Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
22 Ekim 2014 Çarşamba 04:38

 ADnet  
Reklam için
 Magazin
Önceki Haber     Sonraki Haber

Film gibi bir hayat hikayesi

 
"Havva ve Su" adlı ilk albümünü piyasaya çıkaran Sibelle'nin yani Sibel Metin'in hayat hikayesi tam bir Türk filmi...

Sibel Metin fotoğrafları için tıklayın

"Havva ve Su" adlı ilk albümünü piyasaya çıkaran Sibelle’nin yani ünlü Sibel Metin’in hayat hikáyesi tam bir Yeşilçam filmi... Gazoz şişeleri satarak okul harçlığını çıkaran Sibel Metin, şimdi Türkiye’nin sayılı işkadınlarından...  Ayrıca Metin, Keanu Reeves ve Charlize Theron gibi Hollywood starlarının estetik doktoru İsviçreli Roland Ney’le evli...

Havva ve Su adında ilginç bir albüm çıkardınız. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

- Bursa doğumluyum. Annem ve babam tiyatrocu. Çocukluğuma dair ilk hatırladığım şey, acı yıllar.

Neden acı yıllardı?

- Çok çağdaş ve modern bir ailem vardı ama mutsuzlardı. Çok geçmeden boşandılar. Annem, kardeşimle beni tek başına büyüttü. Babamın hayatında bütün kötü alışkanlıklar vardı. Kumar, alkol, kadın her şey vardı. Mesela büyük kumar oynardı, her oyunundan sonra da eve haciz gelirdi. Elimizde bavullarla kapı önünde onu beklerdik. Evde oturacak koltuk bile kalmazdı.

Okul günlerine dair neler hatırlıyorsunuz?

- Benim hayatım boyunca hiç harçlığım olmadı. Hafta sonları kola şişelerini toplar, onları bakkala götürür, iade parası alırdım. O paralarla bir haftayı geçirirdim. Burslu okudum. Zor şartlar altında ortaokulu ve liseyi bitirdim. Amacım tıp fakültesine girmekti. Olmadı ve Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı’nı kazandım. Üniversitede okurken Bayındırlık Müdürlüğü’nün sınavlarını kazandım ve mütercim kadrosuna girdim. Hem okuyor, hem de rehberlik yapıyordum. Derken bir gün tıp fakültesinde okuyan biriyle tanıştım, hemen evlendim. Ve mecburi hizmet için Kars’a gittik. Eşim devlet hastanesinde çalışırken, ben Bayındırlık Müdürlüğü’nün protokol görüşmelerinde mütercimlik yaptım. Kars’ta geçen iki yıldan sonra İstanbul’a geldik. Ama Kars’taki günlerimi özler olmuştum. Eşimin ailesiyle resmen cemaat halinde yaşardık. Pantolon giymem, etek giymem her şey yasaklanmıştı.

Asıl cehennem hayatı İstanbul’a gelince başlamış!

- Kesinlikle... Bu arada ikinci üniversiteye girdim. Bayındırlıkta çalışıyordum ama bana yetmiyordu. Bir gün bir gazetede "Rusça bilen eleman aranıyor" ilanını okudum. Aradım, hemen görüşmeye çağırdılar. Korkmadan gittim. Gözümü karartmıştım. Görüşme sırasında bayındırlıkta kazandığım paranın dört mislini teklif ettiler. Şaka gibiydi. Hiç düşünmeden kabul ettim ve uluslararası bir taşıma şirketi olan kurumda, Uzakdoğu departman müdür muavini olarak işe başladım. Bir buçuk yıl sonra da yönetim kuruluna girdim. Sonra oradan ayrıldım ve KTT adında kendi uluslararası taşımacılık şirketimi kurdum. 

Nasıl kurdunuz?

- Oturduğum masa ve sandalyeyi bile borçla alarak başladım. Türkiye’de bu işi yapan ilk Türk firması ben oldum. Çok hızlı ilerledim. Şu an 52 çalışanım, 95 ülkede acentalıklarım var. Dünya çapında bir firmayız.

/_newsimages/4560693.jpg Bu arada ne yaptınız, kocanızı boşadınız mı?

- Evet, ama çok zor oldu.

Neden?

- Ayrılmak istemedi, çok çektim. Hayatımın acılarını yaşadım, öyle söyleyeyim.

Neler geldi başınıza?

- Ayrılmak istediğimi söylediğimde, tüm aile "Bizde evlilik ölene kadardır" dedi. Beni rahat bırakmadılar. Evden taşındım, arkamdan geldiler, tehdit ettiler. Mahkemeye başvurdum, beni kaçırdılar. Bir sürü şey oldu anlayacağınız.

Kaçırdılar mı?

- Evet. Ama ben ellerinden kurtulmayı başardım. Eğer kaçamasaydım kesin ölmüştüm. Neyse bunu şimdi anlatmak istemiyorum.

Merak ettim, nasıl kurtuldunuz?

- Arabadan attım kendimi... TEM otoyolundaydık. O zaman sürekli tıkanan bir yol değildi. İş çıkışı beni kaçırdılar. Kaçırdıklarında hava günlük güneşlikti. Kızım da yanımdaydı, onu ayrı arabaya aldılar, beni ayrı arabaya... Ellerim, ayaklarım bağlı. Tıpkı filmlerdeki gibi. Beni tehdit ediyorlar diye poliste şikayetlerim bile vardı. Hatta kaçırdıkları gün yanımızdan polis geçti. İmdat diye bağırınca arabayı durdular. Polis ne oldu diye yanımıza geldi, ama eşim "karım" dediği için hiçbir şey yapamadılar. Neyse günlük güneşlik olan hava, akşam saatlerinde dona çevirince, TEM yolunda kaza olmuş. Trafik sıkışınca kendimi arabadan attım, hayatımı kurtardım. Bu konuda başka bir şey
anlatmak istemiyorum.

Kızınıza kavuştunuz mu?

- Evet... Kızım benimle yaşıyor. Zaten eski eşim lösemiden vefat etti.

Peki... İki üniversite, kariyer, işkadınlığı falan derken şarkıcı olmak nereden çıktı?

- Çok seviyorum şarkı söylemeyi. Beste de yapıyorum. Bir gün bu bestelerimi müzisyen arkadaşlarıma dinlettim. Çok beğendiler ve bu şarkıları bir albümde toplamamı istediler. Derken öyle bir aşamaya geldi ki yapmak zorunda kaldım.

Neden zorunda kaldınız?

- Bestelerimin çoğunu uykudan uyanıp yapıyordum. Rüyamda bir orkestra çalıyor ve ben bir şarkı söylüyordum. Sabaha karşı 3’te kalkıp yatakta şarkı söylüyor, sonra onu kaydediyordum. Sonunda içimdeki orkestrayı serbest bıraktım.

Peki tarzınız nedir?

- Sibel tarzı... Ben gezmeyi, yeni kültürleri tanımayı çok severim. Oralarda etkilendiğim her tınıyı şarkılarıma yansıtırım. Böylece etnik bir tarz oluştu. Hedef kitle diye bir şey de düşünmedim. Kimin hoşuna giderse dinlesin, bu bana yeter.

Hollywood yıldızlarını güzelleştiren adamla evli

n Gelelim biraz da özel hayatınıza. İkinci eşiniz İsviçreli Roland Ney, dünyaca ünlü bir estetik uzmanı. Hollywood yıldızlarının kapısında beklediği bir isim... Kendisiyle nasıl tanıştınız?

- Annemin ellerinde birtakım lekeler oluşunca onu check-up için İsviçre’ye götürdüm. Doktorumuz Roland’dı... Kendisiyle böyle tanıştık. Bizimkisi ilk görüşte aşk diyebiliriz. Asla evlenmeyi düşünmüyordum ama tanıştıktan bir yıl sonra evlendik.

Estetik uzmanı bir eşe sahipsiniz, hiç yaşlanmayacaksınız...

- Eşim Avrupa’da botoksu ilk uygulayan kişi... Şimdi de vücudunuzdan hücre alıp, o hücreyi çoğaltarak yüzünüzün /_newsimages/4525295.jpgbelirli bölgelerine enjekte etme tekniğini uyguluyor. Bu gençleşmek adına yeni bir teknik ve bulan da eşim. Ben de denedi. Sonuç müthiş.

Derdim şöhret olmak değil

Neden albüm çıkardınız, derdiniz şöhret olmak mı yoksa?

- Benim derdim şöhret olmak değil. Şarkılarımı insanlar sevsin istiyorum. Bir yerden geçerken ya da kapı aralığından benim şarkılarım duyulsun istiyorum. İşte o zaman dünyanın en mutlu insanı olacağım. Gençken bir şeyler yapmak için hayatınızdan ödün veriyorsunuz. Şimdi benim maddi gücüm var. Her şey daha kolay ve daha kalıcı olacak.


  Yorum Sayısı 3 / 4     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>     Yorum Analiz >>
Diğer Yorumlar
Camilla Parker ('camilla' tüm yorumları) 05/12/2007 - 14:54
Bence isin icinde is var :P
Yorum Değerlendirme
%0 %0 %0 %0 %0
Çok İyi İyi Normal Kötü Beğenmedim
Tuncay Demir ('intruder' tüm yorumları) 05/12/2007 - 13:15
bir sonraki albüm adem ve su olabilir!
Yorum Değerlendirme
%0 %0 %0 %0 %0
Çok İyi İyi Normal Kötü Beğenmedim
meryem fide ('meryemfide' tüm yorumları) 05/12/2007 - 11:21
ne diyelim başarılarınızın devamını dileriz..gerçekten azminize hayran kaldım..
Yorum Değerlendirme
%0 %0 %0 %0 %0
Çok İyi İyi Normal Kötü Beğenmedim
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.com.tr sorumlu tutulamaz.
  Yorum Sayısı 3 / 4     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>     Yorum Analiz >>
Diğer Yorumlar
Diğer Haberler
 ADnet Reklamları Reklam vermek için tıklayınız    
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH