Magazin Yazarlar
Krizde nasıl beslenmeli işte



Kriz dönemlerini kilo almadan ve sağlığımızı bozmadan atlatmak için hazırladığımız 10 altın önerinin ikinci bölümünü bugün yayınlıyoruz...

KOLESTEROLÜ SINIRLAYIN

Türk Kardiyoloji Derneği’ni dinleyin, kolesterol zengini yiyeceklere fazla itibar etmeyin. Yumurtayı, sakatat grubu besinleri (iç organlar) ve diğer kolesterol zengini yiyecekleri kolesterol sorununuz, kalp probleminiz olmasa bile kararında tüketin. Hayvan iç organlarından, bol yağlı kırmızı etlerden, derisi kanadı bol yerlerinden, iç ve kuyruk yağının fazlasından uzak durmanızda da yarar var.

TUZU AZALTIN

Hipertansiyon hastası olmasanız bile tuzu azaltın. Tuz yalnız kan basıncını yükselttiği için değil, daha birçok nedenle sağlığa zararlı yiyecekler arasında çoktan yerini aldı. Un gibi, şeker gibi, tuz da “tehlikeli beyazlar” arasında sayılıyor. Yeni yılda öğün atlamamaya ve özellikle kahvaltılarınızı ciddiye almaya, sık sık ve az az yemeye, bol su içmeye özen gösterin. Alışveriş yaparken sağlığınıza yatırım yaptığınızı unutmayın, paraya biraz kıyın! Sepetinize bir şey koymadan önce bunun sadece cüzdanınıza değil, size de zarar verip vermeyeceğini iyi düşünün.

ETİKETLERE DİKKAT

Satın aldığınız yiyeceklerin sadece fiyatlarını değil, etiketlerini de dikkatle inceleyin. İçeriklerini kontrol edin. Katkı maddesi, renklendiricisi, boyası, foyası çok besinlerden uzak durun. Trans yağ içeren ürünleri, mono sodyum glutomat ihtiva eden yiyecekleri ve içecekleri (çorbalar dâhil) satın almadan önce iyice düşünün. Unutmayın! Etiketler hem fiyatlar hem de içerikleri anlamanız yönünden çok önemli.

YEMEKTEN KEYİF ALIN

Yemeklerinizi sağlıklı yağlarla pişirip pişirmediğinize, mutfakta kullandığınız kapların güvenli olup olmadığına, pişirme tekniklerine de özen gösterin. Kızartma yerine haşlama veya buğulamaya öncelik verin. Izgaralarınızı yoğun ateşte pişirmeyin, yakmayın.

RUHUNUZU DA BESLEYİN

Krizde beslerken özen göstereceğiniz yalnız bedeniniz değil, ruhunuz da olmalıdır. Kriz dönemlerinde ruhsal gelgitler endişe, korku, telaş, güvensizlik gibi istenmeyen ruhsal haller sıklaşıyor. Böyle dönemlerde dostluk, arkadaşlık ilişkilerini sıklaştırmak, maneviyatı güçlendirmek gerekiyor. Ruhu beslemede iyimser yaklaşımın, olumlu bakışın, güzel düşüncelerin, dostlar ve arkadaşlarla paylaşılan güzel anların önemli yararları oluyor. Mümkün olduğu kadar çoğalmaya, kalabalıklaşmaya ve sosyalleşmeye çalışmak gerekiyor.

Rahmin alınması erken menopoz yapar mı

Kadınlarda rahim ve yanındaki iki yumurtalık ayrı organlardır. Rahmin alınması sıklıkla hem rahim hem de yumurtalıkların alınması ameliyatıyla karıştırılır. Yumurtalıklar alınınca aniden menopoz olur. Ancak sadece rahim alınırsa, yumurtalıklar çalışmaya devam eder. Bu durumda adetlerin kesilmesine ve gebe kalamamaya rağmen yumurtlama doğal menopoz yaşı olan 50 yaş civarına kadar devam eder. Rahim alınması nedeniyle, adetlerin kesilmesiyle kendini belli eden menopoz zamanı tam olarak belirlenemez.
Bazı bilimsel çalışmalar yumurtalıklar bırakılsa dahi rahim alındığında menopoz yaşının 2–3 yıl erkene geldiğini belirtmektedir. Bunun sebebi tam olarak bilinmemektedir.
Bununla birlikte zaten ameliyata sebep olan patolojiler nedeniyle veya daha önceden geçirilen yumurtalık operasyonları gibi yumurtalıklara zarar veren durumlar nedeniyle, bu hastalarda rahim ameliyatından çok önce östrojen hormon azalmalarının başlamasının da menopozun erkene gelmesine sebep olabileceği düşünülmektedir.

Sigarayı bırakmanın faydası ne zaman başlıyor

Sigarayı bıraktıktan kısa bir süre sonra iyilik işaretleri ortaya çıkabiliyor ama kalp ve akciğerlere yaptığı tahribatların temizlenmesi için 5–10 yıl gerekebiliyor. Sigarayı bırakanlarda kanda karbonmonoksit seviyesi hemen düşüyor, kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşıma kabiliyeti süratle artıyor. 10–15 gün içinde burun, boğaz ve akciğerdeki hasar görmüş sinir uçları ve yüzey hücreleri iyileşmeye başlıyor. Bazı insanlarda sigarayı bıraktıktan sonra görülen öksürükler ve balgam artışının sebebi bu durumdur. Solunum yolları ve akciğerlerinizin temizlendiğinin belirtileridir. Sigarayı bıraktıktan 1–2 ay sonra solunum yollarının direnci eski haline dönmeye, solunum yolları enfeksiyonları, soğuk algınlıkları daha seyrek görülmeye başlıyor. İki yıl sonra ise kalp krizi veya felç geçirme riskiniz ciddi oranlarda azalıyor. Damar yaşlanması seviyeleriniz 5 yıl sonra hiç sigara içmemiş kişilerin ki ile aynı duruma geliyor. Akciğer kanseri riski neredeyse tümüyle ortadan kalkıyor.

Çok düşük kalorili diyetler tehlikelidir

Günde 800 kalorinin daha altında kalori kazandıran diyetler sadece obezitesi ciddi hastalık komplikasyonlarıyla sonuçlanan (kalp krizi, nefes alma güçlüğüne yol açan solunum yetmezliği gibi) ya da sağlık bakımından yüksek risk taşıyan kişilerin hızlı kilo vermelerini gerçekleştirmek için dizayn edilmiştir. Bu diyetler bazı tıbbi problemlere yol açabilirler. Bu nedenle medikal gözetim altında yapılmaları önerilmektedir. Bu diyetleri uygulayanlarda baş dönmesi, aşırı yorgunluk, baş ağrısı, göz kararması önemli ilk işaretlerdir. Ayrıca adet döngüsünde düzensizlik, saç dökülmesi gibi sorunlar da meydana gelebilmektedir. Bu tür değişiklikleri fark edenlerin hemen bir doktor ile görüşmeleri gerekmektedir.

Tiroid bezi iltihabı ağrısız da olabiliyor

Tiroid bezinin bağışıklık bozukluğu nedeniyle meydana gelen bazı iltihapları hiç ağrıya neden olmadan, sessiz sedasız ortaya çıkabiliyor. Bu hastaların çoğunda tiroidite rağmen ateş de görülmüyor. Boyunda ağrı ve ateş gibi belirtiler olmadığı için de çoğu zaman gözden kaçıyor. Bu tiroiditler “sessiz tiroidit” olarak tanımlanıyor. Sessiz tiroiditlerde başlangıç hastadan hastaya değişiyor. Bazı hastalarda başlangıçta bir “hipertiroidi” dönemi olabiliyor. Bu dönemde çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, titreme, kilo kaybı gibi belirtiler görülüyor. Tablo bir süre sonra hipotiroidiye dönüşebiliyor. Bazı sessiz tiroiditlerde ise daha başta hipotiroidi ön planda oluyor, hastalar daha çok yorgunluk, kilo alma, kabızlık, cilt kuruluğu gibi şeylerden şikâyet ediyor. Tiroidin sessiz sedasız iltihaplanabildiği durumlardan biri de doğum sonrası dönemde ortaya çıkıyor. Yeni doğum yapan kadınların yüzde 5-10’unda ağrısız, ateşsiz bir tiroid bezi iltihabı ortaya çıkabiliyor. Bu tabloda tiroid oto antikorları teşhis koydurucu olarak kabul ediliyor.

Varis deyip geçmeyin

YANLIŞ BİLGİ

Çoğu kadın varis problemini estetik bir sorun olarak görür. Ama eğer dikkat edilmezse varislerin de ciddi sağlık tehditleri haline gelebileceği biliniyor. Örneğin varisli bir damar paketinde oluşan pıhtılardan kopan bir parça akciğere ulaşarak ani solunum yetmezliğine sebep olabiliyor. Kopan pıhtının büyük olabilmesi halinde hayatı tehdit edici sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Ayrıca varisli alanda meydana gelebilen ülserler ve yaralar da ciddi bir problem oluşturabiliyor.

Varis sorunu ile erken dönemlerde mücadele etmek çoğu zaman bu kötü sonuçları daha yolun başında önlüyor. Eğer varis probleminiz varsa fazla kilolarınızı bir an önce vermeye, ayakta uzun süre kalmamaya, özellikle topuklu ayakkabılardan uzak durmaya, fırsat buldukça ayaklarınızı uzatmaya, dinlendirmeye, uzun yolculuklarda ayaklarınız sarkık vaziyette bırakmamaya çalışın. Varise yol açabilecek yanlış davranışlardan uzak durun.
Varisli bölgeyi aşırı sıcaktan koruyun. Fizik tedavi ve LPC gibi uygulamalardan uzak durun. Ayak kaslarınızı güçlendirecek, varisli damarlarınızın boşalmasını kolaylaştıracak egzersizleri öğrenin. Varisin tedavisinde kullanılan birçok yöntem var. En etkili yöntemler cerrahi girişimler ve lazer uygulamaları olarak gösteriliyor. Varisli damarların duvarını güçlendirdiği iddia edilen bitkisel desteklerden de faydalanmak mümkün olabiliyor.




23 Ocak 2009