GeriFüsun Saka Menopoz Bir Hastalık Değil, Hayatın Bir Evresidir…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Menopoz Bir Hastalık Değil, Hayatın Bir Evresidir…

Menopoz Bir Hastalık Değil, Hayatın Bir Evresidir…

"İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof Dr. Zehra Neşe Kavak ’18 Ekim Dünya Menopoz Günü’ dolayısıyla yaptığı açıklamada menopoz döneminin önemini ve menopoz dönemini sağlıklı, kaliteli geçirmenin yollarını anlattı. "

Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak menopozun tanımını, ‘Menopoz aslında geniş bir kavram ancak sözlük anlamı olarak son kez adet görmek anlamına geliyor, tıbbi tanım olarak bir sene içerisinde hiç adet görmemek.‘ olarak yaptı.

Bu süreci menopoz öncesi ve menopoz sonrası olmak üzere iki gruba ayırdıklarını ve menopoz sonrası dönemde kadınların adetten kesildiğini, hormonal durumda total bir değişiklik olduğunu söyleyen Dr. Kavak menopoz sonrası dönemde kadınlık hormonu olan östrojen hormonunun vücutta düşmesine dikkat çekti ve şöyle devam etti:

‘Biz menopoz sürecini menopoz öncesi (premenopoz) ve menopoz sonrası (postmenopoz) olmak üzere iki gruba ayırıyoruz. Menopoz sonrası dönemde kadınlar adetten kesiliyor. Ve hormonal durumda total bir değişiklik oluyor. Hormonal değişikliğin en önemli etkisi östrojenin vücutta düşmesi. Çünkü östrojen hormonu kadına gençlik veren en önemli hormon. Östrojen seviyesinin menopozla beraber düşmesiyle bazı bulgular kendini göstermeye başlıyor. Bu bulgulardan en önemlileri; durup dururken özellikle yüz bölgesinde kızarma ile birlikte sıcak basması, durup dururken terleme nöbetleri, gece uykuda terlemeler, depresyona eğilim, mod değişiklikleri, çabuk sinirlenme, çevreye uyumda kontrolü kaybetme, sıcak basması, fenalık hissi, kendini huzursuz hissetme gibi şikayetlerdir. Tabi bunun yanında bazen adet düzensizlikleri de görülebilir. Adetlerde hafif hafif aksamaların başlaması, miktarının azalması, bir olup bir olmama durumunun yaşanması gibi şikayetler görüyoruz. Bazen de pat diye adetten kesilen bir hasta grubu da var.  Bu şikayetlerin çok şiddetli seyrettiği kadınlarda seçici olarak hormon tedavisi verilebilir. Hormon tedavisi meme kanseri riski olmayan, sigara içmeyen kadınlarda, kontrollü olarak belirli bir süre verilebilir. Duruma göre 1-1.5 yıl kadar… Ancak hasta 35-40 gibi çok erken yaşta menopoza girdiyse o zaman vereceksiniz. Hastanın gençlik halini, kemik yapısını korumak, kolesterolünü düşük tutmak için senede bir kez mamografisini çektirerek kontrollü bir şekilde hormon tedavisi verilmelidir. Bu dönemde östrojenin kemikler üzerindeki koruyucu etkisi ortadan kalktığı için kemik yoğunluğu da hızla azalmaya başlar. Bazı hasta gruplarında bu şikayetler çok belirgin olabilirken bazı hasta grubu da bu süreci hiç bir şikayeti olmadan çok rahat geçirilebiliyor. Bu gibi bir durumda hormon tedavisini gerekli görmüyoruz. Genellikle bu tür durumlarda çevresel faktörler çok önemli. Dış dünyaya açık, konuşkan, sıcak, işi gücü olan hanımlarda bu şikayetleri daha az görüyoruz ama daha içine kapanık, kendi halinde, her şeyi içine atan hanım grubunda bu menopoz şikayetlerinin çok daha ciddi seyrettiğini ve bu hasta grubununda daha çok tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirtmek isterim.’

Menopozda genetik yatkınlığın altını çizen Dr. Kavak, ‘Şaşırtıcı bir biçimde 30-35 yaşlarında menopoza girmiş bir hasta kitlesi de var. Eğer anneniz, anneanneniz, teyzeniz erken menopoza girmişse sizinde erken menopoza girme şansınız daha yüksek ama onlarda geç menopoz varsa sizde geç menopoza gireceksiniz gibi bir genetik yatkınlık söz konusu. Menopoz anne ve anne tarafı geçişli olarak etki gösteriyor’ ifadelerini kullandı. 

Menopozun bir hastalık olmadığını, hayatın bir evresi olduğunu ve  olumsuz etkilerini hormonla bertaraf etmenin zararlarının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Kavak, menopoz sürecini sorunsuz ve kaliteli geçirmek isteyenlere düzenli egzersiz ve terlemeyi, su içmeyi, 14 saatlik açlıkları, proteinden zengin beslenmeyi ve sıcak basmalarına karşı da arı polenini önerdi. Menopoz süresini ileriye atabilmek, hiç olmazsa olması gereken yaşta olmasını sağlayabilmek içinde bazı sağlık ve çevresel faktörlerde dikkatli davranılması gerektiğini söylerken kadınları sigara içmemeleri, çok ağır spor yapmamaları, dengeli ve çevresel faktörleri dikkate alarak beslenme programı izlemeleri konusunda uyaran Prof. Dr. Kavak kendi yaşam tarzından örnekler vererek menopoz dönemini genç ve zinde geçirmek için beslenme ve egzersiz önerilerinde de bulundu. Bu önerileri şu sözleriyle ifade etti: ‘’ Menopoza girdik, yaşlanacağız, ölüm yaklaşıyor’ travmaları yaratmamalı. Menopozdan sonra koca bir ömür var önümüzde… Erken yaşlanmamak için düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme şart. Haftada 2-3 gün yoga, pilates, diğer günlerde de 1-1.5 saat tempolu yürüyüş hem kalp, hem damar hem ruh sağlığı hem de kemikler için çok önemli. Egzersiz ile formunu, postürünü koruyorsun, terlediğin için cildini koruyorsun. Yanı sıra günde en az 2.5 litre su içilmeli. Yaşlanmanın yüzde 80’i su  ve egzersizdir. Bunun haricinde proteini yeterince aldığımız bir diyete önem vereceğiz. Akşam 6’dan sonra yemek yememeli. Ertesi gün de kahvaltı 9-10 gibi yapılırsa 12-14 saatlik açlıklar gerçekten metabolizma ve kilo kontrolü için çok önemli. Menopozla birlikte kilo alma süreci de hızlanıyor. Aldığınız her lokma 7 çarpanla bünyeye giriyor. Ancak eğer diyetinizde protein almazsanız kastan kaybediyorsunuz, bademden ne kadar protein alabiliriz ki? Kası korumak için günde 2 kilo badem yemek gerekir! Kendi adıma yağsız peynir ve yumurtamı hiç eksik etmem. Öğlenleri etimi yerim. Kemik suyumu ihmal etmem. Kuzu kalça kemiği ve dana kalça kemiğini bir tencere su içerisinde kısık ateşte 6-8 saat kaynatıp içerisine az miktarda sirke ilave edin. Kemik suyunuzu haftalık yapıp her gün bir çay bardağı içebilirsiniz. Kemik suyu tam bir kollajen deposudur ve faydası saymakla bitmeyecek kadar çok. Kollajen için yapay tabletler satılıyor. Onları almak yerine bu şekilde doğal tüketmek çok daha faydalı. Cilt, kemik, kıkırdağın etken maddesi, yaşla beraber doğal süreçle azalıyor ve cilt tonunu kaybediyor. Bu nedenle kollajen takviyesi çok önemli. Ben kemik suyunun yanı sıra her gün yeşil içecek içiyorum. 10-15 yaprak ıspanak, 10-15 adet dereotu, 10-15 adet maydanoz, bir yeşil elma , iki salatalık, ceviz büyüklüğünde kök zencefil ve taze zerdeçal ve limon kabukları soyulduktan sonra 45 dakika kadar sirkeli suda bekletiyor daha sonra katı meyve sıkacağında sıkıp her gün içiyorum. Diğer içeceğim ise bir çorba kaşığı rendelenmiş taze zerdeçal, bir çorba kaşığı kök zencefil rendesi, 4-5 limon dilimi ve yarım limon suyu bir bardak kaynar suya katarak sıcak şekilde içiyorum. Bu iki içecek özellikle bağışıklık sistemi ve vücudu alkali yapıyor. Çünkü çoğunlukla hastalıklar asidik vücut yapısında oluşur. Vücudumuzu alkali tutmaya özen göstermeliyiz. Ek olarak günde 2.5 litre alkali , cam şişede su içmeli.’ 

Menopoz yaşına ve uzayan insan ömrüne de dikkat çeken Prof. Dr. Kavak sözlerini şöyle tamamladı:

‘Menopoz artık çok önemli bir kavram olmaya başladı. Çünkü insan ömrü uzadı. Eskiden bundan yüz yıl önce dünyada ortalama ömür 55 - 60’ dı. Bu nedenle menopoz döneminden sonra yaşanacak uzun yıllar yoktu. Şimdi istatistiklere baktığımız zaman Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada ortalama ömür kadınlarda 85 erkeklerde 80 gibi. Türkiye’de de aşağı yukarı aynı erkenlerde 78 kadınlarda 82 gibi. Belki bundan 100 yıl sonra ortalama ömür 90- 95 olacak. İnsan ömrü uzadıkça dönemlerinde önemi ortaya çıkıyor yani menopoz sonraki dönemin önemi ortaya çıkıyor. 50 yaşındaki bir kadın zamanında çocuğuna baktığı gibi kendisine bakacak, işi gücü kendisi olacak. 50’den sonra yediği şeylere ilaç muamelesi yapacak. Öyle abur cubur yemekler, sağlıksız kaçamaklar olmamalı. 50 yaşından sonra düzenli check-up da çok önemli. Bu nedenle senede bir kez jinekolojik muayene, smear testi, jinekolojik ultrasonografi, iki yılda bir de mutlaka Mamografi yaptırılmalı. Menopoz sonrası daha geçirilecek 30- 35 yıl var diyebiliriz. Bundan 100 yıl önce bu anlam ifade etmiyordu. Çünkü menopoza giren kadın ölüyordu neredeyse ama şimdi menopoza giren bir kadın ortalama ömüre bakacak olursak bir 30 yıl daha yaşayacak demek. Böyle bir gerçek önümüzde dururken bu devirde mümkün olduğu kadar daha dinç daha dinamik daha sağlıklı daha aktif nasıl geçirebilir hanımlar diye tıbbın bir derdi var. Bunun üzerinde bu yüzden eğiliniyor bu yüzden menopoz gün geçtikçe daha popüler oluyor. Bu yüzden menopozdaki tedavi yöntemleri ya da beslenme yöntemleri daha fazla gündemde kalıyor. Yani bu 30 yılın nasıl geçirileceği ile ilgili bir olay bu. Menopoz için ortalama yaş 49.5- 50 . Ama bu menopoz yaşını öne çekmek ya da biraz ertelemek bizim elimizde. Mesela yoğun sigara kullanımı menopoz yaşını öne çekiyor. Aynı şekilde kemoterapi, radyoterapi gibi bazı tedavi yöntemleri yine erken menopozu tetikliyor. Ani stresler, büyük üzüntüler de menopozu öne çeken diğer faktörler arasında sayılıyor. Çevresel faktörlerle kirlenmiş beslenme yöntemleri ile de menopozun çok daha erken başladığını görüyoruz. Menopoz dönemini daha ileriye atabilmek için bazı sağlıkla ilgili ve çevresel faktörlerde dikkatli davranmakta yarar var.’

Menopoz Bir Hastalık Değil, Hayatın Bir Evresidir…

INSTAGRAM: FÜSUN SAKA