bazı insanlar bu marka ile büyüyor. Tabii marka da onlarla...
HOLLISTER Abercrombie de müşterisinin yaş profilinin yükselmesi üzerine yeni ve daha genç bir marka yarattı.
Adı Hollister...
Beşinci Cadde’de aynı hizadaki Hollister’in kapısında ise hiç kuyruk yoktu.
Ama orada da ödeme için en az yarım saat beklemek gerekiyordu.
BİTEN BEDENLER Abercrombie, Hollister, GAP ve Banana Republic mağazalarında şuna dikkat ettim.
Erkeklerde 32/32 jean ve pantolon; large gömlek, takımlarda 40 regular bedenler neredeyse tamamen tükeniyor.
Genç kadın ürünlerinde ise small beden gömlekler en önce tükeniyor.
MUSCLE VE SLIM FIT Erkek elbiselerinin iki egemen kavramı “muscle” ile “slim fit”.
Erkek gömlekleri “muscle” yani gövdeye tamamen oturan bir şekle sahip.
Pantolonlara hâkim olan çizgi ise “slim fit”. Yani dar ve bedene oturan.
SONUÇ: İnsanlar giderek fitleşiyor ve bedenlerini, elbiselerinin altından da teşhir etmek istiyorlar.

YARIN: (*) Bayramın ilk üç günü neden “gay’lik”, “lezbiyenlik”, “erkek bedeni” gibi konular yazdım.
(*) Kırk yıl sonra asker gömlekleri, militer pantolonlar niye yeniden moda oldu.

X