GeriMehmet Yavuz Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar

Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar

"Çeşitli davranış araştırmaları, beyindeki bazı cinsel farklılıkların daha bebek ilk nefesini almadan ortaya çıktığını göstermektedir. Yıllar boyunca, davranış bilimciler konu oyuncak seçimine geldiğinde kız ve erkek çocukların farklı eğilimler gösterdiğini kanıtlamışlardır."

Erkek çocuklar daha ziyade top veya araba gibi oyuncaklara yönelirken, kızlar daha tipik bir şekilde oyuncak bebeklere uzanmaktadır. Ama bu farklılıkların kültürel mi olduğu, yoksa beynin biyolojik farklılıklarından mı kaynaklandığı şu ana kadar söylenememiştir.

Erkek ve kadın beyinleri arasındaki farklılıklar daha çok duygu, dil, mekân içindeki görüş yeteneği, hafıza, hatta koku alma duyusunda kendini gösteriyor. Örneğin aynı dergi tezgâhının önündeyken, duygusal yönü ağır bastığı için kadın beyni aşk, güzellik ya da ebeveynlikle ilgili yayınlara yönelirken, sistemleri çözüp keşfetmeye yönelik erkek beyni, bilgisayar, otomobil ya da tamir gereçlerine ilişkin dergilere yoğunlaşıyor.

Cinsel açıdan anatomi farklılığı olduğu bilinen diğer bir beyin bölgesi de, kısa süreli hafıza ile alakalı olan ve fiziksel ortamın uzamsal haritasını belirlemekte kullanılan “hipokampus”tur. Yapılan araştırmalarda, kadınlarda hipokampusun erkeklerinkine oranla daha büyük olduğu gözlemlenmiştir. Bu anatomik farklılıklar, erkek ve dişilerin yön bulma becerilerindeki farklılığı açıklayabilir. Yapılan araştırmalar, erkeklerin uzamsal mesafeleri tahminen ölçerek, kadınların ise yer işaretlerini kullanarak yön bulmaya eğilimli olduklarını ortaya çıkarmıştır.

Bununla beraber Cambridge Üniversitesi tarafından 82 kişi üzerinde uygulanan bir testte, erkeklerin yüzde 17'sinin kadın beynine, kadınların yüzde 17'sinin ise erkek beynine sahip olduğu, hatta az bir kısmının da dengeli beyin özellikleri gösterdiği ortaya çıkmıştır. Bu sonuç erkek ve kadınlar arasındaki eşcinsel yönelimleri de izah etmektedir.

Aşık olan kadınlarda, fonksiyonel MRI incelemeleri sonucunda kaudat nukleusta, septumda ve parietal kortekste aktivite artışı izlenirken aşık olan erkeklerde ise sadece vizüel kortekste aktivite artışı söz konusudur. Bu durum aşık olan kadınlarda daha çeşitli ve yoğun beyin aktiviteleri olduğunu göstermektedir. Bu yüzden aşk travması geçiren kadınlar, erkeklerden daha zor ve güç normale dönerler. Diğer bir deyişle kadınlar, erkeklere göre daha kuvvetli aşk acısı yaşarlar.

Erkek ve kadın beyinleri aynı duygusal malzemeyi farklı farklı hafızaya almaktadır. Nitekim korku ve duygusal faaliyet durumlarında, erkeklerde sağ, kadınlarda ise sol amigdalanın aktif olduğu belirlenmiştir.

Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar

Yine başka bir araştırmaya göre, erkeklerde serotonin üretiminin kadınlara oranla yüzde 52 daha fazla olduğunu gösterilmiştir. Bu araştırma kadınların erkeklere oranla depresyona neden daha eğilimli olduğunu da açıklamaktadır. Depresyon ve psikolojik sorunlar nedeniyle kadınlar daha çok hekime müracaat ederler. Bunun bir nedeni de kadınların sorunlarının farkında olması ve çözüm aramaya daha istekli olmalarıdır.

Son yıllarda gelişen beyin görüntüleme sistemleri sayesinde araştırma bulgularına her geçen gün yenilerini ilave ederek beynin bilinmeyenlerini keşfetmekteyiz. Kadınların ve erkeklerin hissetme, tutum, davranış ve düşünce farklılıklarının, beynin biyolojik yapısından mı, yoksa kadın ve erkeklerin toplumdaki sorumlulukları, görevleri, yeteneklerine dair inançları ve yetiştirilme tarzlarından mı kaynaklandığı konusu, beyinle ilgili bilimsel araştırmaların merkezinde yer alıyor.

Kadınlar erkeklere göre konuşmaya daha erken başlar ve akıcı konuşurlar. Ayrıca genelde okuma yazmayı daha erken sökerler. Kompozisyon, anlatıma dayalı dersler ve yabancı dil öğrenmeye karşı daha ilgili olurlar. Öğretmenlik, halkla ilişkiler, eğitmenlik, iletişim gibi konuşma yeteneğine dayalı sosyal alanlara duydukları ilgi, erkeklerden daha fazladır. Kekemelik, kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülen bir durumdur.

Erkeklerin ise matematik, üç boyutlu düşünme, uzaysal algılama ve yön bulmaya daha yatkın oldukları görülür. Beden eğitimi dersi de en favori derslerin başındadır. Mühendislik, mimarlık, kaptanlık, rehberlik, dağcılık, pilotluk, profesyonel sporculuk gibi alanlara, kızlara oranla daha çok ilgi duyarlar.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, kadınların konuşurken sağ ve sol beyin yarımkürelerinin ikisini birlikte kullanma, erkeklerin ise genelde tek yarımküreyi daha baskın kullanma eğilimi gösterdiklerini bilmekteyiz. Dolayısıyla kadınlar bir durum hakkında konuşurken genellikle durum ile ilgili duygularını katarak konuşmaya yatkındırlar. Örneğin bir işe geç kalan erkek “Yolda kaza vardı. O nedenle geciktim” diyorsa, kadın “ Yolda çok feci bir kaza vardı, sürekli ambulans sirenleri duymaktaydım, galiba ölü ve yaralılar da vardı, nasıl üzüldüm bir bilseniz, hala kendime gelebilmiş değilim, trafik de çok kötüydü. O nedenle geciktim. Çok üzgünüm” şeklinde daha ayrıntılı ifadeler kullanabilir. Ayrıca kadınlar beden dili ve ses tonunu, konuşmayı destekleyecek bir yan faktör olarak daha çok kullanırlar.
Kadınlar genelde bir karar vermeden önce daha fazla bilgi toplamayı tercih ederler. Alışveriş merkezlerinde vitrinleri dolaşanların çoğunun kadın olması dikkat çekicidir. Erkekler ise daha çabuk karar verirler. Dolayısıyla erkekler kadınlara oranla daha kısa sürede alışveriş yapabilirler. Örneğin alışverişe çıkan bir erkek genellikle fazla gezmeden gözüne kestirdiği bir mağazadan alışveriş etmeyi tercih ederken, kadın satın almaya karar vermek için önce fiyatı, modeli hakkında bilgi toplama amacıyla daha çok gezer. Sonra nereden alacağına karar verir.

Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar

Kadın beyni daha empatiktir. Bu durumda, kadınlar iletişim esnasında karşılarındaki kişinin ses tonuna ve beden diline daha kolay anlam verebilirler. Duyguları daha kolay anlarlar.

Kadınlar renkleri ve renk farklılıklarını daha kolay ayırt ederler. Onlar herhangi bir kıyafet veya eşya alırken rengi konusunda daha fazla zaman harcayıp mağaza mağaza gezebilirler. Erkekler için ise satın alınacak şeyin işlevsel olması onlar için yeterlidir.
Erkeklerde yön ve uzak mesafeleri fark etme becerisi daha güçlüdür. Futbol, bilardo gibi oyunlarda da bu özelliklerini iyi kullanabilirler. Ancak bir erkek evde gözünün önünde olan bir şeyi de bulamayabilir. Çekmeceyi açıp önünde duran çoraba bakarak, “Çorabım nerede?” diye sorabilir.

Erkekler genellikle daha yarışmacıdırlar. Takım oyunları, takım tutmak, bahis, borsa gibi alanlara kadınlara göre daha çok ilgi duyarlar. Genelde daha kolay risk alırlar. Hükmetmeye eğilimlidirler. Bu gibi özelliklerin beyindeki testosteron hormonunun yüksek olması ile ilgili olduğunu tahmin etmekteyiz.

Limbik sistem ya da duygusal beyin, kadınlarda daha büyüktür ve bu nedenle daha kolay bağ kurarlar. Kadınların arkadaşları bu nedenle daha fazladır. Limbik sistemin büyük olması depresyon ihtimalini de artırır.

Kadın ve erkek beyninde farklı hormonal mekanizmalar işlev görür. Erkeklerde testosteron, kadınlarda ise östrojen ve oksitosin baskındır. Ancak testosteron ile konuşma kabiliyetleri arasında ters bir ilişki vardır. Testosteron bir erkeklik simgesi olmakla beraber, ne kadar yüksekse o kadar ikna ve hitabet becerileri zayıf olabilir. Dolayısıyla kadınlar sözel yeteneklerde ve ikna kabiliyetinde daha iyidirler.

KADIN HUZUR, ERKEK HEYECAN ARAR

Kadının beyni çok faal, erkeğinki ise görece olarak sakindir. Erkeğin beyin faaliyeti düşük olduğu için uyarıcı ve heyecan arar. Düşük faaliyet ve yüksek testosteron seviyeleri erkeklerin ilişkilerde daha aceleci davranmalarına neden olur. Öte yandan kadınların beyninde olup biten çok fazla şey olduğundan gereken ruh haline gelmeleri için yatıştırılmaları, ikna edilmeleri ve cesaretlendirilmeleri gerekir. Erkekler kadınlara göre daha düşünmeden hareket ederler. Daha fazla ilişki yaşarlar ve üzerinde yeterince düşünmeden konuşup genellikle hata yaparlar. Bütün bunların bir sonucu olarak, erkekler kadınlardan daha fazla yalan söyler, ama kadınlar daha iyi yalan söyler.

Erkeğin kumandayı elinden bırakmamasının sebebi, daha çok uyarana ihtiyaç duymasıdır. Kanallar arasında gezinirken yeni, farklı, heyecanlı bir şeyler arayıp durur. Kadın ise karakterlerin duygularını gösterdiği ve kendisinden bir şeyler bulabileceği tek bir programı izleyerek mutlu olabilir çünkü ilgisinin devam etmesi için sürekliliğe ihtiyaç duyar.

Kadınların beyin kan akımı erkeklerden daha fazladır. Her iki cinsiyetteki iç kulak tüy hücre sayısı aynı olmakla birlikte, kadınlarınki daha yoğun titreşmekte ve daha iyi işitmeye neden olmaktadır. Kadınlar tatlı ve ekşiye karşı daha duyarlıdır. Erkekler ise tuzlu maddelere daha çok ihtiyaç duyarlar.

Beyin kan akımının yanında, beyin glikoz kullanımı da kadın beyninde yüksektir. Kadın beyninin glikoz kullanım hızının, erkekten yüzde 19 daha fazla olduğu gösterilmiştir. Araştırmacılara göre kadın beyninin glikoz kullanım hızının erkekten fazla olması östrojen hormonundan kaynaklanmaktadır.

Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar

Diğer taraftan cinsiyet ve psikopatoloji arasında da yakın ilişki vardır. Erkekler otizm, çocukluk davranış bozuklukları, psikopati, cinsel sapmalar, erken başlayıp kronik gelişim gösteren şizofrene yatkın oldukları halde, kadınlar depresyon ve özellikle ünipolar depresyon, anksiyete, fobiler, histeri ve aneroksiya bulimia gibi hastalıklara çok daha fazla eğilimlidirler. Bu hastalıkların oluşmasında diğer nörotransmiterlerin yanında serotonin de önemli bir role sahiptir.

STRES TEPKİLERİNDE FARKLILIK

Yapılan araştırmalar çalışan kadın ve erkeklerin stres tepkilerinde aşikâr farklar olduğunu ve bu farkların çocukluk döneminde daha açık olarak gözlendiğini ortaya koymuştur. Erkeklerin iş stresinden kaynaklanan sebeplerin varlığı halinde agresif bir yapıya girdikleri ve daha çok saldırganlık gösterdikleri, buna karşılık kadınların ise stres karşısında kaygı ve çökkünlük gösterdikleri tespit edilmiştir. Kadınların strese karşı, psikolojik tepkileri daha yoğun buna karşılık fizyolojik tepkileri ise erkeklerden daha zayıftır. Bu yüzden stresin meydana getirdiği fizyolojik aşınma erkeklerde çok daha fazladır. Buna karşılık stresin oluşturduğu psikolojik bilanço ise kadınlarda daha ağırdır. Bu nedenle ortalama ömür olarak kadınlar daha uzun yaşarken, erkekler ise kadınlara göre daha az depresyon ve diğer ruhsal bozukluklara maruz kalırlar. Kısacası kadınlar daha çok hastalık yaşarlar ama erkekler daha tez ölürler. Şurası çok önemlidir ki; depresyon ve panik atak en çok çalışan kadınları vurur. Nitekim depresyon ve anksiyete bozuklukları, çalışan kadınlarda normalden beş misli daha fazla görülmektedir.

EŞCİNSEL BEYNİ FARKLI MIDIR?

Yayınlanan bir araştırmaya göre eşcinsel erkeklerin beyni, heteroseksüel kadınların beynine benziyor. Beynin dille ilgili olan kısımları eşcinsel erkeklerde, kadınlarınkiyle benzer özellikler göstermektedir. Bu durum, homoseksüel erkeklerin, duygusal ve sözel becerilerde nasıl kadınlar kadar iyi olduğunu açıklıyor.

Eşcinsel erkeklerde, beynin duygusal işlemler kısmı da, kadınlarınkiyle neredeyse aynıdır. Bu grup da heteroseksüel erkeklerden daha yüksek depresyon bozukluğuna sahiptir. Ancak lezbiyenler, beyin tarzları açısından kadın beyni özellikleri gösterirler.

Erkek ve kadın beyinlerindeki özellikleri fark etmek, her iki cinsin birbirini daha iyi tanıması, anlaması ve takdir etmesini sağlar. Bu durumda baş başa veren beyinler, birey ve toplumun yararı için daha verimli çalışabilir. Bana göre, kadın ve erkek beyni birbirinden farklı, ancak bir araya geldiğinde evrendeki dengeyi oluşturan bir düet, bir armoni ve ahenktir.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz

https://twitter.com/drmehmetyavuz

www.reemnp.com