GeriÇağlayan Kent Kırkı Çıkmış!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırkı Çıkmış!

Kırkı Çıkmış!

"Kaç 40’a bölebilirsin hayatı? Diyelim ki şansın yaver gitti ve iki 40’lığın var. Dolu dolu seksen yıl; hatta belki fazlası…"

İlk kırk yıllık periyot adeta hazırlık maçı gibi. Fiziki koşullar müsait ama tekniğin yok. Enerjin tavan yapmış ama bilgin yetersiz. İmkansız diye bir şey tanımıyorsun çünkü tecrübesizsin. Sonsuz olasılık seni bekliyor, çünkü gençsin. Ve tam da bu dönemde hayatının parantezini belirleyecek tüm kritik kararları almak durumundasın. Adeta kendi yolunu bizzat sen kesiyorsun.

İkinci kırk öyle değil. Hayatı temize çekme telaşı sarıyor insanı.

İkinci kırk, bambaşka nedenlerle yolunun düştüğü bir caddede, hiç tanımadığın insanların arasında, kendini oraya ait hissetmek gibi.

Bugüne kadar ezberlediklerini unutup, alıştığın parantezin dışında olup bitenleri keşfetmek için büyük bir istek duymak gibi.

Yolları kitabına uygun kat etmiş, sırasına uygun okumuş, evlenmiş, iş dünyasına karışmış, hani şu uzaktan mükemmel görünen profil resimlerine inat, yaşama ters düşmeye çalışmak gibi.

Zamanın haddinden fazla hızlı aktığını fark edip, bir anda hayatı kaçırdığına veryansın ederek kendini o ana dek bildiğin kendinden kurtarmaya çalışmak gibi.

Önceki kırk yılda ayakta tutmak için yaşamın en sert köşelerinde debelendiğin, uğruna hırpalandığın her şeyi nazikçe unutmak gibi.

Hızla akan yılların telaşı içerisinde nedenini bilmeden yaptıklarını, nedenini ‘çünkü istiyorum’ olarak yaptıklarınla değişmeye çalışmak gibi.

Etrafındakilerin hayretle ‘Sen ne yapıyorsun?’ demesinden büyük bir haz duymak gibi.

Küçük nefes aralıklarında boğulmak yerine, derin bir soluk alıp ‘oh’ demek gibi.

Sosyal baskılardan, seni her geçen gün içine çeken dünya derdinden uzaklaşıp, oyunun kurallarını yeniden belirlemek gibi. 

Yakaladığın bir iş fırsatıyla, kazandığın üç kuruş fazla parayla satın aldıklarının yarattığı küçük zafer bayramlarını kutlamaktan vazgeçip, kendi meydan muharebeni yeniden başlatmak gibi.

Bugüne kadar yaşadıklarından bir öykü dahi çıkamayacağını fark edip, iyi bir roman olacak yeni yaşanmışlıkların peşine düşmek gibi.

Kazandıklarını cebine koyup, kaybettiklerini rafa kaldırıp bambaşka bir farkındalıkla yeniden doğmak gibi.

Tüm zaaflarınla barış imzalamak gibi.

Ne kendinin ne de başkalarının yolunu kesmeden, yolların nasıl olsa kesişeceğini bilmek gibi.