Seyahat Mandolin, yemek ve Sicilyalılar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mandolin, yemek ve Sicilyalılar

Palermo Sicilya’nın başkenti. Kuzey İtalya’nın aksine stresten uzak yaşanıyor burada. Yemeyi, içmeyi ve iyi yaşamayı biliyorlar. Okurumuz Elif Koyutürk, Avrupa’nın Akdeniz şehirlerinden Palermo’ya gitti ve izlenimlerini yazdı.

İstanbul’dan 5 saatlik uçak yolculuğu ve kayıp bavulumla başladı Palermo keşfim. Mandolin, yemek, doğa ve Sicilyalılar... Sicilya’ya hoşgeldim. Efendim, kaos mu, iş stresi mi yoksa bir yılın yorgunluğu mu? Burada böyle şeylere yer yok. Sicilyalılar tarlada çalışıyor. Sebze, taze balık ve ev yapımı şaraplarını akşam yemeğinde bir araya getiriyor. Taze hamurdan makarnaya fesleğenle son dokunuşlarını yapıyorlar. Mandolinsiz olmaz tabii. Zorluklara rağmen günün sonunda kurulacak enfes sofraları düşünerek yaşıyorlar. Denizin karşı konulmazlığı... Mercanlar ve çeşit çeşit deniz canlıları sizinle beraber yüzüyor Akdeniz’in en büyük adasında.

Mandolin, yemek ve Sicilyalılar

Burada hayat Kuzey İtalya’nın aksine kaostan uzak. Çünkü insanlar keyif almayı iyi biliyor. Merkeze inmeden bütünü anlamak zor. Ünlü Alman yazar Goethe’nin dediği gibi: “Sicilyayı görmeden İtalya’yı anlamak mümkün değildir.” Ne güzel söylemiş. Palermolu arkadaşım Carlo’nun motoruyla şehri gezdim. Arap ve Norman kültürünün yansımaları beni karşılıyor. Arada sırada mafyaya karşı savaşanlar için dikilen anıtlar görüyorum. Evet, Sicilyalılar Mafya’dan hazzetmiyor. Filmler bu kötü tarihi güzel bir şeymiş gibi dünyaya sunsa da burada ‘Corleone’ diyecekseniz iki kere düşünün! “Birlikte yer-içer, beraber çalışırız” diyorlar. Ancak sevmedikleri tarihi hatırlatmayın onlara.

MİMARİSİ AYRI, MUTFAĞI AYRI GÜZEL

Mandolin, yemek ve Sicilyalılar

Palermo, malum olduğu üzere Sicilya’nın başkenti. Binaların birçoğu tarihi. Sokaklarda kendinizi İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir film platosunda hissediyorsunuz. Zaten öyle, çoğu yapıya İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hiç dokunulmamış. Giriş kapısı Porto Nuova’dan sonra karşıma Palazzo dei Normanni çıkıyor. Mimarisiyle büyüleyici bir saray bu. Arap ve Norman mimari özelliklerini taşıyor. Roma kalıntıları üzerine Araplar yapmış. İçerdeki mozaiklerse hayran kalacak güzellikte.

Palermo’nun tek ve en büyük katedrali saraya çok yakın. Palermo Katedrali’ne ev sahipliği yapan meydan eskiden şehrin ana meydanı. Massimo Tiyatrosu’ysa çok uzak değil. ’The Godfather 3’ten hatırlayacağımız Michael Corleone’nin kızının vurulduğu yer işte burası. Al Pacino’nun unutulmaz sahnelerinden birinin çekildiği yerde olmak heyecan verici.

Mandolin, yemek ve Sicilyalılar

Milza yani ekmek arası sığır dalağı satan seyyar satıcılar şehrin muttağına ayrı bir zenginlik katıyor. İngilizce bilmiyorlar. Fakat önemli değil. Beden dili her şeye kâfi ne de olsa. Milza çok ucuz olmasına rağmen epey doyurucu. Üstelik sadece 2 euro. Ekmek arası dalak deyince korkunç gelebilir. Ciğer sevmiyorsanız size ağır gelecektir.

Quattro Canti de çok güzel. Şehrin tam merkezinde yer alan şehrin simge yapılarından biri. Şehrin önemli caddelerinin keşistiği dört yolda yer alıyor. Buradaki binaların cepheleri barok heykellerle kaplı. Quattro Canti’deki çeşme dört mevsimi temsil ediyor. Bunun üzerinde önemli dört İspanya kralının heykelleri yer alıyor. Üst kısımdaysa Palermo’nun dört koruyucusu bulunuyor. Sicilya’nın tarihini bir binanın cephesinde anlatmayı başarmış Palermolular.

San Giuseppe dei Teatini Kilisesi’yse meydana çok yakın. Tek kelimeyle mimari başyapıt. Kubbesi yeşil sarı süslemelerle kaplı ve barok unsurlar barındırıyor. Şansım yaver gitti, bir düğüne denk geldim. Mimarinin yaşayışımızda ne kadar söz sahibi olduğunu bir kez daha gördüm burada. Kilisenin hemen karşısındaki çeşme de kiliseden aşağı kalmıyor. Çıplak insan ve mitolojik canavar heykelleriyle bezenmiş bu çeşmeyi sakın atlamayın.

Mandolin, yemek ve Sicilyalılar

Palermolu arkadaşım Carlo Diliberti denize davet ediyor. Sicilya’nın harika sahillerini duymuştum. Motosikletle yeni sehirden 15 dakika uzaklıktaki Mondello sahiline gidiyoruz. Deniz güzel. Ama biraz kalabalık. Hırsızlık burada sık yaşanıyor. Mondello sahili beş-altı kişilik kulübeler yapmış. Birini kiralayıp eşyalarınızı hırsızlara karşı koruyabiliyorsunuz. Küçük balıkçı kasabası Sferracavallo’da sandallar için küçük bir ‘molo’ (kayık barınağı) yer alıyor. Burada Gianno&Figlio balık restoranı harika. Mürekkepbalıklı spagetti sipariş ediyorum. Yanında kızarmış taze kum midyeleri. Fiyatlar uygun. 4 ila 20 euro arasında değişiyor. Bir porsiyon kum midyesi 9 euro ve iki kişi doyabilir.

Palermo’da her şey güzel ama samimiyet daha da. Bizim artık yavaş yavaş kaybetmeye başladığımız mahalle hayatı burada tüm canlılığıyla hâlâ sürüyor. Kapı önlerindeki masalarda çay içen ihtiyarlar size gülümsüyor. Çocuklar sokaklarda koşturuyor. Teyzeler sizi gördüğünde yemeğe buyur ediyor. Palermo’yu samimiyet biçimlendirmiş ve bunu kaybetmek istemiyor...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle