Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Manifesto

İTİRAF etmeliyim: Hükümetin 1 Mayıs gazabından sonra, "Komünist Manifesto" üzerine yazmaya başlarken, çok eski günleri anımsadım: Sağa-sola tedirgin gözlerle bakıyorum.

Sırtımda ürperme var. 2008 yılında bazı sözcükleri ürkerek yazacağım, acaba sivil polis var mı diye çevreye korkuyla bakacağım aklıma gelmeli miydi?

Yıllar önce, 1978’de, Dedeağaç’tan otomobille geçerken Yunan Komünist Partisi’nin (KKE) tabelasındaki orak-çekiç amblemini görünce korkudan ödüm patlamıştı. İçimden "Ulan manyak bunlar!" diye geçirmiştim.

77.657 geçerli oy

"Bayram değil, seyran değil, Lagendayık Enişte gibi enişteler neden öpüyor bizi" demesin kimse. İktidar partisinin Cumhuriyet’in anayasasına kağıt mendil muamelesi yapması mademki demokrasi gereği(!), o zaman, 2007 genel seçimlerinde binde 22 oy alan Türkiye Komünistlerinin Manifesto’sunun yayınlanmasının 160. yılının kutlanması, sanırım, artık kimseyi rahatsız etmez. Etmemeli! Düşünsenize, TKP oyunu on binde 3 oranında artırarak 77 bin 657 geçerli oy almış. Ve gene düşünsenize, Türk-İslam ve İslam-Türk sentezcilerinin Komünizmle Mücadele Cemiyetleri de yok artık, şükürler olsun!

Yüzde 46.7 nerede, binde 22 nerede! TKP böyle her seçimde on binde 3 oranında oy çoğaltırsa AKP’liler mahşer gününe kadar iktidarda kalırlar. Don’t worry, be happy!

Okumakta fayda var

Tarihimizle yüzleşmek isteyenler, hangi hikmettense, sol söz konusu olunca, "Oh olsun!" deyip üzerine bir bardak soğuk su içerler. Ben sabırlıyım, yüzleşme gününe kadar bekleyebilirim. Evet ne diyordum?

Karl Marx ve Friedrich Engels’in ortak kaleminin ürünü Komünist Manifesto, Türk Ceza Kanunu’nun 141. ve 142. maddeleri kaldırılıncaya kadar yasak bir metindi. 1965 yılında ilk kez Fransızcasını okudum, okumuştum Paris’te. Daha sonra bir ceketimin astarının içine saklayarak Türkiye’ye getirdim. Oysa 1945’ten sonra, bütün Avrupa’da sol ve türevleri özgürdü. Yüzleşelim mi?

O Fransızca Manifeto şu anda masamın üzerinde duruyor. Onun yanında Yordam Kitap tarafından yayımlanan yeni Türkçe çevirisi. Çevirinin arkasında 175 sayfalık yorumlar ve değerlendirmeler yer alıyor. Bir de değişik dillerdeki yayınlara yazılmış önsözler.

Okunmasında yarar var. Ardından Marx’ın yeniden okunmasında. Neden mi?

İşçiler, birleşin

İlkin bu 30 sayfalık kitapçık bütün insanlık tarihinin kısa bir tarihçesi sanki. Toplumsal ve siyasal gelişmenin de tarihi. Sanayileşmenin ve kentleşmenin övgüsü.

Mülkiyet hakkı günümüzde iyice karmaşıklaştı. Öte yandan komünist partiler proletarya diktatoryası ideolojisini epeydir terk etmiş durumda.

Manifesto, "Burjuvazi yönetmekten acizdir!" diyor ama aksi kanıtlandı. Bunalım yönetim tarzı oldu. Geriye "Burjuvazinin yıkılışı ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır" öngörüsü kalıyor. 1917 devrimine karşın bu öngörü sürekli bir varoluş kazanamadı.

Ancak her şey eskise bile "sınıf bilinci", "işçi sınıfı bilinci", "sosyal adalet" düşüncesinin ve "sınıf mücadelesi" sürecinin sonsuza kadar eskiyeceğini sanmıyorum.

Bir de "Bütün ülkelerin işçileri, birleşiniz!" çağrısı var. Sermayenin küreselleşmesinin egemenlik kurduğu bir ortamda, bu çağrıdan daha doğal ne olabilir?!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI