İstanbul’da kendimi buldum

Güncelleme Tarihi:

İstanbul’da kendimi buldum
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 25, 2013 03:00

Kıpır kıpır şarkıları, rengarenk kostüm ve aksesuvarlarıyla insana enerji aşılayan Zeliha Sunal, “Aldatılmak” single’ıyla yeniden karşımızda. Uzun yıllar Ankara’da devlet erkanına şarkı söyleyen Sunal, “İstanbul’a gelince kendimi buldum” diyor.

Haberin Devamı

* Zeliha Hanım, yine bir single çıkardınız ve bu kez “Aldatıldık”ı söylediniz. Neden son dönemde hep single yapıyorsunuz?  

- İki sene önce beş şarkılık bir maksi single yapmıştım “Aşk Bana Kalır” diye. Albüm planlarım vardı ama o sırada “Kurbağa Prens”i dinledim ve çok hoşuma gitti. Öyle bir şarkı ki albümün içine girse olmayacak, dışında kalsa olmayacak. O yüzden single yaptık. Her şeyi çok abartılı, dolu dolu yaşamayı seviyorum, o yüzden ona üç versiyon yapmıştım. Şimdi de “Aldatıldık” geldi. Aslında yine albüme hazırlanıyorduk, şarkılarımı da seçmiştim. O esnada bu şarkı gelince kaldı. Albüm inşallah ekimde çıkacak. 

* Şarkının söz-müziği Sezen Aksu’ya ait ve daha önce Rengin söylemiş. Siz ne gibi oynamalar yaptınız üzerinde?

- Daha rock bir parçaydı, biz biraz Balkan’a çevirdik.
  
* Neden?

- Yaz geliyor, kıpır kıpır olsun, içimiz oynasın diye... Cıvıl cıvıl da bir klip çektik, çok sevildi.

* Klipte Angelina Jolie de var...

- Jolie, daha önce de “Tarçın”da oynadı. Hem de green box çekimde... Çok yetenekli, kamera karşısında başka bir şey oluyor.

* Köpeğinizin neden Angelina Jolie adını koydunuz?

- Banu Noyan yüzünden. Köpek Almanya’dan geldi. Onun geldiğinin ertesi günü de bir güzellik yarışması vardı. Birlikte fotoğraflarına bakıyorduk Banu’yla. “Ne güzelmiş, sen bunu güzellik yarışmasına soksana” dedi. Köpek bir avuçtu, o kadar da güzel bakıyordu ki adı Angelina Jolie olsun dedik. Nüfus kâğıdında da yazıyor ama biz ona kısaca Jolie diyoruz.

SAHNEDE HER  İSTEDİĞİMİ YAPARIM

* Bence siz albümün çıkmasını beklemeden bir single daha yaparsınız, doğru tahmin mi?


- Nereden bildin? Kıpır kıpır, kabına sığamayan biri olduğum için haklı olabilirsin. Birkaç gün sonra sıkılma emareleri başlar.

* Bu yüksek enerji sadece sahnede ya da stüdyoda mı açığa çıkıyor?

- Yok, hayatımda her şey çok dolu dolu. Ama sahnede iyice coşuyorum. Sahnede istediğim her şeyi yapabilme özgürlüğüne sahibim ki bu her sanatçıya nasip olmaz.

* 5 bin şarkılık bir repertuvarınız varmış, doğru mu?

- Evet, belki de daha fazla. Çok uzun yıllardan beri sahnede olduğum için böyle bir repertuvar oluştu.

* Hepsi ezberinizde mi?

- Yok, artık bazısı çıktı ezberden.

* Kaç dilde bu şarkılar?

- Kırk küsur. Önce keyif için altı yedi dilde söylüyordum. Sonra o keyif mecburiyete dönüştü.

* Neden?

- Ankara’daydım. Devlet büyükleri için Grup Angora’yla birlikte şarkı söylüyorduk. Bir gün “Ah! Neden ben Nijerya dilinde şarkı söylemiyorum?” dedim. “Madem öyle istiyorsunuz, buyurun bütün kapılar size açık” dediler. Diyelim ki Brezilya’dan bir devlet adamı geliyor, Brezilya’nın en meşhur şarkısını seçip ezberliyordum. Tabii bir kadına yakışan, içinde cinsellik ya da siyaset olmayan şarkılar oluyordu.

* Diliniz kıvrak sanırım. Herkes her dili kolayca telaffuz edemez.

- Babam Hava Kuvvetleri için Amerika’dan gelen kitapları tercüme ediyordu. Evde çok yabancı konuğumuz olurdu. Annem ve babam hiç Türkçe müzik de dinlemezdi. Evde kazandım bu özelliği yani...

UVERTÜR GELMEYİNCE ŞARKICI OLDUM

* Ankara’da kaç yıl çalıştınız?


- 1988’le 1999 arasında bunu yaptık. Sonra İstanbul’a geldim. Daha önce de İzmir’deydim ama orada orkestrada gitar çalıyordum sadece, şarkıcı değildim.

* Şarkı söylemeye nasıl başladınız?

- Bir gün uvertür gelmedi. Patron Atalay Noyaner gözünü bana dikti, “Çabuk bunu hazırlayın” dedi. İzmir Maxim’deyiz, Seda Sayan var, Huysuz Virjin var, Nesli Özsoy var, kadro zengin... Seda “Gel kız buraya” deyip ayakkabı, çorap verdi. Nesli Özsoy elbise getirdi. Huysuz Virjin de sahnede vazo gibi nasıl duracağımı öğretti. Patron sonra “Eline bir daha gitarı alırsan seni kovarım, bundan sonra sen söyleyeceksin” dedi.

* Siyasiler için şarkı söylediğiniz Ankara dönemleri nasıldı?

- Süleyman Demirel’e, Turgut Özal’a, Kenan Evren’e söyledim. Süleyman Bey’e ne söylesek sevgi ve saygıyla dinler. Kenan Evren, eğlenmeyi sever.

* Hiç eğlenmediğini, keyif almadığını gördüğünüz isimler oldu mu?

- Zaten eğlenmeyecekler. Protokol yemeğinin kuralları var.

HİLMİ ÖZKÖK KIZININ DÜĞÜNÜNDE KIZ BABASI GİBİ OLAMADI

* Peki kimsenin gözünde ayağa kalkıp göbek atma isteği okuduğunuz da mı olmadı?


- Çok... Ama bu insanlar böyle yemeklerde asla kımıldamazlar. Adı üstünde, protokol... Gerçi kızacaklar ama normalde hepimizin gittiği konserlerde en ön sırayı protokole ayırırlar ve kimse eğlenemez. Kurallarla çevrilidir dört bir tarafı. Mesela Sayın Hilmi Özkök’ün kızının düğününde, Özkök’ün devlet erkanından konukları vardı. Kendisi bir türlü kız babası gibi olamadı düğünde. Protokolü gönderdikten sonra kendisinden rica ettim, “Ne olur artık biz biz bizeyiz, rütbelerimizi çıkaralım” diye.

* Sizin gibi enerjik bir insanın protokole söylerken enerjisi düşmüyor muydu?

- Düşmez mi... İçimden söyleniyordum.

* İstanbul’a gelip o protokol havasından çıktığınızda nasıl hissettiniz kendinizi?

- İstanbul’a adım attığım andan itibaren, ben ben değildim artık. Buraya geldiğimde ters yüz oldum, gerçek beni sergileme şansı buldum.

İSTANBUL’UN İLK GÜNLERİ ÇOK ACIYDI

* 1993’te İstanbul’a geldiniz. Neler yaşadınız ilk günlerinizde?


- Başlangıç çok acıydı, çünkü İstanbul bir savaş alanı. Burada herkes kendi savaşını kendisi vermek zorunda. İstersen Ankara’nın en meşhur şarkıcısı ol, İstanbul’da bir anlamı kalmıyor, sıfırdan başlamak durumundasın.

* Siz de sıfırdan mı başladınız?

- Evet, sıfırdan başladım.

* Ankara’ya dönmek istediğiniz zamanlar oldu mu?

- Gidemezsin ki! Seni arkandan su dökerek yollamışlar. Ar namus yaparsın, geri gidemezsin.

* Bu arada, sosyal sorumluluk projelerinde çok sık görüyoruz sizi...

- Doğru. Ben Zeliha Sunal olarak hep eğlenceli işler yaptım. Ama imza attığım çok ciddi işler de var. Sigarayla savaşmak mesela. Bunun dışında ÇEVKO’yla da çalışmalar yapıyoruz.

* Çekimde giydiğiniz sigara karşıtı kostümler ne için peki, nerede kullanılacak?

- Sigarayla Savaş Derneği’nin ödül töreninde sahne alacağım, orada giyeceğim.

ÜÇ BEŞ KİLO VERSEM TIĞ GİBİ OLACAĞIM

* Twitter’da sık sık diyete başladığınızı ama devam edemediğinizi yazıyorsunuz. Son diyette gidişat nasıl?


- Bir üç beş kilo versem tığ olacağım, ama olmuyor. En iyi diyetler başlanamayan pazartesi diyetleri. Hatta diyet için bir şiir de yazdım.

* Paylaşır mısınız bizimle o şiirinizi?

- Diyet yapmak ne zor işmiş/ Tatsız tuzsuz yiyecekler/ Rejim yapmak daha da zor/ İradem beni engeller.

* İradem beni engeller diyorsunuz ya, merak ettim. İrade zayıflığı sadece yemek söz konusu olduğunda mı ortaya çıkıyor?

- Evet. Çünkü sigarayı bıraktım, irademin sağlam olduğunun en iyi göstergesi bence. Yedi–sekiz sene oldu. Hatta şimdi Sigarayla Savaş Derneği’ndeyim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!