Hepsi oyuncu oluyor

Güncelleme Tarihi:

Hepsi oyuncu oluyor
Oluşturulma Tarihi: Ekim 19, 2012 00:00

Hepsi kızlarından Yasemin Yürük, oyunculuğa soyundu. Gruptan arkadaşı Eren Bakıcı’yla birlikte BKM’de oyunculuk dersleri alan genç şarkıcı, şimdi “Esir Şehrin Gözyaşları” dizisinde rol alıyor. Yürük’le hem bu gruptan bağımsız ilk işini hem de Hepsi’nin akıbetini konuştuk...

Haberin Devamı

Yasemin Hanım, oyunculuk size iyi gelmiş, imajınız da değişmiş... 

- Evet, Hepsi olarak bir durulma dönemine girmiştik. Diziyle birlikte yeniden spor yapmaya başladım, beş kilo verdim.

Neden durulma dönemine girdiniz?

- Hepimizin yaşı büyüyor. İlk çıktığımızda ben 18 yaşındaydım, şu an 26’yım. Doğal olarak fikirlerimiz, hayata bakışımız değişiyor, yapmak istediklerimiz farklılaşıyor. Şimdi de oyunculuk yapmak istediğimize karar verdik.

Üçünüz de mi?

- Hepimiz aynı şekilde kendimize yatırım yapmaya başladık. Ben ve Eren (Bakıcı) BKM’ye gittik, Yılmaz Erdoğan’dan ders aldık. 1,5 sene orada çalıştık.

HEPSİ DAĞILMAZ

Müzikle yollarınız ayrılmış mı oldu bu durumda?

- Hayır, müzik bitmiş değil. Yakında yeni projelere de başlayacağız ama ben şu anda oyunculukla ilgileniyorum ve ona yoğunlaşmış durumdayım.

Hepsi’nin dağılması söz konusu olabilir mi?

- Yok, olmaz. Mesela Cemre (Kemer) deminden beri arıyor “Röportajın nasıl geçti?” diye. Birbirimize hep destek veriyoruz. Zaten çok eski arkadaşız, aramızda kıskançlık olmaz.

Çıkış yaptığınızda 18 yaşındaydınız. O dönem müziğinizle küçük yaştaki dinleyicilere hitap ediyordunuz. Bu nasıl bir sorumluluk yükledi size?

- Biz büyüyoruz ama onlar da büyüyor. Tabii ki onlara karşı sorumluluklarımız vardı, kıyafetlerimize, kliplerimize, danslarımıza dikkat etmemiz gerekiyordu.

Siz ne tür müzikler dinlersiniz?

- Daha çok yabancı ve rock ağırlıklı müzikler dinliyorum. Şu aralar Fink’e takmış durumdayım.

SAHNEDE KIZLAR OLMAZSA KENDİMİ ÇIPLAK HİSSEDERİM

Solo albüm yapmayı düşünmüyor musunuz?

- Yok, yanımda kızlar olmadan sahneye çıkmam. Onlar yokken çıplak hissederim kendimi. Sahne bambaşka bir şey, orada çok özgürsünüz. Bu özgürlüğü sevdiğim iki arkadaşımla paylaşmak, dünyada hiçbir şeye değişemeyeceğim büyük bir mutluluk.

Grup olarak zaman içinde nasıl bir değişim yaşadınız?

- Giyimimiz değişti. Tercih edeceğimiz diziler bile değişti. Bize sürekli dans eden, şarkı söyleyen kız rolleri geliyordu. Ben de bunu istemediğim için bu kadar bekledim zaten. Onu daha önce yaptım, kendimi tekrarlamamın bir anlamı yoktu.

DAHA KADIN HİSSEDİYORUM

Evet, giyiminiz değişmiş, önceden daha çok spor kıyafetlerle rastlıyorduk size...

- Yaş büyüdükçe daha kadın hissetmeye başlıyorsun. Ben o çocukluktan çıkma dönemini aynada gördüm.

Bu arada siz küçükken de tiyatro oyuncusu olmak istiyormuşsunuz, doğru mu?

- Dedem tiyatrocuydu, ben de çadır tiyatrosunda büyüdüm. Oradan gelen bir istek vardı. Aslında hem oyuncu hem de balerin olmak istiyordum. Dedem “Bale yapacaksan konservatuvara girmelisin” dedi, ben de sözünü dinledim. İyi ki dinlemişim.

Ne gibi artıları var konservatuvarın?

- Vücut dilinizi çok rahat kullanabiliyorsunuz.

OYUNCUYUM DEMİYORUM

Gelelim “Esir Şehrin Gözyaşları”na. Bu projeye dahil olmanızda neler etkili oldu?

- Bu diziyle ilk kez gruptaki kızlardan bağımsız bir iş yapıyorum. Diziyi Çağatay Tosun çekiyor, senaryo ve oyuncular da çok iyi. Böyle bir projeye tercih ediliyorsam vardır bir hikmet deyip kabul ettim. Açıkçası çok mutluyum ve kendimi çok şanslı hissediyorum.

Cemre ve Eren ne tepki verdi dizide oynayacak olmanıza?

- “Çok şanslısın” dediler.

Bundan sonra sizden ‘oyuncu’ diye mi bahsedeceğiz?

- Ben kendime oyuncu demiyorum açıkçası. Oyuncu olma yolunda ilerlemeye çalışıyorum. Sette çok şey öğreniyorum. Kulaklarım açık, herkesi dinliyorum.

“Gruptan bağımsız ilk işim” dediniz. Setin ilk günü onlardan uzak olmak size neler hissettirdi?

- Ah, ilk gün inanılmaz heyecanlıydım, kalbim küt küt atıyordu. Bir yandan Eren’i aradım, bir yandan Cemre’yi. Onların yokluğunu hissediyorum ama bunları kendimiz için yapmamız gerekiyor.

ÇOK KONUŞTUĞU İÇİN ERKEKLER FİGEN’DEN KAÇIYOR

Dizide Figen’i oynuyorsunuz. Çok konuşkan ve deli dolu bir kız gibi duruyor ama onu bir de sizden dinleyelim...

- Dediğiniz gibi deli dolu bir kız. Modacı. Ferhat’ı (Yiğit Özşener) ilk gördüğü anda aşık oluyor ve aşkı giderek büyüyor. Biraz patavatsız bir kız. Çok fazla konuştuğu için erkekler ondan kaçıyor.

Bu ikilinin aşkı şimdilik imkânsız görünüyor ama çıkmadık candan umut kesilmezmiş...

- Aynen öyle. Figen, Ferhat’ı kazanmaya çalışacak. Şimdilik umutsuz gözüküyor ama ileride neler olur bilmiyorum.

Sette sizi zorlayan anlar oluyor mu?

- Sesimi yükselttiğim, sinirli olmam gereken bir sahne vardı. Onu çekerken zorlandım, Çağatay Hoca’dan yardım aldım. Çağatay Hoca oldu diyorsa olmuştur...

Haberin Devamı

BENİM FELSEFEM YAŞAYARAK ÖĞRENMEK

Şu ana kadar yaptığınız işlerden pişmanlık duyduğunuz oldu mu?

- Asla. Hiçbir şeyden pişman değilim, yaptığım her şey için “İyi ki de yapmışım” diyorum. Benim felsefem yaşayarak öğrenmek, annem bunu öğretti bana. İyi ki Hepsi grubundayım, iyi ki şu an oyunculuğa soyundum. Ben şu an geleceğime yatırım yapıyorum. Sette de aslında bu işi istediğimi hissettim. Çalışmayı çok severim, haftanın her günü çalışabilirim. Hatta setim olmayınca üzülüyorum, seti ziyarete gidiyorum.

Haberin Devamı

BALE ÇOK NANKÖR

Uzun yıllar bale eğitimi aldınız, özlemiyor musunuz baleyi?

- Özlüyorum bazen... İnanın bale o kadar nankör bir meslek ki, bir hafta yapmadığınızda vücudunuz hemen kendini bırakıyor, esneklik gidiyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!