Hüseyin ÇaÄŸlayan nadir bir yetenek

Güncelleme Tarihi:

Hüseyin Çağlayan nadir bir yetenek
OluÅŸturulma Tarihi: Haziran 26, 2008 00:00

Pamela Golbin, ünlü modacımız Hüseyin Çağlayan'dan övgüyle söz etti.

Haberin Devamı

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen "Tasarım ve Üretimin Buluştuğu Moda Köprüsü" adlı konferansa katılmak için İstanbul'a gelen Louvre müzesinin tekstil ve moda bölümünün baş küratörü Pamela Golbin, ünlü modacımız Hüseyin Çağlayan'dan övgüyle söz etti.

Pamela Golbin (36) Louvre müzesinin tekstil ve moda bölümünün (Musée de la Mode et du Textile du Palais du Louvre) baÅŸ küratörü. 1997 yılından beri tekstil ve kostüm üzerine sergiler açıyor. Londra’nın ünlü Kraliyet Sanat Koleji’nde, Los Angeles Ä°lçesi Sanat Müzesi’nde ve New York Moda Teknoloji Enstitüsü’nde moda üzerine ders veriyor. Moda ve moda tasarımcıları hakkında kaynak kitaplar yazıyor. Golbin, 26-27 Haziran’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Merkezinde "Tasarım ve Ãœretimin BuluÅŸtuÄŸu Moda Köprüsü" temalı "Ä°stanbul Moda, Tekstil ve Hazır Giyim Konferansı ve Sergisi"ne konuÅŸmacı olarak katılacak. Gelmeden önce sorularımızı yanıtladı.Â

Haberin Devamı

 Modaya ve sanata uzak olanlara yaptığınız işi nasıl anlatıyorsunuz?

- Aslında ben Fransa’nın ulusal koleksiyonlarından sorumluyum. Bizim için bazı kostümler Mona Lisa kadar deÄŸerli birer sanat eseri. Ä°ÅŸim Fransa’nın kostüm ve tekstille ilgili bu mirasını tanıtmak. Bunu genellikle sergi düzenleyerek yapıyorum.Â

Hürriyet
 Modada sınırlar kalkıyor, tüm dünya global bir köy oluyor, herkes dünyada olup biten her şeyden etkileniyor fikrine ne kadar katılıyorsunuz?

- İnternet o kadar elimizin altında ki herkes aynı tür bilgilere kolaylıkla erişebiliyor. Ama bu herkesin takip ettiği bir standardın var olduğu anlamına gelmiyor. Modayı bu kadar özel yapan şey bu çeşitlilik ve yetenek olarak adlandırılan evrensel özgünlüğe fırsat vermesi.

Diğer taraftan da sivrilmek ve farklı olabilmek için yerel değerleri önemsemek gerektiği söyleniyor... Bu işin bir formülü var mı?

- Modanın tek bir dili yok maalesef. Ä°steyen yerel kültürüyle hareket eder, isteyen tam tersi yönde evrensel bir lisan konuÅŸur. Ä°steyen ikisini aynı anda yapar. Bu tamamıyla tasarımcının kendini tanıtmak istediÄŸi yol ya da olmak istediÄŸi yerle alakalıdır. Åžimdilerde garantili baÅŸarı çok zor.Â

Haberin Devamı

Yves Saint Laurent’ın moda geçicidir kalıcı olan stildir, lafına ne kadar katılıyorsunuz?

- Sonuna kadar katılıyorum. Ama Vogue ve Harper’s Bazaar dergilerinin baş editörü Diana Reeland’ın şu sözünü daha çok seviyorum: "Moda gelip geçer ama zarafet bir gerekliliktir. Modanın güzel  tarafı da bir döngü oluşudur. Gelenler mutlaka gider. Ama giden şeyler her zaman  modaya geri döner. Yani yaşam ve ölüm döngüsü günlük hayatımızda tekrar eder. İşte bu yüzden moda bu kadar güçlüdür."

Lüks sektör ve fast fashion yapan hazır giyim markaları arasında ciddi bir uçurum var. Zara’nın sunduğu moda ile Balenciaga’nın sunduğu modayı karşılaştırabilir misiniz?

- Aslında günümüz moda endüstrisinde en önemli ÅŸey modanın ne olabileceÄŸine dair çok farklı tanımlar olması. Moda lüks de olabilir, herkes için de olabilir. Ä°ster Zara ister Balenciaga olsun herkes kendi sektöründe endüstrinin limitlerini zorluyor. Balenciaga deneysel modanın sınırlarını zorlarken, Zara kitlesel pazarı kullanıyor. Ama o pazarı ele geçirmek için bütün engelleri ve limitleri zorluyor.                           Â

Haute Couture’ün geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Valentino, Yves Saint Laurent gibi devleri de birbiri ardına kaybettik... Onlar gibileri gelecek mi?

- Tüm dünyadaki müşteriler yüksek modanın sunduğu hizmet ve kişiye özel giysileri daima talep edecektir. Açıkçası Yves St Laurent aramızdan ayrılmıştır, onunla birlikte yüksek modaevinin devri bitmiştir, aynısı Valentino için de geçerlidir. Ama onların mirası gelecek kuşakların günümüzde neler yapılmış olduğu hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olacaktır. Ayrıca bu modaevlerinin çalışanları da emekli olmayacak, yeni modaevleri için çalışmayı sürdüreceklerdir, bu nedenle gerçekleşecek olan yenilikleri eski yetenekler mümkün kılacak, onların yerini alan yeni yetenekler de daima var olacaktır. Yüksek moda dünyada küçülüyor gibi gözüküyor. Bir mutasyon döneminde olduğumuzu düşünüyorum, bu nedenle aynı olmayacaktır, farklı olacaktır fakat var olacaktır.

Haberin Devamı

<HürriyetB>Dünyada haute couture kullanıcıları da gitgide azalıyor. Türkiye’de haute couture modacılardan çok eski usül terziler rağbet görmeye başladı. Sizin gelecek hakkındaki düşünceleriniz neler?

- Terziler çok önemlidir. Bu sadece kadınların değil, erkeklerin de uygun kumaşları seçmesini, vücutlarına neyin en uygun olduğuna karar vermesini ve moda ve kıyafetlere çok farklı bir yaklaşımla bakmasını sağlayan bir kültürdür. Fransa’da 1960’lı yıllara kadar herkesin bir terzisi vardı. Çünkü hazır giyim diye bir şey yoktu. Haute Couture ürünleri kendi ihtiyaçlarına göre uyarlarlardı. Bunun diğer ülkelerde hálá devam ettiğini duymak güzel. Çünkü terziler geleceğe elçilik yapıyorlar. Gelecek nesillere aktarılacak bilgilere sahipler.

Moda sanat deÄŸildir

Haberin Devamı

Modanın sanatsal bir anlatımı olabilir ama modanın bir sanat olduğuna inanmıyorum. Moda bir sanayidir. Koleksiyonların yılda en az iki kez belirli tarihlerde alıcılara sunulması gerektiği için modanın çok kalıplaşmış kuralları vardır. Tüketicilerin dikkate alınması gerekir. Sanat ise sınırsızdır. Modanın giyilebilmesi gerekir. Kıyafetler vücut için yapılır. Vücudun iki kolu, iki bacağı ve bir başı bulunmaktadır ve bu sınırların dikkate alınması çok önemlidir. Senna Hall gibi bazı tasarımcıların söylediği gibi moda bir zanaattir ve burada bilgi ve el becerisi çok önemlidir. Fakat işin sonunda satış yapması gereken bir sanayidir.

Fransa’nın en genç küratörü

Peru’da doğdum. Annem Şili’li, babam Fransız asıllı. Çocukluğumun çoğunluğu Güney Amerika’da geçti. Ailemin de teşvikiyle küçük yaştan itibaren sanatla ilgilendim. Benim için tatil demek müze gezmek demekti. Büyükannem Yves Saint Laurent’ın işletmecisiydi ve 12 yaşında orada haute couture konusunda staj yaptım. Musee de la Mode’a ise 16 yaşında girdim. Yine stajyer olarak. Yani 1988’den beri buradayım diyebilirim. Ne olduğunu bilerek sanat tarihi okudum. Sanat tarihi eğitimimi Columbia Üniversitesinde yaptım. 1993’te Musee de la Mode’daki küratörlük görevimi aldım. Fransa’daki en genç küratör bendim. Geçen sene baş küratör oldum.

Konferansta ne anlatacağım

Konferansta  "Gelecekte Tasarım ve Yeni Eğilimler - İleriye Bakış"  konusunda moderatörlük yaparken "Anadolu’daki Tekstil Sanatı ve Moda Kültürü"  konusunda da konuşmacı olarak görev alıyorum. Moda dünyasında kuvvetli bir oyuncu olmak istiyorsanız  ülke olarak söyleyecek bir sözünüz olmalı. (www.istanbulfashionconference.com)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!