Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mart’ta “değişim kongresi” yapalım

Dünkü yazım büyük yankı buldu. Meğer GS’lılar böyle bir işaret bekliyorlarmış. Gelin sistemi değiştirelim. Gelin Mart’ı “Değişim Kongresi” ilan edelim. Haydi, hareketlenin...

Meğer, tüm GS’lılar benim gibi üzüntü içindeymişler. Herkes hastalığın, geçici bir nakit krizi olmadığının, önemli bir ameliyat’tan geçilmesi gerektiğinin farkındaymış.

 

Müthiş bir mesaj trafiği içinde kaldım.

 

Taraftarın içi kan ağlıyor.

 

Fazla uzman olmaya da gerek yok.

 

Kulübün bugün düştüğü korkunç durum, tamamen sistemden kaynaklanıyor. Sistemin işlemediği ve mutlaka değiştirilmesi gerektiği biliniyordu, ancak kimsenin işine gelmiyordu.

 

Her biri saygın, ve çok sevdiğimiz Başkanlar ve yönetimkurullarıseçildiler. Ancak bu insanlarınişleri kulüp yönetmek  değildi. Kimi başarılı oldu, kimi başarısız. Hepsi iyi niyetli idiler, ancak bir türlü profesyonel bir yönetim kuramadılar.

 

Hata üstüne hata yapıldı.

 

Paralar har vurulup harman savuruldu. İdaresizlik, yönetimsizlik GS’ı bu noktaya getirdi.

 

Şimdi, bu gidişe “dur” demek zamanıdır.

 

Adnan Polat’ın açtığı kampanyayı destekleyelim... (Doğrusu bukampanyayı Başkanımız Özhan Canaydın başlatmadı anlayamadım) Taraftar, Belgeseli alıp katkıda bulunsun...

 

Ancak, Mart ayında gelin “DEĞİŞİM KONGRESİ”gerçekleştirelim ve yeni biryapılanma, yeni bir başlangıç yapalım.

                                             *                    *                    *

GS’I BU EKİP KURTARABİLİR...

 

Aman yanlış anlaşılmasın. GS’a Başkanlıkkulisi yapmıyorum. Sadece bir öneride bulunuyorum.

 

Kulübün başına, Mart kongresinde bir Başkan seçilsin. Ancak, GS’ı yeniden yapılandırmak ve borç batağından kurtarmak için, gelin 4-5 kişilik bir Akil Adamlar grubu oluşturalım. Sayılan, güvenilen bu isimler GS’ın IMF’i gibi hareket etsinler. Adeta bir stand-by anlaşmasıhazırlasınlar. GS’ı Holdingleştirsinler. Bunu da, kendileri değil, altlarında oluşturacakları profesyonel bir ekibe yaptırsınlar. Tepeden denetlesinler. Harcamalara onlar karar versinler. Kulüp Başkanı, istediği gibi değil, Holding’in ayırdığı para kadar harcayabilsin. Birkaç yıl kemerlerimizi çok sıkalım ki, ilerde düzlüğe çıkabilelim.

 

Başka çaremiz yok.

                                             *                    *                    *

BÖYLE ÖZELLEŞTİRMEYE KİM GÜVEN DUYAR ?

Galataport özelleştirmesi yine arap saçına döndü.

 

Kimin nerede hata ettiğini, işin ayrıntılarını bilmiyorum, ancak uzaktan baktığım zaman- ki, Türkiye’deki özelleştirmeye ilgi duyanlar da benim gibi uzaktan izliyorlar-Galataport özelleştirmesini yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız izlenimi ediniyorum. Sanki, ihaleden sonra Galataport’ un ucuza gittiğinin farkına varılmış, pişman olunmuş ve ihaleyi tekrarlamak için fırsat oluşturulmaya çalışılıyormuş gibi bir ortam var.

                   

Hükümet’in şu anda yansıttığı görüntü, bürokrasinin ve devlet içinde özelleştirmeyi engellemek isteyenlerle yeterince mücadele etmediği şeklinde. Kararlılık gösterilmiyor. Başbakan ve Unakıtan istekli, ancak Şener farklı davranıyor. Şener, tutumunda haklı olabilir. İhalede uygunsuzluk yaşanmış da olabilir.

                   

Ancak, bütün bunları düşünmek için çok geç değil mi ?

                   

Nerede hata ediliyor ?

                   

Zira gerekli hazırlıkları yapamamışız. Bazı şeyleri önceden düşünmemişiz.

                   

Öyle değil mi...Eğer siz bir kuruluşu özelleştirmeye karar verdiniz mi, ne yaparsınız ?

                   

Tüm yasalara bakar, satılacak malların tapularını inceler ve gerekli değişiklikleri yapmaz mısınız ?

                   

Belli ki, biz bunların hiçbirini yapmamışız, şimdi ağlıyoruz.

                   

Galataport’un durumunu gören yabancı yatırımcı, bundan böyle özelleştirmelere girmek için bu kadar zaman ve para harcar mı ?

       

Eğer özelleştirme yapıyorsanız tüm önlemleri önceden alırsınız. İhale sonunda ortaya çıkacak parayı da kabul edersiniz. Az veya çok paraya giderse gider. İhale kapatıldıktan sonra geri dönemezsiniz.

       

Biz, hala Türk usulü özelleştirme alışkanlığından kurtulabilmiş değiliz. Bürokrasinin direnişini ve yargı mekanizmasının farklı yorumlarını değiştiremedik.

       

Galataport bu açıdan ,Türkiye’nin özelleştirme politikasının simgesi olacaktır.

X