Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
26 Ekim 2014 Pazar 01:50
 Yazarlar
29 Ocak 2010
Cengiz SEMERCİOĞLU  csemercioglu@hurriyet.com.tr

El Bulli’nin kapanmasında Selahattin Duman etkisi


Dünyanın en iyi restoranı El Bulli, iki seneliğine dükkanı kapatmaya karar vermiş.

Dünyanın en etkili 100 insanı arasında bulunan El Bulli’nin İspanyol şefi Ferran Adria’nın böyle ani bir karar almasında kesinlikle Selahattin Duman’ın etkisi olduğuna inanıyorum.
Ferran Adria “Çok yorulduğum için bu kararı aldım” diyor.
Külahıma anlat!
Selahattin Duman’ın geçen yaz Vatan gazetesinde dört gün boyunca yazdığı ve bence Türk medyasında restoran yazılarının başyapıtı olan yazı dizisi kim için yazılsa “çok yoruldum” derdi...
Dün bu haberi okuyunca Selahattin Abi’nin geçen yaz yazdığı El Bulli yazı dizisini tekrar açıp okudum.
Sabah sabah gülmekten gözlerimden yaşlar geldi.
O yazıdan bir iki bölümü aktarmalıyım buraya;
¡¡¡
“Nasıl belalı bir görev üstlendiysek. Lokantanın adını doğru telaffuz edebilmemiz bir ayı buldu.
Yazılışı “elBulli..”
Baştaki “e” küçük harfle.. İçindeki “B” büyük harfle.. Dil bilgisinde böyle bir sözcük yazsan sınıfta çaktırırlar..
Okunuşuna dair tevatür de çok.. Kimi “El büyi..” diye okuyor.. Kimi “ebuli..” diye.. “El Büllük” diyeni bile çıktı..”
¡¡¡
Buruşturulmuş metal tabakta üçer adet kabuklu yer fıstığı gibi duruyor.. Birinci sponsorumuzun eşi açıklamayı dikkatle dinlediğinden beni aydınlattı:
“Yavaşça tutup ağzına atacaksın.. Tadı yutarken, yutağın üzerinde patlayacakmış..”
Çakma fıstık daha göğsümün hizasındaydı ki patladı, yiyeceğin tadına önce elim sonra gömlek baktı..
Biz de “avuç yalama” tekniği ile yeme içme olayına interaktif biçimde dahil olduk..
İkinci fıstık da elimde patlayınca, üçüncüyü bizzat kendim tabakta patlattım..
Yalaktan su içen bir sığır nezaketiyle dilimi kullanarak geride kalan jöleyi mideme indirdim..
Masadaki yâranıma “Dördüncü yemek ne zaman gelecek?” diye sordum.. Gelmiş, yemişiz bile..
Ben tabağımı yalarken Marta Hanım bir ara yanımıza gelmişti. Elindeki alüminyum silindir şeklinde vazoyu bizlere tutmuştu.. Kabul gününde misafirlere şeker tutar gibi..
Silindir vazoda küçük çam filizleri vardı.. Hani çam ağacının yeşil dalının en ucu gibi..
Sponsor eşlerinden biri “Bunun sadece sapı yenecekmiş..” diye masayı uyarmıştı.. Sapı dediği yarım santimlik saydam bir şey..
Ben de dinlemeyip tamamını ağzıma atmıştım.. Harp olur, darp olur aç kalmayalım zihniyetinden giderek..
Meğer o yediğimiz çam filizi başlı başına bir yemekmiş..
İyi de masada hâlâ çatal kaşık yok..”
¡¡¡
Vatan gazetesinin sitesine girip dört günlük bu yazı dizisini (13.08.2009) okuyun, hem gülmekten yerlere düşeceksiniz hem de El Bulli’nin kapanmasında Selahattin Duman etkisini daha iyi anlayacaksınız.

Sonunda uçakta tuvalete gitmek de yasaklanacak!
Vücuduna sardığı sıvı patlayıcıyla uçağı havaya uçurmaya kalkan El Kaide militanının yakalanmasından sonra Obama’nın  emriyle havaalanlarında güvenlik önlemleri iyice artıldı.
Uçağa el bagajı alınmaması bile tartışılıyor.
Sadece kadınların el çantalarıyla uçağa binmesine izin verilecek belki de...
Tüm bu yasakların üzerine şimdi de tuvaletlere işgüzar yolcuların bıraktığı “bomba var” notları ortaya çıktı.
Önce Stuttgart-İzmir seferini yapan uçak tuvalete bırakılan not yüzünden Selanik’e inmek zorunda kaldı.
Dün de Münih-Antalya seferini yapan uçak tuvalete bırakılan benzer bir not yüzünden saatlerce arandı.
Bu aptal şakaları yapan yolcular yüzünden sonunda uçaklar da tuvalet kullanmak da yasak olacak ondan korkuyorum.

Öcalan da TV’de jüri olur mu
Fatih Aksoy’un Ağca’yı dans programına yarışmacı olarak düşünmesi ve bunu savunurken kullandığı argüman çok yanlış.
“Cezasını çekti, hapisten çıktı ne var bunda” diyor.
Öyleyse çocuk tecavüzünden yatıp çıkmışları da, seri katilleri de, terör örgütü üyelerini de televizyon starı yapalım...
Hatta Abdulah Öcalan da günün birinde serbest kalırsa “Ne var bunda cezasını çekti tamamladı” diyerek bir yarışmaya jüri üyesi yapalım, olur mu?..
Ağca’ya bunu öneren geçmişinde sağ kökenli biri olsa ‘cilalamaya çalışıyorlar’ diye yerden yere vururuz...
Fatih Aksoy ise tam tersi... Geçmişinde solcu görüşler yatan, evde komünler kuracak kadar radikal olan biri.
Bir dönem yaptığı her program reyting rekorları kıran, sektörde en güçlü yapımcı olan Fatih Aksoy’un televizyonculuğu duraklama dönemine mi girdi ne...
Baksanıza Ağca’nın reyting alacağına inanıyor. Türk halkının hassasiyetlerini bunca yıl sonra bile çözememesi şaşırtıcı...



arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
Yazarlar Arşivi
Cengiz SEMERCİOĞLU
Tüm yazıları
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH