GeriAdil Yıldırım Yorulan Bir İlişkiyi/Evliliği Kurtarmak İçin Ne Yapmalısın?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yorulan Bir İlişkiyi/Evliliği Kurtarmak İçin Ne Yapmalısın?

"Herkese merhabalar. Metal yorgunluğu diye bir tabir vardır. Uçaklarda, trenlerde, kısacası makinelerde meydana gelen bu yorgunluk rutin çalışma sistemine yenik düşme diye özetlenebilir. "

Bu durum ilişkilerde veya evliliklerde de geçerlidir zira insan ilişkilerinde rutin haline gelen tartışmalar mide bulanması yaratır ve iki insan bir süre sonra birbirlerini görmeye bile tahammül edemezler.

Günümüzde boşanma oranları büyük bir hızla artıyor; belki boşanmaların 51% oranına kadar ulaştığı Amerika’ya ulaşmamız mümkün görünmüyor ancak Türkiye’de boşanmalar çeşitli sebeplerle hızla artıyor ve bunun önüne geçebilmek için detaylı analizler ve çalışmalar yapılması gerekiyor. Genel olarak insanlar evlilik öncesi karşılarındaki insanı analiz ederek, bu evliliğin kendileri açısından doğru bir karar olup olmadığını düşünmüyorlar çünkü hemen hiç kimse boşanma ihtimalini aklına getirmiyor. Benim başıma gelmez diye düşünüyorlar; bu kadar insanın başına geliyor ve çekişmeli boşanma davaları insanın hayatından uzun yılları çalıyor; ancak yine de benim başıma gelmez! diye düşünüyorlar.

Bu yazıda, gerek evlilik gerekse ilişki aşamasında, kopma noktasına geldiğinizde uygulamanız gereken formülü sizlerle paylaşacağım. Bitirme kararını vermeden önce tam olarak ne yapmalısınız? Her zaman aklınıza gelen sorunun yanıtını alabilmeniz için yapmanız gerekenleri beş adımda sizlere ileteceğim: “Acaba hala bu ilişki çabalamaya değer mi?”

Yorulan Bir İlişkiyi/Evliliği Kurtarmak İçin Ne Yapmalısın

Kimi zaman insan yorulur ve “Ben neden halen bu ilişkinin ya da evliliğin içerisinde vakit kaybediyorum, yaşam enerjimi neden buna harcıyorum?” diye sormaya başlar. Etrafındaki insanlara akıl danışır ancak herkes farklı yönlendirmeler yapar çünkü herkesin deneyimleri farklıdır. Kocasından çekişmeli boşanma davasıyla ancak beş senede boşanabilen bir yakın arkadaşınız size “Allah belasını versin bu adamın, sen de ona dersini ver hemen ondan ayrıl!” diye akıl verirken bir başkası “Bence ona çok sevecen davran ve her şeyi görmezden gel, bu devirde düzgün erkek bulamazsın!” diye akıl verebilir. Aklınız karışır; ne yapmanız gerektiğini bilemezsiniz. Sürekli tartışmak sizi yormuştur ve eve giderken ayaklarınız geri gitmeye başlamıştır. Bu evliliğin tadı tuzu kalmamıştır ve aslında kimseye belli etmeden boşanma süreçleri konusunda internetten çeşitli araştırmalar yaparak kendinizi psikolojik olarak bu zorlu sürece hazırlıyor olabilirsiniz.

İşte bu noktada, kesin ayrılık kararını vermeden önce ve size “Son kararınız mı?” sorusu sorulduğunda kendinizden emin bir ifadeyle “Evet!” yanıtını vermeden önce yapmanız gereken ve kesinlikle emin olmanızı sağlayacak yöntemi sizlere bu sayfadan aktarıyorum:

  • Bir insandan ayrılmak başlı başına ciddi bir karardır; hayatınızla ilgili önemli bir karar alıyorsunuz. O insan hayatınızdan tamamen çıktığında başka bir kadere doğru ve muhtemelen bir süre sonra başka bir ilişkiye doğru yola çıkacaksınız. Hayatın doğal döngüsü içerisinde hayatınıza yeni gelişmeler olacak ve en önemlisi ayrıldığınız insanla paylaşmaya alıştığınız ritime ve deneyimlere elveda diyeceksiniz. Tam olarak emin değilsiniz. Emin olmak istiyorsunuz. İlişkiniz o kadar yoruldu ki tartışmalardan artık nefes alamıyorsunuz. Aynı evde kalmak, onunla aynı masaya oturmak hatta onunla göz göze gelmek bile midenizde kasılmalara neden oluyor ancak yine de; evet yine de kesin ayrılık kararını alamıyorsunuz çünkü senelerdir birliktesiniz ve bundan kaynaklı olarak alışkanlıklar var; hatta buna bağımlılık bile diyebiliriz. Ondan ayrı kalmalısınız ve bu şekilde onu gerçekte ne kadar özleyeceğinizi anlamalısınız. Belki de birkaç gün özledikten sonra o insan aklınıza bile gelmeyecek ve o defteri tamamen kapatacaksınız. Kim bilir? İşte sorun da tam olarak burada; çünkü siz ayrı kalamıyorsunuz ve kavgalar artmasına rağmen sürekli onunla yan yana olmaya çalışıyorsunuz. En büyük hatayı yapıyorsunuz ve kavgalar gittikçe derinleşiyor. Oysa altmış gün ayrı kalmalısınız. Tam altmış gün. Bazı kadınlar böyle kriz dönemlerinde annelerinin evine dönerler ve kocalarını o evde yapayalnız bırakırlar. Bir erkek, karısı gittiğinde, o eve girmekte zorluk çeker; çünkü bir erkek sadece karısını kaybettiği zaman onun kendi hayatındaki gerçek değerini anlayabilir. Maalesef erkeklerin aklı başına biraz geç geliyor; erkek olmak böyle bir şey. Altmış gün evleri ayırın ve kafanızı dinleyin, göreceksiniz ki ona karşı gerçek duygularınız ortaya çıkacak. Bu formülü şöyle düşünün: bir krizin dışına çıkıp baktığınızda tüm problemi daha rahat şekilde analiz edebilirsiniz. Siz de evden uzaklaşın ve bir süre ayrı kalın. İşe yarayacak.
  • Altmış gün süresince onu kesinlikle aramayın. Sesini duymayın. Zor olduğunu biliyorum; ancak bazen kangren olan bir evlilikte cerrahi müdahale gerekebilir; işte siz de tam olarak bunu yapıyorsunuz. Tek amacınız yorulan evliliğinizi kurtarmak ve bunun için cerrahi müdahale yapıyorsunuz; böyle düşünmelisiniz. Sürekli yan yana olmak problemlerinizi çözmedi, biraz ayrı kalmak, ondan gerek fiziksel gerekse iletişimsel olarak uzak kalmak aklınızdaki soruların yanıtlarını size verecektir. Sesini duymak sağ beyni yani duygusal tarafınızı devreye sokar ve mantık devre dışı kalır; sakın bu hatayı yapmayın. İradeli olun, güçlü olun ve ondan altmış gün boyunca her anlamda uzak durun.
  • Bugün iletişimde aramalardan çok whatsapp mesajları geçerli. Ona altmış gün boyunca mesaj atmayacaksınız. Acil durumlarda annenizi veya kardeşinizi devreye sokun, siz iletişime geçmeyin. Filmlerde bu sahneler vardır; adam evi terk eden karısına ulaşmak için kadının annesini veya babasını arar ve onlarla konuşmak zorunda kalır çünkü karısı telefonlara çıkmaz ve mesajlara cevap vermez. Aynen bunun uygulamalısınız, ayrılık kararı öncesi altmış gün uzak durmayı deneyin. Kesin kararınızı vermeden önce altmış gün kafanızı dinleyin, belki de ona hala aşık olduğunuzu göreceksiniz ve bir daha kavga etmemek üzere ona döneceksiniz.
  • Onu aklınıza getirecek filmlerden, şarkılardan ve eşyalardan uzak durun. Sürekli onunla gittiğiniz mekanlara asla uğramayın. Altmış günlük detoks terapi süresince, onu size hatırlatacak her detayı kendinizden uzak tutun. Doğru bir karar alabilmek için çemberin tamamen dışına çıkarak içeri bakabilmelisiniz; bunun tek yolu onunla ilgili her şeyi kendinizden uzak tutmanızdır.
  • Pekala, siz yukarıdaki dört maddeyi uyguladınız ancak o sizi sürekli arıyor, mesaj atıyor ve bir saniye olsun rahat bırakmıyor. Bu durumda ne yapmalısınız? Ona vermeniz gereken bir cevap var; biliyorsunuz erkeklere doğru kelimeleri doğru zamanda (momentum) kullanarak başarıya ulaşabileceğinizi youtube kanalımda tüm videolarda sizlerle paylaşıyorum, işte yine doğru cevabı doğru üslubu kullanarak vermelisiniz: “Seninle ortak bir karar aldık ve altmış gün boyunca hiçbir iletişime geçmeni istemiyorum. Eğer mesajlarında yazdığın gibi beni gerçekten çok özlediysen, bu sürecin sonunda bana bunu hissettir. Daha fazla mesaj atmanı istemiyorum…”

Bakınız hanımlar; erkekler ciddiyetten anlar. Orduda yüzbinlerce erkeği ciddiyet ve disiplinle yönetirler, dünyanın her ülkesinde disiplinle erkekler yönetilir. En azından ciddiyetinizi ona gösterin ve altmış gün boyunca kendinizi tutun. Bir erkek, hayatındaki kadın çekip gitmeden onun değerini anlayamaz.

“Peki ya beni bırakıp giderse?” diye soranlara gelsin: Sen ciddi olduğunda seni hayatında istemeyen bir erkek, seni asla ciddiye almayan bir erkektir.

Riskleri alanlar ilişkilerde, evlilikte ve hayatta her zaman kazanırlar. Risk almadan başarı olmaz. Asla cepte olmayın ve gereken adımları atın.

Sizleri sevdiğimi tek bir an olsun unutmayın.

Sevgiler
Adil Yıldırım

 

 

False