Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
23 Temmuz 2014 Çarşamba 04:41
 Yazarlar
11 Nisan 2008
Osman MÜFTÜOĞLU  yasasinhayat@hurriyet.com.tr

Tiroid nodülü tehlikeli mi


Tiroid nodülleri tiroid bezinde oluşan yumrulardır. Nodüller, tiroid hücrelerinin anormal çoğalmaları ve büyümeleri nedeni ile oluşur.

Bazı yaşlı nodüller zamanla kireçlenir ve içi sıvı dolu kistlere dönüşür. Nodüller bir veya birden çok olabilir. Büyüklükleri de farklıdır. Tiroid nodülleri önemli bir sağlık sorunudur ama ne iyi ki çoğu iyi huyludur. Neredeyse yüzde 90’ından fazlası kanser hücresi içermez. Tiroid nodülünün ne şekilde tedavi edileceği konusunda kararı hastayı izleyen doktora bırakmak gerekiyor. Tiroid uzmanları, nodüllere tedavi yaklaşımını planlarken birçok şeyi aynı anda düşünüyor. Tedavinin nasıl ve ne zaman yapılacağı hastaya göre değişiyor. Bazı tiroid nodüllerinde süratle cerrahi girişim tavsiye edilirken bazılarını sadece izlemek yeterli olabiliyor.

KANSER Mİ DEĞİL Mİ

İster siz farkına varın, ya da arkadaşlarınız boynunuzdaki şişliği görerek sizi uyarsın, isterse herhangi bir muayene sırasında doktorunuz nodülü saptasın yapılacak ilk şey bunun kanser olup olmadığından emin olmaktır. Nodüllerin neden oluştuğu özellikle iyi huylu nodüllerin niçin meydana geldiği bilinmiyor. İyot eksikliğinin nodül gelişimini tahrik ettiği düşünülüyor. Kanser hücresi içersin veya içermesin nodüllerin de çok çalışanı, az çalışanı, normal çalışanı vardır. Doktorunuz nodülünüzle ilgili araştırma yaparken onun hormon üretimin durumunu da araştıracaktır.

TEK, BAĞIMSIZ VE SOĞUK NODÜLLER DAHA TEHLİKELİ

Tiroid nodüllerinden bazıları bağımsızlığını ilan etmiştir, tiroid bezinin ve vücudun tiroid hormonu ihtiyacını dikkate almadan hormon üretir. Bu durumda toksik yani zehirli guatr ortaya çıkabilir. Bu şekilde aktif olarak hormon üreten nodüllere sıcak nodül adı verilir. Bağımsız (otonom) nodüllerin ne yapacakları, nasıl bir değişim izleyecekleri belli olmaz.

Bazı nodüller hormon üretmezler. Bunlar soğuk nodül olarak tanımlanırlar. Bu nodüllerin kanser hücresi bulundurmaları ihtimali daha fazladır. Özellikle tek ve soğuk bir nodül varsa bu ihtimal artıyor. Bazı nodüllerin içi sıvı ya da kanla doludur. Bunlar kesik nodül adını alır. Diğer nodüllere göre kötü huylu olma ihtimalleri daha az olan bu nodüller nodül içinde kanama olursa şiddetli ağrıya neden olabilirler. Tiroid nodüllerinin ciddi bir belirtisi olmaz. Bazı nodüller boğazda kaşınma, yutma güçlüğü, ses kısıklığı veya ağrı yapabilirse de genel olarak nodüller çoğu kez gözden kaçar.

NASIL TEDAVİ EDİLİYOR

Eğer tiroid nodülünüz varsa durumunuzu bu bilgilerle birlikte bir kez daha gözden geçirmekte fayda olabilir. Özellikle çok büyük, çok sert, ağrılı ve hızla gelişen nodülleri ciddiye almanızda yarar vardır. Nodüle cerrahi bir girişim yapılması kararını bir tiroid cerrahı ile, tiroid uzmanının birlikte vermeleri gerekir. Biyopsi de kuşkulu hücreler veya belirgin kötü huylu hücreler varsa cerrahi girişim şarttır. Tiroid nodüllerinde tiroid hormonu kullanma kararını da doktor verir.

Nörolojik hastalıklar da yorgunluk yapar

Kronik yorgunluk; sinir sistemi ile ilgili (nörolojik) hastalıkların sık görülen bir bulgusudur. Multipl skleroz, inme sonrası gelişen yorgunluk ve geçirilmiş çocuk felci (poliomyelit) sonrası gelişen yorgunluklar hastalarda ağır kısıtlılıklara yol açabilmektedir.

Yorulma yakınmasına yol açan nörolojik hastalıkların sıklığı tam olarak bilinmemektedir, ancak sık olduğu düşünülmektedir. Çocuk felci yani poliomiyelit geçiren hastaların hayatlarının ilerki dönemlerinde aşırı yorgunlukla karakterize bir tabloyla karşılaşabileceğini biliyoruz. Bu durumla karşı karşıya gelen hasta sayısının sadece Amerika’da 350.000 kişi olduğu saptanmıştır. İnme sonrası gelişen yorgunluk ise hastaların yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Parkinson hastalarında, hastalığın erken dönemlerinde yorgunluk ortaya çıkabilmekte ve kalıcı olabilmektedir. Yaşlı bireylerde yapılan bir çalışmada Parkinson hastalarının yüzde 44’ü yorgunluktan yakınırken, aynı yaşta olup Parkinsonlu olmayan bireylerin yüzde 18’inin yorgunluktan yakındığı bildirilmiştir.

Ne zaman ortaya çıkıyor

Kas-sinir bileşkesini etkileyen hastalıklar kasların çabuk yorulmasına neden olurlar ve kasların kasılma gücünü sürdürmede probleme neden olurlar (periferik yorgunluk). Bu tür bir yakınma tarif ediliyorsa; sinir-kas bileşkesini etkileyen hastalıklar (örneğin miyastenik sendrom), çevresel sinirlerin hastalıkları akla gelmelidir. Bu tür vakalarda kaslar çabuk yorulmanın yanı sıra güçsüzleşmiş de olabilir.

Beyin ve omurilik ile sinir sisteminin diğer yapılarını etkileyen hastalıkların yol açtığı yorgunluğa ise "santral-merkezi yorgunluk" adını veriyoruz. Santral yorgunluk ise beyindeki uyanıklık ve dikkat merkezlerini, limbik sistem dediğimiz bölgeleri etkileyen hastalıklarda oluşur. Bu durum basit bir fiziksel tükenmişlikten öte, konsantrasyon zorluğu, zihni aktivitelerde bozulma gibi bilişsel işlevlerin de bozulmasına yol açar.

Bir bellek düşmanı: Uykusuzluk

Sağlam bir bellek için edinilen bilgilerin pekiştirilmesi gerekiyor. Beyin öğrendiği, kaydettiği bilgileri pekiştirmek için uykuya ihtiyaç duyuyor. Uykusuzluk pekiştirme süreçlerini engelleyerek belleği zayıflatıyor. Uykusuzluğun diğer bir zararı da odaklanma güçlüğüne yol açması. İyi bir bellek kaydı için dikkati yoğunlaştırmak, odaklanmak gerekiyor. Uyku problemi odaklanmayı da bozuyor. Kısacası, iyi bir uykunuz yoksa bilgilere odaklanamadığınız ve edindiğiniz bilgileri pekiştiremediğiniz için güçlü bir belleğe sahip olmanız olanaksız hale geliyor.

vitamini ve Linolenik Asit birlikte kullanılınca daha etkili oluyor

Vitamin C ve Linolenik Asit cilt yaşlanmasını yavaşlatıyor. Yeni tamamlanan bir çalışmanın sonuçlarına göre yüksek dozda C vitamini ve Linolenik Asit birlikte kullanıldıklarında cilt yaşlanması daha yavaş gelişiyor. American Journal of Clinical Nutrition Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre C vitamini ve Linolenik Asit besin desteği olarak birlikte kullanıldıklarında (özellikle yağ ve karbonhidrattan kısıtlı bir beslenme planı ile bir kür şeklinde uygulandıklarında) "gençlik besinleri" gibi çalışıyorlar! Yani tam anlamıyla bir nutrikozmetik etki gösteriyorlar. Araştırma dört binden fazla kadından elde edilen sonuçları gösteriyor. Bu sonuçlara göre özellikle C vitamininden eksik beslenen kadınlarda ciltte yaşlanmaya bağlı kuruma ve kırışıklıklar daha da belirginleşiyor. Bu bulgu C vitamininin antioksidan gücünden ve kollajen üretimini destekleyeceği etkisinden yararlanamayan cildin erken yaşlanacağı düşüncesini destekliyor. Linolenik Asid’in cilt dostu bir yağ asidi olduğu da bu araştırma ile bir kez daha destekleniyor.

Tiroid biyopsisi ne zaman yapılır

Bir tiroid nodülünün kanser hücresi içerip içermediği ya da ilerisi için böyle bir eğilim taşıyıp taşımadığını anlamanın en doğru yolu ultrasografik incelemeler yapmak ve şüpheli nodüllere biyopsi uygulamaktır. Bir nodülün kanserli olup olmadığını tespit etmekte en güvenilir alternatif biyopsidir. Özellikle erkeklerde ve çocuklarda belirlenen nodüllerde, sert ve çok büyük nodüllerde, tek ve soğuk nodüllerde daha yüksek oranda kanser olasılığı bulunduğundan biyopsi yapmakta yarar vardır.

Şeker hastalarında hipertansiyon daha sık görülüyor

Şeker hastalarında damar sertleşmesi ve özellikle sistolik hipertansiyona sık rastlanıyor. Şeker hastalarında ortaya çıkan böbrek yetmezlikleri de bu hastaların hipertansiyona yakalanmalarını kolaylaştırır. Şeker hastalarının kan basınçlarını daha dikkatli izlemeleri, eğer hipertansiyonlu iseler ilaçlarını mutlaka kullanmaları gerekiyor.

Nodül ve guatr ayrı şeylerdir

Tiroid nodülü ile guatr aynı şeyler değildir. Guatr tiroid bezinin bir kısmı ya da tamamının büyümesidir. Nodül ve guatr birlikte bulunabilecekleri gibi ayrı ayrı da teşhis edilebilirler. Eğer bir tiroid nodülü söz konusu değilse guatr belirlendiğinde kötü huylu olup olmadığı genellikle araştırılmaz. Bazı guatrlarda bir veya birden fazla nodül bulunabilir. Eğer nodüller ile ilgili herhangi bir şüphe varsa biyopsi yapmakta gecikmemelidir.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için: Tel: (0212) 236 73 00

Evde diyet yapmam çok zor, kendime göre alışveriş yapmam gerekiyor. Alışveriş listem çok farklı olmak zorunda mı?

Diyet yaparken alışveriş yapmak kafa karıştırıcı olabilir. Kendinize özel bir listenin alışverişinin de kendinize özel olması gerektiğini düşünebilirsiniz. Ancak listedeki yiyecekler temel besin gruplarından farklı yiyecekleri içermez; süt-yoğurt, et, ekmek ve tahıl grubu, sebze ve meyve grubu. İşte size püf noktaları:

n Bol bol sebze ve meyve satın alın

n Evde enerji değeri yüksek besinler (çikolata, tatlılar, kuru meyveler, kekler ve pastalar) bulundurmayın, bunları satın almayın

n Satın alırken meyvelerin en küçüklerini ve en tazelerini seçin

n Alışveriş listenizi önceden hazırlayın ve sadece listenizdeki şeyleri alın

n Boş mide ile alışverişe çıkmayın, ne kadar açsanız o kadar çok yiyecek satın alırsınız

n Her ürünün en küçük boyunu satın alın

Diyet yaparken sabahları peynir yiyorum. Kolesterol problemim yok. Her sabah yumurta yiyebilir miyim? İştahımı artırır, kilo aldırır mı?

Yumurta kilo aldırır mı

Doktor muayenenizin sonucunda yapılan kan tahlillerinde bir problem çıkmadıysa eğer her sabah 1 dilim (30 gr) peynir yerine 1 adet haşlanmış yumurta veya yağsız tavada pişmiş yumurta tüketebilirsiniz. Bazen sabah peynire ilave olarak yanında yumurta yemek isterseniz veya peynirli bir omlet yemek istiyorsanız gün içindeki et hakkınızdan azaltarak bu değişikliği sağlayabilirsiniz. Yumurta, demir yönünden zengin, çok kaliteli bir protein olduğundan en az haftada 1 gün yemenizi tavsiye ederim. Az yağlı ve az kolesterolü olan bir diyet uygulamanız gerekmiyor ise ve alerjiniz yok ise haftada birden fazla yumurtayı tüketebilirisiniz. Yumurtanın iştahınızı artırma özelliği yoktur, yani kilo almanızı olumsuz yönde etkilemeyecektir.



arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
Yazarlar Arşivi
Osman MÜFTÜOĞLU
Tüm yazıları
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH