Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mahir Kaynak, bölücülük yüzünden mi ordudan atıldı?

İsmet SOLAK

Her cumartesi, Çankaya Pazarı'na kendim giderim. Hem zevk alıyorum, hem de piyasayı gözlemiş oluyorum. İki üç haftadan beri fiyatlarda artış durdu. Bu, ekonomideki başarısızlığını eleştirdiğim hükümete bir artı puandır.

Piyasadaki rahatlamanın yaratılmasında CHP Lideri Deniz Baykal'ın ılımlı son demeçlerinin ve desteğinin etkisi oldu. Daha önce, Baykal'ın acımasız eleştiriler yaptıkça nasıl puan yitirdiğini görmüştüm. Şimdi, daha iyi.

Ancak, Nuri Çolakoğlu'nun Enine Boyuna programında Baykal, ‘‘Biz mart ayına kadar destek veririz demedik. Haziranda 1999 Mart'ı için seçim kararı almazsak, muhalefet görevimizin gereğini yaparız’’ deyince içime yine kurt düştü. Kulislerde fısıldanan, ‘‘Haziranda seçim kararı alınıp bağımsız birinin başkanlığında CHP'nin de yer alacağı yeni bir seçim hükümeti kurulmasını şart koşuyor’’ sözleri yoksa doğru mu? İhtimal vermem. Deniz Bey'in böyle şartı olsa neden kamuoyundan saklasın? İsteseydi bu hükümete de girerdi.

DTP kurucusu ve GİK üyesi Yılmaz Hastürk, dün telefonla aradı. Selam vermeden, ‘‘Parayı kurtardık’’ dedi. Şaşırdığımı anlayınca kendi açıkladı:

‘‘Özal'a devlet kesesinden anıtmezar yaptırmalarına canım sıkılmıştı. Bu ülke, cumhurbaşkanları için özel devlet mezarlığı yaptırmış. Özel bir şey isteniyorsa, bunu ailesi yapar. Neyse, kamuoyu tepkisi yanlışı önledi.’’

Yılmaz Hastürk, geçen hafta ilginç bir spor yorumu da yapmıştı:

‘‘Bizim Fener olarak kenara çekilmemiz farz oldu. Galatasaray'ın Altay engelini aşması için öyle bir hakem bulmuşlar ki, önce kendi seyircisinin öfkesini çekti. Sonra, Rumen Popescu topun üstünden atlarken barajı bozduğu gerekçesiyle, öne çıkan Altay oyuncusunu kırmızı kartla attı. Yetmedi, bir başka Rumen, ite kaka barajı bozarken oradan geçip ağlara giden topu gol saydı. Bu ince hesaplara bizim aklımız ermez beyim. Derin devlet denilen şey herhalde budur. Bu bizi aşar. Pes deyip çekilelim!’’

Spor yorumu biterken, Mahir Kaynak öfkesi başladı. Hastürk, ‘‘Bu adam MİT'te çalıştığına göre, bölücü olamaz. Ama Apo'yu açıkça destekliyor, özel televizyon da bunu halka dinletiyor’’ derken devlete, programcıya ve özel televizyona sitem ediyordu. Teselli etmek ise bana düştü:

‘‘Perşembe günü Uluç Gürkan'dan duydum. Mahir Kaynak, MİT ajanı olmadan önce üsteğmen olarak bölücülük yaptığı gerekçesiyle ordudan atılmış. Emin bir kaynaktan duymuş, ama yine de araştırmamı istedi.’’

Hastürk, küçük dilini yutacaktı:

‘‘Vay canına!.. Bu bilgi doğruysa, Genelkurmay yetkilileri belgeyi hemen buldurur. Çünkü, terör örgütü PKK'nın insan kasabı liderini siyaset adamı gibi takdim ediyor. Allah bilir, Şemdin Sakık'ın da yüzlerce askerimizi ve bölge insanını görev icabı öldürdüğünü söyleyecek! Peki, MİT birini alırken önünü arkasını, yanını yakınını, gelmişini geçmişini incelemez mi?’’

İncelemez olur mu? İnşallah incelemiştir. Çünkü, aksini düşünmek bile istemem. Hastürk, sohbeti siyasetten yine spora taşıdı:

‘‘Başbakanın yat gezileri, sahalardaki hakem komedisi, Tansu Çiller'in Yüce Divan yolculuğu, seçim tartışmaları bir yana arkadaş. Şu anda benim için en büyük Şekerspor, başka büyük yok. Parasız, çıkarsız, entrikasız bir Celal Kıbrızlı'nın inancı ve o çocukların amatör ruhla çırpınışı çok büyük bir değer, çok. Siyaset adamlarımıza bu Şeker örnek olmalıdır örnek...’’

Doğru, gerçekten en büyük Şekerspor. Tertemiz, seviyeli, pırıl pırıl bir mücadele... O yüzden; en büyük Şeker, başka büyük yok! İnşallah düşmez.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI