Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
31 Ekim 2014 Cuma 22:44
 Yazarlar
14 Mayıs 2008
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU  

Yutma güçlüğü önemli bir işaretti


Yiyip içtiklerinizin yemek borunuzu geçip midenize ulaşması çok karmaşık bazı işlemlerden sonra gerçekleşiyor.

Sistemde 26 kas ve 5 ayrı kafa sinirinin birlikte çalıştığını bilirseniz bozulmaya ne kadar müsait olduğunu daha kolay kavrarsınız. Bu kadar karmaşık ve kompleks bir mekanizmanın sık sık bozulması sürpriz sayılmaz!

ÇOK FARKLI NEDENLERİ VAR

Yutma güçlüğünün birçok nedeni var. Yutma zorluğu, ağız boşluğu, yutak, yemek borusu veya mideyle yemek borusunun birleşme yerindeki problemlerden kaynaklanabiliyor. Ağızda anjin, mantar enfeksiyonları, boğazda tonsillerin şişmesi bademcik- yutma güçlüğü yapabiliyor. Ama bunlar daha çok geçici ve seyrek görülen nedenler. Yemek borusunun polio veya beyin kökenli felçler nedeniyle görev yapamaması da yutma güçlüğüne yol açabiliyor. Multipl skleroz, Polinöritis, Müsküler Distrofi, Dermatomiyozit gibi kas ve sinir hastalıklarında da yutma güçlüğü ortaya çıkabiliyor. Bunlar da istisnai durumlardır.

Yemek borusu kanserleri yutma güçlüğünün en tehlikeli nedenleri arasında gösteriliyor. Kanser ilerledikçe yutma güçlüğü belirginleşiyor. Yani ilerleyici yutma gücü şikayeti çok daha önemli gibi görünüyor. Diğer taraftan yemek borusunda meydana gelen sinirsel kasılmalar, kas spazmları da yutma güçlüğüne yol açabiliyor. Yemek borusundaki keselenmeler, kimyasal tahrişler de yutma güçlüğü yapabiliyor.

KANSER BELİRTİSİ DE OLABİLİYOR

Yutma güçlüğü olan hastaları en çok korkutan şeylerin başında yemek borusu kanserine yakalanmak geliyor. Bu nedenle hastaların yanıtlanmasını istedikleri ilk soruları, bu şikayetlerinin kanserle ilişkili olup olmadığının açıklanması oluyor. Yutma güçlüğünün yiyeceklerle ilişkili olup olmadığının belirlenmesi kanserden mi, yoksa nörolojik bir hastalıktan mı ileri geldiğini ayırmak önemlidir. Yutma güçlüğü ile birlikte boyunda baskı, sıkıntı hissi, dolgunluk duygusunun da bulunması halinde psikolojik kökenli olma ihtimali yanında bir kitleden kaynaklanma olasılığı da söz konusudur. Yutma güçlüğünün başlangıçta katı gıdalarda ortaya çıkarken zamanla sıvı gıdalarla da belirginleşmesi ciddi bir işarettir. Birlikte kilo kaybının da bulunması önemli bir durum olduğunu düşündürmelidir. Yutma güçlüğü yanında ses değişiklikleri varsa reflü veya ses tellerini ilgilendiren tümöral bir sorun ilk ihtimaldir.

Anlaşılacağı üzere yutma güçlüğünü değerlendirmek her zaman kolay olmuyor. Sorunun teşhisi ve çözümü için mutlaka bir gastroenteroloji uzmanı ile işbirliği yapmak gerekiyor. Böyle bir sorununuz varsa ihmal etmeyin.

Antidepresanların etkinliği zamanla azalabiliyor

Özellikle SSRI (Selective Serotonin Reuptake Inhibitor=seçici serotonin geri alım engelleyicisi) grubu antidepresanlarla tedavi olanlarda yüzde 10-50 sıklıkla rastlanan "poop-out" etkisi vardır. Bu durum, kullanılmakta olan ilacın etkisinin, nedeni açıklanamayan bir şekilde durmasıdır.

SSRI grubu ilaçlar arasında en sık fluoxetine (Prozac), citolapram (Cipram), paroxetine (Seroxat, Paxil), sertraline (Lustral), escitolapram (Cipralex) kullanılmaktadır.

Dikkat edilmesi gereken noktalar:

- Depresyon yineleyebilen bir sağlık sorunudur. İlacın etkinliğini aşan düzeyde yüklenmeler de tabloyu ağırlaştırabilir.

- Altta yatan başka bir hastalığın olup olmadığının bilinmesi gerekir. Hipotiroidizm (tiroit bezinin az çalışması) sık rastlanan bir örnektir.

- İleri yaşlarda depresyon daha ağır belirtilerle kendini gösterebilir.

- Başka yakınmaları ortadan kaldırmak için kullanılan ilaçlar metabolizma üzerinde değişiklikler yaparak antidepresanların etkinliğini azaltabilir ya da kesebilir.

- Bazen konulan ilk tanının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir.

Kullanılmakta olan antidepresan değiştirilerek ya da dozu yeniden ayarlanarak veya başka ilaçlar eklenerek bu etkisizlik durumu ortadan kaldırılabilir. Antidepresan kullanan kişilerin psikiyatri uzmanları ile yakın iletişim halinde olmaları gerekir.

Yumurta ağrısı önemli olabilir

Eğer karnın alt kısımlarında ve tek taraflı, ayda bir olan ve kısa süren ağrı hissedilirse, bunun zamanına dikkat edilmelidir. Eğer her seferinde beklenen adetten 14 gün kadar önce oluyorsa yumurtlama ağrısıdır. Her 5 kadından birinde rastlanan bu ağrıyı bazı kadınlar her ay hissedebilirler. Bu ağrı ile birlikte bazen hafif bir kanama da görülebilir, bu normaldir. Aynı zamanda ağrıdan birkaç gün öncesinden başlayan şeffaf bir akıntı ve vajinanın nemlenmesi de doğaldır. Bu sayede yumurtlama zamanı belirlenebilir ve çocuk isteyenlerde cinsel ilişki için uygun günlerde olunduğu anlaşılabilir.

Ağrı 1-2 gün hissedilebilir, nadiren şiddetli olur. Tedavi edilmek istenirse ağrı kesiciler ve doğum kontrol haplarından yararlanılabilir.

Direnç egzersizlerini ihmal etmeyin

Direnç egzersizleri düzenli olarak yapıldığında kasları güçlendirir ve geliştirir. Ağırlık kaldırma veya dayanıklılık egzersizleri ile geliştirilen direnç sayesinde kaslarınız istirahat halindeyken bile daha fazla kalori yakar. Kas gücünüz ve miktarınız arttıkça yiyeceklerle aldığınız kalorileri daha hızla tüketirsiniz. Yürüyüş ve aerobik egzersizlerinin zayıflatıcı yani yağ yakıcı etkilerinin olduğunu, ağırlık ve dayanıklılık çalışmaları gibi direnç egzersizlerin ise kilo almayı önleyen kas gücünü artırdığını unutmayın.

Çocukları sağlıklı büyüten gıdalar

n Badem

n Elma

n Enginar

n Baklagiller ( özellikle mercimek, nohut )

n Sığır eti

n Havuç

n Tavuk eti

n Kırmızı biber

n Yumurta

n Balık eti (özellikle som balığı ve ton balığı )

n Keten tohumu

n Yoğurt

n Kırmızı greyfurt

n Siyah üzüm

n Ispanak

n Zeytinyağı

n Soğan

n Portakal

n Fıstık yağı

n Pirinç

n Ayçiçeği çekirdeği

n Domates

n Hindi eti

n Ceviz

n Karpuz

n Kabuklu tahıllar

(*) Dr.W. Willet’den alınmıştır.

Omega-3 çocuklar için çok önemli

Omega-3 yağları herkese her yaşta lazım ama, bu özel yağ asitlerine çocukların ihtiyacı daha fazladır. Bu yağlar beynin gelişiminde, gözlerin güçlenmesinde ve damarların genç kalmasında büyük bir önem taşıyor. Özellikle DHA yeni doğanlarda, hatta anne karnındaki bebekte çok önemli görevler üstleniyor. Çocuklarınızın daha fazla DHA kazanmalarını sağlayın. Bunun için doktorunuzun onayıyla bebeklerinize DHA içeren destekler kullanabilirsiniz.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için: Tel: (0212) 236 73 00

Ben 42 yaşında, 98 kilo, 172 boyunda bir bayanım ne yaptıysam bir türlü zayıflayamadım ne zaman diyete başlasam kilo alıyorum kendimi bildim bileli kilo problemim var. Ayrıca diyetteki yiyecekleri her zaman alacak maddi durumum da yok. Diyet kilo aldırır mı? Bana neler oluyor?

Su içseniz yarıyor mu

Zayıflama diyetlerinin prensibi aldığınız ve harcadığınız enerji arasında negatif bir denge kurmak yani daha az kalori alıp daha fazla enerji harcamaktır. Bu basit gibi görünen denge kişiye uygun olarak kurumalıdır. Bazal metabolizma hızınız diyetisyen tarafından hesaplandıktan sonra günlük aktivitenizle harcadığınız kalori miktarı da göz önünde bulundurularak başlayacağınız bir uygulamada kilo vermemeniz imkansızdır. Ancak her şey kimi zaman bu kadar tıkır tıkır işlemeyebilir, metabolizmanızda var olan bir sorun diyet yaparken işinizi zorlaştırabilir. Ama unutmayın kalori kısıtlaması bilinçli bir şekilde yapılmış bir zayıflama diyeti sizi şişmanlatmaz. Ancak çok düşük kalorili bir diyet yaparken arada kaçırılan yiyecekler size kilo aldırıyor olabilir. Ya da bir süre sonra vücudunuz kalorisi fazlaca sınırlanmış bu diyete karşı kendini savunuyor olabilir. İşte o zaman "Su içse yarıyor" dediğimiz vücut tipine doğru gidişat başlamıştır. Unutmayın size özel hazırlanan bir beslenme planı maddi olanaklarınızı da göz önünde bulundurabilir. Örneğin her gün kırmızı et tüketmenizi istemek işinizi zorlaştırıyorsa et grubundan yumurtayı sebzelerle karıştırmak veya kurubaklagil yemekleri alternatiflerini deneyin.

Kilo aldıran besinler nelerdir

Kilomu korumaya çalışıyorum ama ailemde kilo problemi olduğu için genetik yapım kilo almaya çok müsait. Kilo aldıran besinler nelerdir. Neleri yememeliyim?

İşte olması gereken soru! Genetik yapınız kilo almaya müsait ise veya şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi metabolik bir soruna yatkın ise yapmanız gereken en önemli şey kilo almadan, şeker problemleri başlamadan veya hastalık ortaya çıkmadan korumayı öğrenmek. Kilonuzu korumak sadece besinlerle başarabileceğiniz bir konu değil. Günlük fiziksel aktiviteniz, haftalık yaptığınız veya hálá yapmadığınız (!) spor, günlük besin tüketiminiz kilonuzu etkileyen başlıca etmenler arasında. Ama kalorisi yüksek olan ve sağlıklı beslenme için tavsiye edilmeyen yani az yenmesi gereken besinleri özetle sıralamak gerekirse:

n Şeker, şekerli besinler, bal, reçel, pekmez gibi besinler.

n Hamur işleri, börek, çörek, pasta, kek, kurabiye, çikolata.

n Yağda kızartmalar, kavurmalar, yağlı sos eklenmiş besinler.

n Aşırı tuz ve tuzlu besinler, turşu, salamura besinler.

n Sucuk, salam, sosis...

n Sakatatlar (karaciğer, böbrek, dalak, beyin,...)

n Bütün yağlı yiyecekler (yağlı etler, kaymak, krema, mayonez, tahin, yağlı soslar).

n Kuyruk yağı, iç yağı, tereyağ, margarin.

n Alkollü içkiler, hazır meyve suları, asitli içecekler.



arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
Yazarlar Arşivi
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Tüm yazıları
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH