GeriYiğit Karaahmet Hindistan’dan esen bir Meltem
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hindistan’dan esen bir Meltem

Hindistan’dan esen bir Meltem

"Haftada bir yazınca, gündeme dair önemli mevzuları genelde ıskalıyorsun. Şanslıysan eğer yazı gününde ortalığı inleten bir mevzu olduğunda ilk yorum yapan fırsatını ele geçirebilirsin ki, bu da ayda yılda bir karşına çıkıyor."

Ama tabii şansıma küsüp, ‘Herkes bu konu hakkındaki fikirlerini yumurtladı, ben de köşeme çekilip bir sonra ki olayı bekleyeyim bari’ diyemiyorum sevgili hanımlar. Elbette benim de Meltem Cumbul’un Andy Warhol’u haksız çıkarmadığı dünya çapındaki iki dakikalık şöhreti hakkında fikirlerim var. Ve bunları paylaşabilmek için içim içimi kemirerek bu anı bekledim.


Nurgül Yeşiçay’ın Cannes kırmızı halıdaki bantlı ayakkabılarından fırlayan parmak boğumlarının anısı henüz daha tazecikken, bir başka starımızın dünya ekranlarındaki performansını yorumlamayı nasıl ama nasıl es geçebilirim? Nurgül Yeşilçay’ın sakilliği ne kadar üzerine yakışıyorsa (Böyle bir kumaş var Nurgül hanım’da. Her türlü rezil, düşük ve pespaye şey üzerine çok yakışıyor. Cannes’daki facia ayakkabılar bile iyiydi bence), Cumbul’da da istemek ama bir türlü olamamayı açık ve net görüyoruz.


Madonna sonrası sahneye çıktığı anda ben açıkçası kapıcı kızı Feriha kendini Golden Globe ödül törenine atmış zannettim. Üst kattaki zengin hanımdan yürütülen kıyafetler üstüne geçirilmiş ve dünyaya barış mesajı vermek için kalkmış o kadar yolu gitmiş. Peace!


O neydi Allah aşkına Cumbul’un üstündeki? O renk, o model neydi? Görücü usulüyle mi alınmış o elbise? Bir kere bile deneme, yakın arkadaşlara fikir sorma bölümü olmamış mı üste geçirilirken?
Meme altından boğumlu, fırfırlı, saçaklı, sonra çıkan haberlerde Chloe’den yedi bin liraya alındığını öğrendiğimiz elbise Cumbul’un berberde iki dakika önce yanmış ve son anda böyle bir model uydurulmuş gibi duran saçlarıyla birleşince gerçek bir facia değil miydi?


Ve görücü usulü elbise, berberde iki dakika önce yanmış saçlar bir de Cumbul’un ben’iyle birleşince sahnede bir Hintli gibi durmuyor muydu? Türk değil de Hindistan sinemasının yüz milyonlarca oyuncusundan biri gibi… Uluslar arası bir Hint meltemi.


Konuşmasına gelince o kısıtlı sürede ondan bir başyapıt beklemiyorduk. Ama Cumbul’un çocukluğundan beri Golden Globe’u izlediğini söylediği bölüm beni biraz düşündürdü. 1970 doğumlu Cumbul, pardon ama hangi çocukluğunda Altın Küre izlemiş olabilir? 10 yaşında desek 80’lerde bu ödül töreni yoktu. Hadi Oscar olsa anlayacağım zamanlama hatası yaptı diye ama Altın Küre bu. Kaç yıldır Türkiye’de yayınlanıyor ki zaten? Nerede izliyordu acaba Altın Küre’yi çocukken? İzmir Ata Koleji’ne gitmeden önce erken yatıp erken kalkarak mı? Neyse Meltem Hanım, ezelden beri Altın Küre’ciyim diyerek yemeyelim birbirimizi lütfen.


Ama takdir ediyorum Meltem Cum bul’u. Özellikle de hırsını azmini ve asla pes etmemesini. Televizyondan, dansçılığa; şarkıcılıktan, sunuculuğa her dalda ama her dalda şansını denedikten sonra hiç geri çekilip köşesinde oturmadı. Hep daha fazlasını istedi. Keşke bir de iyi bir oyuncu olabilseydi esas o zaman tadından yenmezdi ama maalesef o olmadı işte. O aynı bakışı evirip çevirmekten kurtulamadı bir türlü.


Şimdi de Altın Küre’ye çıkmayı başardı işte. Bravo diyorum gerçekten. Valla 40’ına merdiven dayadığında Türkiye’nin en arzulanan erkeği Kıvanç Tatlıtuğ’u bile zamanında kapatmayı başaran insan Oscar’ı da sunar.


Hiç şaşırmam.

Yiğit Karaahmet