« Hürriyet.com.tr

Marmara ormanlarında yabani mantar peşinde

Marmara Bölgesi’nde ekim ortasında başlayan yağmur, ardından gelen ılık hava dalgası ormanlardaki yabani mantarları coşturdu. Mikolog Jilber Barutçiyan’ın peşine takılıp, iki hafta üst üste Şile ve Sakarya ormanlarında rengarenk mantarların peşinden koşturdum. Porçini, sığır dili ve mantar aleminin şahı Sezar’la tanıştım. Siz de denemek isterseniz, mutlaka mantarları çok iyi tanıyan bir uzmanla yola çıkmanızı öneririm.

Serhan YEDİG
X

Ormanda mantar aramak keskin bir göz ve sabır istiyor. Sonbaharda zemini meşe, kızılcık çalıları, fideler, kurumuş yapraklarla kaplı ormanda topraktan başını yeni çıkarmış bir mantarı uzaklardan görmek pek mümkün değil. Kimi zaman üstüne basıp geçiyorsunuz. Kimi zaman sevinçle koştuğunuz bir mantar fazlasıyla olgunlaşmış ve kurtlanmaya başlamış olabiliyor. Hayal kırıklığına uğramadan, sabırla yürümek gerek. Ne de olsa hafta sonu, şehrin gürültüsünden uzak, doğayla baş başasınız, temiz hava alıyorsunuz... Eğer hırs yaparsanız, işin zevki kaçıyor, boş sepet kolunuzda bukağıya dönüşüyor.

Acemi şansı mantarcılıkta da geçerli. Örneğin Mutfak Dostları Derneği üyeleriyle Şile’de katıldığım ilk turda tostoraman iki porçiniye rastladım. 15 kişilik gruptan başka porçini bulan olmadı. Dahası mantarcılıkla geçinen çevre köylerde de bu sonbaharda henüz porçini gören yoktu.

Mantarcılık tuhaf bir tutku. Bunu önceki cumartesi sabahı saat 7.00’de, uykulu gözlerle bindiğim minibüste fark ettim. Kocaeli’ne doğru gidiyorduk. “Geçen ay Almanya’da müthiş bir mantar kitabına rastladım. Hemen aldım. Ama hiçbir şey anlamıyorum, sadece resimlerine bakıyorum, çünkü Almanca bilmiyorum” dedi önümdeki koltukta oturan 50 yaşlarında gayet ciddi görünümlü bey. Cevap bir öndeki sıradan geldi. “Seninki hiç değilse Latince harflerle yazılı. Sözlüğe bakabilirsin. Ben Rusya’dan rehber kitap getirttim!” Biri büyük bir firmanın finans müdürü, diğeri önemli bir yayınevinin editörüydü. Her ikisi de Mantar Dostları grubu üyesiydi...

/images/100/0x0/55eaa597f018fbb8f88da92a

YOK MU BU İŞİN KOLAY YOLU

Meşelikler, fındıklıklar mantarın en sevdiği yerler. Bununla birlikte iğne yapraklı ağaçların dibini tercih edenleri de var. Köylüler bir kez yerini bulunca başka kimseye söylemiyor, hep aynı yerden topluyor. Gezgin mantarcının böyle bir şansı yok. Tabana kuvvet yürümek lazım.

Yürürken pek çok farklı türde mantar çıkıyor karşınıza. Mevsimin meteorolojik koşullarına, bitki örtüsüne bağlı olarak çeşitlilik artıyor ya da azalıyor. Şile’de Darlık Göleti’nin çevresindeki Ulupelit, Teke gibi köylerin meşe ormanlarına gittiğim hafta her yer şemsiye mantarı doluydu. Yerden 20 santim kadar yükselen, üstü siyah noktalı beyaz şemsiye gibi açan bu dev mantarlar 50 metre uzaktan görülebiliyor. Piştiğinde eriyip sümüksü bir hal aldığı için makbul değil. Takım arkadaşlarımdan pek çoğu sepetini şemsiye mantarıyla doldurdu. Sonra bu sepetler rehberimiz Barutçiyan tarafından tekrar ormana boşaltıldı.
İlk turun en değerli mantarını yürüyüş arkadaşlarımdan biri 15’inci dakikada buldu. Topraktan henüz burnunu uzatmış, kıpkırmızı bir “Sezar”dı bu. Avrupalı mantarcıların hayalini süsleyen amenita caesarea, imparator ya da yumurta mantarı Marmara Bölgesi’nin ormanlarında bol bol bulunuyordu. Fakat ne hikmetse, benim Sezar diye üstüne atladıklarımın tümü zehirli amanita muscaria çıktı.
Darlık Göleti çevresinde farklı bölgelere dağılan arkadaşlarımızın sepetleri ne yazı
k ki dolmadı. Yağmurdan sonra hava yeterince ısımmamıştı. Fakat tur sonunda sepetlerden ölümsüzlük mantarı “reishi” dahil pek çok tür çıktı. Dört gözle aradığımız kanlıca mantarına rastlayan olmamıştı. Lavanda’da tattığımız özel mönü günün avuntusu oldu.

HAYALİMDEKİ FOTOĞRAF

İkinci hafta Mantar Dostları grubuyla Kocaeli ile Sakarya sınırında, 1050 metre irtifadaki İnönü Yaylası’na çıktık. Yuvacık Barajı’nı besleyen Serindere bu yayladan doğuyor, yayladan iki ayrı yöne otoyol uzanıyordu. Aklım fikrim “mantarcının hayali” fotoğrafını çekmekteydi. Zemini mantar dolu bir ormanda, sepetini dolduran mutlu mantar avcılarını Şile’de görememiştim. Umudum İnönü Yaylası’ndaydı. İki partide toplam dört saat yüksek gürgen, meşe, çam kaplı ormanda yürüdüm. Yenebilir mantar olarak rastladığım yegane tür sığır diliydi. Şapkasının altındaki kirpi dikeni benzeri uzantılarla kolay tanımlanan bu türe bazı yerlerde öbek öbek rastlanıyordu. Fakat sepetli kafile belirdiğinde mantarlar fotoğraf çekecek kadar uzun süre yerde kalamıyordu...

İkinci günün en ilginç görüntüsü Jilber Barutçiyan’ın deyimiyle “şeytan çemberi”ydi. Mosmor lepista nuda’lar (mavi cincile) yaklaşık beş metre çapında bir çember oluşturmuştu yerde. Çemberin içinde ve dışında aynı türden başka mantar yoktu!

İnönü Yaylası’nda rastladığımız bölgeden iki mantarcı 2009 sonbaharında bol yağış ve ılık giden havalar sayesinde bu ormanların zemininde mantardan ayak basacak yer kalmadığını anlatıyordu. En nadide mantarlara da o yıl rastlamışlardı.

İkinci turdan bir sepet dolusu sığır dili ve bir miktar mavi çinçileyle döndüm. Yol arkadaşlarım tereyağ ve kremayla kavurup makarna sosu olarak kullanmamı önermişlerdi. Öğle kömürde ızgarasını tatmış, hepimiz beğenmiştik. Ben farklı bir yol izledim. Taze soğan, terayağla kavurup içine biraz beyaz şarap, pirinç ve dereotu kattım. Sonuç gayet iyiydi. En azından sabah gözümü açabildim!
Sonra düşündüm.
Sonuç: Yabani mantarı toplamak, yemekten çok daha zevkliydi.

MANTAR TURLARI
* Bemet Tour: Hafta sonunda Kocaeli’nde günübirlik, bayramda Demirköy’de dört günlük rehberli tur düzenliyor. (www.bemettour.com) * İxir Resort: Kastamonu’nun Daday İlçesi’ndeki İksir Resort Town, sonbaharda kanlıca mantarı günleri düzenliyor, müşterilerine rehberlik hizmeti sunuyor. (www.iksirresorttown.com) * Patika Tour: Ilgaz ve Küre dağlarında doğa yürüyüşü ve yabani mantar turları düzenliyor. (www.patikatour.com) Lavanda: Şile’deki butik otel 21-22 Kasım’da Jilber Barutçiyan’la mantar toplama ve mantar yemekleri günleri düzenliyor. (www.lavandaotel.com)

DİKKAT, ÖLÜMCÜL OLABİLİR
Yabani mantarların belirli türleri sindirim bozukluğundan karaciğer yetmezliğine, ölüme kadar etki yapabiliyor. Ölümcül olmasa da insan sağlığını olumsuz etkileyen tüm yabani mantarlar zehirli kabul ediliyor. Mantar yendikten sonra üç dakika ila 24 saat sonra zehirlenme belirtileri ortaya çıkıyor. Halsizlik, halisünasyon, terleme, kramp, bulantı, ishal, şiddetli ağrı en çok görülen belirtiler. Karaciğeri öldürüp, kan zehirlenmesine yol açan mantarların ölümcül etkisinden kurtulmak çok zor. Karaciğer nakli, kan değişimi gibi önlemler gerekebiliyor. Pek çok yörede, ölümcül etkisini hemen göstermeyen mantar türleri, zararsız kabul edilip yeniliyor. Bu mantarlar, bünyeye göre 10-15 yıl içinde böbrek yetmezliği gibi problemlerin doğmasına ve ölümlere sebep oluyor. Bu nedenle köylülere değil, uzmanlara danışmak gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’nın 114 Ulusal Zehir Danışma Merkezi her yıl 1,5 milyon çağrı alıyor. Bunlardan 700-1000 vaka mantar zehirlenmesi.

MARTARCILIK RACONU
Mantarcılığın kendine özgü kuralları var. Jilber Barutçiyan, turlarına katılanlara önce bu kuralları öğretiyor. Cebinize market poşeti koyup, ormana dalmanızı pek hoş karşılamıyor. Mantar yataklarının korunması için, sporlar etrafa yayılmalı. Bu nedenle mantar sepetle toplanıyor. Elle koparılmıyor, bıçakla kesiliyor. Ayakta çizme bir diğer zorunluluk. Mantarcılığın altın kuralı, kesinlikle tanımlayamadığınız mantarı toplamamak. Bazı yenilebilir mantarların doğada çok benzer zehirlileri de bulunuyor. Uzmanlar bile bazı türleri ancak mikroskop altında birbirinden ayırt ediyor. Jilber Barutçiyan, önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak Türkiye’nin Başlıca Mantarları adlı kitabında, mantarları tanıtıyor, mantarcılığın kurallarını anlatıyor ve 200 mantarın künyesini veriyor.

Kaynak: Serhan YEDİG

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
170 yıl sonra bulunan batık
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Trakya'nın can damarı: Edirne
Kültür&SanatKültür&Sanat
Artvin’de sıra dışı kütüphane mimarisi
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Longozun sonbahardaki güzelliği havadan görüntülendi
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Çölün tam ortasında 2000 yıllık göl!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Herkül ve Amazon Kadınlarının adası: Giresun Adası