Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Manşeti vaad ediyoruz

Ayşen GÜR

Özel sektörde şirketlerin büyük sponsorluk bütçeleri var.

Hatta bazen tanıtıma ayırdıkları bütçeyi nereye harcayacaklarını bilemiyorlar.

Amaç tanıtımsa, şirketin imajını iyileştirmek ya da sağlamlaştırmaksa, markayı hafızalara kazımaksa, bu bütçelerin çok iyi kullanılması gerekiyor.

İşte bu yıl, muhteşem bir tanıtım imkanı, kaçırılmayacak bir fırsat var:

Osmanlı İmparatorluğu'nun 700'üncü yıldönümünde, fena halde desteğe ihtiyaç duyan, kendini işine adamış başarılı ve uzman bir bürokrat tarafından yönetilen Topkapı Sarayı!

Bugüne kadar bazı şirketler bu durumu keşfettiler. Cif (Lever) sarayı baştan aşağı temizliyor, ECA (Elginkan Grubu) kazanlarını değiştirdi, dün iki şirket daha Saray'la protokol imzaladı.

Özel sektöre çağrı: Hadi böyle bir yılda, Topkapı Sarayı'nın korunması, onarımı ve restorasyonu için gereken BÜTÜN FONU bulalım.

Biz de bu haberleri gazetemizin manşetinden duyurmayı vaad ediyoruz.

Yükseklik tutkusu

Yükseklik korkusu, tahmin edemeyeceğimiz kadar çok sayıda insanda var.

Aşağılık kompleksi, tahmin edemeyeceğimiz kadar çok sayıda insanda var.

Bir de yükseklik tutkusu var ki, bu da bence bir erkek hastalığı ve yukarıda saydığım iki insani zaafla yakından bağlantılı.

Örneğin bazı yöneticiler, hiyerarşide en üstte yer aldıklarını vurgulamak için makam koltuklarının misafir koltuklarından daha yüksek olmasına dikkat eder.

Kısa boylu bazı devlet başkanları halkı selamlarken bindikleri otomobillerde oturacakları yeri yüksek yapar; ayakkabılarını birkaç santim yükseltir, karılarına topuklu pabuç giymeyi yasaklar.

Tarihte büyük lider diye bilinen bir sürü erkeğin kısacık olması bile onları bu huylarından vazgeçirmez.

Binalar ve anıtlar için de aynı hastalık var.

Beşiktaş'taki Atatürk anıtı böyle bir anlayışın ürünü. Üstelik, deniz seviyesinde, çok alçak, etrafı da binalarla kapalı bir yere yapılmış. Tam arkasında Barbaros Bulvarı ve Yıldız bir tepe gibi yükseliyor.

İnsan bu anıtın yakınlarındayken onu farketmiyor bile. Yürüyor, yürüyor, birdenbire kırmızı bir şeye çarpıyor. Başını kaldırıyor, kaldırıyor, kaldırıyor; anıtı doğrudürüst göremiyor.

İnsanlarda ve binalarda uzun boy, tek başına hiç bir mana ifade etmez.

Tek özelliği yükseklik olan bu anıtı hiç, ama hiç sevmedim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI