Nazar Değmesi

Nazar, Arapça’da bakış demektir. Türkçe’de de aynı manada kullanılır.


Nazar değmesi

Bu umumi manasının dışında, yaygın bir inanışı dile getiren bir terim olarak “Nazar Değmesi”, az çok herkeste bulunan, mavi gözlü kimselerde daha fazla bulunduğuna inanılan ve böyle kimselerin bakışlarından fırlayan zarar verici, çarpıcı ve öldürücü güç anlamındadır.

Cahiliye Arapları arasında “Nazar Değmesi” son derece yaygın bir inanıştı. Nazarın değmesi konusunda bazı kimseler çok mahir idiler.

Bilhassa Beni ESED içinde bu özellikte insanlar çoktu. Hatta onlardan biri, semiz bir deve veya yağlı bir sığır gördüğü zaman, cariyesine “Ey cariye, evden ölçeği ve paraları al, şu hayvanın etinden bize et getir” der. (O sırada) hayvanlara nazar değer. Cariye, efendisinin dediklerini evden alıp ayrılmadan hayvan, yere düşer, boğazlanır.

Cariye de onun etinden satın alır, getirirdi. Cahiliye Arapları, bir kimse hasedlikle ve düşmanlıkla birine bakınca, o bu bakış sebebiyle hasta olurdu. Onlar bunun için “Falana nazar değdi” derlerdi.

Rivayete göre Araplardan bir kimse,iki veya üç gün yemek yemez, aç kalır. Sonra çadırın perdesini kaldırır, beklerdi. Oradan bir deve veya bir koyun geçerken görürse: “Bugün bu deveden daha güzelini görmedim” derdi. Böyle dediği hayvan, birkaç adım atar ve hemer düşer ölürdü. Bir Arap şairi şöyle der:

Bir (toplantı) mahal(linde) karşılaşınca nazar ederek bakışınca, basılan yer ayaklarının altından kayıverir.

İbn Abbas, bir topluluğa uğrayınca bakışlarıyla kendisini tehdit edenler için şu şiiri söylemiştir:

(Onlar) bana kızarmış gözlerle, keçinin kasabın (elindeki) bıçağına baktığı gibi bana keçi bakışıyla baktılar (yani korkak ve ürkek şekilde…)

Bunlardan açıkça anlıyoruz ki, “Nazar Değmesi” Cahiliye Araplarının çok yakından ilgilendikleri ve tesirinden korktukları, öldürücü ve çarpıcı bir güçtür. Onlar bunu sadece bilmekle kalmıyorlar, onun tekisinden korunmak için de birtakım tedbirlere başvuruyorlardı. Bunların başında Temaim” adı verilen nazarlıklar geliyordu. Ayrıca nazarı dokunan kimseye bir kap içinde ellerini, ayaklarını ve izarının altını yıkamasını söylerler, o da yıkar, bu yıkantı suyu, nazara uğrayan kimsenin üzeine dökerek, böylece nazardan kurtulunulacağına inanıyorlardı. Ayrıca Rukye (okumak) de yapılıyordu.

Nazar değmesi inancı hemen bütün ülkelerde, kendine has özellikler içinde görülmektedir. Dün olduğu gibi bugün hâlâ Avrupa’da özellikle İtalya’da, Balkanlar’da ve Rusya’da rastlanmaktadır. Hatta Schwab’larda (Güney Almanya) çocukların alınlarına, nazar değmesin diye insan pisliği sürüldüğü kaydedilmektedir.

Ülkemizde de, her bölgede nazar inancı yaygındır. Gök mavisi rengindeki gözün bakışının değmesi ihtimalinin daha büyük olduğuna inanılır. Bunun için de gök mavisi şeylerle nazar değmesinden korunulacağı düşünüldüğünden mavi boncuğa önem verilir. Mavi boncuk, nazarlık olarak kullanılır. Bundan başka ülkemizde nazar değmesinden korunmak için yeşil kahve tanesi, eski para, kurşun, çitlenbik kabuğu ve at nalı gibi şeyler de nazarlık olarakkullanılır. Bu nazarlıklar, kullanıldıkları yere göre değişik şekillerde asılır ve dikilir. Mesela, çocukların omuzlarına dikilir, hayvanların alınlarına yahut boyunlarına asılır, evlerin veya binaların giriş kapılarına konur. Yine ülkemizde nazardan korunma adetleri arasında sıkça görüleni, nazara uğrayana kurşun dökülmesi, başının üstünden dua ile çevrilmiş tuzun ateşe atılarak patlatılması, üzerlik otunun yakılarak dumanıyla tütsülenmesi gelir. Bunlar yapılırken, kendilerine has özel tekerlemeleri de unutulmaz. Şöyle ki; tuz patlatırken: “Nazar bozara / Nazar edenin iki gözü bozara” enir. Üzerlik out tütsülenirken de: “Elemtere fiş / Kem gözlere şiş üzerlik out çatlasın / Nazar eden patlasın.”

Bazı yörelerde nazar değmesinden korunmak için, nazarından korkulan kişi, çocuğu gördükten sonra, hemen çocuğun yüzü yıkanır, elbiseleri değiştirilir. Hatta dışarı giderken çocuğa siyah lekeler sürülür.

Yrd. Doç. Dr. Ali Çelik tarafından hazırlanmış olan, İslam’ın kabul veya reddettiği “Halk İnançları” adlı kitaptan “Nazar Değmesi” başlıklı bu bölüm aynen alınmıştır.

Kitap, köpeklerin ulumasından uğur taşlarına, göz seğirmesinden bazı hayvanlarla ilgili inançlara kadar uğurlu, uğursuz, yolculuk, ölüm, yiyecekler gibi çok çeşitli adet ve inançları biraraya toplamış. Ve bütün bunlara İslam’ın nasıl yaklaştığını anlatmış, etkilerini değerlendirmiş. Kitabın iyi bir inceleme olduğu söylenebilir.



Burçlara Göre
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding