Mandela, Atatürk Barış Ödülü’nü niye reddetmiş

GÜNEY Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasının en güney ucunda, Avrupa’ya en uzak bir coğrafya... Türkiye’nin ‘yaz’ını yaşıyor şu günlerde... Deniz ise güney kutbundan ötürü öyle pek sıcak değil... Bir de rüzgâr varsa, girilemiyor.

Haberin Devamı

Coğrafi olarak Türkiye’nin 1.5 katı büyüklüğünde, nüfus ise 50 milyon... Bunun % 79’unu siyahiler, % 9’ları dolayındakileri beyazlar ve melezler, geriye kalan % 3 gibi oranı da Asyalılar oluşuyor. Resmi dil İngilizce ama 10’a yakın ‘Afrika dili’ de kullanılıyor içerilerde. Farklı bir yönetim biçimi var Güney Afrika’nın; yönetim başkenti Pretoria, yasama başkenti Cape Town ve yargı başkenti Bloemfontein...
Güney Afrika bölgesine, Avrupa’dan ilk kez 1488’de Portekizli bir kâşif gelmiş; ‘Fırtınalar Burnu’ diye adlandırılan ünlü Ümit Burnu’ndan karaya çıkmış. Daha sonra Hollandalılar; ardından da İngilizler... Yüzyıllar boyu ‘sömürge’lik etmiş coğrafyası. Neden mi; elmas ve altın kaynakları için.
1912’lerde ‘birlik’ olmuş beyazların elinde.
‘Afrika-İngiliz ve Hollanda’nın ortak kültürünün harmanlanması denilebilir, gördüğümüz kadarıyla baskıcı bir ‘demokrasi’ sürüyor. Ekonomide ve sosyal yaşamda beyazların ağırlığı sürüyor. Yani sömürgenliğe devam. Beyazlara karşı verilen mücadelenin önderi, Mandela’nın 1990’ların başında, 27 yıl kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra ‘ırk ayrımcılığı’ sona ermiş, halkoylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliği ile siyahilere eşit vatandaşlık hakkı tanınmış... Resmi görevlerde çalışmaya başlanmış. Ne denirse densin ekonomik ve sosyal hayatta, ilk başta beyazlar, sonra melezlerin egemenliği sürüyor.
Geçen hafta beş günlüğüne THY ile Johannesburg üzerinden Afrika’nın ‘ana kenti’ Cape Town’a gittik.. Yolculuk 12 saat sürüyor. THY yeni ufuklar açıyor Afrika’da... Günlük sefer sayısı 5’e çıkarılmış.
Güney Afrika’da 1000 dolayında Türk yaşıyormuş.
MKE’NİN MERMİLERİ
Unutmadan hatırlatalım... Bugün 94 yaşında olan Mandela bacaklarından rahatsızmış... Anımsatmadan geçmek olmaz, 1992’de Mandela Atatürk Barış Ödülü’nü reddetmişti ya... Buna “Türk hükümetinin insan hakları ihlali suçlamaları”nı gerekçe göstermişti... Bir şey öğrendik orada... Mandela, asıl 1940’larda ‘beyazların’ baskısına karşı direnilirken, Türkiye’den, Kırıkkale’deki Makina Kimya Endüstrisi’nden çok mermi ve silah gönderilmiş; muhtemelen İngilizler eliyle... ‘Ulusal kahraman’ Mandela’nın Türkiye’ye kırgınlığı esas bu noktadaymış... Devletin ‘gizli’ arşivinde bu bilgi bulunabilir belki.

Haberin Devamı

Güney Afrika’da bir Çayelili

Haberin Devamı

DOĞASI korkunç olduğu kadar aynı zamanda güzelliği ve özellikleri de bereketli topraklarının manzarasını gözler önüne seriyor. Cape Town ve çevresinde o kadar çok doğa, aslan ve öteki hayvan parkları var ki, gezmeye doyamıyorsunuz. Cape Town’da bunları bize Nizam Bilgin gösterdi. İddialı bir laf etti: “Cape Town ve Ümit Burnu’nu bensiz gezenler Güney Afrika’dan tat alamazlar, yaşayamazlar.” Bizi çok güzel mekânlara götürdü. Güney Afrika’da yaşamaya alışan bir kişi başka ülkede yaşayamazmış.
Çayelili Bilgin, hem deniz adamı, hem rehber, hem şoför... THY personeli onsuz yapamıyor. Çayeli’nde hobi olarak sualtı avcılığı yaparken, MTA’nın Çayeli’ndeki bakır ocaklarına uzman olarak gelen bir Yahudi mühendisin önerisi üzerine Cape Town’a gitmiş; ünlü bir elmas şirketi adına Hint ve Atlas okyanusları sahillerinde dalışla elmas aramış 15 yıl süreyle... Sahil kesimlerinde 20 metrede dalınıyormuş; karadaki aramalar başkaymış. Elmasın ticareti kimlerin elinde, uzun bir öykü... 50 yaşlarına karşın hâlâ elmas dalıcılığı yapmayı düşünüyor; çünkü parası iyiymiş. Elmas ve pırlantayı, onların ışığını kıratlarıyla, fiyatlarıyla anlattı bize...
Bizi THY uçağına götürürken, Ali Şen, Yılmaz Ulusoy, Beyazıt Öztürk, Zeynel Abidin Erdem, Aysun Kayacı, Tülin Şahin, Sadettin Saran ve kardeşlerine, meslektaşlarımız Cengiz Semercioğlu, Kenan Erçetingöz Cüneyt Özdemir’e selam söyledi; “Onları tekrar bekliyorum” dedi. Eski FB Başkanı Ali Şen’in, okyanusta köpekbalığı avcılığı konusunda uzman olduğunu da eklemeyi ihmal etmedi.
BOTANİK BAHÇESİ
4 milyon nüfuslu Cape Town’un yakınlarında 40 hektarlık ‘Kırstenbosch’ isimli ünlü botanik bahçesi var. 1913’te kurulmuş. Keşke İstanbul’da bunun gibi en az iki tane olsa.
(İmar rantçılarından mümkün olmadığını biliyoruz.) Buranın amacı; sürdürülebilir kullanım, korumak ve Güney Afrika’nın zengin bitki dokusunun farkına varılmasını ve keyif alınmasını sağlamak diye tarif edilebilir.
Afrika’da inanılmaz bir bitki çeşitliliği var. Cape Town’dan 90 km uzaklıktaki Ümit Burnu kısmında sadece 9 bin tür bulunuyor. Bu türlerin yüzde 70’e yakını endemik; o bölgeye has...

Haberin Devamı

Kangal’ın değerini bilmek

BİR ‘çıta’ çiftliğinde bizim Sivas kangal köpekleriyle karşılaştık. O bölgede çok sayıda çıta varmış, bağlıklara zarar veriyormuş, daha sonra bunlar bir ölçüde ‘evcilleşmiş’... Oluşturulan derneklerle koruma altına alınmış. Gittiğimiz hayvan çiftliğinde 10’a yakın çıta bulunuyordu. Vücutlarında yağ yok. Bir çıta 1 dakikada 120 kilometre sürat yapabiliyormuş.
Ancak çok enerji kaybettiklerinden uzun süre dinleniyorlar. Onlara koruyucu olarak bizim Sivas kangal köpeklerini getirmişler. Bir çıta, kangaldan çok korkuyormuş...
GÜL KORUYOR
Güney Afrika önemli bir şarap üreticisi... (İsrail markalı şaraplar da gördük...) Yüzlerce dönüm bağların içinde ünlü markaların şaraphaneleri bulunuyor. Belki bizim üreticiler için bir yararı olabilir, bağlıkların kenarlarında gül ekili... Hastalık halinde ilk önce güller etkilendiğinden asmalıklarda hemen gerekli önlemi alıyorlarmış. Manisa’dan bir üzüm üreticisi, 200 bin asma fidanı getirmiş Türkiye’ye; Sultani türünden. Afrikalı satıcı, eğer bir fideci işçi götürmezsen tutturamazsın demiş; o da götürmüş.
600 MİLYONLUK STAT
Galatasaray’ın stadı üzerindeki tartışmalar sırasında geçen dünya kupası maçlarının yapıldığı 65 bin kişilik Cape Town Stadı’nı da gördük. Etkileyici bir stat... 600 milyon dolara mal olmuş. Bizimkiyle bir hesap edin.

Yazarın Tüm Yazıları