GeriBükre İkizer Arzulamaktan Yaşayamıyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Arzulamaktan Yaşayamıyoruz

Arzulamaktan Yaşayamıyoruz

"İnsanların neredeyse tamamının hayatı durmadan bir şeyler arzulamakla geçiyor. Hep bir telaş ve koşuşturma içinde arzuladıklarına ulaşma çabasıyla oradan oraya savruluyorlar. İçinde bulunduğu durumdan memnun olan neredeyse kimse yok. "

Hep daha fazlası, daha yenisi, daha değişiği, daha güzeli, daha iyisi, daha çoğu, dahası da dahası. Ne kendilerine ne çevrelerinde olup bitenlere ne sahip olduklarına ne de gerçekte kim olduklarına ve nasıl bir yaşam istediklerine bir defa bile dönüp bakamadan yıllar geçiren bu mutsuz insan topluluğu dünya nüfusunun oldukça büyük bir kısmını oluşturuyor. İşte bu koşuşturma, telaş, umursamazlık, zamansızlık ve devamlı arzulama halinden kaynaklanan kaos maalesef genel yaşam biçimi haline geldi. Daha da kötüsü normalleşti. 

Hiç durmuyoruz. Durmayı bilmiyoruz. Durup sakince anda kalmayı başaramıyoruz. Ne rahat edebiliyoruz ne de ettirebiliyoruz. Hayatımıza giren herkesi kaosumuza dahil etmeye ve negatife çekmeye çalışıyoruz. Bundan kaçanları da suçlayıp, kötüleyip, eleştiriyoruz. Arzuladıklarımız da ne yaparsak yapalım bir türlü istediğimiz gibi olmuyor. Dolayısı ile aynı kısır döngü içerisinde sadece debeleniyoruz. Söyleniyoruz, mutsuz oluyoruz, acı çekiyoruz ve başa dönüyoruz.

Arzulamak olandan mutsuz olmak, devamlı dışarıdan gelecek bir yardım olduğuna inanmak, yetinmemek, farkında olmamak, hayatı kaçırmak demek. Dışarıdan gelecek hiçbir yardım olmadığını fark edip, her ne istiyorsak ona odaklandığımız, elimizden gelen her şeyi yapıp enerji, zaman, para, emek ve inancımızı istediğimiz şey için harcamaya devam ettiğimiz sürece her şeyin zaten yoluna gireceğine inanmıyoruz. Haddimizi aşıyor ve her şeyi planlayabildiğimizi ve kontrol edebildiğimizi zannediyoruz. Ama aslında hiçbir şeyi kontrol edemiyoruz. Her defasında böyle olmadığını bize hatırlatan onlarca olay, gelişme ya da durumla karşı karşıya geldiğimiz halde bir durup kafamızı kaldırıp bakmıyoruz. 

Bugüne kadar bu şekilde devamlı arzulayan olarak yaşamayı seçtik te ne oldu? Hiçbir şey… O zaman değişik bir şey denesek ne kaybederiz? Yine hiçbir şey… Biraz anda kalıp, sahip olduklarımız için şükür edip, olmasını istediklerimiz için her şeyi yapıp sonrası için sürece teslim olup, sakince beklesek ve durmayı öğrensek, olmasını istediklerimizin nasıl da zahmetsizce, hızlı, tam zamanında ve olması gerektiği gibi olduğuna tanık olacağız. Evet olacağız ama bunu yapabilmek için önce iç dünyamızdaki kaosu fark etmemiz ve onu bitirmeye niyet etmemiz gerek. Hayat bu kadar komplike ve karmaşık bir şey değilken, onu zorla bu kadar çekilmez hale getirenin bizden başkası olmadığını anladığımız an değişime hazırız demektir. Sonrası çok daha kolay.

Sakin olun. Geçmişte neleri atlattığınıza, başardığınıza odaklanın. Kendinize inancınızı tam ve sağlam tutun. Önce kendinizi sonra hayatı, insanları, doğayı ve hayvanları sevin. Beklenti duygunuzun yerine şükür ve motivasyonu koyun. Nefes alın, gülün, güldürün, sevin, aşık olun, gezin, konuşun, dinleyin. Yaşayın yani. Hayata karışın.

Arzulamayın.

Düşleyin.

INSTAGRAM: Bükre İkizer 

False