Gündem Haberleri

GÜNDEM

    MANZARA-İ UMUMİYE…

    Hürriyet Haber
    29.09.2005 - 13:55 | Son Güncelleme: 29.09.2005 - 13:55

    Sevgili Serdar, yazacaklarım için kim ne derse desin, artık umurumda değil. Ben bu AB işinde son derece sıkıldım. Savunduğum fikirler, gençlerin geleceğini gördüğüm AB’ye giriş hayallerim isabetsiz çıktı, çıkmak üzere. Şu andan itibaren AB karşıtlarının yazılarını ezbere biliyorum artık. “Ben demiştim” diyenlerin seslerini duyar gibiyim. “Bizi oyalıyorlar, almazlar bizi AB’ye dememiş miydim” diyenlere karşı savunmasız hissediyorum kendimi. (Sezai BAYAR)

    Sanki kolum kanadım kırıldı.

    Açıkcası büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum.

    Şimdi Avrupa Birliğinin 25 ülkesinin aldığı tavır karşısında, ummadığımız engelleri son anda ortaya çıkarması karşısında ne diyebilirim ki.

    “Efendim, bunlar hep böyle. İngiltere AB kapıısından 2 kere geri döndürüldü. 8 sene kanırtıldı. İspanya dışlandı, 7 sene kapıda tek ayak üstünde bekletildi.. Denilmeyen şey kalmadı İspanyollar için. Polonya yüzünden Avrupa birbirine girdi. O da on yıla yakın yerlerde sürüklendi. Yunanistan da kolay hazmedilmedi yani… ve bu ülkelerin hepsi hem din hem de kültür farklılığı olmayan ülkelerdi. Oysa biz Müslümanız ve bizi hazmetmeleri daha zor olabilir.”

    Bütün bunlar geçmişte yaşandı.

    Bizim ise 50 yıla yakın zikzaklı dönemimiz var.

    1974’de Yunanistan’daki cunta dönemini ıskalamasak belki de şu anda AB içinde olacaktık. Yunanistan’a Nato için yeşil ışık yakmasak Rumlar gemi azıya alamazdı. 1980 ihtilali tüy dikmeseydi AB kapısında yalvar yakar olmazdık. Erbakan dönemlerini hiç hatırlatmaya gerek yok. Sadece Gümrük Birliği konusunda zamanında bir iş yaptık. Onun da götürüsü, getirisinden fazla çıktı.

    3 Ekim’e saatler kala Avrupa Parlamentosu’nun aldığı ve hazmedilemeyecek kadar ağır kararların belki hukuki değeri yok ama yollara daha şimdiden döşenen mayınların ilerideki yıllarda nasıl patlatılacağını kestirmek zor.

    Biraz dikkat edenlerin gözünden kaçmamış olması gereken bir gerçek şu ki, AKP yönetimi AB kapısının yüzümüze çarpılması ihtimaline karşı yönünü İslam dünyasına çevirme taktiği içinde. Arap sermayesinin akışını sağlamak için bu dünya ile Türkiye arasında yeni kanallar açma niyetinde görünen Erdoğan’nın Abu Dabi’deki temasları manidar değil de ne? Arap emirlerince kabulü hiç mi anlamlı değil?

    Bir de son aylardaki gelişmelere göz atalım.

    Telecom’da Lübnan sermayesi.

    Galataport’da İsrail kapitali.

    Belki yarın büyük bir özelleştirmede Suudi Riyali.

    Belki öbür gün doğalgaz naklinde İran konsorsiyumu…

    Olmaz olmaz demeyelim.

    Benim korkum AB’ye girememek değil. Moral bozukluğun işi uzattıkları için de değil.

    Korkum şu: Batıya giden geminin güvertesinde hükümet doğuya doğru yüzünü döndürüp yürümeye mi niyetli acaba.

    Avrupa kapısında çeyrek yüzyıl bekletileceğimi bilsem de…

    “Batı olmazsa, doğuya gideriz” arayışı tüylerimi ürpertiyor nedense…

    Çocuklarımız için…

    Torunlarımız için…

    Gelecek yüzlerce kuşak insanlarımız için…

    Bekelemeye razıyım.

    Yeterki batıla değil, batıya yönelelim.

    Sevgiler,

    Sezai

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı