Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.
Hürriyet'i Takip Et
Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

Karagül bir kadın hikayesi

Ebru Esen TURGUD
9 Nisan 2013
    Karagül bir kadın hikayesi

    Başrollerini Yavuz Bingöl ve Ece Uslu’nun paylaştığı, Fox’un yeni dizisi “Karagül”, geçtiğimiz hafta seyirciyle buluştu. Çekimleri Gaziantep ve Şanlıurfa’da yapılan dizi, bu akşam ikinci bölümüyle ekranda olacak. Dizinin Halfeti’deki setini ziyaret ettik, detayları Yavuz Bingöl’den dinledik.

    * Yavuz Bey, yeni diziniz hayırlı olsun. Öncelikle canlandırdığınız karakteri anlatır mısınız biraz?  

    - Teşekkür ederim. Ben bir dönem yurtdışında yaşamış, evlenmiş ama sonra başına gelen olaylar yüzünden cezaevine düşmüş Fırat’ı canlandırıyorum. Fırat, daha sonra sınır dışı ediliyor ve Halfeti’ye dönüyor. Yurtdışındaki eski eşinden bir kızı var ve onunla arası hiç iyi değil. Dürüst, namuslu bir adam olmasına rağmen kızını görebilmek uğruna dizinin kötü adamı Kendal’ın yaptıklarına göz yumuyor.

    * Ne iş yapıyor Fırat?   

    - Sedef kakma ustası.

    * Dizi için ne kadar zamandır çekim yapıyorsunuz?

    - Yaklaşık 1,5 ay oldu. Hikâye tamamen Gaziantep ve Halfeti’de geçiyor. Kışın da Gaziantep şartlarında çekim yapmak zor. O yüzden stoklu gidiyoruz. İki-üç bölüm yedeğimiz var.

    * Çekimlerde sizi en çok ne zorluyor?

    - Gaziantep’ten Halfeti’ye gitmek... Gidiş geliş 110 km. Üç saat zaman alıyor.

    * Dizinin odak noktasında ayakta kalmaya çalışan bir kadın var. Dolayısıyla bir kadın hikâyesi diyebilir miyiz “Karagül” için?

    - Kesinlikle. Bu bir kadın hikâyesi.

    KEREM ALIŞIK’LA YOLLARIMIZI AYIRDIK

    * Kerem Alışık’la birlikte kurduğunuz SASİN Yapım’da işler ne durumda?

    - Kerem Alışık’la çok iyi dostuz. Bir kader birliği yaptık, şirket kurduk. İlk filmimiz de “72. Koğuş” oldu. Ciddi bir bütçeyle çektik filmi ama zarar ettik. İstediğimiz seyirci sayısına ulaşamadık.

    * Kerem Bey’le işbirliğiniz devam ediyor mu?

    - Aslında tutunuruz diye düşünmüştük. Önemsediğimiz projeler vardı, sağa sola gönderdik, olmadı. İş yapamayınca yollarımızı ayırdık. Ama dostluğumuz bakidir.

    * SASİN Yapım hâlâ faaliyette mi peki?

    - Evet, şirketi ben devraldım. Ufak tefek borçlarımız vardı, onları paylaştık. Kerem benim için özel bir insan. SASİN Yapım olarak ileride bir proje yaparsam, mutlaka yine ona danışırım. Bir projede uygun bir rol olursa da seve seve teklif götürürüm.

    BENİM SHAKESPEARE OYNAYACAK DÜZEYDE BİR OYUNCULUĞUM YOK

    * Türkücü olarak tanındınız, sonradan oyunculuğa başladınız. Oyunculuk hayatınızın neresinde?

    - Oyunculukla oyun oynuyorum. (Gülüyor) Ben dizi ve sinema filmi oyunculuğu yapıyorum. Tiyatro sahnesinde Shakespeare oynayacak düzeyde bir oyunculuğum yok benim. Çalışırsam olur, o ayrı. İçinizdeki enerjiyi gözünüzden yansıtabilirseniz, oyunculuk yapabilirsiniz. Ama müzisyenlik aynı şey değil. Oyunculuğu küçümsemek için konuşmuyorum ama böyle. Mesela Fazıl Say gibi biri yüz yılda bir gelir. O yüzden enstrümanla bir şeyler çalıp okumak benim için çok daha önemli.

    * Anneniz Şahsenem Bacı’yı herkes biliyor, peki babanız ne iş yapıyordu?

    - Babam daha 24 yaşındayken ortaokul müdürüydü. Şimdiki gençlerle karşılaştırıyorum da, o yaşta 500-600 tane öğrencisi varmış benim babamın. Hayatı ondan öğrendim ben. Bizi yazın çalıştırırdı mesela.

    * Ne tür işlerde?

    - Tamirci çıraklığından tutun da su satmaya kadar her türlü işi yaptım. İlkokuldan konservatuvardan atılana kadar hep çalıştım. İyi ki çalışmışım.

    KONSERVATUVARDAN İYİ Kİ ATILMIŞIM

    * Konservatuvardan neden atıldınız?

    - Darbe zamanıydı ve siyasi işlerin içindeydik. Kanımız başka akıyordu o zamanlar. “Yemek boykotu, o boykotu, bu boykotu” derken dikkat çektik. Devrimcilik yaptık kısacası. Bir de çok faşist bir korno hocam vardı, beni yönetime “İşin başını bu adam çekiyor” diye ihbar etmişti, attılar. Ama şimdi iyi ki atılmışım okuldan diyorum.

    * Neden?

    - Çünkü okulu bitirmiş olsaydım, şu an büyük ihtimalle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda korno çalıyordum! (Gülüyor) Şimdi ben okul kuruyorum.

    * Nerede?

    - Cihangir’deki SASİN Film’in ofisinde. Şirketin yerini müzik okulu yaptık.

    * Hangi dersler olacak bu okulda?

    - Solfej, şan, piyano, bağlama, gitar ve keman dersleri olacak. Şimdi bir de küçükler için bale sınıfı açmayı düşünüyorum.

    * Bu müzik okulu işine daha önce neden el atmadınız?

    - Evet, geç kaldım. 5-10 yıl önce yapmam gereken bir şeydi. Kısmet diyelim...

    * Albüm çıkarmayı düşünmüyor musunuz?    

    - Aslında annemin türkülerinden oluşan bir albüm yapmayı düşünüyorum. Belki ismini de “Annemin Türküleri” koyarım. Ama bir taraftan da anneme albüm yapmaya hazırlanıyorum. Bir de kendi bestelerimden oluşan bir albüm projem var...

    ÖZCAN KONUK OYUNCU MU?

    * Özcan Deniz’in canlandırdığı Murat karakteri, “Karagül”ün ilk bölümünde Fırat Nehri’ne düşüyor. Özcan Bey dizide konuk oyuncu muydu?

    - Murat ilk bölümde Fırat’a düşüyor ama sonraki bölümlerde ölmediği anlaşılıyor. Yani gelecek bölümlerde dizide yeniden göreceğiz onu.

    SPIELBERG VE HANKS’İN FİLMİ 1 YIL ERTELENDİ

    * Yavuz Bey, Steven Spielberg ve Tom Hanks’in yapımcılığını üstlendiği bir filmden teklif aldığınız haberleri çıkmıştı. O proje ne durumda?

    Yavuz Bingöl: Evet, İsrail-Filistin meselesini anlatan bir filmdi. Ben de Filistinli bir adamı oynayacaktım ama Ortadoğu’daki Arap Baharı yüzünden film bir yıl ertelendi. Uzun zamandır mail’leşmiyoruz. Ne durumdayız bilemiyorum.


    EBRU’NUN ÇOCUĞU ÖLMEDİ

    * Ece Hanım, siz dizide Ebru’yu canlandırıyorsunuz. Nasıl biri Ebru?

    Ece Uslu: Aristokrat bir aileden gelen, babası tarafından sevgi görmüş ama baskıyla yetişmiş bir kadın. Fransa’da eğitim görüyor küçükken. Sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a dönüyor ve Özcan Deniz’in canlandırdığı Murat’la tanışıp evleniyor. Üniversiteyi yarım bırakıyor. İlk çocuğunu doğum esnasında kaybediyor. Aslında kaybettiğini zannediyor.

    * Nasıl yani?      

    - Murat’ın kardeşi Kendal’ın oğlu engelli. O yüzden Murat, bebeği gizlice kardeşine veriyor. Ebru da çocuğunu öldü zannediyor. Kocasının bir gün Halfeti’ye gidip dönmemesi üzerine olaylar başlıyor.

                                                    

    Her türlü hakkı saklıdır.

    Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
    09/04/2013 - 8:46
    hep aynı senaryolar al biraz asmalı konaktan, al biraz, kalbim seni seçti den, biraz da diğer dizilerden yap bir kover al sana tencit pilavı diziler. bıktık aynı konulardan yeter artık Türkiye kurtulsun bu aynı dizi sendromundan akşam kuşağında pembe dizi izletiyorlar.
    Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
    07/04/2013 - 7:51
    ikisi de çok yaşlandı.Malesef reyting alacak tazelikte ve güzellikte değiller artık..
     ADnet  
    Reklam için
    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding