Maske yapımının suçluları

Mümtaz SOYSAL
Haberin Devamı

Faruk Bildirici'nin ‘‘Maskeli Leydi: Tekmili Birden Tansu Çiller’’ kitabı, eski zamanların ‘‘Otuzaltı kısım tekmili birden’’ diye ilan edilen uzun filmlerinden de uzun; Tam kırk bir kısım!

Meraklısı için her şey var: Çocukluktan evliliğe, Boğaziçi'nden Amerika'ya, belediye başkanına danışmanlıktan başbakanlığa kadar. Her kısım ilginç.

Ama, şimdiye kadarki övgü yazılarında belirtilmeyen asıl ilginçlik, Bayan Çiller'in akademik ‘‘başarı’’larına dokunan kısımlarda ortaya çıkıyor.

Yaşamlarının bir bölümünü üniversitelerde geçirmiş politikacıların biyografilerinde o bölüme ilişkin ayrıntılar genellikle ya atlanır, ya da kısa kesilir. Bildirici'nin kitabında öyle değil: Bayan Çiller'in asistanlık, doçentlik ve profesörlük günlerine ilişkin bol malzeme var.

Connecticut Üniversitesi'ndeki doktora çalışmaları ve ‘‘Ekonomik Kalkınma Stratejilerinde Türkiye Örneği’’ konulu tez: Osmanlı Devleti'nin çöküş nedenlerini ekonomik stratejiler açısından inceleyen ve cumhuriyetin planlı kalkınma dönemlerini tahlil eden.

Sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nde asistanların katkısıyla hazırlanan doçentlik tezi: ‘‘Türkiye'de İthal İkamesi ve Koruma Politikası’’. Aslında, Amerika'da sunulan doktora tezinin genişletilmesi ve yeni tablolarla ‘‘zenginleştirilerek’’ değişik bir başlıkla sunulması. Bildirici, şu ayrıntıları eklemekte: ‘‘Tez iyi yazılmıştı. Teorik temeli iyi düzenlenmişti. Profesörler, tezi değerlendirirken kuşkuya düştüler. Acaba bu tezi başkası yazmış olabilir miydi? Böyle bir kuşkuya kapılmaları normaldi. Çünkü, karşılarındaki kadın sürekli gülümsüyor, ama ekonomiyle ilgili en basit sorulara bile yeterli yanıt veremiyordu.’’

Nihayet, sonradan Özer Uçuran Çiller tarafından batırılan İstanbul Bankası'nın şube açılacak yerleri belirlemek amacıyla illerdeki gelir durumlarına ilişkin olarak topladığı verilerden yola çıkıp beş öğrencinin de yardımıyla ‘‘profesörlük takdim tezi’’ olarak hazırlanan kitap. ‘‘Neredeyse tamamı tablolardan oluşan’’ ve bunlar yorumlanırken ‘‘ciddi hatalar’’ içeren.

Böyle durumlar, belki Türkiye'nin akademik yaşamında benzerlerine zaman zaman rastlanabilecek sıradan kusurlar sayılabilir. Ama, Bildirici'nin bunlara eklediği başka bir takım ayrıntılar, Bayan Çiller gibilerinin allanıp pullanmasında üniversite çevrelerinin de sorumluluk payını açıkça gösteriyor.

Doçentlik sınavına ilişkin olarak, sayfa 87: ‘‘Fakülte Dekanı Profesör Gönensay jüri öncesinde Profesör Avni Zarakol'u arayıp Tansu'ya yardımcı olmasını rica etmişti. Bu rica da etkili oldu ve Tansu'nun tezi jüriden oybirliğiyle geçti.’’

Doçentlikten sonraki döneme ilişkin olarak, sayfa 116: ‘‘Tansu, doçent olduktan sonra bilimsel çalışmaları neredeyse askıya almıştı... Bir ara Boğaziçi'nden atılma noktasına geldi. Dönemin dekanı Profesör Özer Ertuna'nın koruması sayesinde kalabildi.’’

Profesörlük jürisine ilişkin olarak, sayfa 118: ‘‘Boğaziçi dışından sadece Profesör Sencer Divitçioğlu jüriye girdi. Boğaziçi'nin profesörleri Divitçioğlu'na Tansu'nun profesör olması gerektiğini söyleyip rica ettiler ve böylece jüri Tansu'nun profesörlüğünü onayladı!’’













Yazarın Tüm Yazıları