Mahkemede Adli Tıp Raporu'na tepki

Güncelleme Tarihi:

Mahkemede Adli Tıp Raporuna tepki
Oluşturulma Tarihi: Şubat 07, 2018 11:14

Mahkemede Adli Tıp Raporu'na tepki

Haberin Devamı

 


Serpil KIRKESER / İSTANBUL, (DHA)  Esenyurt'ta 5. kattan intihar ettiği iddia edilen 2 çocuk annesi Netice Taşdelen ile ilgili Adli Tıp Kurumu raporu mahkemeye ulaştı. Adli Tıp raporunda, kadının vücudunda 4'ü ölümcül 29 kesik bulunduğu kaydedildi. Ancak raporda, bu kesiklerin kadının kendisi tarafından meydana getirilmesinin mümkün olduğu, bu yaralardan sonra kadının  evin banyosundan veya bir odasından yürüyerek veya sürünerek balkona çıkıp intihar etmiş olabileceği belirtildi.

Rapora kadının ailesinin avukatları tepki gösterdi. Aile, olayın intihar değil cinayet olduğunu öne sürdü.  Mahkeme, kocanın tutuklu yargılandığı davada çiftin 8 yaşındaki çocuğunu tanık olarak dinledi. 

Esenyurt'ta 2016 yılında 5. kattaki evinin balkonundan atlayarak intihar ettiği iddia edilen ve vücudunda 29 bıçak darbesi belirlenen  2 çocuk annesi Netice Taşdelen (31)'in ölümüne ilişkin tutuklu koca Abdulhakim Taşdelen (32) ile tutuksuz 5 kardeşinin yargılandığı davaya Adli Tıp Kurumu'nun raporu ulaştı. Raporda  Netice Taşdelen'in vücudunda 29 kesik olduğu bu kesiklerde en az 4 tanesinin öldürücü nitelikte olduğu ifade edilerek, "Hayati vücut bölgelerine hayati tehlike oluşturacak şekilde çok sayıda darbelerin maktulün kendisi tarafından meydana getirilmesinin mümkün olduğu, bu yaralardan sonra maktulün  evin banyosundan veya bir odasından yürüyerek veya sürünerek balkona çıkıp,  balkondaki korkuluğu aşıp kendisini aşağı bırakmasının mümkün olduğuna oy birliğiyle karar verildi" denildi.
Netice Taşdelen'in ailesinin avukatları da rapora tepki göstererek, "Bu cinayet ortaya çıkacaktır. Cinayete kurban gitmiş bir insanın kendisini öldürdüğü intihar ettiği savı kesinlikle doğru değildir. Biz gerçeğin ortaya çıkaracağız" dedi. Duruşmada tanık olarak dinlenen Netice ve Abdulhakim çiftinin 8 yaşındaki kızları Y.T. duruşmada 'tanık' sıfatıyla verdiği  ifadesinde de anne ve babasının olay gecesi kavga etmediğini belirterek, " Annem o gece hiç bağırmadı . Annemin ölümüyle ilgili bir sırrım yoktur" diye konuştu.  
 
ADLİ TIP KURUMU RAPORU MAHKEMEYE ULAŞTI 
Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ikinci duruşmaya tutuklu sanık Abdulhakim Taşdelen ile 5 tutuksuz sanık hazır bulundu. Mahkeme Başkanı Yakup Kukul, Adli Tıp Kurumu'na yazılan yazıya cevap verildiğini açıkladı. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan raporda Netice Taşdelen'in vücudunda 24'ü kesici delici alet yarası olmak üzere 29 tane kesik olduğu, bu kesiklerden 4 tanesinin öldürücü nitelikte olduğu kaydedildi. Alanında uzman 8 kişilik heyetin hazırladığı raporda “Adli dosyada kayıtlı bilgiler, olay yeri inceleme bulguları, İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğü'nün raporları, otopsi bulguları ile otopside tespit edilen ve kişinin ölümüne  neden olan travmatik değişimlerin lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları birlikte değerlendirildiğinde; kişinin ölümünün kesici  delici alet yaralanması ile yüksekten düşme ile husülü mümkün genel beden travması sonucu öldüğü dikkate alındığında; düşmeye bağlı travmatik lezyonların kişi canlı iken meydana geldiği, yine sorulduğu üzere 'Hayati vücut bölgelerine hayati tehlike oluşturacak şekilde  çok sayıda darbelerin maktulün kendisi tarafından meydana getirilmesinin' mümkün olduğu, yine sorulduğu üzere 'Bu yaralardan sonra maktulün evin banyosundan veya bir odasından yürüyerek veya sürünerek balkona çıkıp, balkondaki korkuluğu aşıp kendisini aşağı bırakmasının mümkün olduğuna oy birliğiyle karar verildi" denildi. 
 
"ANNEMİN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ BİR SIRRIM YOKTUR"
Adli Tıp Kurumu raporunun okunmasının ardından tanık ifadelerine geçildi. Psikolog eşliğinde ifade veren Taşdelen çiftinin 8 yaşındaki çocukları tanık Y.T. "Annem öldü. Olay günü biz yatmıştık. Ben ağladım, babam geldi. Birlikte  mutfağa ve banyoya baktık. Banyoda kan ve bıçak gördük. Mutfakta bulunan çamaşır makinasına yarı atılmış vaziyette bir  battaniye gördük. Battaniyede kan vardı. Sonra balkona baktık. Balkonda babam aşağı baktığında yerde siyah bir şey görmüş Ben o gece uyumadan annem ile babam kavga etmedi. Kardeşim uyuyordu. Benim ağlayarak kalkmamın sebebi rüya görmüştüm. Bu yüzden ağlayarak kalktım. Ben ilk bakıldığında banyo ve mutfakta bir temizlik yapılığını fark etmedim. Ancak daha sonra baktığımda banyoda kan ve bıçak yoktu. Mutfakta da battaniye yoktu. Annemin ölümüyle ilgili bir sırrım yoktur. Annem o gece hiç bağırmadı. Annem okuma yazma biliyordu. Defterimin üzerindeki etiketlere annem yazı yazıyordu. Defterimin içerisindeki sayfalara yazı yazmıyordu. Annem ile babam hiç kavga etmiyorlardı. Evin ne zaman temizlendiğini bilmiyorum" dedi.
 
"ABLAMIN MORALİ KÖTÜYDÜ"
Tanık Sami İmre de olay gecesi ablası Netice Taşdelen ile konuştuğunu belirterek, "Ablamın morali kötüydü. Moralinin bozuk olduğunu ses tonundan anladım. Bana bir şikayette bulunmadı. Ablam ile eniştem arasında olay öncesinde 1-2 kere kavga olmuştu. Bu kavgalarına şahit olmadım. Bir keresinde ablamın gözünün altı morarmıştı, bu morluğu sorduğumda eşinin dövdüğünü söylemişti. Ben de eniştem Abdulhakim'e 'Yuvanı yıktırma' diye bir kez uyarmıştım" diye konuştu.  
 
"TANIK BASKI ALTINDADIR"
Şikayetçi Avukatı Mesut Oruk, tanık küçük kızın baskı ve yönlendirme altında olduğunu ifade ederek, "Y.T. en azında delil karartma aşamasında suça bulaşan kişilerin etkisindedir. Bu kişilerin baskı ve  yönlendirmesi altındadır. Y.T. ifade verirken duraksayıp kendisine söylenen kurguyu hatırlamaya çalıştığını düşünüyoruz. Soruşturma aşamasındaki ifadeleri daha değerlidir. Biz de Y.T.'nin bir sırrı vardır. Bu sır faile ilişkindir" dedi. Avukat Oruk ayrıca Adli Tıp Kurumu'nun raporuna da tepki göstererek, "Bu rapora itibar edilemez. ATK raporu dosyadaki beyanlara göre hazırlanmış bir rapordur. Biz tekrar bilirkişi raporu düzenlenmesini istiyoruz. Olay yerine ait fotoğrafları mahkemeye ibraz ediyoruz.  Sunduğumuz fotoğraflar olay gününe ait fotoğraflar ve otopsiye ilişkin fotoğraflardır. Sunduğumuz fotoğraflar olayın cinayet olduğunu bize göre kanıtlayan fotoğraflardır" dedi. Sanık Abdulhakim Taşdelen'in tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.    
 
DAVANIN ARDINDAN AÇIKLAMA
Davanın bitmesinin ardından Bakırköy Adalet Sarayı önünde açıklama yapıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Avukatı Tuğba Torun, “Esasında kadın cinayeti olan ancak intihar süsü verilen dosyalardan bir tanesi ne yazık ki. Ülkede bu vakalara her geçen gün biraz daha fazla rastlamaya başladık. Bilirkişilerin konulara daha çok ihtiyatlı yaklaşması gerekiyor. Her ne kadar dosyada toplam 29 bıçak darbesi içinde 11 tanesi öldürücü darbe olduğuna ilişkin bir rapor var ise de sonradan gelen rapor ile bu darbelerin çok daha azının öldürücü olduğuna ilişkin bir rapor geldi. 29 yerinden bıçaklanmış bir kadının  kalkıp yürüyüp kendini aşağıya atabileceği yönünde bir rapor geldi. Doğrusu bu inanılır gibi değil. Bu kesinlikle hukuki anlamda  hayatın olağan akışında kabul edilebilir bir durum değildir" dedi.
Şikayetçi Ailenin avukatı Mesut Oruk da, olayın cinayet olduğunu kaydederek, dosyaya gelen bilirkişi  raporuna da itiraz ettiklerini anlattı. Avukat Oruk, “Bu cinayet ortaya çıkacaktır. Cinayete kurban gitmiş bir insanın kendisini öldürdüğü intihar ettiği savı kesinlikle doğru değildir. Biz gerçeğin ortaya çıkaracağızö ifadelerini kullandı. Şikayetçi Yami İmre de “Kardeşim kesinlikle intihar etmedi" diye konuştu.
 
İDDİANAME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianameye göre 2 Aralık 2016'da meydana  gelen olay şöyle oldu: Esenyurt'ta oturan Netice Taşdelen'in (31) oturdukları binanın 5. katındaki dairenin balkonundan atlayarak intihar ettiği yönünde polise ihbarda bulunuldu. Olay yerine gelen polis Netice Taşdelen'in karın ve boyun bölgesinde birçok kesici delici alet yarası olduğunu tespit etti. 
Netice Taşdelen'in oturduğu evde incelemelerde bulunan polis "Canıma kıyacağım beni affedin" ifadelerinin yer aldığı intihar notu buldu. Netice Taşdeler'in okur yazar olmaması nedeniyle intihar notu içerikli yazının Netice Taşdeler tarafından yazılıp yazılmadığı belirlenemedi. Adli Tıp Kurumu Netice Taşdelen'in vucudunda 29 adet  kesici delici alet yarası olduğunu, bu yaralardan 11 tanesinin öldürücü nitelikte olduğu  yönünde rapor hazırladı. Olaya ilişkin ifadesi alınan Taşdelen çiftinin çocukları Y.T. de 
"Olay günü herkes her yeri siliyordu" diye ifade verdi. Savcılık da soruşturma sonunda hazırladığı iddianamede
Netice Taşdelen'in bıçaklandığı yerin evin banyosu olduğunu, bıçak darbesi altıktan sonra Netice Taşdelen'nin bir süre burada  beklemiş olduğunu ifade etti. İddianamede, Netice Taşdelen'in kendini attığı iddia edilen mutfak balkonu ile banyo arasında Netice'nin buraya yürüyerek geldiğini gösterir kan izleri bulunmadığı ifade edilen iddianamede  29 bıçak yarası olan Netice Taşdelen'in kendini
atmak için geldiği balkon zemininde de kan lekeleri bulunmadığı belirtildi.  Netice Taşdelen'in ölüm sebebinin hem bıçak yaralanmaları hem de düşme sonrası beden travmasından kaynaklandığı kaydedilen iddianamede,  Netice Taşdelen'in eşi tarafından bıçaklandığı öne sürüldü. İddianamede şüphelilerin sonrasında yaralı Netice Taşdelen'i hep birlikte mutfak balkonuna kadar battaniye ile taşıdığı ve aşağı attıkları iddia edildi. Şüphelilerin maktulün ölmesine neden oldukları ve polis olay yerine gelmeden önce de suç delillerini yok ettikleri ifade edilen iddianamede Netice Taşdelen'in eşi şüpheli Abdulhakim Taşdelen hakkında "Eşi kasten öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi. Abdulhakim Taşdelen'in kardeşleri olan diğer 5 şüphelinin de "Kasten öldürme suçuna  katılmak" ve  "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından da ayrı ayrı müebbet ve 6 aydan 5'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi. 
 
SANIK : EŞİMİ ÇOK SEVİYORDUM, HERHANGİ BİR SORUNUMUZ YOKTU
Sanık tutuklu sanık Abdulhakim Taşdelen, Aralık ayında görülen ilk duruşmada olay nedeniyle mağdur olduğunu ve olayla yakından 
uzaktan bir ilgisi olmadığını ifade ederek şunları söylemişti: "Ben eşimi çok seviyordum. Herhangi bir sorunumuz yoktu.
Olay günü 21.30'da eve geldim. Annemin katına çıktım, yemeği annemde yedim. Daha sonra kendi daireme çıktım.
Eşim benden önce zaten çıkmıştı. Zili çaldım, eşim kapıyı açtı. O sırada eşim kızıma ders öğretiyordu. Ondan sonra 'Meyve yer misin?' diye sordu, 'Yerim' dedim. Meyve getirdi. Eşime 'Yatalım' diye söyledim. Eşim de bana oruç tutacağını ve sahurunu yapıp öyle yatacağını söyledi. Ben de dişlerimi fırçalayıp yattım. Yattıktan sonra ne kadar yattım bilmiyorum çocuk sesi geliyordu, ağlıyordu. Eşime seslendim. Çocuk odasına geçtim kızım yatağın ortasında ağlıyordu. 'Ne oldu?' diye sordum. 'Bilmiyorum baba' diye söyledi. Banyonun kapısı kapalıydı, ancak ışığı yanıyordu. Kapısı tıkladım. Seslendim ses yoktu. Kapıyı açtım. Yerde kan vardı. Meyve bıçağı vardı. Eşim orada yoktu. Mutfağa girdim. Mutfağın ortasında bir battaniye kan içindeydi. Halının üstünde kan vardı. Perde de bile kan vardı. Kan sıçramıştı. Balkona geçtim. Sandalyenin üzerinde ayak izi vardı. Demirlerde kan vardı. Aşağı baktım, uyku sersemi olduğum için bir şeyler vardı, ancak emin değildim. Ağlayarak annemin katına indim. 'Eşim yok, banyoda kan var, bıçak var' diye anneme söyledim. Annem de ağlamaya başladı. Biladerlerim Raşit, Yunus annem ile beraber oturmaktadırlar. Onlar da bizim ağlama sesimiz ile uykudan kalktılar. Raşit, ağabeyim Abdurrahim'in dairesine gitti, ve onu kaldırdı. Cemil kardeşimi kaldırdılar. Durumu kendilerine anlattım. Bunun üzerine herkes eşimi aramaya başladı. Sonra yengem Meliha Taşdelen balkondan aşağı bakmış bağırarak 'Kendini balkondan aşağı atmış!' diye söyledi. Rahmetliyi görünce bayıldım."  

(FOTOĞRAF)


 


 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!