"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Mangal keyfinin riski nasıl azaltılır

Mangal yaparken etin kömürleşmemesine, yanmamasına, özellikle alevle temas etmemesine dikkat etmeniz gerekiyor. Yanmış et (özellikle kalın bağırsak kanseri yönünden) önemli bir sağlık riski oluşturuyor.

Hafta sonları mangal keyfi yapmayı sevmeyen var mı? Ama bilim maalesef bu işinde keyfini kaçırdı! Ben hafta sonu mangal sefasının sanıldığı kadar kötü bir alışkanlık olduğunu düşünmüyorum (Hatta temiz havada eğlenceli bir hafta sonu bahanesi oluşturduğu için faydalı olduğu bile söylenebilir).
Mangal keyfinin eski tadının kalmamasının sebebi fazla miktarda et tüketiminin ve kızartılmış -yan-mış- etin bazı sağlık sorunlarını tetiklediğinin anlaşılması. Kırmızı et veya tavuk dikkatli pişirildiği ve makul ölçülerde yenildiği sürece son derece faydalı bir besin olmaya devam ediyor. Yeter ki yağlı kısımları mümkün olduğu kadar ayrılabilsin, tüketim sıklığı haftada 2-3 ile sınırlanabilsin.
Mangal yaparken etin kömürleş-memesine, yanmamasına, özellikle alevle temas etmemesine de dikkat etmeniz gerekiyor. Yanmış et (özellikle kalın bağırsak kanseri yönünden) önemli bir sağlık riski oluşturuyor. Sıcak kömürlerin üzerine damlayan yağların neden olduğu dumanın içinde poliaromatik hidrokarbonlar ve kanserojen başka maddeler var.
Ayrıca “mangalda et” keyfi yaparken bol miktarda sebze tüketilmesi de önemli. Çünkü sebzedeki kanserojenler ve posa yapısı koruyucu bir etki sağlayabiliyor.
Mangal yaparken kullandığınız ızgarayı her kullanımdan sonra yıkamayı ihmal etmemeniz de gerekiyor. Tavuk etinin yüzeyinin siyahlaşmadan pişirilmesi gerekiyor. Pişirilmiş her türlü etin siyahlaşmış bölgelerini temizlemeden yememeniz de daha doğru bir seçim.

İnsülin direnci teşhisi nasıl konuyor?

İnsülin direncinin laboratuvar testlerinden daha önemli bedensel işaretleri var. Önce onlara dikkat etmek gerekiyor. Göbek, karın bölgesinin yağlanması önemli bir işarettir. Özellikle bel çevresi ölçümü kalça çevresi ölçümüne oranlandığında elde edilen rakamın 1’den küçük olması kuşkuyu daha artırmalıdır.
Hipoglisemi ataklarının yaşanması, gece yemeleri, tatlı krizlerinin yaşanması da önemli işaretlerdir. Kilo sorunu olan birinde iyi kolesterol azlığı, trigliserid yüksekliği, açlık veya tokluk şekeri artışı da insülin direncini akla getirmelidir.
Kesin teşhis için 12 saat açlıktan ve yemek yedikten iki saat sonra alınan kan örneklerinde şeker ve insülin tayinleri yapmak gerekiyor. Elde edilen rakamlar üzerinden “HOMA-İR” hesaplanarak insülin direnci belirleniyor. Elde edilen rakamın 3’ün üzerinde bulunması önemlidir.

Koroner kalp hastalığı

Kalp damar hastalığına yol açan tek neden kanınızdaki kolesterol farklılığı değildir. Öyle olsaydı kalp krizi geçirenlerin neredeyse yarısında kolesterol seviyesi normal olmazdı. Diğer taraftan iyi ve kötü kolesterol dengesizliği herkeste aynı sonucu da yaratmayabiliyor.
Örneğin Fransızlar ile İngilizler arasında kolesterol dengesizliği yönünden bir fark yok ama İngilizlerde kalp krizi oranı, Fransızlardan dört kat fazla!
Kısacası kolesterol yüksek olsa bile bazen kalp damarlarınız problem çıkarmayabiliyor, kolesterolü normal olanlarda da kalp krizleri görülebiliyor.
Unutmayın ki stres yüksekliği, kan şekeri yüksekliği, sigara kullanımı, fazla kilolu veya şişman biri olmak, hareketsiz bir hayat sürmek, uykusuzluk ve depresyon gibi faktörlerin de kalp damar hastalıklarının oluşumuna katkıları var. Özellikle kan şekeri yüksekliği ve sigara kullanımının üzerinde durmak gerekiyor.

Sebze ve meyveler kanseri nasıl önlüyor?

Sebze ve meyveden zengin beslenenlerde kansere yakalanma riski azalıyor. Bunun ilk nedeni, sebze ve meyvelerdeki antioksidanların hücre DNA’sını kanserojen saldırılardan korumaları. Sağlıklı bir hücreyi kontrolsüz çoğalan asi bir kanser hücresine çeviren temel neden, herhangi bir kanserojen tarafından DNA’nın tahrip edilmesidir.
Güneşten gelen ultraviyole, radyasyon, toksik kimyasallar, hormonlar, yani her türlü kanserojen kanserleşme sürecini önce DNA’nın yapısını bozarak başlatıyor. Sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanlar, kanserojenlerin DNA’ya verdiği hasarı önlüyor.
Sebze ve meyvelerdeki antioksidan güç içerdikleri vitaminlerden, minerallerden ya da doğal moleküllerden kaynaklanıyor.
Ayrıca bol bol sebze meyve yiyenlerde posa kazanımı da yüksek olduğundan sindirim sistemi kanserlerinin sıklığı ciddi oranda azalıyor.

X