GeriSpor Marmara Depremi 7'nin üzerinde olacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Marmara Depremi 7'nin üzerinde olacak

Marmara Depremi 7'nin üzerinde olacak
refid:13548163 ilişkili resim dosyası

Gölcük her yıl 12 ile 17 milimetre batıya kayıyor.

İzmit Belediyesi Zemin Araştırma Birimi'nin organizasyonuyla lise ve dengi okullarda deprem eğitimi veren İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu olası Marmara depreminin büyüklüğünün mutlaka 7'nin üzerinde olacağını, burada 240 yıllık enerji birikimi bulunduğunu söyledi. Gündoğdu ayrıca 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin merkez üssü olan Gölcük'ün bulunduğu bölgenin de her yıl 12 ile 17 milimetre arasında batıya doğru kaymakta olduğunu tespit ettiklerini belirtti.

 

Oğuz Gündoğdu çarpıcı açıklamalarda bulundu. Haiti'de son belirlemelere göre depremin çok sert olduğunu belirten Gündoğdu, bu depremin değişik bir karaktere sahip olduğunu, beklenilenin üzerinde hasara yol açtığını anlattı. Gündoğdu, İstanbul’dan bile küçük bir yer. Ciddi bir yağma var orada. Bundan ders çıkartmak lazım." diye konuştu.

 

OLASI ISTANBUL DEPREMİ

 

  Oğuz Gündoğdu İstanbul ve çevresinde beklenen depremlerde doğru dürüst hasar olmasa dahi bir yağmanın olacağı, kaos yaşanacağı, bir kaotik ortamın olacağının da kesin olduğunu belirtirken, "17 Ağustos' da arama kurtarma öndeydi. Bu depremde iletişim ve güvenlik öne çıkacak. Planlamalar buna göre yapılıyor.Ayrıca olası Marmara Depremi büyüklüğü 7 üzerinde kesin olacaktır. 240 yıllık enerji var." diye konuştu.

 

GÖLCÜK BATIYA KAYIYOR

 

Oğuz Gündoğdu, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin merkez üssü olan Kocaeli'nin Gölcük İlçesi'nde ise yılda 12-17 milimetre arasında batıya doğru hareket ettiğini söyledi. "Göreceli bir hareket ama esas Gölcük hareketli. Bu 17 milimetrelik yer değiştirme depremin enerji kaynağını oluşturuyor. Hani şöyle elinizi sürtseniz ısınır. Düşünün, yılda 1,7 santimetre hareket olduğunu.GPS ölçümü bunlar. 2- 2,5 santim üzerinden hesaplamamızı yapıyorduk. Onlar 1,2 ile 1,7 santim arasında olduğunu söylüyorlardı. 'Az bir enerji birikti, tek parça kırılacak. Enerji yok. O yüzden parça parça kırılacak.' Bunlar spekülatif. 5-10 senedir GPS teknolojisi ile dünyada ölçüm yapılıyor.Beklediğimiz deprem 240 yıldır enerji biriktiriyor. Marmara, yani Kuzey tarafı önünde birikiyor. Bir tanesi o enerjiyi tam yansıtacak. Öbürleri daha küçük enerji olabilir. Çok hızlı olursa, yani Haiti, İran Bam depremi gibi 7.6'yı mumla ararız. Çok açık bir şey. Oğuz Gündoğdu açıklamalarında, 3 gündür 8–9 deprem olduğunu belirterek,"Daha öncesin de e var. Bu yılın içersinde birçok deprem oldu. Bu oradaki hareketliliğin ifadesidir." dedi. DHA

 

Marmara Depremi'nin olacağı kesin acaba doğa depremi bize önceden uyarır mı, bilir mi tarihi. Bu konuda denizcilerin yıllardır bildikleri bazı kulaktan dolma doğal gözlem tecrübeleri, bilgileri günümüzde gözlemlerle doğrulanıyor mu? Haberler arşivler bilgiler bilimsel görüşler bilim insanlarının öngörüleriyle istatistik oluşturmakta. Bu görüşlere katılan bilim adamları çoğalmakta .

 

Tarih 12 Ağustos 1999, Yalova Yüksel Sitesi sahili... Deniz suyu aşırı derecede sıcak. Gölcük açıklarından başlayarak Yalova sahiline de, denizin sakinliğine rağmen boyu 1,5 metreyi bulan, dalgalar ve denizin üzerinde sis tabakası, yani radon gazı. Beş gün boyunca aynı manzara. Körfez kırılmaya başlamış, magma tabakasından denize alevler akıyor ve nihayet 17 Ağustos depremi. Yüksel Sitesi 3 saniyede yerle bir. Diğerleriyle beraber 18 Ağustos 08 2000 Dr Erol Atılgan anıları anlatmış yazmış deprem günlerini sorgulamış olayları Cumhuriyet gazetesinde ki yazısında Yıl 1894; Yalova, Çınarcık ve İstanbul'u kapsayan Marmara depremi.Rasathane müdürleri, II. Abdülhamit 'e deprem raporu veriyorlar. Raporda, depremden 1 hafta önce başlayan belirtiler, deniz suyunun sıcaklığının aşırı artması, sahile vuran alışılmışın dışında dalgalar ve deniz üzerindeki kesif sis bulutu belirtiliyor. 105 sene önceki verileri, Yalova sahilindeki kumluk arazilerde yer alan çiftlik evlerinin tamamının yıkılmış olduğunu padişaha rapor ediyorlar. 1960 yılından itibaren 1. derecede deprem bölgesi olan kumluk arazilere, o zamanın belediye başkanları, belediye ve imar müdürlüğü yetkilileri, sahilde yazlık evlerin yapımına müsaade ediyorlar. Kat kat yönetmeliğe aykırı binalar yaparak on binlerce insanın ölümüne sebep olabiliyorlar. Aynı yerde iki deprem ve aynı anormaliler. Acaba deprem önceden biline bilirmi? Bilim adamları bu konuda ayrılığa düşüyorlar. Kimine göre, "Hayır, deprem önceden anlaşılamaz!", kimine göre de "Evet, anlaşılabilir." Gittikçede anlaşılır demekteler. Tarihte şiddet söyleyebiliyorlar. Nitekim Japonlar bu işte belli bir yol almışlar. Teknik olarak fay şiddet depremsellik olası tarih dışına çıkıp o andan önce doğaya biraz dikkat edilirse, depremin dalgasının gelmesinden bir müddet önce, deprem vuracağının sinyallerini çoğu zaman vermekte. Bu sinyaller nelerdir?İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Jeofizik Mühendisleri Odası Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, bu konuda çalışmaları olan bir bilim adamı. Yaptığı açıklama şöyle idi:

 

Doğanın deprem ihbarı 57 farklı gösterge var. Doğada ve hayvan davranışlarında meydana gelen değişimlerin, depremin habercisi olabileceğini belirtiyor.

 

Böcek ve hayvan davranışları (1 saat–3 gün öncesi)                                                                                  

 

Deprem ışıkları: Güneşin yeni doğup batışı gibi ışık hüzmeleri görülür.

 

Alev topları: Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu görülür.

 

Deprem bulutları: Açık havada, kırılacak bölgenin üzeri bulutlanır.

 

Yıldırımlar: Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli oluşumlar görülür.

 

Gökkuşağı: Açık havada kısa gökkuşağı oluşur. Bunda yeşil, siyah, mavi renk egemendir.

 

Hava sıcaklığı: Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana gelir.

 

Ay, yıldızlar: Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elde tutulacak kadar yakın görünür.

 

Uğultu: Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyulur.

 

At, eşek, inek: Tasmalarını koparırlar. Ahır kapılarından dışarı çıkmak isterler. Tepelere doğru koşarlar.

 

Tavşan ve fare: Yapıların üst katlarına kaçışırlar. Direklere tırmanırlar. Yere inmek istemezler.

 

Domuzlar: Hızla yukarıya doğru koşarlar. Toprağı delicesine eşelerler.

 

Kediler: Kutu ya da çöp bidonu içine atlarlar. Top gibi sıkışıp, şiddetle titrerler.

 

Köpekler: Korku dolu havlarlar.

 

Balıklar: Göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzerler. Yılan balıkları ortadan kaybolur.

 

Ölü balık: Balıklar nedensiz bir şekilde ölürler.

 

Ördek, kaz, kuğu: Göle girmek istemezler. Göldekiler ölebilir.

 

İpek Böcekleri: Arka arkaya dizilirler.

 

Yengeç: Plajda yengeçler dolaşır.

 

Martılar: Çembersel olarak uçarlar.

 

Büyükbaş hayvanlar: 3–4 gün önce elektromagnetik ışınlardan etkilenmeye başlarlar.

 

Karıncalar: Yuvalarından dışarıya çıkarlar.

 

Gökyüzündeki değişimler (1 saat - 1 hafta öncesi)

 

Deprem ışıkları: Güneşin yeni doğup batışı gibi ışık hüzmeleri görülür.

 

Alev topları: Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu görülür.

 

Deprem bulutları: Açık havada, kırılacak bölgenin üzeri bulutlanır.

 

Yıldırımlar: Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli oluşumlar görülür.

 

Gökkuşağı: Açık havada kısa gökkuşağı oluşur. Bunda yeşil, siyah, mavi renk egemendir.

 

Hava sıcaklığı: Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana gelir.

 

Ay, yıldızlar: Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elde tutulacak kadar yakın görünür.

 

Uğultu: Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyulur.

 

Bitki ve ağaç değişimleri (1 – 3 ay öncesi)

 

Meyve ağaçları: Erken çiçek açar ve erken meyve verir.

 

Ot ve ağaç dalı: Yüzeyleri kızarır, yanar.

 

Küstüm çiçeği (mimoza): Gündüz, deprem öncesi pörsür.

 

Deniz ve göl değişimleri (1 saat - 2 hafta öncesi)

 

Su basması: Bir iki hafta önceden kıyıları deniz basar.

 

Su çekilmesi: 1 ile 5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir.

 

Dalgalar: 1 ile 5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur. (etkili soluganlar)

 

Düz deniz: Deniz çarşaf gibi düzgün olur.

 

Hava kabarcığı: Deniz ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür.

 

Isınma: Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.

 

Yeraltı suları değişimleri (1 saat - 3 ay önceden)

 

Su verimi: 1 ile 4 litrelik verim artışı olur.

 

Basınç artışı: Su basıncında 1-1.5 barlık artış olur.

 

Su sıcaklığı: Olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınır.

 

Yeni kaynak: 1 ile 2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşur ya da var olan kaynak kuruyabilir.

 

Su gazları: Karbondioksit, metan ve radon gazı içeriği artar.

 

Su tadı: Su acılaşır ya da tatlılaşır.

 

Suda koku: Çürük yumurta ve kükürt kokusu gelir.

 

Su kimyası: İletkenlik, radon, cıva, helyum, karbondioksit artışı gözlenir.

 

Kabarcıklar: Su içinde hava kabarcıkları oluşur.

 

Dere suları: Kesilir, kurur ya da çoğalır.

 

Gazete haberleri de bu saptamaları doğruluyor: Faruk Kırtay Cumhuriyet 04 9.99

 

YALOVA - Marmara'yı sarsan büyük depremin, 2 Ağustos'ta sinyal verdiği ortaya çıktı. Yalova/Termal Kaymakamı Kasım Esen , 2 Ağustos 1999 tarihinde Termal Kaplıcaları'nda zemin değişikliği görüldüğünü, zeminin çatlayarak yeni kaynak sularının ortaya çıktığını, bu gelişme üzerine bir tutanakla durumu tespit ederek Sağlık Bakanlığı ve Turban Genel Müdürlüğü'ne bildirdiğini söyledi. Esen, İTÜ'den inceleme yapılması istenildiğini, ancak kendilerine incelemenin 17 Ağustos'ta yapılacağının söylendiğini ve aynı günde depremin gerçekleştiğini açıkladı. Yalova Termal Kaplıcaları'nda yıllardan bu yana yüzeye 60 derece olarak çıkan kaynak suyunun, depremden bir hafta önce 80 dereceye çıktığını ve her zaman temiz akan kaynak suyunun çamurlu aktığını, bunun Yalova halkının dikkati çektiğini belirtmiş. Termal Kaymakamlığı ve Yalova Valiliği'nin göndermiş olduğu inceleme raporuna cevap olarak deprem gününe kadar kendilerine yazılı cevap gelmediğini belirten Kasım Esen, şöyle konuştu: ''Telefonla Sağlık Bakanlığı ve Turban'la iletişim kurduk. Bakanlığın İTÜ'ye başvurduğunu ve İTÜ'den bir heyetin 17 Ağustos günü Termal'e gelerek gerekli araştırma ve incelemeyi yapacağını öğrendik. Ancak deprem heyetten önce geldi.'' Devlet daireleri arasında koordinasyon ve iletişim daha hızlı olsa, deprem önceden anlaşılarak, uyarıda bulunulabilir ve can kaybı azaltılabilirdi.

 

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Bilimleri Enstitüsü öğretim görevlisi jeolog ve jeofizikçi Rahmetli Prof. Dr. Aykut Barka, "1992'deki Erzincan depreminde de böyle bir şey oldu. Birbirine çok yakın kaynaklarda birbirinden farklı sular çıktığı saptanmış. O sularda da bozulma ve karışma olduğunu içeren bilgiler depremden bir ay önce Maden Teknik Araştırma'ya (MTA) bildirilmiş. Ancak MTA'ya yazı gidene kadar 13 Mart'ta da Erzincan'da deprem oldu. Bu tip bilgilerin yazılı değil de direkt üniversitelerde deprem konusunda uzman kişilere bildirilmesi gerekir." Geçmişte hiçbir değişime uğramamış ama birden bire sıcaklığı artan sulardaki farklılıkların hızla incelenmesi gerektiğini söyledi. "Bunu hemen deprem geliyor diye değerlendirmek zordur" diyen Prof. Barka, doğada depremden önceki değişikleri şöyle sıraladı:

 

* Kuyularda suların yükselmesi veya alçalması,

* Dip balıklarının yüzeyde dolaşması,

* Yeraltında yaşayan hayvanların hepsinin yüzeye çıkması,

* 30 - 40 senedir belli düzende çalışan termal kaplıcalarda su sıcaklığının birden artması,

* Hayvan davranışlarının anormalleşmesi ve hırçınlaşması,

* Yeraltından çıkan radon gazının suya karışımı ve suyun değişmesi,

* Teknik aktivitenin belirli yerde artması:

 

Hürriyet Gazetesi'nin 29.09.1999 tarihli yer alan haberde, Ataköy Marina'da 28.09.1999 günü deniz yüzeyinde binlerce ölü balık görüldüğü belirtildi. Bu durum, çevrede "Deniz suyu ısınmış, deprem olacak." dedikodularına ve paniğe neden oldu. Hava durumu gibi, İstanbul'da ki deniz suyu sıcaklığı, sabah, öğle, akşam ve gece ölçülmeli ve günlük seyri dikkate alınmalıdır.

 

ANKARA (AA) - Japon ve Türk bilim adamlarının ortak çalışmasında, Türkiye'yi 17 Ağustos gecesi sarsan Marmara depreminin ilk işaretlerinin, ''günler hatta haftalar öncesinde hayvanlarda, gökyüzünde, denizde ve bitkilerde görülen sıra dışı olaylarda gözlendiği'' belirtildi. Osaka Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri öğretim üyesi Prof. Dr. Motoji İkeya ile Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ülkü Ulusoy 'un, deprem tanıkları arasında gerçekleştirdiği anket sonucu, 450 tanıktan deprem öncesi belirtilere ilişkin 1026 sıra dışı olay derlendi. Prof. Dr. İkeya ile Doç. Dr. Ulusoy'un, ''Deprem Habercisi Olaylar ve Bilimsel Yorumlar'' adını taşıyan ve Türkiye'de bu alandaki ilk çalışmayı oluşturan araştırma, Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. Buna göre, sıra dışı olayların yüzde 50'si hayvan davranışlarında, yüzde 32'si gökyüzü ve hava durumunda, yüzde 10'u deniz ve karada, yüzde 7'si elektrikli cihazlarda, yüzde 2'si ise bitkilerde görüldü. Araştırmaya göre, 7.4 büyüklüğündeki Marmara depremi öncesinde insanlarda, mide bulantısı, ishal, baş dönmesi, sinir bozukluğu ve sıkıntı yaygın olarak görüldü. Deprem öncesi insanlarda görülen diğer sıra dışı belirtiler de şöyle:

''Kalp rahatsızlığı, beyinde ve parmaklardan dirseklere doğru akan elektrik akımı hissi, bitkinlik, kusma, aşırı duygusallık ve histeri, hamile kadınların bebeklerinde hareketlenme, yüksek tansiyon, baş ve beyinde ağrı, diz ağrısı, nedensiz esneme, göz seğirmesi, gece nedensiz yere aniden uyanma, uyuyamama sorunu, aşırı derecede uyuma isteği, iştahsızlık, genizde yanma ve yırtılma hissi, burun kanaması ve üşüme hissi.''

 

Öte yandan, Marmara Depremi öncesinde ve deprem sırasında gökyüzünde anormal ışımalara ilişkin, çoğunluğu İstanbul ve Yalova'da olmak üzere toplam 266 sıra dışı olay bildirildi. ''bir haftadan birkaç dakika öncesine kadar'' çeşitli zamanlarda çoğunluğu İstanbul, Yalova, Adapazarı, Kocaeli ve Bursa'da olmak üzere gökyüzünde gördükleri ışımaları şöyle tanımladı: ''Floresan benzeri kırmızı, mavi, yeşil gibi çeşitli renklerde flaş ışımaları'', ''yaklaşık 15 dakika boyunca yanan lamba gibi durgun ışıklar'', ''ışık sağanağı türünden sesli ışımalar'', ''tabaka halinde ışımalar'', ''fay çizgisine paralel uzanan mavi renkli ışımalar'', ''birbirlerine değdiklerinde kıvılcımlar saçan ateş direkleri'', ''gökyüzünden yeryüzüne yönelmiş bir projektör aydınlatmasına benzer yavaşça hareket eden boru biçimindeki ışımalar'', ''yaklaşık 60 santimetre çaplı ateş topları'', ''yıldız patlamasına benzer ani ışık patlamaları.'' Ankete katılan bir tanık ise depremden birkaç gün önce Sedef Adası açıklarında yaptığı dalışta, deniz dibindeki kumun elini yakacak derecede sıcak olduğunu belirtirken birçok tanık da deniz suyu sıcaklığında olağandışı artış hissettiklerini kaydettiler. Deprem öncesi ve sırasında görülen sıra dışı olaylar arasında, yüzde 7 oranıyla elektrikli cihazlardaki bozulmalar da dikkati çekti. Birçok deprem tanığı, deprem öncesinde kuvars saatlerinde akrep ve yelkovanın hızla döndüğünü, ancak deprem sırasında durduğunu belirtirken birçok kişi de depremden birkaç gün önce telsiz, telefon ve radyolarında parazitlenme olduğunu söylediler. 17 Ağustos Marmara depremi öncesi ortaya çıkan sıra dışı olayların Kobe depremindekilerle karşılaştırıldığı araştırmada, her iki deprem öncesi yaşanan olayların tamamının aynı olduğu ortaya çıktı.(Cumhuriyet 26.11.2001)

 

23.03.2002 Tarihinde Marmara’da 4.8 Büyüklüğünde Meydana Gelen depremi Karıncalar Hissetti, Kuyu Suları Isındı

          

 

Prof. Dr. Ercan, önceki gün Silivri'de sürekli ölçüm yaptıkları kuyu sularında magnezyum ve toplam sertlik değerlerinde yükseklik tespit ettiklerini söyledi. Kuyu sularının sıcaklığının da 1 derece arttığını belirten Prof. Dr. Ercan, bunun orta şiddetteki bir deprem için normal olduğunu vurguladı. İnternet üzerinde yayın yapan ve ‘‘Kardebil’’ adlı Karınca Davranışları Gözlemi Yöntemiyle Deprem Tahmin Projesi de 20 Mart'ta girdiği tahmin metninde, Marmara'da 5 gün içinde 5 büyüklüğünde bir deprem olacağı ve depremin İstanbul'a yakın olması halinde büyüklüğünün düşeceği uyarısında bulunmuştu. İTÜ bünyesinde yürütülen Deprem Tahmini Projesi'nde (Kayaç Gerginlik İzleme Yöntemi ile Deprem Tahmini Projesi) saat 02.00'de yapılan yorumda da tüm istasyonlarda örüntü değişikliği (normalin dışında kayıt) görüldüğü belirtildi.

Depreme en yakın istasyon olan Yeşilköy İstasyonu da 55 dakika önce kaydedilen normalin dışında kayıt ile depremi gördü. (Kaynak: 24.03.2002, Hürriyet)

 

Japonya Ulusal Deprem Enstitüsü, yeraltına döşediği elektrotlar sayesinde, 100 km. uzaktaki depremi 15 saniye önceden bildirdi.

Japon Deprem Araştırma ve Önleme Enstitüsü sismologlarından Yukio Fujinawa, deprem başladığı anda ve devreye giren otomatik uyarı ve güvenlik sisteminin başarıyla işlediğini müjdeledi. Tsukaba kentine 100 kilometre uzaktaki Hasaki'de gerçekleşen 4,9 büyüklüğündeki deprem tam 15 saniye önceden belirlendi. Yerin 800 metre altına yerleştirilen elektrotlar sayesinde 15 saniye önce haber verilen depremler, özellikle hareket halindeki trenleri uyararak büyük faciaları önleyecek.  Japonya'nın doğusundaki deprem riski yüksek 13 bölgeye elektrotlar yerleştiren araştırma ekibi, bu süreyi daha da öne almaya çalışıyor. (Kaynak: Vatan 11.11.2002)

 

Düzce'nin Gölyaka İlçesi'ne bağlı Hamam üstü Köyü'nde kaplıca tesisi işleten Kazım Özgen, depremleri önceden tahmin ederek TÜBİTAK'a bağlı Marmara Araştırma Merkezi'ni (MAM) bilgilendirdiğini söyledi Kazım Özgen, Bolu'da en son dün gece yaşanan 4.6 şiddetindeki depremi MAM danışmanı Doç. Dr. Sedat İnan'ı telefonla arayarak 5 saat önceden haber verdiğini belirtti. Doç. Dr. Sedat İnan da, Kazım Özgen'nin kendilerini aradığını belirterek, MAM'ın deprem tahmini çalışmalarında yeraltından çıkan radon gazı hareketlerini sürekli izlediğini bildirdi. Kokusuz bir gaz olan radonun sadece gelişmiş cihazlarla ölçülebildiğini vurgulayan İnan, Kazım Özgen'in depremden önce kaplıca suyunun kaynağındaki koku değişikliklerinden şüphelenerek kendisini aradığını ifade etti. Kaplıca suyunda görünen ve güçlükle fark edilebilen ''koku değişiklikleri'' hakkında kesin verilere sahip olmadıklarına dikkat çeken İnan, kükürt dâhil değişik ihtimaller üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Kazım Özgen ise sudaki küçük değişiklikleri hissedebildiğini belirterek, son yaşanan Bolu depremiyle birlikte İran depremi dâhil birçok depremi önceden bildiğini iddia etti.

 

Özgen, ''Kaplıcadaki suların çamur nedeniyle renk ve koku değiştirmesi yakın bir bölgede deprem olabilme ihtimalinin güçlendiriyor. Tahminlerimin en büyük faydasını 12 Kasım Düzce depreminde gördüm. Şüphelerimi Düzce Valisi ile Gölyaka Kaymakamı ile defalarca paylaştım ama söylediklerim ciddiye alınmadı. Ben de son çare olarak köyümdeki evleri boşalttırdım. Depremde köyümdeki 12 ev yerle bir oldu, ancak hiç bir can kaybı olmadı'' dedi. Özgen, çabaları karşılığında MAM tarafından verilen ve üzerinde ''Depreme yönelik verdiğiniz yerel katkı ve destek için teşekkür ederiz'' yazılı bir plaketle ödüllendirildiğini kaydetti.
Kaynak: www.net haber.com

 

Olası Marmara Deprem sonrasında denizde oluşan dalga Tsunami önceden bilinebilir mi? Japoncada "liman dalgası" anlamına gelen tsunami sözcüğü; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder. Tsunami sözcüğü, dünya dillerine 15 Haziran 1896'dan sonra girmiştir. http://www.pusula.tv/modul_haber/ozelmetin/Tsunami%20nedir_dosyalar/image003.gifJaponya'da, 21000 kişinin hayatını kaybettiği Büyük Meiji Tsunamisi'nden sonra Japonların yaptığı yardım çağrılarıyla dünya dillerine kendiliğinden yerleşmiştir. Kaynak: TÜBİTAK

 
Tsunamiden sonra oluşan dalganın diğer deniz dalgalarından farkı; su zerreciklerinin sürüklenmesi sonucu hareket kazanmasıdır. Derin denizde varlığı hissedilmezken, sığ sulara geldiğinde dik yamaçlı kıyılarda ya da V tipi daralan körfez ve koylarda bazen 30 metreye kadar tırmanarak çok şiddetli akıntılar yaratabilen bu dalga bir doğal afet haline gelebilmektedir. Tsunami ilk oluştuğunda tek bir dalgadır ancak kısa bir süre içerisinde üç ya da beş dalgaya dönüşerek çevreye yayılmaya başlar. Bu dalgaların birincisi ve sonuncusu çok zayıftır ancak diğer dalgalar etkilerini kıyılarda şiddetli biçimde hissettirebilecek bir enerjiyle ilerlerler. Bu nedenle depremlerden kısa bir süre sonra kıyılarda görülen yavaş ama anormal su düzeyi değişimi ilk dalganın geldiğini gösterir. Bu değişim, arkadan gelecek olan çok kuvvetli dalgaların ilk habercisi de olabilir. deniz kıyısına ilk gelişi su düzeyinin anormal biçimde (depremin büyüklüğüne, oluş şekline ve türüne ve deniz durumuna göre yaklaşık 10-15 dakika içerisinde) yükselmesi ya da çökmesiyle kendini belli eder. Tsunaminin bu öncü zayıf ilk dalgası, arkasından gelecek olan iki ya da üç kuvvetli dalganın habercisidir. Bu durumda yapılacak tek şey; kıyıdan uzaklaşmaktır. Deniz içerisinde seyir halinde bulunanlar ise kıyıdan uzaklara, derin sulara giderek dalganın kendilerine ve deniz taşıtına vereceği zararı azaltabilir hatta önleyebilir. Deniz kıyısında olanlar içinse, denizden uzaklara ve yükseklere gitmek zorunludur.

 

Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek koşullardaki her deprem (büyüklükleri M>6.0 olan sığ odaklı ve genellikle eğim atımlı faylanmalar) tsunami yaratabilir. Tarihsel verilere göre Marmara'da tsunami oluşma olasılığı 100 yılda birdir. Oluşabilecek herhangi bir depremde meydana gelebilecek tsunaminin, Marmara Denizi'nde doğu -batı doğrultusunu geçme süresi 50 dakika kadardır. Ancak bu kapalı denizde çalkantının devam etmesi ve yansıyan dalgaların etkili olması beklenmelidir. Marmara Denizi'nde tsunami üretebilecek güçte bir deprem olur mu ve olursa bu tsunaminin kıyılara etkisi ne olur? Sorusunun yanıtını bulmak için bu kapalı denizin tsunami geçmişine bakmak gerekir. 1509 İstanbul Depremi ile oluşan tsunaminin İstanbul surlarını aştığı ve dalganın tırmanma yüksekliğinin 6 m'ye ulaştığı bilinmektedir. Gene tarihsel verilere bakıldığında Marmara'da etkili olmuş tsunamilerin varlığı bilinmektedir.

 

 

aerdem@hurriyet.com.tr

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle