Ne çok Selanik göçmeni var!

Bu ülkede kökeni Balkan-lar’a dayanan herkes “Nerelisin?” sorusuna aynı yanıtı veriyor; Selanikli...

Yahu 1920’lerde Selanik’in toplam nüfusu 160 bin civarında, bunların sadece 45 bini Türk. Nasıl herkes Selanik göçmeni olabilir? Köklerine bu kadar mı ilgisiz olur bir insan?
İtiraf edeyim; yıllarca ben de aynı yanıtı verdim, anne tarafımın da, baba tarafımın da Selanik göçmeni olduğunu söyleyip durdum.
Sonra 30’lu yaşlarımda Balkanlar’a merak saldım.
Öğrendim ki baba tarafım Doyran’dan (bugünkü Dojran), anne tarafım Gevgeli’den (bugünkü Gevgelija) göç etmiş...
Her iki yerleşim yeri de bugün Selanik’in 60-70 kilometre kuzeyinde, Makedonya-Yunanistan sınırında, Makedonya topraklarında...
İyi hatırlıyorum, biz ufacık çocuktuk, 80 yaşındaki dedem “Beni doğduğum topraklara, Doyran’a götürün” der dururdu. Ne yazık ki Doyran’ı bir daha göremeden öldü.
Belki de kan çektiği için Balkanlar’a çok seyahat ettim.
Ama hiç Doyran’a, Gevgeli’ye gitmedim.
Bugün Doyran’a gitmek sanki bana dedemin vasiyeti gibi...
Eminim Eski Doyran’a gittiğimde atalarım için bir çift gözyaşım toprağa düşecek.
Eminim Balkanlar’ı çok daha seveceğim.
Uzun yıllardır bana soranlara “Selanik göçmeniyiz” demiyorum.
“Bizimkiler Gevgeli’den, Doyran’dan” yanıtını veriyorum.
Tavsiye ederim, köklerinize seyahat edin...

Yanıt yok...

Tinerci çocuğu yayına çıkarıp Başbakan’dan fırça yedikten sonra geri adım atan arkadaş!
Attığın geri vitesi kamufle etmek için boşuna bize sataşıp durma.Sana yanıt yok. Ne zaman ki baba olup aklın başına gelecek (umarım), seni o zaman muhatap alacağım.

Unutma!

İster Sevgililer Günü’nü çılgınca bekle...
İster bugüne düşman ol...
14 Şubat yine geldi işte.
Bugünle kafa bulanları anlamıyorum;
Anneler Günü’ne neden karşı çıkmıyorsunuz?
Babalar Günü’nü neden reddetmiyorsunuz da Sevgililer Günü’ne düşmanlık yapıyorsunuz?
Sevgili olmak bu kadar değersiz bir şey mi?
Hiçbir şey yapmıyorsanız bile “Seni seviyorum” demeyi unutmayın bugün.

Devekuşu Kabare’nin tutmasının tek koşulu

Zeki Alasya-Metin Akpınar’ın 20 yıl aradan sonra yapacağı Devekuşu Kabare’den umutsuz olduğumu yazmıştım.
“Bugün aynı enerjiyi sahneye yansıtmaları imkansız” demiştim.
Basın toplantısında Zeki Alasya da, “Eskiden tavşandık, şimdi kaplumbağa olduk” diyerek bana hak vermiş sayılır.
İlk olarak 15-20 gösteri yapacaklarmış. Cemal Reşit Rey, Açıkhava gibi büyük salonlarda...
Fikrimi değiştirdim; bu oyun tutabilir. Devekuşu Kabare eskisi gibi ilgi görebilir.
Ama tek bir koşulla;
Eskisinden çok daha muhalif bir siyasi mizah yaparlarsa.
Medyada bunun örneği var; Sözcü.
Kuponsuz, promosyonsuz sadece muhalif çizgisiyle gayet iyi satıyor.
Zeki Alasya ve Metin Akpınar aynı muhalif çizgiyi sahneye aktarırlarsa müşteri bulurlar. Yoksa kuru mizahla işleri zor.
İyi ama bunu yapmaya cesaretleri var mı?

Taksim’in parkeleri

Taksim Meydanı projesinde Topçu Kışlası’nı, yayalaştırmanın nasıl olacağını, Gezi Parkı’nın yok olmasını tartışıyoruz ama çok önemli bir şeyi unuttuk.
Parkelerini...
Biz daha İstiklal Caddesi’nin parkelerini yapamazken, koskoca meydanın parkelerini nasıl yapacağız?
Granit mi olacak, Çin malı mı olacak, sökülecek yeniden yapılacak derken ömrümüz İstiklal Caddesi’nin bir türlü olamayan parke-lerini tartışmakla geçti.
Korkarım şimdi bir de buna Taksim Meydanı’nın parkeleri eklenecek!

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding