"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Mahrem gece yarısı tapeleri

BİR süredir başucumda küçük bir defter var.

İlk sayfasına şunu yazdım:
“Script...”
Yani senaryo...
Altına da şu iki kelime:
“Mortem post...”
Anlayacağınız, “Post mortem”, yani “Ölüm sonrası” kelimelerinin tersine döndürülmüş hali..
Nasıl tercüme edilir, tercüme edilebilir mi,
bir anlamı olur mu bilmiyorum.
Uydurdum işte...
Bu küçük deftere, gece yarıları seyrettiğim
filmlerde hoşuma giden konuşmaları yazıyorum.
Okuduğum kitaplarda dikkatimi çeken cümleleri kaydediyorum.
Kendimle ilgili mahrem ve illegal tapelerim yani...
Mahsun ve mahrem hallerimin tapeleri...
Bugün size o tapelerden bir potpuri sunuyorum.
Gece yarısı tırıvırıları da diyebilirsiniz.

Aşağılık bir herifin kalbini kırmanın bedeli var mıdır

KILL Bill filminin en dramatik sahnelerinden birinde, Bill, eski sevgilisi ile ölümcül bir dövüşe başlamadan önce ona şunu söylüyor:
“Ben katilim. Aşağılık bir caniyim. Ama aşağılık bir caninin kalbini kırmanın da bir bedeli vardır.”

Şekspiryen bir vampirin aşk tiradı

KARANLIK Gölgeler filminin cadısı Angelique, sevişmek istediği vampir Barnabas’a, “Biz bu insanlardan farklıyız Barnabas” diyor.
Barnabas ona şunu söylüyor:
“Şimdi senin en mahrem ve kadınsı yerlerini kirletmeliyim.”
Bir de şu cümle:
“Yaşayan ete karşı zafiyetim var...”
Tabii bu Johnny Depp’in oynadığı Barnabas...
Yoksa alelade bir vampirden böylesine Şekspiryen tiratlar bekleyemeyiz.

Acaba şanslı kızlar aptal mı doğarlar

GREAT Gatsby filminde Gatsby’nin ölümcül aşkı Daisy doğacak kız için şöyle diyor:
“Umarım aptal olur. Bu, dünyada bir kızın olabileceği en iyi şey...”
İngiltere’de yapılan bir araştırma, ilkokul düzeyinde kız çocukların aynı yaştaki erkeklere göre zekâ bakımından 10 ay ileri geçtiğini ortaya koymuş.
Bu kızlar için kötü bir şey olabilir mi...
Sanmıyorum...
Olsa olsa erkekler için kötü bir şey olabilir.

İnsan kıyamet gününü beklemeden ne yapmalı

CARL Bessai’nin “Repeaters” filminin girişinde, Albert Camus’den alınmış şu cümle var:
“Son mahkemeyi bekleme, kendini her gün yargıla...”
Kızım Gülümsün bana insanları yargılamamayı öğretmişti.
Tamam da, başkalarını yargılamayan bir insan, kendini her gün yargılarsa, kendine haksızlık etmiş olmaz mı...
Karar veremedim...

Hasta zengin kızı fakir oğlana vermek

KELEBEĞİN Rüyası filminde, Karadenizli fakir şair, kendisi ile evlenen İstanbullu varlıklı kıza şöyle diyor:
“Sen hasta olmasan seni bana vermezlerdi ki...”
Hasta kız şu harika cevabı veriyor:
“Bak yine kötü bir şeyi çok güzel söyledin...”
Konuşmanın devamı şöyle:
“Güzel olan yaşadığımızdır.
Bir gün öleceğimiz değil...”
Yılmaz Erdoğan harika bir senaryo yazmış.
“Mortem post” defterimde epey cümle var...
Mesela şu dizeler:
“Ne kucak açar hatıralar
Ne de döner gemiler bir daha...”

Bilin bakalım en sevdiğim yazar kim

“HER” filminin kahramanı Joaquin Phoenix, sadece sesiyle oynayan Scarlett Johansson’a diyor ki:
“Bazen en sevdiğim yazar kendim oluyorum...”
Ne tuhaf, yalnızlık bazen bana da böyle narsisist duygular veriyor.
Sanal kadın “Aklından geçen her şeyi anlat bana” deyince yalnız adam anlatmaya başlıyor:
“Onu sadece seksi buluyorum. Belki de yalnız olduğum için..”
Ardından insanlığın şu en katı hali geliyor:
“Sadece becereceğim birini arıyorum.
Beni becerecek birini...
Belki de içimdeki yara böyle kapanır...”
İnsan yalnızlığında bir hayalle konuşmaya başladığı zaman sanki çok daha katı ve gerçekçi oluyor.
Bana göre bu, romantizmin en üst hali...

Mahrem gece yarısı tapeleri

Erkek intihara teşebbüs eden sevgilisine ne der

FELLINI’nin hayatını anlatan “Nine” filminden bir sahne. Fellini, aynı kasabada başka bir otelde buluştuğu sevgilisiyle seviştikten sonra ayrılırken, yataktaki çıplak kadın bacaklarını açarak oturur ve “Seni bu halde bekleyeceğim” der...
Ancak o gece hap içerek intihara teşebbüs eder.
Karısını öteki otelde bırakıp sevgilisinin yanına koşan Fellini şöyler der:
“Carla... Benim için ölmeye değmez...”
Bitkin vaziyetteki sevgilisi şu cevabı verir:
“Caro mia...”
Sevgilim...
Evet, kadınlar daha cesur.
Özellikle başkalarının ahlakının yargıladığı aşklarda onlar çok daha cesur oluyor...

Özel bir Kazanova’nın hayatına kaç kadın sığar

DAHA önce yazmıştım.
Hayatımın en büyük okuma işine giriştim.
Kazanova’nın 12 ciltlik hatıratını okuyorum.
Şimdilik altıncı ciltteyim.
Size küçük bir ara sonuç vereyim.
Kazanova’nın hayatı boyunca 122 sevgilisi olmuş.
Oysa insan çok daha fazla sanıyor.
Bekâretini 16 yaşında üçlü bir ilişkide kaybetmiş.
1757 yılında aldığı pasaportta yazılana bakılırsa, boyu 1.91’miş... İnsan bir Kazanova’nın bu kadar uzun olduğunu düşünemiyor.
Sırf merakından birkaç erkekle de yatmış.

X